Ben açıkça söyleyeyim, “özgürlük” adı altında yapılan bu tarz konuşmalar bana samimi gelmiyor.
Ben bir Müslüman olarak şuna inanıyorum: Herkes inancına göre yaşar. İslam’da mahremiyet diye bir kavram var ve ben bunu önemsiyorum. Kâbe gibi İslam’ın en önemli mekânlarından birinde bir erkeğin, mahremi olmayan bir kadınla konuşmamayı tercih etmesi bana göre son derece doğal. Çünkü o kadın onun mahremi değil. Ve o erkeğin bu mesafeyi koruması bir eksiklik değil, bilinçli bir tercihtir. Üstelik bu da bir özgürlüktür. Kimse buna karışamaz.
Ama birileri çıkıp bu tercihi küçümsemeye başladığında, işte orada dururum. Çünkü özgürlük sadece sizin istediğiniz gibi davranmanız değil. Benim inancıma göre çizdiğim sınırlar da özgürlük. Kimse bana bunu “geri kalmışlık” gibi anlatamaz.
Ayrıca hac gibi bir ibadet hakkında böyle hafif, yüzeysel konuşulmasını da doğru bulmuyorum. Orası turistik bir deneyim değil. “Üç gün dayanabildim” gibi ifadeler bana ibadetin ruhunun hiç anlaşılmadığını düşündürüyor. İnsan yaşadığı zorluğu anlatabilir ama bunu küçümser gibi anlatmak bana göre saygısızlık.
Ben kimseye nasıl yaşayacağını söylemiyorum. Ama kimse de benim neye inanacağımı, nasıl sınır çizeceğimi bana öğretmeye kalkmasın. Özgürlük buysa, benim özgürlüğüm de bu.
"Bence her şeyin bir başlangıcı olması hiç de gerekli değil. Hatta sonu olması da... Ortadan rastgele yakaladığınızla yetinin."
Tanıştığıma çok memnun oldum Selçuk Baran 🙏
Bütün kitapları alınır, okunur. Müthiş.
Tatar Çölü 10/10 ⭐️
Aslında hepimiz birer Drogo’yuz.
Umudumuz, seçimlerimiz, bekleyişlerimiz…
Hep olacakmış gibi duran ama bir türlü olmayan isteklerimiz…
@fatmabetulguler Mesela paylaştığım kitap… Geçenlerde siz paylaşmıştınız. O kısacık yorumunuz, uzun zamandır tanışmak istediğim Peyami Safa’yı almama vesile oldu.
Ne bir şeye sahip olabilirsin, ne de bir şeye ait...
Senin için sen dışında her şey derin ve çok katmanlı bir yanılsamadan ibaret...
Sıklıkla hatırla...
bir şeyler yapmaya hevesin olması durumunun ne kadar büyük bir şey olduğunu anlıyorum artık. "yapacak heves olması" başlı başına bi' mevzu imiş. montaigne de diyordu; "beni üzen şey canımın istediğini yapmamak değil, canımın bir şey istemez oluşudur"
2023’ten aldığım ders: bir, hayat çok kısa. Sizi siz olarak kabul etmeyenlerin hoşuna gitmek gibi bir göreviniz yok. İki, insanlar bencildir. Bugün size faydası olacak bir karara karşı gelenler geri durduğunuzda oluşacak eksiği telafi etmeyecektir. Yani inatla kendiliğe devam.
Bunların hayatlarına dokunma, giydikleri eteğe, içtikleri içkiye, takıldıkları insanlara dokunma, etkisiz eleman gibi yaşasınlar. Bunlar sadece yaşam tarzına dokunulduğunda ses çıkarır. Sadece hazzına dokunulduğunda bağırır. Aynı hayvanlar gibi.
Hz.Ömer (r.a.) demiştir ki:
"Çok gülenin heybeti az olur.Şaka yapan hafife alınır.Bir şeyi çok yapan onunla anılır.Çok konuşanın yanlışı çok olur.Yanlışı çok olanın hayâsı azalır.Hayâsı az olanın takvâsı az olur.Takvası az olanın kalbi ölür."
Dünyanın en saçma cümlesi “öfkemi kontrol edemedim, kusura bakma” cümlesidir. Aynı öfkeyi patronun veya zorba birinin karşısında paşa paşa nasıl kontrol ediyorsun? Unutmayın, o öfkemi kontrol edemedim değil, “kendimde bunu sana yapabilecek kredi gördüm” demektir.
Mutlu olmak için hep başarılı olmak zorunda değilsin, en tepede olmadığın için dipte değilsin, değerini aldığın alkışlar ölçmez, hata yaptın diye dünyanın sonu gelmedi, herkesi her zaman memnun etmek zorunda değilsin, herkesin seni sevmesi gerekmez, arada yalnız da kalabilirsin.
"Karnının doymayacağı yerde, açlığını belli etme. demiş eskiler. Aynı şekilde kalbinin doymayacağı insanlara duygularını anlatma, merhem olamayacaklara yaralarını açma."
Belli bir yaştan sonra aile evinde yaşamak, anne baba ne kadar iyi olursa olsun olmuyor. Çünkü aile dediğimiz şey anne baba ve çocuktan oluşur. O çerçevenin içine yetişkin bireyi koyduğumuzda çatışma kaçınılmaz oluyor.
Başarılı olduktan bir süre sonra neden mutsuz olmaya başladığımızı biliyor musunuz? Prof. R. Kurzban’a göre beynimiz mutluluk sarhoşluğuna izin vermemek üzere tasarlanmış, iyi bir gelişme sonrası bizi yavaş yavaş anlamsızlığa sürüklüyormuş ki yeni bir hedef bulmaya başlayalım.