3. "Mientras esperamos vivir, la vida pasa."
Aplazas todo para "cuando llegue el momento": el proyecto, el viaje, el cambio.
Ese momento perfecto no va a llegar. Solo tienes este.
Después viene un remedio muy concreto:
İstanbul Üniversitesinin eski Rektörlerinden , Cerrahpasa Tıp Fakültesinin emekli öğretim üyesi Değerli Bilim insani, Onkoloji hocamız Prof. Dr. BULENT BERKARDA'NIN yazısı . Okumanızı ve uygulamanızı önemle öneririm
Sevgiler.
💥NÖROPEPTİT💥
Düşünceler beyinde nöropeptit üretimini tetikler. Neşeli insan ile kederli insanın nöropeptitleri birbirinden farklıdır.
İyi şeyler düşünürsen iyi nöropeptitler üretirsin..
Bunlar kan yoluyla tüm vücuda yayılıp bağışıklık hücrelerini çalıştırır.. Bir tür enerji parçacığı gibi.
Hastalarıma neşeli insanlarla buluşmalarını, neşeli kitaplar okuyup komedi filmleri izlemelerini öneriyorum.
Norman Kazan’ın bir kitabı vardır; orada ‘kanseri hergün dört kere Şarlo filmi izleyerek yendim’ der..
Durduk yere kahkaha atarak da bilinçaltı kandırılabilir..
Hasta eğer mutsuzsa yine de neşeli filmler işe yarar mı?
Aslına bakarsanız sebepsiz de gülünebilir. Günde yirmi kere ‘Hahahahah’ diye gülebilir hasta durduk yere. Ama bunu şimdi kime anlatacaksın, bizim millet inanmaz böyle şeylere, şüphecidir. Halbuki beyin onu gerçek sanıyor. Şuur altı kanar. Ne dersen ona inanır..
Kahkaha atıp iyiyim de; iyiymişiz der.. Kötüyüm de; kötüymüşüz der..
İnsan vücudu bir gemi gibidir. Emirleri kaptan verir, makine dairesi emirleri yerine getirir. Bizde de kaptan beyindir. Bilinçaltı da makine dairesi..
Telkin çok önemli. Oturup günde on kere bugün çok iyiyim şükür de; karaciğerin, dalağın, akciğerin ona göre çalışır. Kaptan iyiyiz derse beyin iyi endorfin salgılar..
Onkolog Prof Dr
Bülent BERKARDA
GÖRSEL: Bülent BERKARDA
Alıntıdır
#ALINTIVEŞİİRSEL
#keşfetteyiz
#öneçıkar
#herkes
padişah portresi değil; Osmanlı’nın yeni yüzünün simgesidir. Sultan II. Mahmud 1808-1839 yılları arasında hüküm sürmüş, Yeniçeri Ocağı’nı kaldırıp (Vaka-i Hayriye), yerine modern orduyu kurması ve kapsamlı idari/kıyafet devrimleriyle ıslahatçı bir padişah olarak tarihe geçmiştir.
Topkapı Sarayı’nın içinde inşa edilen son yapı olan Mecidiye Köşkü, Osmanlı’nın klasik saray mimarisinden Avrupa etkili modern mimariye geçişin en çarpıcı örneklerinden biridir. Boğaziçi’ne bakan konumu, geniş pencereleri ve batılı çizgilere yaklaşan mimarisiyle
padişahın modernleşme tutkusu ile eski saray geleneklerinin zarif bir bileşimini taşır.
Tam da bu modernleşme ruhunu ziyaretçiye ilk anda hissettiren unsur, köşkün girişinde karşı duvara asılmış olan Sultan II. Mahmud’un büyük portresidir. Bu tablo, yalnızca bir
76 yaşında Richard Gere'in söylediği, yalnızca yaşlanmaktan korkanların değil, herkesin duyması gereken sözler…
Yaşlılık sadece kırışıklık değildir.
Sadece beyaz saç da değildir.
Kimlikte yazan bir sayı hiç değildir.
Asıl yaşlılık, hayatın peşinden durmadan koşmak yerine onu yaşamayı öğrendiğiniz andır.
Evet, beden değişir.
