NATO toplantısı bahane edilerek yapılan önleyici tutuklamalar, ardından Ekrem İmamoğlu’nun savunma hakkının alenen gasp edilmesi yepyeni bir eşik. Tüm bunlar bize “Vatandaşlık haklarımızın” elimizden alındığını, güç karşısında çırılçıplak ve yapayalnız olduğumuzu söylüyor. Bizi koruyacak ne bir anayasa ne de bir yasa var artık.
Muhittin Böcek itirafçı olacak, fakat zamanını bekliyor demişlerdi.
Zaman gelmiş demek ki!
Böcek itirafçılığı sürdürmüş.
Rahmetli Ferdi Zeyrek’e 950 bin Euro verdim diyor.
Alan rahmetli,veren kelepçeli.
İftiran da boğul Böcek.
“Bir kuruş verdiysem ŞEREFSİZİM”demiştin.
Öylemisin?
Kılıçdaroğlu’nun dünkü konuşmasını baştan sona tekrar dinledim. Hala bir insan kendisine, partisine böyle bir kötülüğü neden yapar sorusuna cevap bulamıyorum. Öyle bir kötülük ki, bugünler geçtikten sonra insanlar KK adını dahi anmak istemeyecekler.
Butlan kararının sadece CHP’yi ilgilendirdiğini sanan ve CHP şöyle yapmalı böyle yapmalı diye yazanlara ve konuşanlara bir çift lafım var. Butlan kararı CHP’ye değil, Türkiye’ye verildi. Artık seçim yoluyla iktidarı değiştirmenin yolu kapatıldı. YSK fiilen kaldırıldı. Hukuk devletinin, demokrasinin, siyasi zeminin, serbest seçimlerin tabutuna bir çivi daha çakıldı. Son çivinin çakılıp çakılamamasını CHP başta olmak üzere tüm siyasi kurumların ve sivil toplumun direnişi belirleyecek. Belarus, Rusya gibi mi olacağız yoksa bize giydirmek istedikleri bu kefeni yırtıp atacak mıyız?
Koltuklarından korkarak AKP’ye katılan belediye başkanları CHP’den bir şey götürmez ama AKP’den çok şey götürür. Bu parti değiştirmelerin nasıl olduğunu tüm halk biliyor. Baskı ve zor kullanarak yapılan transferlerle AKP kendini cazibe merkezi olarak sunamaz. CHP ise arınıyor ve daha da güçlenmesinin önü açılıyor. Bu kapıdan DEM’liler giremez diyen bir belediye başkanının demokrasi mücadelesinde yeri olamaz zaten.
Akın Gürlek Adalet Bakanı…
Vah benim ülkeme !
Vah benim devletime!
Bu memleket ne bakanlar gördü… Ağır, oturaklı, kariyerli, üsluplu, saygın…
DEVLET AVDET EDECEK.
Kurumlarıyla, kurallarıyla
devlet geri gelecek…
DEVLET ADABI,
DEVLET CİDDİYETİ
GERİ GELECEK…
@halktvcomtr@sinemfstk
Bölgede savaş kızışıyor. ABD ve İsrail’in saldırganlığı artıyor. Hoş bizim iktidar saldırganları değil, saldırıya uğrayanı kınayan açıklamaya imza koydu ama bu durumu değiştirmiyor. Petrol ve petro kimya ürünleri sıkıntısı büyüyecek. Eskisi kadar yüksek faizle kolay dış kaynak bulunamayacak. Akıllara hiç gelmemiş ama dünya piyasalarında helyum kıtlığı başlamış. MR cihazlarında, nükleer enerji santrallerinde soğutucu olarak kullanımı nedeniyle ve yarı iletken üretiminde hayati olan helyum kıtlığı dünyayı etkileyecek.
Bu bizim derdimiz değil, bizim derdimiz ve önceliğimiz iktidarımızı korumak mı diyorlar bize. Attıkları adımlar bunun düşündürüyor. Zaten savaş başladığından beri AKP oyları artmış. Ülkeyi A’dan Z’ye savunmasız bırakmanın ödülü bu. Sivil savunma hiç yok. Savaşta en kritik sektör tarım çöktü. Enerji ve iletişim güvenliği yok. Sadece dronlar ile ülke korunmaz.
İktidar CHP’li belediyelere operasyon yaparak, rakiplerini tutuklayarak kendini güvene aldığını sanabilir ama toplumsal birliğe ağır hasar vererek ülkeyi çok kırılgan hale getirdiğini umarım kısa sürede anlar. Trump’a sığınarak bu kriz atlatılabilir mi?
