İspanya'da halk, 70 bin kaçak göçmenden dolayı protesto için meydanları doldurmuş.
Bize 70 bin değil, 700 bin değil, 7 milyonun üzerinde kaçak geldi.
Şairin dediği gibi:
“Sahipsiz vatanın batması haktır.”
Vatanına sahip çık.
Melih Gökçek’in adliyeye girerken ağzında sakız olması
Akp'ye ve muhalefete net bir şekilde "Elimde öyle dosyalar var ki alayınız gelse hiç kimse bana bir şey yapamaz" mesajı ve küstahlığıdır
Akp yargısı da böyle suç makinesi bir adamı bırakırsa kanımca bu tez doğrulanmış olur
Bursa'da kırmızı ışıkta geçen otobüs şoförünün pişkinliği pes dedirtti:
- Kırmızıda neden geçtin?
+ Geçerim ben.
- Bana çarpsan ne olacak?
+ Cezamı çekerim.
- Ben ölsem ne olacak?
+ Benim geçtiğimi görüyorsan bekleyeceksin.
- Plakanı aldım.
+ Selamımı da söyle.
Türkiye’de sırf twit attığı için şafak baskını ile yaka paça götürülen insanlar varken hakkında binlerce suç dosyası olan bir kişi elini kollunu sallayarak ağzında sakızla ifadeye gidiyor! Vah Türkiyem vah!
Merhaba, cumartesi günü saat 16.30’da, 32 AFT plakalı Ankara–Antalya seferini yapan otobüste yolculuk yapıyordum. Yolculuk sırasında şoförün, benim tespit edebildiğim kadarıyla en az 12 kez cep telefonuyla ilgilendiğini gördüm.
Bu video çekildikten sonra, Afyon Bayat virajlarında şoförün seyir halindeyken yine telefonuyla ilgilendiğini ve YouTube üzerinden şarkı aradığını görünce kendisine müdahale ederek bunun son derece tehlikeli olduğunu söyledim.
Şoför yaklaşık 20 yılı aşkın süredir şoförlük yaptığını ifade etti. Ben de kaç yıllık tecrübesi olursa olsun, yolcuların can güvenliğini tehlikeye atmadan işini kurallara uygun şekilde yapması gerektiğini belirttim. Buna rağmen karşılıklı tartışma yaklaşık 3-4 dakika devam etti.
Ayrıca yolculuk boyunca araçta ciddi olduğunu düşündüğüm bazı teknik sorunlar da dikkatimi çekti. Ön tarafta yoğun titreşim/balans hissediliyor, otobüs seyir boyunca aşırı derecede titriyor ve videodan gözlemlediğim kadarıyla direksiyonda belirgin bir boşluk bulunuyordu. Bu nedenle şoföre telefonu derhal bırakmasını ve emniyet kemerini takmasını söyledim.
Şoför, SC Park mola yerine kadar emniyet kemerini takmadı. Mola sonrasında kemerini takmasına rağmen seyir halindeyken telefonuyla ilgilenmeye devam etti.
Durumu polis ekiplerine ayrıntılı şekilde bildirdim. Güzergâh boyunca üç farklı polis kontrol noktasından geçmemize rağmen otobüs hiçbirinde durdurulmadı.
Her yıl trafik kazalarında çok sayıda insanımızı kaybettiğimiz bir ülkede, onlarca yolcunun canını taşıyan bir sürücünün seyir halindeyken telefonuyla ilgilenmesi kabul edilebilir bir durum değildir. Bu görüntülerin ve iddiaların yetkili makamlarca incelenmesini, gerekli kontrollerin yapılarak varsa ihlaller hakkında gereken işlemlerin uygulanmasını temenni ediyorum.
C31K denilen çete örgütü beni öldürmekle tehdit etmiş.
Çocukların kafasını k*seceklerini söylüyorlar.
Bu çete üyeleri kedilere de işknce yapıyor. Kaç kez paylaştık bilmiyorum.
Bir tanesi de ev adresimi paylaşmış.
@abakingurlek@selamiyldz3310@mustafaciftcitr@SiberayEGM
Rojin Kabaiş ailesi avukatları ve baba Nizamettin Kabaiş, dosyada gelinen son aşamaya dair açıklamalarda bulundu.
Baba Kabaiş:
📌 Otopsi yapılırken rektör her iki salona da girdi. Vali ve savcı ile beraber delilleri kararttı.
📌 Rektör ambulansın kapısına kadar geldi Vali bana kızın intihar etmiş derken kapı aralığında dinliyordu.
📌 Rojin için tek bir adım atsaydı kimse rektöre bir şey diyemezdi.
