Dönüştüğünüzde pek çok kişiyi kaybedeceksiniz. Kimi suçlayarak, kimi sitem ederek gidecek, kimiyse sessizce uzaklaşacak. Kimsenin suçu değildir bu. Değişim kendiliğinden gelmiştir. Ama karşınızdaki kayıp duygusunu her zaman size bir suçluluk olarak yansıtacak.
Bazı insanlara fazla kibar davranıp onlarla eşitmiş gibi yakınlık kurduğunuzda, aradaki kalite farkını anlamazlar ve size çok rahat, saygısızca davranmaya başlarlar. Bahsettiğim eşitlik para, pul, makam ya da diploma değil; tamamen görgü, vizyon ve davranış kalitesidir. Siz sırf iyi niyetinizden dolayı aradaki mesafeyi kapattığınızda, o insanlar kendilerini geliştirmek yerine sizi aşağı çekmeye çalışırlar. Bu yüzden herkesle aranıza doğru bir mesafe koymak kabalık değildir, aksine kendinize duyduğunuz saygının bir göstergesir. Sınırlarınızı korumak, sizi hak etmeyen insanların saygısızlıklarından korur.
Bir insanda en önem verdiğim şey iletişim. Geri kalan her şey bir şekilde halledilir ama iletişim konusunda sorunlu bir insanı hayatımda asla istemem. Dostluk, arkadaşlık, sevgili ya da iş yeri ilişkisi… Herhangi bir insanla ortak bir dil bulamadıktan, ne hissettiğini açıkça konuşamadıktan sonra geriye kalan hiçbir şeyin önemi kalmıyor. İletişim, iki insan arasındaki köprüdür ve o köprü yıkılsın ya da hiç kurulmamış olsun, taraflar ne kadar iyi niyetli olursa olsun birbirine ulaşamaz. En küçük bir yanlış anlaşılma devasa bir krize dönüşür, basit bir rica bile kavga sebebi sayılır.
Sorunsuz insan yoktur, herkes hata yapar veya kırılır. Ancak olgun insan, kırgınlığını ya da beklentisini kelimelere dökebilen insandır. Karşısındakini cezalandırmak için sessizliğe gömülen, ima yoluyla anlaşılmayı bekleyen ya da her eleştiriyi bir saldırı olarak görüp savunmaya geçen biriyle hiçbir bağ sağlıklı yürüyemez. Bu durum zamanla insanı tükenme noktasına getirir ve sürekli bir tedirginlik hissi yaratır.
Hayatı kolaylaştıran şey, karşılıklı oturup "Ben şöyle hissettim" diyebilmek ve bunu yaparken yargılanmayacağını bilmektir. Açık, dürüst ve dolaysız konuşabilen insanlar hayatın yükünü hafifletir. Diğer her problem bir şekilde konuşulup, orta yolu bulunup halledilir ama konuşmanın kendisi bir problem haline geldiyse, orada artık kurtarılacak bir şey kalmamıştır.
Ben bana yeterim. Hep yettim. Bugüne kadar ne yaşadıysam, hepsinin içinden tek başıma geçtim. