Marcus Aurelius çok haklıydı: Dostlarını kaybedeceksin, sevgililerini kaybedeceksin, alıştığın o rahat konfor alanını kaybedeceksin.
Ama eğer tüm bu kayıpların içinde kendini bulmayı başarırsan, kralların sahip olduğundan çok daha büyük bir servet kazanmışsındır. Kendini kazandığın yerde, hiçbir şey kaybetmiş sayılmazsın.
“Greatness does not come out of intelligence, it comes from character.
Character is not formed out of smart people: it is formed out of people who have suffered.”
— Nvidia CEO, Jensen Huang
Spor salonuna gidebilmek, sağlıklı yiyecekler alabilmek, faturaları ödeyebilmek, yürüyebilen bacaklara, gören gözlere, çalışan bir beyne sahip olmak, her gün çalışabilmek ve bedenlerimizi tam potansiyeline ulaştırabilmek ne büyük bir ayrıcalık.
🔴 Emin Alper’den Berlin'de ‘Gümüş Ayı’ konuşması:
📌 "Kendi vergilerinizle alınmış mermilerle vurulurken, tamamen yalnızsınızdır"
📌 "Gazze’de korkunç koşullar altında yaşayan ve ölen Filistinliler,
📌 Osman Kavala, Selahattin Demirtaş ve Ekrem İmamoğlu, yalnız değilsiniz"
“Son buluşma” teorisi diye anılan bir düşünce var. Hayatında bir dönem çok yaklaştığın biriyle, birlikte yürünecek yol tamamlandığında ve alman gerekenleri aldığında, evrenin sizi bir daha karşılaştırmayacağını söyler. Bazı insanlar kalmak için değil, öğretmek için gelir.
İşte bu düşünce, ilişkileri romantik bir masal gibi değil, bir içsel yolculuk gibi görür. İnsanlar hayatımıza boşluk doldurmak için değil, farkındalık kazandırmak için girer. Kimi sabrı öğretir, kimi sınır koymayı. Kimi sevilmeyi, kimi vazgeçmeyi. Bazısı kendine dönmeyi hatırlatır, bazısı başkasında kaybolmamayı. Her karşılaşma bir iz bırakır ama her iz kalıcı olmak zorunda değildir.
Birlikte yürüyen yolların bazısı devam etmek için, bazısı tamamlanmak içindir. O “son buluşma” aslında bir ayrılık anı değil; içsel bir eşiktir. İnsan, artık o kişiden alacağı bir şey kalmadığını hissettiğinde olur. Sorular bitmiştir, cevaplar yerini bulmuştur. Kırgınlıklar bile anlam kazanır.
Ve en derin tarafı şudur: Evrenin ayırması bir ceza gibi değil, bir düzen gibidir. Zamanı dolan bağlar çözülür. İnsanlar hayatımızdan çıkarken bir boşluk değil, bir alan bırakır. Yeni bir benlik, yeni bir bilinç, yeni bir yön için. Çünkü bazı vedalar, bir kayıp değil; insanın kendine doğru attığı en sessiz ama en güçlü adımdır.
"Sana ... yapanı hayatından çıkar" diyen egoist kişisel gelişim buyrukçuluğu.
"5 adımda kendinin en iyi versiyonu ol"culuk.
"Her halimle her hatamla ben muhteşemim"cilik. Canım kendimcilik.
"Yalnız değil tekim"cilik.
Evet muhteşemiz. Hatamız, kusurumuz yok. Bizi yıllardır aynı yerde debeleyip duran kısır döngülerimiz yok. Bizi ufacık olsun eleştiren herkes bizi manipüle eden, kıskanan, narsisist, korkunç insanlar. Bütün karnelerimiz çok iyi. Aferin hepimize.
Bu her şeyi, her şeyi olumlayan, güzelleyen popüler kişisel gelişim söylemi, hepimizi iyice zehirliyor, yalnızlaştırıyor ve kimseyi iyileştirmiyor farkında mısınız?