Vergi Uzmanı Ozan Bingöl:
▪️"Üst düzey kamu görevlileri için ödenen kira gideri 14 milyon TL’den 114 milyon TL’ye çıkmış.
▪️Bakan yardımcıları, özel kalem müdürleri, danışmanların ısınması, apartman aidatı vergilerimizden ödeniyor.
▪️Hepsinin altında makam araçları var.
Birçoğunun ikinci maaşı var… Yazık bu vatandaşa.”
🔴 Hafize Gaye Erkan’la ilgili skandal iddialar!
📍Bodrum'un en lüks bölgesinde villası bulunan Merkez Bankası eski Başkanı Hafize Gaye Erkan’ın, 'ortak yaşam alanlarında' uygun bulunmayan davranışlarda bulunduğu ve site yaşamını çekilemez hale getirdiği iddiasıyla site yönetimi tarafından ihtarname ile uyarıldığı ortaya çıktı.
📍İhtarnamede yer alan Erkan’la ilgili iddialardan bazıları şöyle:
▪️Tüm kat maliklerinin ve misafirlerin ortak kullanımında bulunan servis araçlarını (buggy) gün içerisinde defalarca ve uzun süreli olarak şahsi tahsisiniz gibi kullanarak diğer sakinlerin bu hizmetten yararlanmasını fiilen engelleme.
▪️İskele ve sahil gibi ortak alanlarda otel misafirleriyle sürekli tartışmaya girme, misafirlere fiziki müdahalede bulunma.
▪️Kış dönemlerinde site yönetiminden izin almaksızın bahçıvan ve temizlik personelini şahsi işleri için tahsis etme.
▪️Temizlik personelini haftanın altı günü yalnızca kendi villasında çalıştırma.
▪️Kendisine özel hizmet veya ayrıcalık tanınmadığı durumlarda personel üzerinde baskı kurma.
▪️Personelin işten çıkarılması veya görevden aldırılması yönünde tehdit ve müdahalelerde bulunma.
▪️Diğer kat maliklerini taraf olmaya zorlama, kendisiyle aynı görüşte olmayan kişilere baskı oluşturma.
Eğer video olarak görmesem gerçekten şaka zannedeceğim. Zabıta teşkilatının 200. yılı nedeniyle program yapılıyor programdan sonra İBB zabıta ekibi taksim’de karanfil dağıtmak istiyor.
Maalesef ama maalesef tekrar söylüyorum çok Üzüntü verici bir şekilde maalesef polis tarafından engelleniyor. Gerçekten Ülkem adına o kadar üzgünüm o kadar üzgünüm ki böyle bir manzarayı görmüş olmaktan dolayı çok Üzüntü duyuyorum.
@ibbzabita@nuriaslan_tr
Görev esnasında ekip aracına aldığı çocuğu istismara maruz bırakan ve hakkında açılan davada 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılan ve İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun “Devlet memurluğundan çıkarma” cezası verdiği polis,kararın iptali için dava açtı.Bölge İdare Mahkemesi,ihraç kararında bakan onayının bulunmadığını gerekçe göstererek işlemi usul yönünden iptal etti ve polisin göreve dönüş yolunu açtı.
İçişleri Bakanlığının temyiz başvurusu üzerine dosyayı inceleyen Danıştay 2'nci Daire Başkanlığı ise Bölge İdare Mahkemesinin kararını hukuka aykırı buldu. Danıştay, Bakanlığın itirazını haklı bularak iptal kararını bozdu ve dosyayı yeniden karar verilmek üzere mahkemeye geri gönderdi.
Meslekten men edilecektir mutlaka.
Ama şahsın,istismar gibi dünyanın en aşağılık suçunu işleyip hala görevine devam etmek yüzsüzlüğüne ne demeli..
@ucimorgtr@SaadetOzkanEfe
Bebeklere ist*smar, k*tliam planı yapan zalim canlı türü... 15 yaşında çıktı, adli süreç başladı.
Sosyal medyadaki bir yayın onu ele verdi. Bir şüpheli, yayınında bebeklere yönelik İst*smar ifadeleri kullandı ve katli*m planını anlattı. Kedileri de yediğini belirten şüpheli 15 yaşında çıktı. Tüm hesapları deşifre edilen kullanıcı @emniyetgm@SiberayEGM tarafından bulunup gözaltına alındı.
Bebeklere istismar, katliam planı... 15 yaşında çıktı, gözaltına alındı
Sosyal medya platformlarında çocuklarımıza yönelik c*nsel ist*smarı anlatan ve Müslümanlara yönelik ağır ifadeler kullanarak katl*am planladığını söyleyen 15 yaşındaki M.F.Ç. Sen kimsin toplum öğrensin. Çocuklara dokunan hangi yaşta ve kılıkta olursa olsun yanar.