Yüz, gençlikteki gibi kalmaz.
Hareketler yavaşlar.
Ayna ise gerçeği her zamankinden daha açık gösterir.
Ama zamanın elinden alamadığı bir şey vardır:
Kalp.
Çünkü kalp, beden gibi yaşlanmaz.
İlk sevgiyi, ilk hayali, ilk acıyı, ilk kaybı ve dünyayı kucaklamak istediğiniz o ilk sevinci hep hatırlar.
Ruhun yaşı yoktur.
Yıllar geçtikçe belki de en önemli gerçeği anlarız:
Her yaş, yaşanması gereken doğru yaştır.
• 20'li yaşlar cesaret verir.
• 30'lu yaşlar inşa etme gücü kazandırır.
• 40'lı yaşlar insanı kendisiyle dürüst olmaya götürür.
• 50'li yaşlar derinlik kazandırır.
• 60'lı yaşlar bilgelik getirir.
• 70'li yaşlar ise artık kimseye bir şey ispat etme ihtiyacı duymayan huzuru sunar.
Her yaşın kendine özgü bir armağanı vardır.
Yaş almak bir yenilgi değil, bir ayrıcalıktır.
Çünkü herkes saçlarının beyazladığını göremez.
Herkes çocuklarının büyüdüğüne tanıklık edemez.
Herkes yeni bir baharı karşılayamaz.
Herkes sabah uyanıp, "Ben hâlâ buradayım." diyemez.
Çoğu zaman zamana karşı savaşırız.
Kırışıklıkları gizleriz.
Yaşımızdan utanırız.
Eski fotoğraflarla kendimizi kıyaslarız.
Oysa gerçek zafer, dışarıdan genç görünmek değil; içten yaşlanmamaktır.
Merakını koruyabilmek…
Nezaketini kaybetmemek…
Hayata hâlâ şaşırabilmek…
İçtenlikle gülebilmek…
Korkmadan sevebilmek…
Küçük şeylere şükredebilmek…
Sessiz günlerde bile güzelliği görebilmek…
Çünkü genç görünmenin değil, son güne kadar canlı bir ruha sahip olmanın sırrı önemlidir.
O zaman geçen her yıl bir kayıp olmaktan çıkar, bir armağana dönüşür.
Yaş almaktan korkmayın. Asıl korkulması gereken, hayatı gerçekten yaşamadan ömrü tüketmektir. Çünkü yaşlanmak solup gitmek değil, bazen insanın içten içe parlamaya başlamasıdır. 🌿✨
@akiluno_a
İnsan zihni, belirsizlikten hoşlanmaz. Her şeyin bir açıklaması, bir nedeni, bir sonucu olsun ister. Ama hayat, gri tonlarla doludur. Bazı soruların cevabı yoktur, bazı sorunların çözümü yoktur, bazı durumların açıklaması yoktur. Ve bu, kabullenilmesi gereken bir gerçektir. Akıntıya karşı kürek çekmek yerine, akıntıya kapılıp gitmek gerekir.
“Sabrın bir zeka biçimi olduğunu öğrendim. Her şeyin hemen çözülmesi gerekmiyor, her şeyin net bir cevabı olması gerekmiyor. Bazen yapabileceğiniz en iyi şey nefes almak, gözlemlemek ve olayların kendi akışına girmesine izin vermektir..”
• viggo mortensen
Carl Orff’un sahne kantatı ‘Carmina Burana”
Koro, o insanı titreten seslenişini Romalıların Kader Tanrıçası Fortuna’ya yöneltir.
“…
öyleyse bu saatte
hiç gecikmeden
koparın titreyen telleri;
madem ki talih
güçlü adamı yere seriyor,
herkes ağlasın benimle!
İnsanlar belli seviyeye ulaştıktan sonra yanlış anlaşılmayı umursamaz. Artık kendilerini kanıtlama ihtiyaçları kalmamıştır. Gerçek özgürlük, sürekli açıklama yapmak zorunda hissetmemektir. Olgunluk, sessizliğin gücünü keşfetmektir.