Öyle şeyler ortaya çıkacak ki birbirlerinin, ailelerinin yüzüne bakamayacaklar demişti birisi. Şimdi voleybolcu Derya Çayırgan’ın hayatını karartacak iddialarla bunu kanıtlamaya çalışıyorlar. Zaten Ekrem İmamoğlu’ndan ve kadın voleybolculardan nefret ediyorlardı. Kadınların başarısı karşısında dişlerini sıkıp oturuyorlardı. Şimdi fırsat bu fırsat deyip hep beraber genç bir kadının üzerine çullanıyorlar.Kurdukları bu ucube rejimde gerçeği haykırmaktan ve beddua etmekten başka seçenek bırakmadılar elimizde.
Ekrem İmamoğlu her mahkemede, iktidarın hukuk kisvesine soktuğu ve çok ciddi suçlamalarla casusluk dahil çeşitli suçlar icat ve isnat ederek, siyasi başarısını suç gibi görenlere karşı inanılmaz bir mücadele veriyor. Yargılanmıyor, bu hukuksuzluğu olağanlaştırmaya çalışanları yargılıyor.
Başsavcının mezun olduğu Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin 2001-2005 yıllarında ders veren değerli hocaları…
Samimiyetle soruyorum;
Öğrencinizin yazdığı bu iddianameye yüz üzerinden kaç verirsiniz?
@HukukMarmara
“…din adına Cumhuriyet düşmanlığı, neredeyse gizli bir padişahlığı sevdirme işine döndü. Açıkça savunulamayan saltanat sevdası, din davası süsüyle savunuluyor.” https://t.co/AztgrCCCqx
Tüm bu yaşananların CHP’nin meselesi olarak tartışılmasını çok yanlış buluyorum. Bu CHP meselesi değil, Türkiye’nin yeniden demokratik bir hukuk devleti olup olmayacağı meselesidir. Bugün iktidarın yargıyı kullanarak CHP’ye yönelik attığı tüm adımlar top yekün otokratik bir rejim inşasıdır.
Tv tartışmalarında hala bazı yorumcular Bahçeli ve Feti Yıldız’ın açıklamalarına büyük önem atfeden ve bunları hukuk devleti talebi olarak açıklayan yorumlar yapıyorlar. Bu açıklamaları Beyoğlu Belediye Başkanı gözaltına alındığı gün yapıyorlar üstelik. Üzücü olan muhalefet aktörleri de bu dalgaya kapılmış görünüyor. Yetmiyor AKP aktörleri arasındaki küfürlü kavgadan medet uman bir halleri de var. Hep söylediğimi tekrar edeyim. İç çatışmalar bu rejimin doğasında var. Bunu bir an önce anlamak da yarar var. Sadakati satın alma üzerine bina edilen bu rejimler kendi içlerinde de düşman arar ve ayıklar. Muhalefeti de hep yumuşak karnından vurur. Çocuklar üzerinden zorlamak, ölümle pençeleşen hasta tutuklular üzerinden köşeye sıkıştırmak gibi. İzlemeyenler varsa Sophie’s Choise filmini öneririm. Bütün bunları hayret ve üzüntüyle izliyorum. Bir şey daha hatırlatayım. Daha kısa bir süre önce aynı yorumcular Erdoğan bir şeyler yapmak istiyor ama Bahçeli engelini aşamıyor diyorlardı. Bahçeli ve Feti Yıldız’ın her mesajı üzerinde saatlerce konuşmadan önce bunu da akılda tutmak lazım.
Uluslararası Balkan Üniversitesi'nde 'sahte diploma skandalı' iddiası: 'Fakülte kurulmadan YÖK denklik vermiş' - Son Dakika Siyaset Haberleri | Cumhuriyet https://t.co/sTmVz0HFf2
Sahte diploma meselesinin uzandığı yerlere bakınca bunun basit bir dolandırıcılık olmadığı, üniversitelerden hastanelere, ve yargı dahil tüm kamu kurumlarını kapsayan bir ele geçirme politikasının ve iktidara tam biat eden kurumlar oluşturmanın bir yolu olarak örgütlü bir yapılanmanın sonucu olduğu kanısına varıyorum. Mesele sadece çürümüşlükle izah edilemez.
Savcılar, terör örgütü liderleri için bile daha özenli ifadeler kullanıyor.
Şu ifade biçimine bakın:
“Özgür Özel isimli, siyasi parti lideri olan milletvekili kişinin…”
DEVLETİ ÇÜRÜTTÜLER.
Yarın yepyeni sayfa açacaklarmış…
İşe doğru yerden başlayın.
Seçilmişleri tutuklayacaklar, yurttaşın seçme hakkını gasp edecekler, buna tepki gösteren yurttaş anayasadan gelen protesto hakkını kullanınca bize darbe yapacaklar diye bağıracaksın. Bağırmakla yetinmeyip “sokak sokak gez de görelim, boyunun ölçüsünü alalım” diyerek tehdit edeceksin. Sonra da iç cepheyi güçlendirme çağrısı yapacaksın.