Neden ‘ölmeden önce yapılacaklar’ listeleri bu kadar rağbet görüyor? Neden seyahatler, yemekler, maceralar hasılı her türden ‘deneyim’ modern insanı bu kadar cezbediyor? Sosyolog Hartmut Rosa’nın açıklaması şöyle :
Modern dünya sonsuz sayıda “yapmaya değer” seçenek sunduğu için, yapmak istediklerimizle gerçekte yapabileceklerimiz arasında kapanması imkânsız bir uçurum oluşuyor. Hartmut Rosa’ya göre modern öncesi insanlar bu baskıyı hissetmiyordu; ölümden sonraki yaşama inandıkları için dünyevi hayat asıl bölüme geçmeden önceki kısa bir giriş sayılıyordu. Ayrıca tarihi değişmeyen ya da döngüsel bir şey olarak gördüklerinden, kendilerini insanlık dramında kendi rolünü oynayan sayısız insandan biri gibi hissediyor, “çağın fırsatlarını kaçırma” duygusunu hiç yaşamıyorlardı. Seküler modernlik bunu tersine çevirdi: öbür dünya inancı yerini ilerleme fikrine bırakınca, her şey bu tek hayattan en iyi şekilde yararlanmaya bağlandı ve insanlar kaçırdıkları geleceğin acısını bastırmak için hayatlarını deneyimle doldurmaya çalışır oldular.
Hayatın anlamı büyük başarılarda değil, 'ipe dizilmiş boncuklar gibi' biriktirdiğimiz küçük yoğunluk anlarında saklıdır : Sabah ışığının mutfak masasına düşüşü, bir dostla paylaşılan sessizlik, denizin kokusu.
Yani 'verimsiz' ama hayatı yaşanmaya değer kılan asıl anlarda.
Manipüle edilmeyen insan karizması diye bir şey var. Gerçeğin farkında, kendi değerinden emin; dedikodu, kaos ve sahte kalabalık görüntülerinden etkilenmeyen; korkuyla yönlendirilmeyen, utançla yönetilemeyen insan gücü. Kitaplarda yazmaz ama sahibine çok büyük bir iktidar verir.
TESLİMİYET
Teslimiyet boyun eğmenin aksine, benliğin silinmesi değildir. Tam tersine kabuğunu bırakıp daha sahici bir benliğe doğmasıdır insanın. Kelebeğin kozasından çıkması gibi.
Kontrol etme arzusundan, her şeyi yönetme dürtüsünden usulca vazgeçmekle zuhur eder bu hal. İnsan kendisini hayatın akışına ve onun içindeki derin bilinmezliğe bırakır.
Bu ancak koşulları oluştuğunda zuhur eden bir lütuf; insan ancak yok olma korkusunun eşiğinde durmayı göze alabildiğinde içine büyür, orada bir genişlik bulur.
Kabz halinden bast haline geçiş.
Teslimiyet bu yüzden bir geri çekiliş değil, ileri atılıştır. İnsanın kendine, ötekine ve varoluşa karşı daha geçirgen, daha merhametli ve daha hakiki bir hale doğru açılması...
Enflasyon,kurdaki dengesizlikler,yüksek faizler,durgunluk vb herşeye tamam ama işsizlik önlem alınmazsa çığ gibi geliyor tabii eytli emeklileri işsiz saymıyorsak böyle bir sorunumuzda olmaz.