“Sonsuzluk ve Bir Gün”
(Eternity and a Day), 1998 Yunanistan yapımı Theo Angelopoulos film. Ölümcül hastalığa yakalanmış bir yazarın (Bruno Ganz) hastaneye yatmadan önceki son gününü anlatır. Film 1998'de Cannes’da Altın Palmiye kazandı.
Hannah Arendt, Yahudi soykırımını yapan Nazi subayı Adolf Eichmann'ı yargılanırken izledi. Ne gördü biliyor musun. Ağzından ateş saçan bir canavar değil. Sıkıcı, kel, gözlüklü, sadece "Ben emirleri uyguladım, işimi iyi yaptım" diyen bir bürokrat gördü. Ve o korkunç gerçeği yüzümüze çarptı: Kötülüğün Sıradanlığı. En büyük vahşetleri psikopatlar yapmaz. Senin gibi "İşimin başındayım, ekmeğimin peşindeyim" diyen sıradan insanlar yapar. Patronun "Şu zehirli atığı nehre dök" derse dökersin. "Maliyet düşsün, güvenliği boş ver" derse boş verirsin. Sırf maaşın yatıyor diye, sırf "Prosedür böyle" diye dünyanın anasını ağlatırsın. Kendini masum sanma. Senin vicdanın, otoritenin emrettiği yere kadardır. Şartlar uygun olduğunda, o gaz odasının vanasını sen de çevirirsin, sonra da evine gidip çocuklarını seversin. Sen potansiyel bir cellatsın, sadece henüz emri almadın.
Gülten Akın, Uzun Yağmurlardan Sonra:
"Sen yağmurlu günlere yakışırsın
Yollar çeker uzak dağlar çeker uzak evler
Islanan yapraklar gibi yüzün ışır
Işırsa beni unutma
Alır yürür sıcak mavisi gökyüzünün
Kuşlar döner uzun yağmurlardan sonra bir gün
Bir yer sızlar yanar içinde büsbütün
Her şeye rağmen ellerin üşür
Üşürse beni unutma
Yeni dostlar yeni rüzgârlar gelir geçer
Yosun muydum kaya mıydım nasıl unuttular
Kahredersin başın önüne düşer
Düşerse beni unutma"
“Hayranı olduğu devrimcinin Küba'dan ayrıldığını öğrenen gitarist Manuel Puebla’nın bir gecede yazdığı 'Hasta Siempre,Comandante' şarkısı,Che'nin ölümünden sonra tüm dünyada ikonik oldu ve Joan Baez, Jan Garbarek dahil 200 kişi/grup tarafından yorumlandı.”
⬇️
Maguey, süs bitkisi ticareti yoluyla Lübnan’a gelen ve mülk sınırlarını işaretlemek için kullanılmakta.
Lara Saab, Beyrut’ta ve Lübnan genelinde bulunan maguey kümelerini ziyaret ederek bu bitkilerin farklı ortamlardaki göç yollarını ve yaşamlarını izliyor;
Böylece sanatçının resim pratiği bitkinin devinimini, sessizliğini ve barındırdığı olasılıkları yakından izleyen, sürekli gelişen bir araştırma yöntemine bürünüyor.
Bienalde ilk kez sergilenen bu proje, sergi alanında yeniden konumlandırılan bir saha çalışmasından daha
18. İstanbul Bienali
Elhamra Han
Lara Saab’ın eserleri
Vahşi Magueyler - İnsaniyetsiz Yakınlıklar (2025)
Agave ya da “yüzyıl bitkisi” adlarıyla bilinen ve ömründe yalnızca bir defa çiçek açan, Meksika’ya özgü maguey bitkisine dair uzun soluklu bir görsel günlük ve inceleme.
Akıntıya kapılmak en rahat yoldur; insandan hiçbir emek istemez. Oysa hayat, insanın o akışın önünde durup kendi iç çağrısını duyduğu anda başlar. Sürüklenmek nesnelere özgüdür; yön bulmak ise iradesi uyanmış olanların payıdır. Kendi rotanı çizmek bazen bütün bir nehrin gür sesine rağmen kendi sesini seçmeyi gerektirir. Çünkü varoluş, insanın kendi hakikatine tutunma cesaretidir; yaşam dediğimiz şey, her nefeste yeniden gösterilen o içsel direniştir.