bazı lütufların gecikmesi gerekir. çünkü belki de erken gelseydi onları koruyamazdık.
“ve ne zaman olgunluk çağına erişti… ona verdik.”
(yûsuf sûresi, 22)
Bademlerden Say Beni
Beni bir ağaç gölgesiyle hatırla,
Bir martı kanadında, bir dalga sesinde.
Zamanın en ince yerinden kırıldığı o anda,
Bademlerden say beni, çiçek açtığım mevsimde.
Bir gün bir rüzgâr geçerse şehrinden,
Savrulan yapraklar gibi dağılırsa hatıralar,
Korkma, yitip gitmem ben bu sessizlikten,
Bademlerden say beni, baharı getiren o kar.
Dallar dolusu beyazlık, bir parça sabır,
Kışın soğuğunda saklı o narin duruş.
Görürsen çiçeklenen ağaçları birer birer,
Bademlerden say beni, zamana karşı direniş.
Paul Celan
Meryem Sûresi’ndeki en derin ders şudur ; "Bazen yok olmak isteyeceğin kadar yalnız ve çaresiz hissedebilirsin; ama Allah’a sığınmak, en karanlık anları bile aşmanın tek yoludur."
Bir hocam şöyle söylemişti: “Sûreler bir insanın ihtiyaçlarına göre indirilen 114 ilahî müdahaledir” Yani insan hangi sıkıntıya düşmüşse, onun ilacı Kur’an’da vardır. Bu sözün ışığında, 114 sûrenin hangi hâlde, hangi ihtiyaçta okunması gerektiğini derledim. Umarım faydalı olur.
Önce topraktım, şimdi ağaç oldum
Derya denizler gibi dalgalandım, şimdi duruldum
Kendimi buz gibi çok sert zannederdim
Meğer ne kolaymışım, hemen eriyiverdim
(Hayko Cepkin, Sıkı Tutun)