FB’nin kadrolu hakemi olduğu için onlar destek vermez ama ligin salahiyeti için GS, BJK ve TS bir olup bu hakem çakmasına, 10 koyunu bile emanet etmeyeceğin sözde güvenlik görevlisine düdük astırmalı.
@hagihaber İki gol de Barış’ın konsantrasyon eksikliğinden saçma sapan şekilde geldi. Hücumda zaten yoklara oynuyor. Sezona inanılmaz kötü başladı. Hocayı da anlıyorum kazanmak istiyor ama olmuyor, zarar veriyor. Yedek kulübesine oturma zamanı geldi de geçiyor.
@gztcom altındaki arabanın kabiliyetlerini bilmez, virajın farkına varmaz, solladığı aracın uzunluğunu hesaba katmaz, yol çizgilerini anlamaz, trafik işaretlerini hiç bilmez ama B sınıfı ehliyeti var. daha kötüsü, bunlardan trafikte binlercesi var. tesadüfen yaşıyoruz bu ülkede.
Setting the matter aside, the death penalty should by revived by all countries. There is life in retribution. When the legal system leans into woke policies; social and moral decay, inequality, and shortcomings of justice only get worse.
🚨 JUSTICE SERVED: FedEx driver Tanner Horner, who murdered 7-year-old Athena Strand, has been sentenced to DEATH.
No delays. No appeals.
Justice for Athena has been done. 👇
@hedgefundguy3 SPK’da da diğer kariyer meslek uzmanları ile aynı maaş alınıyor. 2011 sonrası tüm DDK’larda durum aynı. TCMB ve Sayıştay, maaş olarak pozitif ayrışıyor.
+ SPK’yı da içeride çalışanlar pek önermiyor ama 8-10 yıl dişimi sıkar sonra özele geçerim diyenler için hâlâ mantıklı.
Z kuşağının nihilizm gibi görünen tavrı, dünyadan kopukluğundan ziyade dünyaya tarihte görülmemiş ölçüde maruz kalıp ona maddi olarak iştirak edememesiyle alakalı.
Eskiler hayat mücadelelerini sınırlı bilginin, hatta biraz da bilgisizliğin sağladığı o korunaklı alan içinde kurardı. İnsan bilmediği ihtimallerin yasını tutmazdı, köyünün dışını görmeyen adam Paris’te yaşayamadığı için kendini başarısız saymıyordu. Ufkun darlığı bizatihi arzunun sınırlarını belirliyordu.
Bugünse imkanların bilgisi sınırsız, imkanların kendisi kıt. Z kuşağı dünyayı deneyimlemeden önce onun hakkında fazlasıyla şey öğrendi, zatü’s-süver’deki bütün suretleri seyrediyor, başka hayatların hazlarını ve ihtimallerini biliyor fakat onların maddi dünyasına nüfuz edemiyor.
Böylece arzu sürekli üretiliyor ama onu gerçekleştirecek kudret üretilmiyor. Arzu bu kadar genişleyip eyleme imkanı bu kadar daralınca insan -kendisine vaat edilip durmadan elinden çekilen dünyaya karşı- ya sürekli eksiklik hissedecek ya da arzuladığı şeylerin değerini düşürecektir. Böyle bir imbalansın uzun vadede kayıtsızlık, ironi ve değersizleştirme üretmesi şaşırtıcı değil.
Öncelikle, Minos uygarlığı ne dil ne kültür olarak Yunan sayılıyor; bunu bir kenara koyalım.
Sonrasında Yunanların şu tarihi süreklilik iddiasını bir masaya yatıralım, hep başkaları mı Türklere yapacak? :)
- Şimdi efendim, modern Yunan kimliği, aslında birbiriyle taban tabana zıt olan Antik Helen mirası ile Bizans Ortodoksluğunun 19. yüzyıl ulus inşacılarının eliyle harmanlanmasıyla oluşturulmuş yeni bir kimlik.
