Ey Türk turizmcisi, bir konuşalım mı?
Yıllarca Türk misafirine şöyle baktın:
“Ne uğraşacağım bunlarla? Bodrum zaten dolu, Marmaris taşıyor, Datça desen efsane… Yabancı turist gelsin, biz avroyu alalım!”
Sonra ne oldu?
Bir Türk ailesi beş günlük tatil yapmak istediğinde önüne 250 bin liralık hesap koydun. Bir ailenin bütün yıl kurduğu tatil hayalini:
“Otelde yer kalmadı ama beş kişi için üç gece 180 bin liraya yardımcı olabiliriz.”
diyerek yıktın.
Derken Türk turist uyandı.
Yunan adalarına geçti.
Balkanları gezmeye başladı.
Mısır’da 70 bin liraya uçak, otel ve her şey dâhil tatil yaptı.
Güzelce yedi, içti, denize girdi; üzerine bir de “Yavaş yavaş, Hasan Şaş!” diye neşeyle karşılandı.
Sen ne yaptın?
Burada bir tabak kalamara 50 avro isterken, Türk turistin Halkidiki’de aynı kalamarı 10 avroya yediğini görünce suratın düştü.
Balkanlarda 50 bin liraya hem gezip hem de krallar gibi ağırlandığını görünce içinden:
“Bu Türkler de çok nankör!”
dedin.
Ama dur ve biraz düşün…
Yıllarca Türk turiste:
“Halk plajı şurada. Su 30 lira ama dışarıdan içecek getiremezsiniz.”
diyen sen değil miydin?
“Yabancı turist başımızın tacı, Türkler zaten mecburen geliyor.”
diye diye kendi insanını küstürmedin mi?
Şimdi neden Rus turist gelmiyor, Alman turist başka ülkelere gidiyor, Hollandalı rotasını değiştiriyor diye düşünüyorsun.
Çünkü turizm yalnızca oda satmak değildir.
Turizm; biraz vicdan, biraz kaliteli hizmet, biraz makul fiyat ve her şeyden önce insanlık meselesidir.
Türk turistin kıymetini şimdi mi anladın?
Biraz geç kaldın be turizmci…
Ama olsun.
Şezlonglar boş, sinekler çok, düşünmek için vaktin bol.
İyi sezonlar!
Dr. Erkan Uzunoğlu
Siz bu görüşlere katılıyor musunuz?
"ERDOĞAN BUNUN BEDELİNİ ÖDEMELİ!"
🟥Özgür Özel'den canlı yayında Erdoğan'a çarpıcı çıkış:
"Ekrem İmamoğlu'nun aday yapılmaması için yapılan her şeyin bedelinin Tayyip Erdoğan ve AKP tarafından ödeniyor olması lazım."
"Tayyip Erdoğan rakibinden korkan, kendi diplomasını ispat edemediği halde rakibinin diplomasını iptal ettiren ve rakibi aday olmasın diye onu hapse attıran birisidir ve bunu göze almıştır. Bunun siyasi bedelini ödemelidir."
"Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin adayına karşı kendinden sonraki Cumhurbaşkanı'na darbe yapmıştır. Kendinden sonraki iktidar partisine darbe yapmıştır. Bir partinin Cumhurbaşkanı adayını, genel başkanını ve kurumsal kimliğini hedef almıştır."
Henüz Şehir Hatları Gen. Müdürüydü. Tanışmıyorduk. Emirgan İskelesi’nin bakımsız olduğunu tadilat beklediğimizi yazdım. Bir ay içinde yenilendi. Teşekkür için götürdüğüm kazağı kabul etmedi. “O zaman İskeleye bir saat alayım” dedim “O olur ve onu birlikte asalım” dedi. Geldi, birlikte astık. Hayatımda bürokratlardan gördüğüm en zarif davranıştı. Sanırım suçu da budur . #SinemDedetaş
#SONDAKİKA | Özgür Özel:
Erdoğan'la biz siyasi rekabet ediyorduk. 23 senedir bizi yeniyordu. Son sene biz yendik.
