şefkat, nezaket, bilgelik ve derin sevgiden kaynaklanan bir ilgi ve sorumlulukla doludurlar.
güzel insanlar öylece ortaya çıkmazlar; onlar oluşurlar…"
- elisabeth kubler ross
"tanıdığım en güzel insanlar, yenilgiyi, acıyı, mücadeleyi ve kaybı yaşamış olan ve diplerden çıkış yolunu kendileri bulmuş romantik ve anarşist olan insanlardır. bu kişiler yaşama karşı geliştirdikleri kendine has takdir, direniş, duyarlılık ve anlayışla;
Keko müziklerden gına geldi arabeskin yine bir albenisi vardı müzik-sözler söyleyenlerin sesleri iyiydi dertliyken aç dinle ; keko rap müzik dinliyor yeni nesil ne söz var ne müzik ne de söyleyen de yetenek. katlanamıyorum. sagopa kajmer, ceza falan bu duruma ne diyor acaba?
geçti gitti,
gözyaşlarım; hüznüm ve göğüsümün solundaki kederim, benim güzel kalbim, dikenli yollarda delik deşik olan pabuçlarım. ılık ılık yanağıma busesini konduran mağdurluğum ve mağrurluğum. mazuriyete heba olan zamanım. gün bizim, gece bizim, ay bizim, zaman bizim
Dunyadaki en masum sey hilesiz hurdasız, içinde zerre kötülük barındırmayan; insana hissettirdiği o sonsuz huzur ve güven bir yana, sizi asla çelişkiye düşürmeyen, yüzünüzde daima sabit bir gülümseme bırakan sevgi hissidir.
dünyanın en büyük lütuflarından biridir bir insana güvenebilmek. çoğu kişinin karakterinde büyük çatlaklar olan böyle bir dönemde güvenebilecek, inanabilecek bir insan bulunursa canla başla sarılmak elzem. yoksa hayatın kendisi ve insanlar bunu sizin kafanıza vura vura öğretiyor
aslında her fikir yansızdır, ya da öyle olmalıdır; ama insan onu canlandırır, alevlerini ve cinnetlerini yansıtır ona; saflığını yitirmiş, inanca dönüştürülmüş fikir, zaman içindeki yerini alır, bir olay çehresine bürünür; mantıktan sara hastalığına geçiş tamamlanmış olur...
ben bizi bu kıyamete sürükleyen alametlerden sağ çıkarım, sen selamete çık. her günün gündüz olsun, ben geceyi sırtlanırım omuzlarıma. avareyim ben divaneyim ben sensiz bi çareyim. ikilemelerdeki en abuk kelimenim ben. yarın yok benim için yarın yok bizim için