Eski takipçiler hatırlar bir Deli Ömer’den bahsederdim. Şöyle derdi; hepimiz ölüyüz, mahşerdeyiz ve yaptıklarımız izletiliyor şuan. Allah bazı iyi kullarına vicdan verip yaptıklarını değiştirme hakkı verdi. Sırat dünya idi, kıldan ince kılıçtan keskin.
1821-1830 yılları arasında Mora Yarımadasında Müslüman Türk ahali sistematik olarak katledilmiştir.
Bu imha politikasına, ibadet yerlerinden medreselere, mezarlıklardan diğer kültürel miras unsurlarına kadar uzanan planlı bir yıkım ve tahribat da eşlik etmiştir.
Tripoliçe katliamının 205. yıldönümünde, acımasızca katledilen Müslüman Türk sivil halkı rahmetle anıyoruz.
23 Eylül 1821’de Tripoliçe’de, Yunan çeteleri savunmasız Türklere karşı tarihin en kanlı sivil katliamlarından birini gerçekleştirdi.
Kadın, çocuk, yaşlı ve bebek demeden binlerce Türk katledildi.
Yunan çetelerinin elebaşı Kolokotronis’in, “Kasabaya girdiğimde atımın ayağı hiç yere değmedi.” şeklindeki sözleri, katliamın boyutunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Tarihçi David Howarth, yaşananları şu sözlerle aktardı:
"İki gün içinde, on binlerce Türk’ün yaşadığı şehirde tek bir canlı kalmamıştı. Çoğu; başları, kolları ve bacakları kesilerek öldürülmüştü.
Avrupalılar Türkleri kınarken, barbarlık eden ve katliamı başlatan tarafın Rumlar olduğunu bilmiyorlardı."