Fransa’da Meribel kasabasındayım. Fotosunu paylastığım La Taverne mekan sahibini ikna ettim #GS&FB derbisini vericekler😇 Bu bölgeye yakın olan Türk vatandaşlarına sesleniyorum haydi gelin maçı beraber izleyelim🙃
#meribel#Fenerbahçe#Galatasaray
Fenerbahçe takımı bu sezon lig şampiyonluğu dahil her şeyini Olympiakos maçında kaybetti çünkü futbolcu grubunun hocaya karşı sabrı o maçta tükendi ve aralarındaki bağ tamamen koptu İsmail Hoca’nın kalibresi üst düzey oyuncu grubunu yönetmeye yetmedi
💬@TumerMetin11: "Kimse bir şey yapmıyorken tek yapmaya çalışan oyuncuyu yine maçtan çıkardın. İrfan Can dakika 80'de takımını öne geçirmeden hemen önce King oyuna girmek için hazırlanıyordu. Golü atınca King'i oyuna almadı İsmail Hoca. Sonra 101. dakikada yine çkardı İrfan'ı. İsmail Hoca, hep aynı değişiklikleri yaparak maç kazanamazsın."
Süper Kupa finalinde Fenerbahçe'nin Galatasaray karşısında sahadan çekilmesini doğru buluyorum. Eğer başka hiçbir sebeple doğru değildiyse, o anda TFF Başkanı Sn. Mehmet Büyükekşi'nin ne kadar rahat ve tebessümlü olduğunu tüm topluma göstermesi bakımından doğru olmuştur.
Çekilen kulübün adaletsizlik algısında haklı olup olmadığından bağımsız olarak, bir spor dalının ülkedeki gelişimi kendisine emanet edilmiş olan bir devlet adamının, ülkenin en önemli 3 kulübünden biri olan kulübü tarihi bir finalde sahadan çekilirken zerre üzüntü veya telaş duymaması hepimize çok şey anlatmaktadır.
Bir yandan milyonlarca taraftarı olan en önemli kulüplerden birini sahadan çekilecek hale getiren olaylar dizisine seyirci kalıp bir yandan kendine iyi yönetici diyebilmek, futbolu yönettiğini iddia edebilmek, mümkün değil.
Aynısını belki Sn. Ali Koç için de söyleyip konunun bu noktaya gelmesini onun tarafında da bir yönetim eksikliği olarak görenler olacaktır. Haklı da olabilirler. Bilemem. Elimde tüm veriler yok. Ancak gözün gördüğü de açık. Ali Koç mutlu veya rahat değil. Türkiye'de futbol için bir utanç gecesi yaşanmakta olduğunun farkında ve bir tercih yapmış. "Habire sürpriz utanç geceleri yaşayacağımıza, bir gece bilerek ve isteyerek utanç gecesi yaşayalım" diyor. Sahadan çekilme adımı, o noktada sembolik ifadedir.
Bu esnada Türkiye Futbol Federasyonu'nun başkanı olan Sn. Mehmet Büyükekşi'nin dertli, tasalı, üzüntülü, telaşlı olmasını beklerdim. 100 senede eşine rastlanmayan bir protesto senin yönetmene denk geliyorsa o büyüklükte bir sonucun kabahatini tamamen bir kulübe yahut kişiye ihale edemezsin.
Bu durum yaşanırken zerrece kabahat algın yoksa, dönüp kendine bakmıyorsan, tüm toplumun karşısına çıkıp detaylarda kimin haklı olup kimin haksız olduğundan bağımsız olarak ortaya çıkan bu sonuç için kalpten özür dilemiyorsan, bu sonuçtaki rolünün hangi tavırdan kaynaklandığını da zaten tüm topluma gösteriyorsundur.
Şu utanç gecesi yaşanırken çıkıp da tüm topluma "süreçleri yönetmek bir sorumluluktur, bu sorumluluk bana verilmişti ve ben gereğini yerine getiremedim, şu veya bu sebeple ülkenin en büyük 3 kulübünden birini ve milyonlarca taraftarını karşıma alıp kaybettim, 3 büyüklerin ezeli rekabetinin tarihi ve böyle bir durumun daha evvel yaşanmamış olması bu konunun ne kadar ciddi olduğunu ve kolay yaşanabilen fevri bir protesto olmadığını bana göstermektedir, yönetmeyi beceremedim, özür dilerim" diyemeyen, bunun yerine sakin bir tebessümle olup biteni izleyen bir TFF başkanı olsa olsa iki şeyden birini demektedir:
(1) Sorumluluklarını yerine getirememenin bir sebebi de sorumluluk duygusu sahibi olmamaktır. Dert etmeye dert etmeye bugüne kadar geldim, dert etmeyi de aniden şimdi öğrenemiyorum.
(2) Konu benimle ilgili değil. Başkan falan diyorsunuz ama, etkisiz ve yetkisizim. Ne sorunda rolüm var ne de çözüm ihtimalinde. Rahatlığım dert etmemekten değil müdahale imkânına sahip olmamaktadır. Dert etmek Hiçbir zaman benim haddim olmadı.
Bu iki senaryodan hangisine bakıyor olursak olalım, Türkiye'de futbol için çok karanlık günlerden geçtiğimiz ve birbirimize bakıp bakıp "dibi bulduk mu, artık tek yön yukarısıdır, değil mi?" diye sormaktan yorulduğumuz açık.
