"Batılın sadece hakka karşı ittifak etmesi bilinen bir gerçektir; sayısız inanç varken okların hep İslam'a çevrilmesi, onun hak din olduğunun ispatıdır."
Kadınlara haklarını Atatürk verdi diyerek övünüyorsun ama farkında olmadan kadının iradesini sıfırlıyorsun. Gerçek bir demokraside haklar 'bahşedilmez', sivil mücadeleyle kazanılır. Erken Cumhuriyet dönemi, hak arayan özgür kadın hareketlerini (örneğin Nezihe Muhiddin ve Kadınlar Halk Fırkası'nı) bizzat kendi eliyle tasfiye etti. Kadın hareketini devlet tekeline alıp, kendi ideolojine uyan kadını 'makbul', uymayanı 'yok' saydın. Bu mu senin özgürlükçülüğün?"Senin savunduğun laiklik ve modernleşme, bu ülkenin milyonlarca muhafazakar ve dindar kadınına yıllarca eğitim ve çalışma hakkını yasakladı. Başörtülü kadınları üniversite kapılarından çevirirken, ikna odalarında psikolojik şiddet uygularken 'kadın hakları' aklına gelmiyordu. Kendi ideolojine hizmet etmeyen kadının haklarını gasp eden bir zihniyetin, bugün kadın hakları havarisi kesilmesi tam bir ikiyüzlülüktür. 😏 tilki kurnazı seni !
Fark ettim ki, her kavmin hikayesi aslında tek bir şeyin aynası: İnsanın içindeki farklı zaafların.
Allah her kavimde, insanın içine yerleştirilmiş farklı bir virüsün, bir zaafın kurumsallaşmış halini bize gösteriyor.
Kimi güç zehirlenmesi ve kibirle körleşmiş (Âd),
Kimi zenginlik, lüks ve estetik şımarıklığına gömülmüş (Semud),
Kimi paranın, hırsın ve adaletsiz ticaretin kölesi olmuş (Medyen),
Kimi ise kendi fıtratına, özüne savaş açmış (Lut)...
Ve Allah her bir zaaf için ayrı bir peygamberi panzehir olarak göndermiş.
Aslında kıssalar bize dünü anlatmıyor; bugünü, yani bizi anlatıyor. Ayetler zamansız bir dille adeta yüzümüze fısıldıyor: "Ey bugünün insanı, bugünün mümini! Bak, senin içinde de bu kavimlerin hatalarını yapacak potansiyel var. İçindeki o zaafı terbiye etmezsen, sonun onlara benzer."
Peygamber kıssaları birer masal değil, insan psikolojisinin en derin çıkmaz sokaklarına konulmuş birer "çıkış tabelasıymış". ✨️
"Belki de arkalarındaki finansal desteğe güveniyorlar... Ne de olsa toplumda her skandalı normalleştirmeye dünden hazır, muhakeme yeteneğinden yoksun bir kitle var. Değerlerimiz tam da bu aymazlık yüzünden tek tek itibarsızlaştırılıyor. Orada tepkisizce gülen asalak güruh, bu hadsize hak ettiği dersi anında verseydi, bir daha kimse bu cesareti kendinde bulamazdı! O salondaki şuursuz topluluk ya neye güldüğünü bilmiyor ya da aynı fon zincirinin birer halkası..."!
Burs vermek ya da bir el uzatmak; karşı tarafa ömür boyu sürecek bir minnet borcu yüklemek veya 'ben olmasam başaramazdı' kibriyle egoyu beslemek olmamalıdır. Gerçek iyilik, verenin görünmez, alanın ise mahcup olmadığı bir gizlilikte saklıdır. Bir insanın geleceğine dokunurken onun onurunu zedelememek, gerekirse bir aracı arkasına saklanıp 'benden bilme' diyebilmek asalettir.
Çünkü amaç, birine hayatı boyunca size borçlu hissettirmek değil; onun kimseye borçlu olmadan, kendi ayakları üzerinde dimdik durabilmesini sağlamaktır..." bu gönderinizi derhal siliniz bence ..
@GizliArsiv "Bunun bir proje olduğunu, normalde İslam ile alakalı insanlar olmadıklarını düşünüyorum ya da akılbaliğ değiller, bilemiyorum. Başka türlüsünü mantığım almıyor, mümkün değil."🤢🤮
@darkwebhaber Adalet, sadece rüzgar sakin eserken cübbe giymek değildir. Zorluk karşısında geri adım atanlar, savunduklarını iddia ettikleri hukukun altında kalırlar. Korkarak çekilenler, adaletin değil ancak kendi korkularının savunucusu olabilirler." Yazıklar olsun !
@siyahsancakx Acziyet haykırdı resmen ,ama idrak edecek akıl var mı o toplulukta ? Sanmam ... Rabbü'l-âlemîn basiret açıklığı ihsan eylesin ...
“Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz.” hadisinin de canlı örneği olmuş ..
İçindeki o ilahi aydınlık hem çehrene hem de attığın her adıma aksediyor...
Şefkat ve hakkaniyetle yoğrulmuş olan gönlün, her daim güzelliğe ve hakikate meylediyor..