- Antik dönemde Yunan olmak, genelde bir ırktan ziyade sanat, felsefe, hukuk, tiyatro ve agorayı temel alan bir yüksek kültürü ve yaşam biçimini ifade ediyordu. Fakat Ortodoks Hristiyanlığın ve Bizans'ın beraberce yükselişi, bu seküler, düşünen, soran, sorgulayan antik yaşam biçimini ve kültürü muazzam bir yıkıma (hem düşünsel hem fiziksel) uğrattı.
- Bizans imparatorları "pagan festivalidir" deyip olimpiyat oyunlarını yasakladı, felsefe okullarını kapattı, tapınakları yıktırdı (veya kiliseye çevirdi); hatta "Hellen" kelimesi yüzyıllar boyunca "pagan", "putperest", "imansız" gibi anlamlar kazandı, aşağılayıcı bir ifade olarak geçti. Bunun yerine Romaios (Romalı) kullanıldı. Yani Yunanlar kendine Yunan demeye (ya da tam terimiyle Hellenler kendine Hellen demeye) utanıyordu.
-Bizans, bir yandan Helenizmin kurumların yok ederken diğer yandan kendi teolojik ve felsefi altyapısını kurabilmek için Yunan dilini ve kavramsal mirasını korudu. Dil, kilise kurumunda korundu (sebeplerine girip konuyu dağıtmayalım). Tabii bu süreçte Yunanca, etnik bir grubun dili olmaktan çıktı; imparatorluğun resmi, idari ve dini ortak dili, lingua francası haline geldi. Antik Yunan ile hiçbir alakası olmayan Anadolu ve Balkan toplulukları önemli oranlarda Ortodoksluğa geçti ve Yunancayı benimsedi. Bizans ve Osmanlı egemenliği boyunca bu toplulukları bir arada tutan şey de öyle Antik Yunan genetiği, etnisitesi falan değil, Helenleştirilmiş bu Ortodoks kilisesi oldu. Zaten bu yüzden bugün çoğu Yunan için Ortodoksluk milli kimliğinin en önemli unsuru; ama diğer yandan işte bu Ortodoksluk hem antik mirasın içinden geçen hem de ortada pek de etnik bir süreklilik bırakmayan, nüfusu heterojen hale getiren etken.
- Ve 19. yüzyılda artık milliyetçilikler çağı başlarken ne oldu? Bizans'ın yarattığı "tahribatı" ve heterojen nüfusu perdelemeyi önceleyen bir ulus mühendisliğine girişildi. Yeni kurulan devlet, biraz da Batı Avrupa'nın Antik Yunan hayranlığını arkasına alabilmek için, aslında Bizans-Osmanlı dindarlığıyla yoğrulmuş ve farklı farklı kökenlerden gelen bu halka, antik filozofların torunları oldukları mitini aşıladı.
- Halkın dili, kültür ve dil mühendisliğiyle zorlama bir şekilde antik formlara yaklaştırıldı; köylerin, kasabaların, coğrafi bölgelerin isimleri antik adlarıyla (ne kadar uydurabildilerse) değiştirildi, hatta kamu binalarında neo-klasik mimari benimsendi. Neticede Bizans Ortodoksluğu ve Antik Yunan'ın zoraki senteziyle, çoğu Helenleşmiş bu farklı farklı topluluklar için yeni bir ulusal kimlik yaratıldı. Bunun dışında kalan veya bunu benimsemeyen/benimsemesi zor gruplara ya asimilasyon (Makedonlar, Arvanitler vs.) ya da katliam (Tripoliçe gibi hikâyelerle başlıyor zaten süreç) uygun görüldü.
Evet, bugün kendini Zeus'un torunu, Akhilleus'un bacanağı zanneden bu arkadaşların hikâyesi bundan ibaret.
@Gsewak1116 On the other hand, the music in this scene was so captivating. In cinema, yes, you know what's going on and what the outcome will be, but with the building musical tension, you don't even know whether the door will open. Ludwig is genius!