Çünkü hayatın böylesi bir matematiği yok.
Yaşamın estetiği, olağan dışılığı, saçmalığı var.
Bazen en yüksek bilgeliği bir kalp sızısı öğretir.
Bazen bir aşk acısından ruhunuz hür bir gökyüzünde kanat çırpmaya cesaret eder.
Bazen en olmadık insandan, yıllarca aradığınız o cevabı duyarsınız.
Bazen ruhunuz acır, o acıdan sanat doğar.
Bazen rezil bir dibe vuruş anından, büyük bir hatadan şahsiyetinizin inşası başlar.
Yaşamın estetiği, yaşamın bilgeliği formüle edilemez çünkü.
Yaşama hedef/performans/başarı odaklı bakan tipler Steve Jobs tarzı "yaşamın estetiği"ni ıslalayan tipleri hatırlatıyor.
Zamanı, kendini, potansiyelini en verimli şekilde kullanmak elbette mühim. Ama hayat bazen saçmadır. Hayat bazen yenilgidir.
Çünkü hayat böyle muhteşemdir.
Her şeyini güzelleyen, olumlayan insan tekâmül e-de-mez. Ölçüsüz özşefkat zehirliyor.
Bazen "hata ettim, saçmaladım, kendimi kandırdım" sert yüzleşmesi de lazım insana. Sayısız hatası, kusuru olan biriyim ben de. Her şeyimi güzelleyerek değil yüzleşerek ilerliyorum kendi adıma. Çünkü acısız, yüzleşmesiz derinlik, dönüşüm ve şifa yok.
Taken from ancient Chinese practices such as Qi Gong and Tai Chi, blended with modern Western lymphatic movement techniques.
I now do this sequence daily
Çocuklarınıza öğretmeniz gereken şeyler;
- Satranç
- İlk yardım
- Dayanıklılık
- Astronomi
- İkna
- Uyarlanabilirlik
- Öz saygı
- Öz savunma
- Yemek pişirme becerileri
- Girişkenlik
- Zaman yönetimi
- İyi bir tutum
- Topluluk önünde konuşma
- Problem çözme
- Öz farkındalık
- Bahçıvanlık becerileri
- Gönüllü olmak nasıl mümkün?
- Nasıl pazarlık yapılır?
- Topraktan geçinmek
- Temel ev onarımı
- İş kurmak
- Para yönetimi
- İyi iletişim
- Haberleri izlemeyin.
- Duygusal zeka
- Stresi nasıl yönetirsiniz?
- Temel araç bakımı
- Nasıl karar verilir?
- İnsanları nasıl etkileyebilirsiniz?
- Harika bir anne nasıl olunur?
- Duygularınızı hissetmekte bir sakınca yok.
- Düşünmeye yönelik zihinsel çerçeveler
- Sağlıklı ilişkileri anlamak
- Başkalarını desteklemek, onları aşağı çekmemek.
- Ezberlemek yerine problem çözme
- Uyumluluk yerine keşif
- Ezberciliğe karşı yaratıcılık
- Çalışkanlığın değeri.
- Herkese karşı nasıl nazik olunur?
- Başarısızlığın başarıya giden yol olmasının nedenleri.
- Ne düşüneceğiniz değil, nasıl düşüneceğiniz.
- Uyum sağlamayı öğrenmek, kalıplara uymamayı öğrenmek.
- Nasıl önderlik edilir, nasıl takip edilmez.
- Nasıl üretilir, nasıl tüketilmez.
- Hayvanlara bakmak.
- Dil kullanımında başarılı.
- Karşı cinsle ilişkiler.
- Sağlıklı beslenme tercihleri.
- Müzik, dinleme ve icra etme.
- Genel kültür.
- Yabancı diller.
- Liderlik.
- Stoacılık.
- Oruç tutmak.
- Spor.
- Video oyunları.
- Maneviyat.
- Seyahat etmek.
- Metin yazarlığı.
- Çizim.
- Kendini sevmek.
Siz ne eklemek istersiniz?