Bir akademisyen, Claude’u nasıl gerçek bir asistana dönüştürdüğünü anlatıyor.
Pedro Sant’Anna, aylarca süren denemelerden öğrendiklerini bu rehberde bir araya getirmiş.
“Şu makaleyi gözden geçir”, “şu dersi hazırla”, “bu veriyi analiz et” diyorsunuz. Claude Code planlıyor, uyguluyor, kontrol ediyor ve size hazır sonucu sunuyor.
Slayttan makaleye, veri analizinden gönderim öncesi kontrole kadar tüm akademik süreci tek bir iş akışı içinde düşünmek isteyenler için oldukça değerli, herkese açık bir kaynak.
🔗 https://t.co/xUYxLxVdsU
Türkiye’de burjuvazi, kendi devrimci/kurucu gücüyle palazlanabilmiş özerk bir sınıf değil. Osmanlı dağılırken yeni ulus-devleti kurup modernleştiren de burjuvaziden daha ziyade bürokrasi oluyor.
Devletin öncülük ettiği alanlarda -gayrimüslim sermayenin tasfiyesinden sonra- bürokrasiyle pazarlık içinde ve dünya kapitalizmine eklemlenerek şekilleniyor.
Özellikle Keyder’in kitabındaki “Kayıp Burjuvazi Aranıyor” bölümünü çok önemsiyorum.
@aykiri Çok iyi yapmış. Etten kemikten yaatılmış bir qfem oğlu için kendini parçalayan ya da saatlerce bekleyen insanlar zaten kendilerini aşağılıyorlar. O adam (kimse artık o) kendilerini görmezden gelince mi onurları kırılıyor?
27 Mayıs Darbesi’nin 66. Yılı münasebetiyle, 2011 yılında (3. Baskı 2021) yayımlanan “Türkiye’nin Uzun On Yılı: Demokrat Parti İktidarı ve 27 Mayıs Darbesi” (İstanbul, Bilgi Üniversitesi Yayınları) adlı kitabıma bir kez daha dikkat çekmek isterim.
Kitabımda DP ve 27 Mayıs’a dair Kemalist, sol/sosyalist ve İslamcı/muhafazakar açıklamaları eleştirdim. Bunu yaparken homojen/değişmez aktörler varsayımını sorgulayarak darbeye giden “süreç”ler üzerinde yoğunlaştım. DP, CHP, ordu, basın, yargı, ABD gibi aktörlerin zaman içindeki değişim ve dönüşümlerini –ki bunların bir çoğu ne planlanmış ne de niyet edilmiş şeyler idi- tüm karmaşıklığıyla anlamayı ve anlatmayı denedim.
Bir yandan aktörler ve süreçler üzerinde dururken, öte yandan demokrasinin yaşamasını zorlaştıran yapısal (yoksulluk, köylülük, devletin merkeziliği, farklılığı fitne, uzlaşmayı taviz olarak gören mutlakçı siyasi kültür, devleti dengeleyebilecek sınıfların zayıflığı, soğuk savaş etkisi ve daha bir çok faktör) dinamikleri de gözden kaçırmamaya gayret gösterdim. Ve tabi bu analizi yaparken karşılaştırmalı tarih/siyaset/sosyal bilimler bilgisinden de faydalanmaya çalıştım.
27 Mayıs, özü itibarıyla 1950’de iktidarı kaybeden askeri/sivil bürokrasi ve onun toplumsal destekçilerinin iktidarı darbe ile geri alma teşebbüsüdür. Bunu söyleyen ilk kişi ben değilim. Fakat “süreci” ayrıntılarıyla anlatabildiğimi düşünüyorum. Ayrıca kitabımın, 27 Mayıs’a “darbe” derken, Bayar/Menderes ikilisinin hem otokratik eğilimleri ve hem de siyasi güç dengelerini iyi okuyamamaları nedeniyle darbeye gidiş sürecinde çok büyük hatalar yaptıklarının da altını “aynı anda” “ve bu hataların asla darbeyi meşrulaştırmaya yetmeyeceğini belirterek” çizen bir çalışma olması nedeniyle de anlamlı olduğunu düşünüyorum.