Bu Türklerin gittiği ülkelerden hesap fişi, yemek menüsü, sofra fotoğrafı paylaşması artık gerçekten baydı. Adam Amerikan ordusuna yazılmış kışladan yemekhanedeki yemekleri paylaşıyor, İngiltere'de doktor olmuş hastanenin yemekhanesini paylaşıyor. Arkadaşlar bu ne açlıktır, hiç mi bir doyuranımız olmadı. Kos'a gittin de görüp insanlarla paylaşacağım tek şey bu mu? Misal orada meydanda Hipokrat ağacını gördün mü, onun hikayesini dinledin mi ? Osmanlı döneminden kalan taş tuzhaneyi gördün mü? Türk köylerine ziyaret ettin mi?
Varsa yoksa boğaz !!!!
Ludwig Göransson, son yıllarda çıkış yapmış ve oldukça başarılı bir müzisyen fakat “Hans Zimmer’i tahtından etti” gibi aceleci söylemler absürt komik. Zimmer bu işin Gucci’si, Top Tier’i. Bir soundtrack’ini usanmadan tekrar tekrar dinleyebiliyorsun. Göransson’da bu yok henüz.
Bugünün bilinçli gençleri, yarının güçlü Türkiye’sidir.
RTÜK olarak hazırladığımız “Gençlerin Medya Kullanımı ve Dijital Okuryazarlık Araştırması” tamamlandı.
Araştırmamız; 15-21 yaş grubundaki gençlerimizin televizyon, isteğe bağlı yayın platformları, radyo, internet ve sosyal medya kullanım alışkanlıklarının yanı sıra dijital okuryazarlık düzeylerine ilişkin önemli veriler sunuyor.
Kamuoyunun dikkatine sunarız.
https://t.co/FjxuMwnc7c
It's very interesting because I have noticed that people from two cultures tend to dance and record themselves whenever they visit a new place: Kurds and Indians.
Çocukken kahvaltı niyetine şekerli çaya ekmek banıp okula giderdik. Yoksulluğu iliklerimize kadar yaşadığımız dönemler oldu ama hiç suça sürüklenmedik. Dünyayı, gelişmeleri, medyanın etkisini ve yeni nesli hiç ama hiç anlamıyorsunuz. Baltayı sürekli taşa vuruyorsunuz!
Suça sürüklenen çocuklara "cezaların tamamını yatsınlar" diyen Adalet Bakanı Akın Gürlek, Meclis komisyonunun çalışmalarını yok sayıyor!
Norveç'i örnek gösterip Norveç'teki sosyal devlet gerçeğini gizliyor.
Çocuğu cezalandırmak devletin aczini örtmektir.
Yoksulluğu, eğitimsizliği, sokakları düzeltmeden çocukları kurtaramazsınız.
📍TBMM Suça Sürüklenen Çocuklar Araştırma Komisyonu
Yaklaşan tehlikeyi iyi fark etmek lazım. Adamlar, sosyal medyada yaptıkları temelsiz ve asılsız tarih, kültür ve dil anlatıları üzerinden öyle bir hâle geldiler ki tüm bu uydurma ve saçmalıkları gerçekmiş gibi kararlılıkla savunuyorlar. Şu kadındaki cesarete ve inanmışlığa bakın!
Sokak röportajında Türkler ile ilgili skandal ifadeler.
"Biz Mezopotamya'nın kadim haklarındanız. Orta Asya'dan gelip de burada bizi kendi ülkemizde ötekileştirmek de kimsenin hakkı değil. Biz ülkemizden başka nereye gidebiliriz? Burası bizim ülkemiz.”
It’s appalling and disgusting. But those who k*lled and b*tchered Muslims always pretend to be innocent, acting as if they are the real victims. Moreover, all the documents and footage prove what they did. But no, they claim they were the victims. There is no shame, no remorse.
🇧🇦🇷🇸 On Srebrenica genocide remembrance day, Republika Srpska launched a campaign in New York promoting the "suffering of the Serb people."
In Srebrenica, more than 8,000 Bosniak Muslims were killed by Serb forces.
@ustaelement “herkes memura laf geçiriyor hazır, dur ben de alakasız bir yerden popüler söyleme odun atayım” tweeti.
300 ml Sütaş Ayran Migros’ta, 22₺. Senin mantığınla hareket edesek; ekonomi uçak!?
çıkar göster vergi levhanı, bakalım kim daha fazla vergi ödemiş devlete. sen mi, memur mu?