Biz yenince Erdoğan masanın altından balta çıkardı. Kafamıza baltayla vurdu.
Biz de bu saldırısının karşısında bir yıl mücadele verdik. Partimizi elimizden aldı, başkasına verdi.
Yeni Parti'mizi kurduk. Yeni Parti'ye saldırı olur mu? Olmayacağının güvencesi yok ama bir tek şeyi bilmesi lazım.
Ben 10 yaşında yatılı okula gittim. Çok kavganın içinde oldum. Ben adam dövmeyi öğrenmedim. Dayaktan yılmamayı öğrendim.
Birinin iyi kavga edip etmediğine bakmayın. Dayaktan yılmıyorsa ondan korkun.
Ben dayaktan yılmam. Haksızlığa, saldırıya karşı mücadele azmimi kaybetmem. Ne yapıyorlarsa yapsınlar.
Kaynak: Halk TV
Sinem Dedetaş'ı Şehir Hatları genel müdürlüğü sırasında tanıdım. AKP döneminde zarar üstüne zarar eden, kendi vapurlarının bakımını Haliç Tersanesi'ne sahip olmasına rağmen özel tersanelerde yaptıran şirketi tekrar kâra geçirdi. Deniz taksileri tasarladı ve Haliç Tersanesi'nde üretti. Atıl haldeki dünyanın en eski tersanesini gemilerin ve teknelerin bakım için kapısında sıra beklediği bir duruma getirdi. Sonra AKP'nin kalesi denilen Üsküdar'ın belediye başkanı oldu. Sorun tanıdığınız Üsküdarlılar'a. Memnunlar mı değiller mi hizmetlerinden. Yakından tanıdığım için en ufak bir yolsuzluğa bulaşmadığına kefil olabileceğim bir isimdir Sinem Dedetaş.
Ama mesele bu değil elbette.
Tek bir CHP'li veya Yeni Partili belediye başkanı kalmayıncaya kadar devam edecekler.
Bu arada AKP'li belediyelerde hiç bir şey olmuyor, her şey pırıl pırıl.
Varsa yoksa muhalif belediyeler.
Sorsan "millet iradesi" derler.
@sdedetas@uskudarbld
CHP Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz:
"AKP dönemindeki yolsuzluklarla ilgili yaptığım 39 suç duyurusundaki parasal hacim 600 milyar lira! Eski parayla 600 katrilyon.
Ankara-İstanbul Demiryolu Hattı Rehabilitasyon İşi’nde; 5 km’lik T-26 tünelinin her bir kilometresinde 1 katrilyon yolsuzluk tespit ettik."
Si no eres conocedor de fútbol, pasa de largo porfavor…
Hoy es el día más feliz en la historia del futbol, hoy cayó un equipo de puercos, marrulleros, tramposos, mala leche, carniceros, ardidos y llorones, hoy cayó el equipo que le hizo demasiado daño al futbol. Así termina la carrera de Messi y SE LAS RESUMO:
No es el máximo goleador de los Mundiales, ese es Mbappé.
No es el máximo asistidor de los Mundiales, ese es Pelé (sin robos).
No es el máximo goleador en la historia de la Champions, ese es Cristiano Ronaldo.
No es el máximo asistidor en la historia de la Champions, ese es Cristiano Ronaldo.
No es el máximo goleador de la historia, ese es Cristiano Ronaldo.
Lo único que puede presumir Messi son 8 Balones de Oro, un premio por votos, en donde votan puros periodistas de 150 kilos que nunca en su vida han tocado un balón. Discúlpenme por ser tan sincero.
Mahkeme başlayınca her şey açıkça ortaya çıkacak diye iddialarda bulundukları İmamoğlu Davasında 4 aydır duruşma yapılıyor, ancak Sayın İmamoğlu’nun 1 kuruş haksız gelir elde ettiği ortaya konulamadı.
