Fatih Altaylı:
"Kılıçdaroğlu belki yaşı itibarıyla, belki tarzı itibarıyla belli ki sadece görüntüde genel başkan. Belki de öyle olduğu için o koltuğa oturtuldu.
Asıl patron Kuşoğlu ve basın danışmanı Atakan Sönmez.
Biliyorsunuz Kılıçdaroğlu partideki bir grup emekçiyi tazminatsız, ihbarsız, kıdemsiz işten attı.
Üstelik de bunların çoğu Kılıçdaroğlu döneminde de çalışanlar. Yönetim değişince de işlerini yapmaya devam etmişler. Özgür Özel de “Bunlar Kemal Bey’in adamı” diyerek onları işten çıkarmamış. Çünkü insanlığı ölmemiş.
Kılıçdaroğlu’nun insani bir yönü olmadığını zaten biliyoruz da, daha ilginç olan bu işten çıkarmaları savunan “basın danışmanı”.
Zannedersin danışman değil de genel başkan. Şöyle diyor pos bıyıklı, sözde solcu, “İdari tasarrufla bunlar yapıldı. Tek tek inceleyeceğim. Haklı fesihe ikna olmadığım bir şey varsa sözleşmeleri devam ettiririz.”
Sürekli bir 1. tekil şahıs. Patlamış bir ego. Zannedersin genel başkan, hadi bilemedin genel sekreter.
Kılıçdaroğlu’nun Fahrettin’i diyeceğim ama o bile bu kadar hadsiz değildi.
Arınma temizlik, namus diye işe başlayan Kılıçdaroğlu’nun basın danışmanı yaptığı Atakan Sönmez yıllardır Kartal Belediyesi’nde “bankamatik” memurmuş.
Kılıçdaroğlu bu herifi Kartal Belediyesi’nde işe sokmuş ve yıllarca maaş vermiş. O da TGRT ekranlarında Kılıçdaroğlu’nu savunmuş.
Bunu yapan Özgür Özel olsaydı eğer şimdi hakkında fezleke düzenlememişse ben hiçbir şey bilmiyorum."
Değerli yol arkadaşlarımız,
“CHP İletişim” hesabımız artık “Özgür Özel İletişim” (@ozgurozeliletsm) adıyla yoluna devam ediyor. Sesimizi daha güçlü duyurmak, dayanışmamızı büyütmek için hep birlikte takip edelim, çevremize de ulaştıralım.
Birlikte daha güçlüyüz.
#Lider
Millet büyüktür!
Baba ocağımıza sahip çıkmak için Kırşehir Milletvekilimiz Sayın Metin İlhan ile birlikte Ankara yolundayız!
Demokrasiye ve millet iradesine sahip çıkan tüm vatandaşlarımızı Genel Merkezimize davet ediyoruz! @herkesicinCHP@eczozgurozel@drmetinilhan40
CHP’ye mutlak butlan kararı çıkmasının ardından, Muharrem İnce’nin Kemal Kılıçdaroğlu için yıllar önce söyledikleri gündem oldu.
"Kim sarayın adamı, kim sarayla mücadele ediyor bunu zaman içerisinde anlarsınız…"
“Dün Silivri’de dehşet bir şeye tanık olundu.
İddianamede İmamoğlu’nun kasası olarak görülen ve itirafçı olarak duyurulan Murat Kapki dün mahkeme salonunda adeta çığlık attı.
Dedi ki: ‘Savcılar beni karımla tehdit etti.’
Dedi ki: ‘Eşimi gözaltına alıp tutuklanacağını ima ettiler. Ben de karımı kurtarmak için ne derseniz evet diyeceğim dedim. Önüme konan her şeyi de imzaladım. Savcı o gün Roma’yı da sen mi yaktın deseydi yine evet diyecektim.
