Hemşireler tlfnlarından başlarını kaldırabilirse fark edip hastanın üstünü örtüyorlar aksi halde hasta tüm mahrem yerleri açık öylece yatıyor. Yoğun bakımlar kalabalık servisler ve günde bir defa ziyaretçi kabul ediliyor. Yani başkalarının görme durumuda olabiliyor maalesef.
Çok haklı bir şeye değiniyor hanımefendi. Benzer bir tecrübeyi acı bir şekilde annemin yoğun bakımda kaldığı zaman büyük bir çaresizlikle tecrübe etmiştim. Yoğun bakımda da hastalar çıplak yatıyor, üzerlerinde sadece bir çarşaf var ve o sürekli açılıyor!..
ASIL TRUMP NE İSTEDİYSEK YAPTI
Oval Ofis’te yaptığımız mülakatta ABD Başkanı Trump’ın söyledikleri sanıyorum ikinci döneminin Türkiye’de en çok gündem olan ve tartışma yaratan açıklamaları oldu.
Sadece bizde de değil tabi… Washington, Tel Aviv ve Atina’da da ses getirdi.
Şu saydığım üç başkentte infial yaratması sürpriz değildi. Fakat Türkiye’ye verilen “müjdeler” arasında öyle birkaç şey cımbızlandı ki umarım son kez açıklanmaya değer.
*
Trump’ın sık sık kullandığı bir kalıp var. “Erdoğan hep benim yanımda oldu. Her istediğimi yaptı.”
Şimdi bunu bir açalım…
Trump’ın bu döneminde giriştiği iki büyük macera vardı. Herkese “tarafınızı seçin” dediği iki macera.
1- İsrail’in yanında durduğu Gazze meselesi. Erdoğan İsrail’in karşısında durdu mu? Durdu.
Gazze anlaşması için Hamas ile temasını sürdürdü mü? Sürdürdü.
Trump’ın anlaşması dağılmak üzereyken Hamas ile angaje olup hem Hamas’ın taleplerini koruyan hem de Gazze halkının ihtiyaçlarına acil karşılık verecek bir sürece soktu mu? Soktu.
2- İsrail’in yanında girdiği İran savaşı, hatta savaşları.
İkisinde de ABD saldırılarının karşısında durdu mu? Durdu. İkisinde de Trump “savaş” derken “barış” dedi mi? Dedi.
Günün sonunda hem İran hem ABD ile teması sürdürerek ulaşılan Mutabakat Zaptı’nda hem Trump’ın hem de arabulucuların övgüsüne layık görüldü mü? Görüldü.
*
Şimdi…
Trump özellikle Erdoğan’ın Gazze anlaşmasını son anda ipten almasını asla unutmadı. Trump için bu “harbi” bir destekti.
İran meselesinde ise sürekli tekrarladığı “savaşın dışında kal dedim kaldı” meselesi ise şu:
CIA, savaşın aylar öncesinde PKK’nın İran kolunu silahlandırarak iç karışıklık sırasında içeriden işgal gücü olarak kullanma planlarındaydı.
Plan Trump’a sunulmuş, onay bekliyordu.
Bu süreçte devreye giren Erdoğan, kayıtsız kalmayacağını ve Türkiye’nin müdahalesinin kaçınılmaz olduğunu söyledi.
Trump’ın “savaşın dışında kal” dediği şey bu. Fakat olay örgüsüne bakarsak “PKK’yı kullanma” diyen Erdoğan. “Kullanmayan” Trump.
*
“Ne istediysek yapıyor” denince aklınıza iki liderden hangisi geliyor bilmem ama Trump…
-Geldiği gibi Suriye’den askerleri çekme emri verdi.
-Daha genel kabul görmemiş lider Şara ile “Erdoğan’ın isteği” üzerine buluştu. Bunu bizzat kendi söyledi.
-Suriye üzerindeki yaptırımları kaldırdı.
-İsrail’in Suriye’deki Türk varlığına muhalefetine “makul ol” emri ile ters çıktı.
-YPG/PKK’nın Suriye’deki özerklik hayallerine son darbeyi vurdu.
-Yaklaşık 10 yıldır silah gibi suratımıza tutulan Halkbank davasını düşürttü.
-KAAN savaş uçaklarının jet motorlarını Kongre’deki ve kendi hükümeti içindeki baskılara rağmen şahsi yetkisini kullanarak onayladı.
*
Bu liste sadece yaptıkları bu arada. Türkiye’nin kendi politikalarını izlemesine ses çıkarmazken, NATO’nun Batı kanadını yerden yere vurup aşağılarken Türkiye’ye ne karıştı ne bulaştı.
Hiçbir şey yapmasaydı dahi şu bile yeterdi.
*
Geriye kaldı F-35 meselesi…
Şayet Trump ile bunu da çözüp bir başka 10 yıllık meselemizi de tarihin tozlu sayfalarına gömebilirsek ben biraz da sosyal medya jargonuyla şunu derim:
Bir dönemden alınabilecek maksimum verim budur.
Gazze’de soykırım devam etmesine rağmen artık neden hiç gündeme girmediği sorusunun önemli cevaplarından birisi bu: İsrail, Gazze’de işlenen suçları belgeleyen ve dünyaya duyuran gazetecileri bir bir suikastle katlettiği için
Evet Viyana güzeldi ama benim İstanbul’um vardı! Bu sebepten yaklaşık 10 sene yaşadığım Viyana’yı bırakıp İstanbul’a geldim. Üstelik döndüğüm için bir kez bile pişman olmadım..
Rahmetli annem hayattayken “gereksiz yoruyorsun kendini, her bayram da yapmayı ver” dediğim şeyleri son iki senedir benim eksiksiz yapmam…Annelerimizin mekanı cennet ruhu şad olsun..🙏
Ya hakikaten düşünsenize sokağa çıkma yasağı ile evde nüfus memuru bekliyorduk bizi saysın diye. Adama çay falan ikram ediyorduk. Şimdi yapay zekadan ilişki tavsiyesi alıyoruz. Tüm bu değişim yirmi senede olmuş olamaz.
Babam da 76 yaşında KAAN’ın ilk deneme uçuşunda beni sevinçten ağlayarak aradı. Son bir yıldır emekli maaşından azda olsa her ay @tsk_gv bağışta bulunuyor. Sebebi; “çorbada tuzumuz olsun” diyor..🌿🤍❤️
Arkadaşlar konuya 19.yüzyıldan resimlerle cevap vereyim
Suyun rengini resimlerden de görebilirsiniz :)
Bir tarafta Ivan Aivazovsky bir tarafta Tissot :)
Breaking Bad dizisinde geçen bir bölümdü, "Bana dağıtılan elle oynamaya razı geldim."
Şule Gürbüz'ün "sonra üzerime bir tat geldi, halimi kabul geldi. Çok da
umursamaz oldum. Bu hayatı beğenir oldum. Bu hayatın kendisi bana olabilecek hayatların en mânâlısı geldi." dediği yer de burası. Bize daima daha iyi bir versiyonumuz var da, aksaklıklar, karşılaştığımız insanlar bizi bundan alıkoyuyor gibi bir algı yükleniyor. Oysa olup olabileceğimiz budur, bu kadarı da güzeldir. Sadece razı olmak gerekir. Bu da ancak sessizce olur.
“Nur topu günlerin kanına girdim.
Kutsi emaneti yedim, bitirdim.” diyor şair.
Geçici olduğu besbelli olan dertlerle veya hayatın içinde kaçınılmaz olan streslerle kendinizi yiyip bitirmeyin; hatırlatması olsun.
İyi haftalar