Zaten öyle bir şey olsa;
Ne Sayın İmamoğlu’nun Avukatı Mehmet Pehlivan’ı konuşmasın diye hapise tutmaya ne de Sayın İmamoğlu’nu susturmak için savunma hakkı vermeden duruşmadan atmaya tenezzül ederlerdi.
Sayın İmamoğlu 1 kuruş haksız gelir elde etmiş olsa kendisine Mahkemede hakkı olduğu gibi avukatıyla birlikte uygun gördüğü şekilde savunması yaptırılırdı.
Şunu aklınızdan çıkarmayın: Savunma engelleniyorsa aslında ortada suç yoktur.
Kendi kardeşlerine de bunları hatırlatıp neden sormuyorsun dedin mi hiç Varank?
-Deniz Feneri,
-Yimpaş,
-Kombassan,
-kurban paraları,
-Ayakkabı kutuları,
-Para sayma makina ve kasaları,
-Yetim, dul, fakir,
fukara, garip gureba ve kul hakları,
-KIZILAY üzerinden TÜRGEV’e vergi kaçakçılığı,
-TÜRGEV’den TURKEN’e döviz kaçakçılığı,
-Rıza Zarrap,
-Milyarlık saatler,
-Bakara, makara, din tüccarları,
-Habur’da kurulan çadır mahkemeleri ve davul-zurna ile karşılanan PKK maşaları,
-Oslo, Dolmabahçe, Apo yandaşları ve İmralı ziyaretleri,
-Askerin yoluna döşenen mayınlar,
-Kazılmasına göz yumulan hendekler,
-Heba edilen yüzlerce kahraman Şehitler, unutulan Gaziler,
-İnadına BOP eş başkanlığı sözleri,
-Başına çuval geçirilen askerler, NOTA verilsin diyenlere müzik notası mı diyenler,
-Halâ iade edilmeyen yahudi üstün liyakat nişanı,
-Allah Amerikan askerlerini korusun diye dua edenler,
-Üç beş şehit için meclisi mi toparlanırmış diyenler,
-Şehit askere kelle diyenler,
-Askerse asker ölmek için maaş alıyor diyenler,
-Belediyelerden, Kızılay Maden Suyu şişesine kadar kaldırılan T.C. ibaresi,
-Yasaklanan öğrenci Andımız,
-Tartışmaya açılan Nutuk,
-Usulen kutlanan milli bayramlar,
-Alçakça indirilen bayraklar,
-İstiklal Marşı'nda oturan gafiller,
-Türkiye Cumhuriyeti Devleti adından rahatsız olan hainler, devletin adı Anadolu olsun, Türk bayrağı değil Türkiye Bayrağı olsun diyenler,
-TRT’ye çıkarılan Osman Öcalan,
-İstanbul seçimlerinde okutulan terörist başının mektubu,
-Dağıtılan kömürler, makarnalar, suyu, elektriği olmayan köylere gönderilen buzdolapları, çamaşır makineleri,
-Gözden çıkarılan Kıbrıs ve feda edilen Ege adaları,
-Sınırda petrol kaçakçılığı,
-Barzani’ye gönderilen paralar,
-Sözde Kürt devleti televizyonuna TÜRKSAT’tan yayın izni,
-Türk düşmanı, bölücü alçak Şivan Perver ve İbo ile gözyaşları dökülerek yakılan megri megri ağıtları, elele-kolkola verilen pozlar,
-Madenlerde yandaşların çıkarı için ölen gariban işçiler,
-Yandaş cemaat ve tarikat yurtlarında tecavüze uğrayan masum çocuklar,
-Kadın cinayetleri,
-Bağımsız basına yapılan baskı, yandaş basına destek,
-Tutulmayan sözler, siyasi yalanlar,
-Büyük şehirlerdeki imar talanları,
-Katar’a satılan varlıklar,
-Cumhuriyetin kazanımlarını babalar gibi satanlar,
-İç üreticiyi bitirip, tohumdan, samana, diş macunundan deterjana kadar dışarıdan ithal edilen ürünler,
-Devlet hazine müşteri garantili otoyol, köprü, tünel, havaalanı, enerji santrali ve hastanelerle rant devşirilen uyanık yandaşlar,
-Her ihalede alınan avantalar,