Halbuki değil Ekrem İmamoğlu’nun kasası olmak, değil suç örgütünde bulunmak, suç örgütünün yöneticisi olmak; Ekrem Bey’le hayatımda bir kere bile konuşmadım.’ dedi.
Evet İmamoğlu yargılamalarında en büyük dayanak yapılan Murat Kapki dün mahkemede bunları söyleyerek adeta iddianameyi paramparça etti, davayı bitirdi.
Şimdi anladınız mı İmamoğlu duruşmaları neden televizyonda canlı yayınlanmıyor?
Canlı yayın olsaydı ‘karımla beni tehdit etti’ ifadesi millet tarafından duyulup öğrenilecek ve büyük tepki yaratacaktı.
Bakın yakın tarih, yakın geçmiş ortada.
AKP’lilerin tamamının zulüm mahkemesi dediği 1960 Yassıada yargılamalarında bile o dönem televizyon olmadığı için radyodan naklen yayın yapıldı.
Evet, darbeciler bile mahkemede olanları milletten saklamayı düşünmediler.
Bugün ise tam tersi yapılıyor. Her şey saklanıyor. Çünkü orada edilecek sözlerden korkuyorlar.
Emin olun bilseler mahkemede İmamoğlu rezil olacak, AKP fayda sağlayacak; vallahi 15 kanal canlı yayın yapar.”
(Sabahattin Önkibar)
Halk TV’den ayrıldım.
Aslında dün duyurduğum gibi yayında vedalaşmayı istiyordum.
Ama mümkün olmadı.
Yayına çıkamayacağımı tesadüfen öğrendiğim gibi, seyirciyle vedalaşma konusundaki ısrarım da karşılık bulmadı.
Ne yapalım, böyle oldu…
3 yıl boyunca bazen sabahın köründe, bazen gece yarılarına kadar sizinle Halk TV ekranında buluştuk. Stüdyodan, kurultay salonlarından, deprem bölgesinden, savaşın orta yerinden ya da cezaevi önlerinden size gerçeği anlatmaya, aktarmaya çalıştım. Yetemediğim, yetişemediğim kim varsa özür dilerim.
Bu 3 yılda Halk TV çatısı altında omuz omuza mücadele ettiğim dostlarıma, zor günde de mutlu günde de desteğini esirgemeyen benzersiz Halk TV izleyicisine sonsuz teşekkür.
Bu akşam ekrandan veda etmeyi en çok cezaevlerine sesimi ulaştırabilmek için istemiştim. Silivri’ye, Edirne’ye, Buca’ya, Kandıra’ya, Bakırköy’e, Metris’e mahsus selam. İmkanı olanın elden ele iletmesini rica ederim.
Teşekkür ederim, hoşça kalın.
TUTUKLUK İNCELEMESİNDE HAKİM SORMUŞ:
Diyeceğin var mı?
GAZETECİ İSMAİL ARI CEVAP VERMİŞ:
Bir aydır cezaevinde olmama neden olan suç iddiasının yatarı yok, bunu en iyi siz biliyorsunuz.
Suçun unsurları da oluşmuş değil, bunu da en iyi siz biliyorsunuz.
Kaldı ki ne delil karartma ne de kaçma şüphem var. Kaçmak istesem kaçardım. Defalarca yurtdışına gittim, geri dönmezdim.
Ancak benim bu ülkede gazetecilik yapmak gibi bir derdim var. Burada hayatımdan bir ay çalındı.
Sizin bu hukuksuzluğa ortak olmamanızı talep ediyorum.
Yatarı olmayan bir suç iddiası ile beni cezaevinde tutmaya devam mı edeceksiniz?
Vereceğiniz karar ile basın tarihine geçeceksiniz.
SONUÇ:
GAZETECİ @ismailari_'nın TUTUKLUĞUNA DEVAM KARARI VERİLDİ
#GazetecilikSuçDeğildir
Biz size ne yaptık ya?