@ucimorgtr@yucelceylancom
Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin’in son savunması ;
‘’Savunmalarımızı yaptık. Ben de son savunmamı yapıyorum.
Bu süreç içerisinde adil yargılanma hakkımız ihlal edildi. Lekelenmeme hakkımız ihlal edildi, masumiyet karinesine uyulmadı. “Şüpheden sanık yararlanır” ilkesi hiçbir zaman uygulanmadı. Sanıkların lehine olan delillerin toplanması yükümlülüğüne uyulmadı.
Tutukluluğun bir tedbir olduğu unutuldu ve tutukluluk, cezalandırmaya dönüştürüldü. Şu anda 15 aylık tutukluluk sürem boyunca bir ön cezalandırmaya maruz bırakıldığımı hissediyorum. Bizler açısından şu an fiilen bir ön cezalandırma uygulanıyor.
Bütün bu aşamalardan geçtikten sonra dosyanın tamamen beyanlardan, etkin pişmanlık beyanlarından oluştuğunu görüyoruz. Bu etkin pişmanlık beyanları; tutukluluk tehdidiyle iradeleri sakatlanmış, mal varlıklarına el konulmuş insanların kendilerini, mallarını ve ailelerini kurtarabilmek için verdikleri itiraflardan ibarettir.
Aynı isnatlarla yargılanmamıza ve iddianamenin kendi mantığına göre aynı delillerin bulunduğu suçlamalarla karşı karşıya olmamıza rağmen, bazı sanıkların tutuklu yargılanmasına son verdiniz, tahliye kararları verdiniz. Ancak bizim tutukluluğumuzu ısrarla devam ettirdiniz.
Biz bir de kendi ailelerimize, çocuklarımıza, bize güvenerek oy veren halka, milletimize ve ülkemize karşı masum olduğumuzu ispatlama çabasına girdik. Tüm ülke bu duruşmaları izliyor ve genel süreç içerisinde bu davaları tartışıyor. Biz de onların karşısında masumiyetimizi kanıtlama çabasına girdik.
Sağlık durumlarına başından itibaren çok hassasiyet gösterdiniz ve bu konuda hassas olduğunuzu söylediniz. Ancak ben de sağlık raporu sunmama rağmen raporumu dikkate almadınız Sayın Başkan.
On beş aydır her üç ayda bir rutin kontrollerimin yapılması, kan değerlerimin normal değerlere getirilmesi ve ilaçlarımın buna göre ayarlanması gerekiyor. Bunlar yapılmadığı takdirde bütün vücudumun, hatta kalp sağlığımın tehlikeye gireceğini belirten hastalığımla ilgili bir rapor sundum.
Bu anlamda kırgınım. Hukuka, adalete kırgınım. Gerçekten kırgınım ama bunun düzeleceğine inanıyorum. Güvencimi kaybetmek istemiyorum tabii ki.
Seyhan halkı bana güvenerek oy verdi. Benim de onlara verdiğim sözler vardı. On beş aylık süre içerisinde o sözlerimi gerçekleştiremedim. Bu insanlar da hayal kırıklığına uğradı. Onların da benimle birlikte cezalandırıldığını düşünüyorum.
Dolayısıyla vicdanlar yaralı Sayın Başkan, Sayın Heyet. Bir ülkede hukuka duyulan güven zedelenmişse insanlar hukuka güvenmekte zorlanır. Sözlerime başlarken de ifade ettim: Ben bu hayatı hukuka inanarak yaşadım. Hâlâ da inanıyorum.
Bunu düzeltmek hepimizin elinde. Bugün vereceğiniz kararla birlikte bunu hep birlikte düzeltebileceğimizi düşünüyorum. Bu vicdani yaranın giderilmesi, biraz da vereceğiniz karara bağlı.
Bu anlamda öncelikle tahliyemi talep ediyorum. Tutuksuz yargılanmayı, ardından da beraatimi talep ediyorum.
Ancak bunlara bir hususu daha eklemek istiyorum: Ortada suç yok, suçun kanıtı da yok Sayın Heyet. Bu yargılama sonucunda vicdanen de hukuken de müsterihim.
Bugün vereceğiniz karar benim kim olduğumu değil, yargının delil ve adalet karşısında nerede durduğunu gösterecektir. Kararınız, milletimizin hukuka, adalete ve demokrasiye olan inancının açık bir ifadesi olarak tarihe geçecektir.
