İtalyan edebiyatı denince Natalia Ginzburg pek akla gelmez, ama müthiş bir dili ve oldukça sarsıcı bir roman dünyası var. Savaş döneminde faşistler ve sosyalistler arasında bölünmüş İtalyan toplumunun yaşadığı yıkımı bir aile üzerinden anlatan dokunaklı bir roman Akşamın Sesleri.
İsa yolunu uzatarak bana da uğradı. Cevdet Karal’ın yeni şiir kitabı bir demet güzellikle çıkageldi. Şöyle söylüyor bir şiirinde Cevdet Karal:
“Günler değil birbirini izleyen
İkindilerdir izleyen ikindileri”
Biz gençliğimizde başka memleketlerin Müslüman aydınlarını okuduk, faydalandık. Şimdi yerli düşünürler bize yeter diyenler, kusura bakmayın bu fikirlerinizle kendinize yerli bir de peygamber bulabilirsiniz. Zira peygamberimiz de yerli değildi.
Sartre’a atfedilen bir söz vardır. Mealen “bir dine inanmıyorum ama birini tercih edecek olsam bu Ali Şeriati’ninki olurdu” der. Şimdi de namuslu insanlar aynı fikirdedir.Şeriati kaltabanların ağızlarıyla kirlenecek biri değildir.Yalnız kaltabanlığın gördüğü rağbete şaşıyor insan
Bir İslam toprağı bombalanıyor ve en yüksek lideri öldürülüyor. Diğer İslam ülkelerinin liderleri bırakın fiilen mani olmaya çalışmayı taziye mesajı bile yayımlayamıyorlar. Ümmet demişti birileri? “Ümmet-i merhume”…
Türkiye’de pek çok şeyi yitirdik ama bana kalırsa en kötüsü objektif gazetecinin kaybı oldu. Adam yorum adı altında toplumu politikaya ikna faaliyeti yürütüyor, öteki muhabir kisvesiyle propaganda yapıyor. Elbirliğiyle hakikati katlettiniz.
Yıl sonu kitap listelerinin “yılın kitapları” gibi iddialı başlıklarla değil “gördüğüm, okuduğum kitaplar” gibi daha mütevazı ifadelerle verilmesi lazım. Zira şimdiye kadar okuduklarıma bakılırsa herkes görebildiği kitapları yılın kitapları zannediyor.
Kitabın aslı L'Espace littéraire’miş. Gaston Bachelard’ın La poétique de l'espace kitabını da bir yayınevi “uzamın poetikası” diye çevirmişti ama tutmayınca uzun zaman sonra apar topar “mekanın poetikası” diye yeniden bastılar. Uzam tutmadı, ısrar etmemeli.
Şu “uzam” kelimesi Türkçede oturmadı gibime geliyor. Başka türetilmiş (yoksa uydurulmuş mu demeliydim) kelimeler tuttu ama şu uzam maalesef tutmadı. Hâlâ kullanmak konusundaki bu ısrar neden?
Gelmekte Olan Kitap’tan sonra, Blanchot’nun uzun zamandır Türkçe’de baskısı olmayan Yazınsal Uzam’ı da bu kez gözden geçirilmiş çevirisiyle Sel’den çıkmış. Okuma deneyimi, yazma eylemi, sanatın doğası, edebiyatın teorisinin felsefî zemini... Dolu dolu bir kitap