Milli takımımızın 6-1 yenilmesinden sonra da söyledim, yine söylüyorum: Adil rekabet koşullarına herkes ikna olmadan, seyirci izlediğinin gerçek olduğuna inanmadan, sporcu kendini ve emeğini güvende hissetmeden, Türkiye'de futbol arpa boyu yol alamaz. Bu son cümledeki hususları sağlamakla mükellef olan kişinin Fenerbahçe sahadan çekilirkenki vücut dilini bir vatandaş olarak ve Fenerbahçe ile de Galatasaray ile de çekişmeyi daima çok sevmiş bir Beşiktaş taraftarı olarak olağanüstü yadırgadım. Başka herhangi bir ülkede derhal istifa sebebi olacak seviyedeki bir başarısızlık şahikasının bu kadar rahat bir hazımlılıkla karşılanması, toplumun da futbolda gelinen noktayı bu kadar kolay hazmedeceği anlamına gelmez.
O tebessümün ve rahatlığın toplumda karşılığı olduğunu zannetmiyorum.
Kadim Bursa’yı sokaklarında vakit geçirmemiş, stadında maça gitmemiş, Uludağ’a çıkmamış, çarşının kokusunu bilmez insanını tanımaz vizyonsuz birine bırakırsan, TR’nin 4. Büyük şehrini İnegöl’den ibaret zannedersen sonuç bu olur çok iyi oldu👌
sonra Avrupa’daki vasat takımlar bile gelip cezayı kesiyorlar. Türk futbolunu artık bu kaostan kurtaralım lütfen herkes doğru ve adil olsun kendi tuttuğu takımın çıkarları için gerçekleri görmekten kaçmasın sonra şapka düşüyor kel görünüyor!!!
Artık anladım ki Türk futbolunun en büyük düşmanı üç büyükler, bu ülkede hepimiz futbolu seviyoruz ve gelişsin istiyoruz ancak bu 3 büyük şeytan ve onların fanatik sevicileri yüzünden gerçekler kabul edilmiyor hak etmedikleri maçları kazanıp kendilerini büyük zannediyorlar+++
Bu sene FB yi ilk defa canlı izliyorum, Zico dan sonra izlediğim en iyi takım bu ancak bir sorun var o kadar iyiler ki seyrederken canım sıkılıyor hiç heyecan yok 😉
Hz.Ali bir zulme engel olamıyorsanız en azından duyurun diyor; bütün dünya duyuyor görüyor insanlık gözümüzün önünde bitiyor🥺 Gözler kör kulaklar sağır artık yaşamak nefes almak çok ağır😢
Burada önemli ve aşıldığın dışında bir önerim olacak. Biliyorsunuz Rodos bir felâket yaşıyor. Muhtemelen sabaha dek Rodos diye bir şey kalmayacak... Yazık oldu ama adayı yeniden canlandırmak için Yunanistan'ın imkânları da sınırlı. Ayrıca acil müdahalede Avrupa'nın tüm yardımlarına rağmen Yunanistan sınıfta kaldı çünkü coğrafi olarak buraları Yunan anakarasından idare edilemeyecek kadar uzak. Türkiye tüm herkesi tahliye etme çalışmalarında aktif rol alsa ülkemiz için çok asil bir harekettir ama bunun sebebi basit ve kuru bir hümanizm değildir. Ayrıca Rodos bir Türk yurdudur (Türk toprağı demiyorum) ve yanan Türk yurdu için Yunan'dan daha aktif çaba sarf etmek, muhtemel bir gelecekte egemenlik iddiası için de bir karinedir. Zira adaların statüsü konusunda bir tartışma mevcuttur ve şartlı olarak burada bulunan Yunan tarafının egemenliği, adaların silahlandırılması sebebiyle hukuki statüsünü tartışmaya sokmuştur. Ortadaki söylediklerime kafayı takıp yok artık diyenler, son söylediğim kısma dikkat etsinler. Zira ege adalarının silahlandırılması Yunanistan'ın 1923 #Lozan ve 1947 Paris antlaşmalarını ihlali demektir. Bu da Yunanistan'ın bölgedeki egemenliğini hukuksuz hâle getirir. Mevcut durumda felâkete uğrayan ada toprakları aslında hukuki durumu tartışmalı bir adadaki felakettir ve burada de jure olarak tesis edilmiş Yunan idaresini sorumlu kılarken hukukiliği tartışılan egemenlik de Türkiye Cumhuriyeti'ne manevi bir sorumluluk verir. Bu manevî sorumluluğun eyleme dökülmesi ve Yunan hükümetinin buna müsade etmesi de Türkiye'nin elini güçlendirir, iddiasına gerçekçi zemin hazırlar. İdare ve egemenlik farklı şeylerdir. Daha uzun yazmaya gerek yoktur Zira Oniki Adalar, Yunan anakarasından idare edilmekle aslında muhafaza ve lojistiği her zaman sorunlu bir bölge olup doğal ve beşerî felaketlerde ada coğrafyası ve halkının can ve mal güvenliği riske girmektedir. Coğrafi olarak Anadolu'nun bir uzantısı olan bu topraklarda Türk idaresinin tesisi, yakınlığı sebebiyle hem daha kolay malzeme ve yardım temini ve sevkiyatı hem de acil durumlarda daha hızlı aksiyon almak için en uygunudur. Türkiye bu yardım ile aslında bunu ispatlayacaktır. Velhasıl bu felakette zekice ve aktif ve ileri görüşlü bir pozisyon almak gerekiyor. Saygılarımla.
Kurtuluş savaşından sonra başımıza gelen en büyük felaket🥺 Sosyal medyanın kirli yönüne dalıp gitmeyelim yardımlaşma ve iletişim için takip edelim. Birlik olup her vatansever elimizden geleni yapmalıyız