Bir insanın sağlığı yerindeyse, ailesi hayattaysa, geleceğe dair bir şeylerin hayalini kurabiliyorsa, dünyanın en zengin insanlarından biri olduğunu sık sık kendisine hatırlatması lazım.
Bir sürü maddi ve manevi imkana sahip olmasına rağmen bunu gösteriş malzemesi haline getirmeyen, sade ve sessiz bir hayatı tercih eden bir insan gerçekten çok olgun bi karaktere sahiptir.
@abdullahyuyucu hocam,hoca diyorum sizler topluma mal olmuş bizlere örnek olması gereken insanlarsınız.Yaşar hocanın ameldefteri kapanmış ne söylediklerinize cevap verebilir ne kendini savunabilir.Arkasından bu benzetmeyi yapmak ilimli bir hocaya yakışmaz.Unutmayın,Sizin ameldefteriniz hala açık
Bir psikolog olarak söyleyebilirim ki; Aşırı anlayışlı insanlar, diğerleri kırılmasın üzülmesin diye her şeyi içine atarlar. Alttan alırlar ama hiç beklemediğiniz anda silip atarlar. ve bunun asla geri dönüşü yoktur.
Eskiden sevdiğim insanlara hep daha affedici davranırdım. Kavga, gürültü ya da bir anlaşmazlık olduğunda “yarına çıkacağımız belli bile değil” diyerek hep yumuşatmaya, çabalamaya ve haklı dahi olsam bir yere kadar alttan almaya ve çözüm odaklı olmaya çalışırdım ama sonra farkettim ki ölüm sadece bana yoktu, onlara da vardı. Benim yarına çıkmama ihtimalim kadar onların da yarına çıkamama ihtimali vardı ve sonra dedim ki onlara dert olmayan, içini acıtmayan şey benim de olmamalı. Ölüm, yalnızca bana değildi; bizeydi. Bu acı gerçeği kendime hep hatırlattım ve olması gerektiği kadar çaba gösterip emek verdim, sonrasında da neyin devam ettiği, neyin etmediği ya da kimlerin hayatımda olup olmadığı her şeyi gösterdi.
Duygusal zekası yüksek kişiler herkesin kendileri gibi ince düşünceli ve derin gözlemci olduğunu düşünür. Bu da çoğu zamn hayalkırıklığı yaşamalarına neden olur. Çünkü günümüzde artık insanların çoğu yüzeysel… kimse derin bağlar kuramıyor.
Kasıtlı olarak fakirleştirilmiş ve eğitimsizleştirilmiş toplumlarda öfke de ahlaksızlık da şiddet de tavan yapar.
Sorunu başka yerde aramak vakit kaybıdır.
Bazı kişiler arkadaşlıkta çok fedakar olur. Morali bozuk olunca eğlendirir, derdi varsa dinler. Sorunu varsa çözer. Ama kendisi ihtiyaç duyduğunda yanında kimseyi göremez. Bu da insanlara Olan güvenini zedeler. Oysa herkes fedakarlığı hak etmez. Seçici olmak gerekir… yoksa hayalkırıklığı kaçınılmaz olur.
Karakter sahibiyseniz, duruşunuz varsa ve her rüzgara göre yön değiştirmiyorsanız, elbette düşmanınız da olur. Çünkü net olmak, herkesi memnun etmez. Sınırlar koyduğunuzda, çıkarına ters düştüğünüz insanlar sizi sevmemeye başlar. Doğruları söylediğinizde rahatsız olanlar çıkar. Ama bu kötü bir şey değildir. Aksine, kimin gerçekten sizinle olduğunu, kimin sadece işine geldiği sürece yanınızda durduğunu gösterir. Herkes tarafından sevilmek, çoğu zaman kendinden ödün vermek demektir. Oysa karakter, bazen yalnız kalmayı göze alabilmektir. Düşmanlarınız, yanlış yolda olduğunuzu değil; çoğu zaman doğru yerde, sağlam durduğunuzu gösterir.