Saadet Partisi Ankara Milletvekili Mesut Doğan'ın konuşması gündem oldu:
"Siz bu soygunun yaşanmasından değil, sadece duyulmasından rahatsızsınız; Meclis Araştırma Komisyonu’na engel olmanızın tek sebebi bu vurgunda çoğunuzun beraber olmasıdır!"
Murat Ağırel her zaman doğruları söyleyen cesur bir gazetecidir.
Murat Ağırel yalnız değildir!
Murat Ağırel'e büyük bir destek ve moral alkışı rica ediyorum.
İlk alkış benden 👏👏👏👏👏👏👏
“ASLINDA BEN YOKUM! GERÇEKTEN YOKUM!”
İstanbul’da betonlaşmaya, ranta ve Kanal İstanbul’a karşı mücadele veren genç bir şehir plancısı Nuri Cem Ceylan… O da tutuklu. Iraz Bayrak gibi o da neden cezaevinde olduğunu bilmiyor.
“Ben projenin hiçbir yerinde yokum. Herhangi bir veri tabanına erişimim yok, yazılımcı da değilim maalesef. Tasarımını bile yapmadım…
Ben değerlendirmede de yokum, iddianamenin herhangi bir yerinde de yokum, herhangi bir ifadede de yokum.”
İPA çalışanı, genç Şehir Plancısı Nuri Cem Ceylan hakim karşısındaki savunmasında “neden yok” olduğunu anlatmaya çalıştı. O da Iraz Bayrak gibi suçlandığı projede “yokum” dedi ama aylardır cezaevinde tutuklu…
Ceylan’ın savunmasından öne çıkanlar:
“Uygulamanın herhangi bir yerinde yokum. Çalışmanın herhangi bir yerinde yokum.”
“İddianame ilk elime geldiğinde, avukatım sağ olsun, hemen ertesi gün getirdi. Ben zaten neden tutuklandım acaba diye böyle uzun uzun düşünüyordum. Onun peşinden iddianame geldi. “Sende bir şey yok” dedi. Dedim yani bir şey yazıyordur. Ya gerçekten yokum! Onu anlatmaya çalışacağım.”
IRAZ’LA EMNİYETTE TANIŞTILAR
“Iraz'ında bahsettiği gibi, bu arada Iraz'la da biz Vatan Emniyet'te tanıştık onun haricinde herhangi bir tanışıklığımız yok. Zaten bu zamana kadar 4 kişiyi dinlediniz, 4 kişiden de adımı duymadınız. Hatta unutuldum falan diye düşündüm yani bütün süreçlerde. “
TAHLİYE TALEBİNİ KENDİSİ İÇİN İSTEMEDİ…
Nuri Cem Ceylan: “Beyin kanaması geçirmiş bir babam, onun haricinde omuriliğinde vidasıyla gezen bir annem var. Beni görmek için cezaevine gelmek zorunda kalıyorlar ve 400 kilometre ötede Kütahya'da yaşıyorlar. O yüzden aslında yani ben kendim için de istemiyorum, onlar için istiyorum bu talebimi.”
BU TUTUKLULUK HALİ TEDBİR DEĞİL, CEZA….
İŞTE CEZAEVİNDEKİ KOŞULLAR…
Ceylan: “Maalesef 2026 yılında hala kenelerle mücadele etmeye çalışıyoruz. Koğuşta zaten 60 kişi yatıyoruz, 60 kişiyiz. Benden önceki ifadelerden birini söyledi; ben günlerce bedenimin yarısı ranzanın altında yattım. Koğuşlar da dar, yaklaşık 1.5 kulaç. Kaç yattım bilmiyorum. Şimdi mesela benim mahkememe geliyor olmama en çok sevinen bir arkadaş var; o yerde yatıyor. O artık geceleri uyumuyor, sabahları benim yatağıma yatıyor. O sayede en azından onu o ranzanın altından bu şekilde kurtarmış olduk. Zaten yemekler soğuk geliyor. Bir kettleımız vardı onu da aldılar. Son 2-3 aydır yemeğimizi de ıslatamıyoruz. İlaç talep ediyoruz, o gelmiyor. İlaçlı sularda duş almaya çalışıyoruz, vücudumuzun her yeri yara. Şundan dolayı anlatıyorum; bir cefa çekmek üstünden söylemiyorum, bir tutukluluğun önlem olup olmadığıyla ilgili bu bilgilere de haiz olmanız gerektiğini düşünerek bunları aktarıyorum. Aslında yine hukuka bir fayda olsun diye.”
