Fudayl b. İyâz hazretleri derdi ki:
“Eğer âlim bildiğiyle amel etseydi, ilminin ağırlığını tadardı ve asla kibirlenmezdi. Çünkü ilmin tamamı bir sorumluluktur. Kişi ilimde ilerledikçe sorumluluğu da artar. Bu yüzden âlim, ilmiyle ancak sıratı geçtikten sonra sevinmelidir.”
Fudayl b. İyâz hazretleri şöyle derdi:
“İlimleriyle riya yapanların alametlerinden biri şudur: İlimleri dağlar gibi büyük olur, fakat amelleri o ilme göre zerre kadar bile olmaz.”
Bir adam, Hasan-ı Basrî hazretlerine şöyle dedi:
“Ey Ebû Saîd! Ben gece sağlıklı olarak yatıyorum. Gece namazını da çok seviyorum. Abdest suyumu da hazırlıyorum. Buna rağmen neden gece kalkamıyorum?”
Hasan-ı Basrî şöyle cevap verdi:
“Günahların seni bağlamış.”
آنَاں کہ خَاک را بِہ نَظَر کِیمْیَا کُنَنْد آیا بُوَد کہ گُوشَۂ چَشْمِی بِمَا کُنَنْد
O erler ki nazarlarıyla altın eylerler toprağı,
Acaba bize de göz ucuyla bir nazar ederler mi?
Nice insan vardır ki günahların içinde boğulmuşken bir bela ile karşılaşır; sabreder ve samimi olur…
İşte o bela, onun birikmiş günahlarını temizleyen bir arınma olur.
Resûlullah [sallallahu aleyhi vesellem], Receb ayı girince şöyle dua buyururdu: “Allahım! Receb ve Şaban aylarını bizim için bereketli kıl ve bizi Ramazan ayına ulaştır.”
Bütün kapıların kapandığını sandığın bir anda unutma ki göğün kapısı asla kapanmaz. Çünkü kapılar çalınmadan önce kalplerin çarpıntılarını işiten bir Rab vardır..!
Hadiste buyruldu ki: “Kıyametin alametlerinden biri, ilmin küçüklerden talep edilmesidir.”
İbnü’l-Mübarek’e soruldu: “Küçüklerden kastedilen kimlerdir?” Şöyle dedi: “Kendi görüşlerini söyleyenlerdir. Oysa bir küçüğün, büyüklerinden rivayet ettiğini aktarması, onu küçük yapmaz.”
Cüneyd-i Bağdâdî [kuddise sirruh] bir gün görüldü; elinde bir tesbih vardı. Kendisine,
“Senin gibi bir zat, bu yüce makamına rağmen eline tesbih mi alırsın?” denildi. O da şöyle cevap verdi:
“Beni Rabbime ulaştıran bir yolu nasıl terk ederim?”
Hz. Nebî [s.a.v] şöyle buyurdu: “Allah, rızıklarınızı aranızda taksim ettiği gibi ahlâklarınızı da taksim etmiştir. Allah Teâlâ dünyayı hem sevdiğine hem sevmediğine verir; fakat dini yalnızca sevdiğine verir. Dolayısıyla Allah kime dini vermişse, onu sevmiş demektir.”
Enes b. Mâlik’in [radıyallahu anh] şöyle rivayetine göre Resûlullah [sallallahu aleyhi vesellem] buyurdu:
“Kim benim sünnetimi ihyâ ederse, beni sevmiştir. Kim de beni severse, cennette benimle beraber olur.”