-Alınan üçer-beşer, çifte çitfe maaşlar,
-Çalınan sınav soruları,
-Açız diyen çiftçiye "ananıda al git" diyen zihniyet,
-Milletin anasına küfreden yandaş işadamları,
-Bitirilen tarım ve hayvancılık,
-Zam yapıyor diye suçlanan esnaf,
-Ucuz ekmek ve tanzim satış kuyrukları,
-Çöpten yiyecek toplayan insanlar,
-Onbeş milyona yaklaşan işsiz,
-Mağdur edilmiş emekliler,
-Yok edilmiş eğitim sistemi, bilgi yoksunu öğrenciler,
-Sağlıktan, eğitim ve barınmasına kadar her şeyi bedava karşılanan, istediği üniversiteye doğrudan kayıt edilen tam burslu mülteciler,
-Kendi ülkesinde mülteci gibi yaşayan vatandaşlar,
-Dünya'nın en pahalı elektriği, suyu, benzini, mazotu, doğalgazı,
-Rant için sık sık yapılan araç muayeneleri,
-Pahalı ancak çekmeyen internet ve telefon hizmeti,
-Sıkıştıkça habire yapılan zamlar,
-20 yılda 20 kat artmış olan dolar ve 20 kat fakirleşmiş bir millet,
-İcralar, iflaslar, intiharlar, artan boşanmalar, dağılan yuvalar,
-Aynı dağda düşen ve bir saatte bulunan ABD’li dağcılardan 2 hafta önce Muhsin Yazıcıoğlu’nun 4 günde bulunamayan helikopteri,
-Ülkesinden soğutulduğu için yurt dışana giden beyinler ve yurt dışına kaçan milli sermaye,
-Kur korumalı mevduat sayesinde döviz artışından servetine servet katanlar,
-Arka kapı orerasyonlarıyla hazineden yok olan milli servetimiz,
-Avantadan gemicikler, yatlar, villalar, saraylar, uçaklar saltanat süren aileler,
-Buharlaşan 128 milyar dolar
👇
Nasuh Mahruki'nin ifadesi ortaya çıktı: (Cumhuriyet)
• Bu paylaşımda 15 Temmuz'un daha önceden fark edilmiş olduğu Devletin Resmi kayıtlarında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir soruşturmada o zamanki adıyla gülen cemaatinin ordu içerisinde bir hazırlık içinde olduğuna dair bilgiler geçiyordu, bir binbaşının girişimden 40 gün önce bu yönde hazırlık yapıldığı ihbarı vardı.
• Aynı zamanda Rus istihbaratının da bu konu hakkında uyardığı bilinmekteydi.
• Daha yakın zamanda dönemin MİT müsteşarı Hakan Fidan'ın kendisini dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'ın bizzat uyardığı yönünde beyanı vardır, orduyu içerde tutmasıyla alakalı dolayısı ile devletin ilgili birimleri gülen cemaatinin YAŞ kararları öncesinde tasfiye edileceğini bildiği için böyle bir kalkışmayı öne almak zorunda kaldılar, nitekim onlarında elleri ayaklarına dolandı bu süreçten.
• Sayın. Cumhurbaşkanı bu kalkışmayı olay başladıktan sonra eniştesinden öğrendiğini söyledi, dolayısı ile devletin ilgili birimleri bu kalkışmadan birden fazla kaynaktan haberdar oldukları halde gecikerek müdahale edilmiştir.
• Bu yüzden 251 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. Polis Özel Harekat Başkanlığı uçaklarla bombalanarak çok sayıda şehit vermiştir.
• Bu gecikmenin çok ağır bedeli her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı gibi benim de canımı çok yakmıştır. En önce eleştirdiğim konu budur, bu gecikme neden yaşandı.
• Eğer zamanında müdahale edilseydi 251 şehidi vermezdik.