Reklam İst çalışanı Yusuf Utku Şahin, İBB tutuklularının koğuşlarında yaşanan dolandırıcılığı anlattı:
Cezaevine girdim, ikinci haftasında bir hastalandım; bırakın kolumu kaldırmayı, göz kapağımı açamıyordum. O 60 tane dolandırıcının içinde yatıyorum Sayın Başkan. O bencil adamlar bile halime acıdılar; yatağıma ballı sütler getirdiler, zencefilli karışımları pipetlerle içirdiler. Bir ara "Ben burada öleceğim herhalde, buradan çıkışım yok" dedim. Şu an vücudumda yaralar çıktı Sayın Başkan. Siz şimdi "Evladım niye doktora çıkmıyorsun?" diyeceksiniz ama cezaevinde revire çıkmak, uzaya mekik göndermek kadar zor. Kaç kere dilekçe yazdım, kaç kere söyledim; yaralar ellerime kadar sıçradı. Annem görüşte gördü, üzülmesinler diye saklayayım dedim ama yalvardı; şu an çok kötü durumdayım. Ancak 7-8 dilekçeden sonra revire çıkabildim. İlla ölüme ramak mı kalması lazım bir doktor hizmetinden faydalanabilmek için?
Daha vahimi var Sayın Başkan; o 60 dolandırıcıdan biri, "İBB soruşturmasından geliyorum" diyerek 14 Ocak'ta tahliye oldu. Ben babamın telefon numarasını ezbere bilmezken, bu adam babama ulaşmış! Diyor ki: "Oğlunuzun cezaevindeki durumu çok kötü, İBAN'a 5-10 bin lira atın, biz oğlunuza bakalım, durumu kendine gelsin." Babam anlatsa gösterirdi size; dolandırıcı dışarı çıkıp ailemi dolandırmaya çalışıyor. Ben şimdi dışarı çıksam benim ailem risk altında, bu çok ciddi bir durum. Şubat ayında aileme dedim ki "Bunlar benim dava dosyamdan sizin adresinizi de öğrenmiştir, bir panelden mi bakmışlar ne yapmışlar bilmiyorum." Onlara "Taşının" dedim; kaç yıldır oturdukları yerlerinden, yurtlarından ettim adamları. Şu an başka bir adresteler.
Makam odasında 135 bin Euro, 5 kg altın, 75 tam altın, 50 yarım altın, 1059 çeyrek altın, 23 adet hesap cüzdanı ve 40 adet gayri menkul tapusu çıkan ve rüşvet almaktan tutuklanan Akp’li Samsun Büyükşehir' eski İmardan sorumlu Daire Başkanı Bahattin Karakaş TAHLİYE edilmiş.
Soldaki 1 kişinin ölümüne 3 kişinin yaralanmasına sebep olmaktan yargılandı. 1 gün bile tutuklu kalmadı.
Sağdaki gazeteci Fatih Altaylı. Türkiyenin en çok izlenen gazetecisi. Bir açıklamasından dolayı tutuklandı.
Yazık.
Çok yazık.
Sadece 300 uçak alımı değil, vergileri kaldırma sözü de vermişler!
Birinin siyasi şovu için vergilerimizle aleni olarak ABD'ye rüşvet veriliyor!
Bazıları da bunu dünya lideri olmak zannediyor!
Yazık!
Çok yazık!..
Erdoğan, 300 Boeing yolcu uçağı alma sözü karşılığında Trump'tan randevu kopardı ama bu da yetmemiş!
ABD menşeli bazı ürünlere uygulanan ek vergiler kaldırıldı ve başta Çin olmak üzere, ABD'nin ticari rakiplerinden alınan otomobillere %25-30 ek vergi getirildi!
Neyse, siz gidin Starbucks'ta kahve içenleri taciz edip, sokağa kola dökerek ABD ve İsrail'i protesto edin!
Ek vergisi kalkan bazı ürünler:
• Binek otomobiller: %60
• Etil alkol & alkollü içkiler: %70
• Kozmetik ürünleri: %30
• Plastik eşyalar: %30
• Yaprak tütünü: %30
• Pirinç: %25