Bu anlamda tekrar beraatimi talep ediyor, saygılarımı sunuyorum.’’
İYİ Parti Milletvekili Selçuk Türkoğlu gazileri ziyaretinde emniyet güçleri tarafından darp edildi
Olaya ilişkin görgü tanıklarının aktardığına ve olaya ait görüntülere göre;
Bursa Milletvekili Selçuk Türkoğlu’nun danışmanının görüntü çektiği gerekçesiyle bir polis amirinin müdahalede bulunduğu, Türkoğlu’nun müdahale etmesi üzerine polis amirinin, milletvekili Türkoğlu’na tekme atarak yere düşürdüğü, ardından yerdeyken “Yat lan yere” diye bağırarak koluna vurduğu belirtildi.
Olayın ardından bir süre sonra bilincini kaybeden Türkoğlu hastaneye kaldırılırken, söz konusu polis amirinin diğer polisler tarafından olay yerinden uzaklaştırıldığı ifade edildi
Furkan Karabay: (İBB davası hk.)
"Ben şunu görmüştüm; mahkeme başkanı ara ara sertlik gösteriyor, ara ara savunma haklarını kısıtlıyor, ara ara avukatların taleplerini reddediyordu.
Ancak bir orta nokta vardı.
Bir yerde kırıldı ama bu. Artık mahkeme başkanı kafasına eseni, istediğini yapmaya başladı.
İmamoğlu susma hakkını kullanmamasına rağmen, ağzından böyle bir laf çıkmamasına rağmen 'susma hakkını kullandı' diye zapta geçip, İmamoğlu'na savunma yaptırmadı. Ve duruşmayı istediği zaman istediği şekilde bitirdi.
Avukatları istediği zaman istediği şekilde salondan attı. Şimdi ikinci duruşma başladığından itibaren biz gördük ki, mahkeme başkanı bunu devam ettiriyor.
Çünkü artık yapabiliyor. Tek sebebi bu, artık yapabiliyor. Yapabildiğini gördü. Yapınca başına bir şey gelmediğini gördü.
Yani avukatlar usule dair bir talepte bulunuyor, usule dair bir itirazda bulunuyor. Mahkeme başkanı dinlemiyor. 'Hı tamam' diyor, 'evet evet' falan yapıyor.
Yani orada bir mahkeme başkanı havası değil de bir moderatör havası var. Yani hani, siz televizyon programı yönetmiyorsunuz.
O mahkeme sizin mahkemeniz değil. Siz ne kadar o mahkeme benim, benim mahkemem gibi davranıyorsanız, oradaki avukatlar da burası benim mahkemem gibi davranabilir. Çünkü orası sizin mahkemeniz değil.
Orası avukatların, aynı zamanda sanıkların, aynı zamanda basının, aynı zamanda orada izleyicilerin, aile yakınlarının.
Dolayısıyla mahkeme başkanı artık böyle bir tavırda değil. Hukuk tavrında biz göremiyoruz.
Mahkeme başkanı avukatlara 'beğenmiyorsanız çıkın', 'duruşma salonunu beğenmiyorsanız gidin', 'benim duruşma yönetiş şeklimi beğenmiyorsanız gidebilirsiniz' diyor.
Ya insanlar oraya eğlenmeye mi geldi?"
Tecavüzcü pedofil Ayhan Şengüler’i unuttuk sanmayın. Mescitte tecavüz ettiği kızla evlendi, kız çocuğu oldu, ona da tecavüz etti Karısı 2023ten beri adalet aradı, ama bulamadı. Şimdi anne ve kızı öldü. Ve bu tecavüzcü pedofil 13 Ekim mahkeme gününü evinde bekliyor. Türkiye, hukuk
Bir dosya takibi için Almanya’ya geldim. Dönüşte Düsseldorf Havalimanı’nı kullandım. Tüm uyarılara rağmen dönüş biletimi Pegasus’tan aldım.
Yurt dışı dönüşü resmen çileye döndü!
Dört gişenin bulunduğu yerde yalnızca iki kişi hizmet veriyor. İnsanlar sadece valizlerini teslim edebilmek için saatlerce kuyrukta bekliyor.
Hastası var, yaşlısı var… Ayakta durmakta zorlanan insanlar var.
Üstelik çalışan iki kişinin temposuna bakınca Sanki çalışmak için değil, çalışmamak için mücadele ediyorlar.
Pegasus, yolcusuna bu eziyeti neden yaşatıyor?
Burayı sürekli kullanan yolcular, aynı manzaranın ve aynı kuyrukların sürekli yaşandığını anlatıyor. Bu durumun münferit olmadığı söyleniyor.
Bu da bana ders olsun.