• 15 Temmuz sonrasında ise bu kalkışmanın sonuçlarından birisi de Atatürk’ün emaneti parlamenter demokratik rejimimiz kuvvetler ayrılığına dayalı Cumhuriyetimiz sona ermiş ve ABD'nin ve ABD'li eski orta doğu şefi Paul Henze'nin Türkiye için söylediği Cumhuriyeti kuranlar işi sıkı tutmuşlar, sağlam temellere dayandırmışlar, hükümeti ikna ediyoruz Meclis çıkıyor karşımıza, Meclis'i ikna ediyoruz yargı çıkıyor karşımıza, yargıyı ikna ediyoruz ordu çıkıyor karşımıza, ABD çıkarları için Türkiye'de tek adam rejimi kurulması gerekmektedir söylemi, ABD büyük elçisi Tom Barrack sürekli orta doğu ülkeleri için uygun olduğunu söylediği şekilde rejimimiz kuvvetlerin birleştirildiği başkanlık sistemine geçmiştir.
• Bu işin planlayıcısı ABD'dir.
• Ben burada satranç oyunundaki taşlara benzetme yapmaya çalıştım.
• Fil ABD'nin beslediği herkesçe bilinen gülen cemaatidir, vezir Parlamenter sisteme dayanan kuvvetler ayrılığı ilkesinin bulunduğu Cumhuriyetimizdir, şah dediğim Cumhurbaşkanının yetkilerinin yeni dönemde kuvvetler birliğine dönüşmesidir, mat dediğim ise Türk Milletinin parlamenter sistemi kuvvetler ayrılığı ilkesini kaybetmesidir.
• Paylaşım hakkında üzerime atılı olan Halkı Kin Nefret ve düşmanlığa Sürükleme veya Aşağılama suçunu işlemedim, bu üzerime atılı olan suçlamayı bu paylaşımı nasıl çıkardığımı anlamadım.
• Böyle bir niyetle bu paylaşımı yapmadım, asıl eleştirdiğim ABD ve Gülen cemaatinin darbeye kalkışacağını önceden bildiği halde, bunca acının yaşanmasına sebep olan gecikerek müdahale eden ilgili devlet birimleridir, bu darbenin kazananı ABD'dir.
• Üzerime atılı olan suçlamayı işlemediğim için serbest bırakılmayı talep ediyorum.
CHP'li Deniz Yavuzyılmaz,
"Nihai tahkim kararına göre, bu cezanın 673 milyon dolarlık kısmı usulsüz taşınan 233 milyon varil petrolün varil başına 5 dolar 77 sent daha ucuza satılmasından kaynaklanıyor.
Peki bu kaçak ve kelepir petrolü kimler satın aldı?
Irak Enerji Enstitüsü'nün raporuna göre bu petrolü tabii ki
İsrail satın aldı,
Yunanistan satın aldı,
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve birkaç ülke daha satın aldı.
Yani AKP ne yaptı? Doğu Akdeniz'de karşımızda ittifak kuran bu ülkelere ucuz petrol taşınmasına yasa dışı yoldan aracılık etti.
Ortaya çıkan cezayı da hiç utanmadan, sıkılmadan Türkiye Cumhuriyeti'nin sırtına yükledi.
Bu mu sizin yerliliğiniz, bu mu milliliğiniz, bu mu vatanseverliğiniz?"
📣Akrabalarını üniversiteye dolduran rektörün o pişkin sözlerinin tamamı:
"Onları güzel yerlere getirmek inancım gereğidir."
⭕Çok sevdiğim kız kardeşim Halime’min kızı, biricik yeğenim Gülizar ARTUÇ'u İlahiyat Fakültesi’nde doktor öğretim üyesi kadrosuna atamamdan;
⭕Amcaoğlum Emrullah ALKIŞ’ı Müftülükten üniversitemize naklen geçirerek Fakülte Sekreterliği görevine yükseltmemden ve ardından Genel Sekreter Yardımcılığı görevine getirmemden;
⭕Sır küpüm ve yakın dostum Mesut BAYRAM’ı MEB’de öğretmen iken üniversitemize geçirerek İdil Meslek Yüksekokulu Müdürü ve Hukuk Müşaviri görevlerine atamamdan bazı haddini bilmez ahmaklar rahatsız olmuş.