"Bahsettiğiniz yazarın bu kitabında 'devlet aklı', 'realite' veya 'strateji' adı altında önümüze koyduğu bazı seküler pragmatik yöntemler ile bir Müslüman’ın asıl ahlaki omurgası olan Siyer-i Nebi arasında çok net bir çizgi vardır. Evet, Müslüman stratejik düşünmelidir; ancak strateji ararken veya düşmanın hamlelerini analiz ederken ahlaki sınırları esnetemez, sekülerizmin 'gücü kutsayan' dilinden beslenemez. Kitapta yer alan o felsefi yaklaşımları bir Müslüman için vizyon ya da azim kaynağı olarak görmek tam da bu yüzden zihni bir savrulmadır. Bizim strateji anlayışımız, gücü adaletin emrine veren Peygamberi ahlaktan kopamaz. Düşmanın silahını bilmek ayrı bir şeydir, onun ahlaksız metotlarını 'strateji' kılıfıyla zihin dünyamıza taşımak ayrı bir şeydir.
Son olarak; şahsınızı tanımıyorum, dolayısıyla yazdıklarımı neden kendinize yönelik bir itham olarak algıladığınıza da anlam verebilmiş değilim. Ben sadece kitaba ve ortaya konan fikre dair ilkeli bir duruş belirttim. Bu temel zihniyet farkı üzerine tartışmayı daha fazla uzatmaya gerek yok. Selametle."
"Konuyu saptıran ben değilim; ilk yorumumdan beri durduğum çizgi de, savunduğum omurga da gayet net ve sabittir. Tartışmayı uzatma niyetim zaten yok yukarda konu kapanmıştır diye belirttim . Herkesin beslendiği ve rehber edindiği kaynak kendi tercihidir bize tavsiye ettiğiniz için cevap hakkı doğdu . Tavsiye hakkınız var ama bizim eleştiri hakkımız yok anladım efendim . 😊
"Efendimiz’in stratejik dehasını araya sıkıştırarak, ahlakı ve hukuku hiçe sayan bir kitabın savunmasını yapamazsınız. Peygamberi yöntem, düşmanın hilesini bilmeyi emreder; o hileyi üreten zihniyetten ilham almayı, ondan cesaret ve metodoloji devşirmeyi değil.
Kusura bakmayın ama gücü kutsayan, işgali ve zulmü mübah gören bir anlayışı 'düşmanı tanımak' kılıfı altında hâlâ bir Müslüman'ın vizyon kaynağı gibi sunmak tam bir zihni savrulmadır. Müslüman düşmanın silahını bilir ama onun ahlaksız felsefesine asla talip olmaz."( konu kapanmıştır ) .
Besmele’nin ne kadar büyük ve önemli olduğunu anlamak istersen şuna bak: Kur’an-ı Kerim’deki 114 surenin başında o vardır. Bütün hayırlı kitapların başlangıcında, her güzel işin ilk adımında o vardır. Hatta İmam-ı Şafiî gibi çok büyük İslam alimleri, "Besmele başlı başına tek bir ayet olduğu halde, Kur'an'da 114 defa ayrı ayrı indirilmiştir" diyerek onun ne kadar muazzam bir değere sahip olduğunu belirtmişlerdir. ( (14. Lem’a) 📕 Besmele i Şerif 'e bu güne kadar Tevbe suresi hariç , Neml Suresi'nde 2 kere geçen ve gerçekten de Kur'an'ı Kerim'de 114 defa inen bir ayet olarak hiç bakmamıştım . 😳
Fikir ve dava konusunda 'azim ve kararlılık' her kaynaktan okunabilir, bunda hemfikiriz. Ancak mesele şu: Strateji, ahlaktan ve gayeden bağımsız bir aparat değildir. Metodu gayesinden, ahlakından kopuk olan bir stratejiden alınacak 'cesaret', insanlığı adalete değil, ancak zulme götürür.
Yaptığım karşılaştırmaya 'kıyas-ı maal'fârik' demişsiniz; aksine tam olarak yerli yerinde bir kıyas. Çünkü bir Müslüman için rehberlik, sadece 'neyi hedeflediği' ile değil, o hedefe 'hangi ahlaki adımlarla yürüdüğüyle' ölçülür. Batı sekülerizminin kurucu metinlerindeki 'güç odaklı' stratejiyle, İslam’ın 'hak ve adalet odaklı' stratejisini birbirinden tamamen ayırmak gerekir. Bizim azim ve kararlılık öğrenmek için ahlakı hiçe sayan teorilere ihtiyacımız yok; Medine’deki o muazzam stratejik akıl ve sarsılmaz azim, bize hem usulü hem de esası fazlasıyla öğretiyor. Bir Müslüman'ın strateji algısı, ahlakından izole edilemeyeceği için, asıl omurganın Siyer-i Nebi olduğunu tekrarlamak sanırım en doğrusudur.!
"Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O hâlde kim tağutu reddedip Allah’a inanırsa, kopmayan sağlam bir kulba yapışmış olur. Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.."
Bakara Suresi - 256. Ayet