Çalışma günümüz Türk siyasetini anlamak için de önemli. Zira kitapta analiz etmeye çalıştığım muhalefet için muhalefet, milli iradeyi hakim kılma adına tüm muhalifleri aynı kefeye koyup şeytanlaştırmak, hukuku bir ayakbağı olarak görmek, basın, yargı ve bürokrasinin gücün yanında yer almayı temel ilke olarak benimsemeleri, seçimle iktidara gelmenin zor olduğunu görüp iktidarı devirmek için askerleri kışkırtmak, sadakat adına çapsızlık ve dalkavukluğa prim vermek, rahatsız edici gerçekleri görmezden gelmek gibi siyaset pratikleri -maalesef- halen bizimle.
@Beyefendi_Sunni Bugün boşnak, arnavut, zaza, çerkez, laz vb. kökenli insanların ezici çoğunluğu Cumhuriyetin yarattığı Türk kimliğini içselleştirmiştir. Kimse 20. yüzyılın gerçekleri varken Osmanlı millet sistemini sürdüremezdi. Bu yüzyıl ulus devletlerin çağıdır. Başka alternatif yoktur
@Beyefendi_Sunni İmparatorluk mantığını sğrdürme imkanın yok. Çünkü imparatorluk dağıldı. Bunu kabul ederek yeni bir tahayyül ortaya koymanız lazım. Türk ulus devleti projesi kesinlikle tutmuştur. Kürtlerin bir kısmı hariç tüm etnik kökenden insanlar yeni Türk kimliğini bir şekilde kabul etmiştir
@Beyefendi_Sunni@mizahreyiz31 Dostum sekülerleşen yalnızca Kürtler olmadı. Aynı zamanda muhafazakar kodlara sahip toplum keismleri de sekülerleşti. Hem de son 25 senede. 25 sene öncesi ile kıyaslandığında dini ritüelleri yerine getiren insan sayısı azaldı. Volkan Ertit hocanın çalışmalarına bir göz at.
SSCI endeksli bir makale yayımlama planınızın ilk adımı, makaleyi yazmak değil, dergiyi seçmek olsun.
Önce makaleyi yazıp sonra dergi aramayın, önce derginizi seçip makalenizi o derginin yapısını, metodolojik yaklaşımını, temel çerçevesini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak inşa edin! Burada derginin kapsam ve amacına uygunluk (aim and scope), kelime üst limitini yakalama, metodolojik öncelikleri belirleyici oluyor.
Makaleniz için en uygun dergiyi ararken kullanabileceğiniz bazı pratik araçlar var. Taslak düzeyinde de olsa, başlığınızı ve özetinizi bazı yayınevlerinin dergi bulma motorlarına yapıştırdığınızda, çalışmanızla en iyi eşleşenleri listeliyor. Bu listeler, dergilerin kabul oranlarını ve yayın sürelerini de gösterdikleri için önceliklerinizi belirleyerek yola çıkabilirsiniz.
İlgili araçlar👇🏾:
🔴 Elsevier Journal Finder: https://t.co/jZifyn78EM
🔴 Wiley Journal Finder: https://t.co/nBDrJOHHkt
🔴 Springer Journal Suggester: https://t.co/RClToFixa8
#SSCI #AkademikYazım #Makale #Araştırma #AcademicWriting
2 gündür okuyorum. İyi kötü bildiğini varsaydığın konulara dair hiç bilmediğini farkettiren,her katmanın altından katman çıktıkça en düz varsaydıklarının kaba indirgemelerden ibaret olduğunu hissettiren,kafayı karıştıran 1 kitap daha.Böyle olduğu sürece tarihçilik keyifli,değerli
"Don't let other people write your paper."
Economic sciences laureate Daron Acemoglu spoke to nine students around the world and shared his best career advice.
Watch the full conversation: https://t.co/WTO2wjwXFP