⭕Tabii bu fitneyi yayanlar inançsız oldukları için, akrabaya sahip çıkmanın, yakın çevresine destek olmanın ve güvendiğin insanları yönetici pozisyona getirip bihakkın görev yapmalarını sağlamanın bizim inancımız gereği olduğunu bilmezler.
⭕Bu fitneciler, Cuma namazlarına gitmedikleri için her Cuma günü akrabaya yardım etmenin inancımız gereği olduğunu bilemezler.
⭕Akrabalarıma ve dostlarıma yardım etmek ve onları güzel yerlere getirmek benim inancım gereğidir ve Rektörlük hakkımdır.
⭕Dirayetli bir Rektör olarak, irademle yapılan bu atamalardan rahatsız olup arkamdan dedikodu yapanları, fitne üretenleri ve üniversitemizde kurduğum bu kusursuz düzeni tartışmaya açmaya çalışanları da tek tek tespit ettim.
⭕Yakın zamanda onların da hakkında gelip bu üniversitede barındırmayacağım, göreceksiniz.
#İBBDavası#MuratOngun 2015 yılına ait, İBB AKP yönetimindeyken kesilen sahte faturaların orijinallerini mahkemeye sundu.
🔴 MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı #MuratOngun beyanda bulunuyor
"Ahmet Çiçek vardı Sayın Başkanım. Bizim dosyada da itirafçı oldu. Serbest kalmış.
Enteresan olan şu: Ahmet Çiçek hakkında sahte fatura kesmekten verilmiş hâkim kararı var.
Bizim dosyanın itirafçısı oldular.
Şirketlerine ne Medya AŞ'den, ne de Kültür AŞ'den kesilmiş tek bir fatura var.
Zaten Ahmet Çiçek'in beyanına bakarsanız, 2018 yılından sonra İBB ile çalışmadığını söylüyor. Kültür AŞ ya da Medya AŞ ile de bizim dönemimizden bir yıl önce çalışmaları bitmiş.
🔴 Ama buna rağmen adam bizim dosyanın itirafçısı.
🔴 Şimdi benim elimde kendi sahte faturaları var.
Özellikle işaretledim. Aynı faturada "şapka ve tişört yapımı" yazıyor. Bir, dört ve beşinci satırlar olması lazım.
Değerli Başkanım, bu faturaların tarihleri de Şubat 2015 ile Haziran 2015 arasında; yani dört aylık bir dönem.
Promosyon faturası, grafik tasarımı, fileli çanta yapılması, stant kurulumu, tanıtım, konaklama, otobüs kiralama, şapka ve tişört imalatı, müzik grubu faturası, yurt içi uçak bileti alımı...
🔴 Bunları Ahmet Çiçek yapmış; bizim dosyamızın itirafçısı.
Belki yanında iki üç kişi çalışıyordu ama bütün bunları yapabilmiş.
🔴 Bu 15 farklı mal ve hizmetin toplam bedeli, 2015 yılı parasıyla 14 milyon 432 bin lira.
🔺️Mart ayında dolar 2,46; Haziran ayında 2,69. Ortalama hesaplarsanız yaklaşık 6 milyon dolarlık iş.
🔴 2015 yılında, sadece dört ay içerisinde Kültür AŞ bu firmaya milyonlarca liralık promosyon ürünü yaptırmış.
🔺️Ne kadar biliyor musunuz?
Dört ayda 621 bin 750 adet tişört, 1 milyon 525 bin adet şapka.
Sadece dört ayda.
Sayın Başkan, ben o yıl İstanbul'un nüfusuna da baktım. 14 milyon 557 bin kişi.
Bir yıl içerisinde 1 milyon 525 bin şapka üretilmiş.
2016, 2017 ve 2018 yıllarına da baktım. Sonraki yıllarda her yıl yaklaşık 1 milyon adet şapka yaptırılmış.