"14 senelik maden işçisiyim 5 aydır maaş alamıyorum. Sesimi duyurmak için 9 günde 190 km yolu adım adım yürüdüm geldim. Gözaltına alındım."
#MadencininEliniTut
“Kabilede yaşayın”
Prof. Dr. Emrah Safa Gürkan: "Hocalara sınır koymaya çalışacağınıza çocuklarınıza sınır koyun.
Sen çocuğu sınıfa bıraktığın zaman artık işin yok. Ya bununla anlaşın ya da gidin kabilede yaşayın."
Mehmet Demirkol’un 2019 yılında eğitim sistemi üzerine yaptığı konuşma yeniden gündem oldu:
“4.2 matematik sorusu bilinmiş ortalama. Rezil bir eğitim sistemimiz var. Zaten kötü olsun diye uğraşılıyor neredeyse.
Eğitim sisteminin en önemli tarafı şudur; ülkenin bütün çocuklarının liseye kadar aynı okula gitmesi gerekir.
Zengin başka okula gidiyor, orta sınıf başka okula, apartman görevlisinin çocuğu başka okula…
Eğitim birliği olmadan ulus olamazsın.
Çocukları ekonomik durumlarına göre ayırırsan ulus olmaz buradan.
Bugün yetkim olsun bütün özel okulları kapatırım.”
Oyuncu Gürgen Öz, özel okulların geldiği hali anlattı.
“Dün bir özel okula bakıyorduk, daha Avrupai, daha rahat bir sistem sanıyorduk.
Bir baktık, sayfalarında 6-7 yaşındaki çocuklara golf öğretiyorlar.
Plastik çimen koymuşlar, çocukların eline sopa vermişler.
Bir de çocuğa mikrofon uzatmışlar, çocuk ‘I love my golf club’ diyor.
Biz de bir an ‘ne kadar elit, ne kadar iyi pazarlıyorlar’ dedik.
Ama bu çocuk için değil, dümdüz anne babaya oynayan bir şey.
‘Çocukları milli takıma yetiştiriyoruz’ diyorlar.
‘Milli takıma golfçü yetiştiriyoruz’ diye bir hava satıyorlar.
Düşünsene, benim çocuk golf oynuyor; parkta basketle, futbolla falan işi yok.
Elinde sopasıyla geziyor, öyle bir çocuk profili çiziyorlar.
Bir de bunun için 1 milyon istiyorlar.
Yani olay eğitimden çok, ‘Benim çocuğum elit’ gösterisine dönüyor.”
Bu kez isyan eden gözyaşı döken isim Boğaziçililerin uğrak mekanı Piraye Cafe’nin sahibi Esra.
Esra aynı zamanda hepimizin tanıdığı bir ismin evladı. Saniye Yurdakul’un. Saniye abla tüm eylemlerde bizimle alanlarda olan, CHP’de siyaset yapan bir isim. Bu kez kızı için çığlık atıyor. Saniye ablanın da evladı Esra’nın da seslerini duyurmak, yanlarında olmak bizim boynumuzun borcu. Bir kez daha eksilmeyeceğiz
📍Gazeteci Ferit Demir “skandalın” belgesini paylaştı!
Siren sesi, Amerika-İran savaşı derken bu olay araya kaynamamalı! Belgeye iyi bakın:
— Jandarma baba Erdoğan Esmer’i, kızı Nilay Esmer ile arabada basıyor.
— Baba “beni öldürün ama işlem yapmayın, ben babayım” diyor.
— Kızı Nilay Esmer “Babam bana 2 yıldır t*cavüz ediyor. Şikayetçiyim, anneme zarar verir diye şikayet edemedim, korkuttu” diyor.
— Ve baba, dün “kızın rızası var” diye BERAAT ediyor.
Böyle adalet olur mu? Böyle hukuk olur mu? Küçücük kızın rızası olur mu? Açık ve net söylüyorum bu kararı veren hakimler hakkında da inceleme başlatılmalı!