🔴 İstanbul'da her üç kişiden biri İBB şapkası takmıyorsa bu faturalar sahtedir.
Sonra dedim ki, "Peki biz ne kadar şapka yaptırmışız?"
Onlar dört ayda 1 milyon 500 bin adet şapka yaptırırken, biz beş yılda 1 milyon adet şapka yaptırmışız.
Bu faturaları kesen kişi, kendi beyanıyla sahte faturacı olduğunu söyleyen bir adam.
Ama o sahte faturacının bizimle hiçbir ilgisi yok.
Başka sahte faturalar da var.
Devam ediyorum.
Bu firma bir iki yıl görünüyor, sonra kayboluyor.
🔴 Bu firma da Mart başından Temmuz sonuna kadar, beş aylık dönemde faturalar düzenliyor.
Neler var?
Baskı işleri, antetli kâğıt, kapaklı dosya, kâğıt poşet, [anlaşılmadı], anket formu, masa takvimi, katalog...
Milyonlarca adet.
Beş faturanın toplamı, o günün parasıyla 8 milyon 994 bin lira.
Bugünkü karşılığı yaklaşık 164 milyon lira.
Sayın Başkan, özellikle işaretledim.
Adam dört ayda 10 milyon adet anket formu bastırmış.
İstanbul'un nüfusu 14 milyon.
10 milyon anket formu bastırmış.
🔺️Ben baktım, biz kaç tane bastırmışız diye.
Sıfır.
Bizde böyle bir iş yok.
Kâğıt poşet, katalog, 2 milyon 50 bin adet katalog, kitapçık, broşür, 90 bin kapaklı dosya...
🔺️Tabii ki bugün burada bunların sahte olduğunu tek tek ispat edemem.
Ama iddia ediyorum ki elimizdeki bu faturalar başka işler için kullanılmış sahte faturalardır.
🔴 Değerli Başkanım, bunu biraz daha açıklayacağım.
🔺️Sadece dört ay içerisinde, bugünkü parayla yaklaşık 450 milyon liralık fatura var elimizde.
Dört ayda 450 milyon lira.
🔺️Haziran 2015 genel seçimleri vardı.
Sayın Savcılık burada bir ağaç şeması göstermişti. 2024 yerel seçimleriyle ilgili bir organizasyon şeması sundu!
🔺️Bizim elimizde bulunan bu faturalar, 2015 genel seçimleri döneminde yapılan harcamalara ait.
🔴 Üstelik bunların tamamı orijinal faturalardır.
🔺️Fotokopi bile değil. Orjinal hallerini sundum size.
🔴 Biz sahte faturacı değiliz.
Sahte faturacı olduğunu kendi beyanıyla kabul eden kişinin kestiği yüz milyonlarca liralık faturalar ortada..Size sundum.
@samiltayyar27 Bu ülkenin ince zekasıyla üretilen mizahı siz ve yirmi dört yıllık geleneğiniz, usanmadan her gün yeni bir fıkra yeni bir espirinin konusu olmaktan da utanmıyorsunuz.
Deniz Göktaş hakkında başlatılan hukuki süreçlerle ilgili olarak "bu lafların sonucu belli" kabullenişinde olanlardan tutun "reklam bedelini göze almış" diyenine kadar her türlü tepki var, ama "ifade özgürlüğü ne oldu" diyen yok. Espriye yer bırakmayan toplumlar tel tel dökülür.
Dünya Kupası’ndan elenen ülkelerde yaşananlar:
• Uruguay: Özel uçuş iptal edildi her futbolcu kendi imkanıyla ülkesine döndü.
• Suudi Arabistan: Federasyon Başkanı istifa etti.
• Güney Kore: Teknik direktör istifa etti. Devlet Bakanı, olayın araştırılmasını istedi.
• İskoçya: Teknik direktör istifa etti.
• Çekya: Teknik direktör istifa etti.
👉🏻 Türkiye: Oyunculara villa ve 16 milyon dolar prim verildi.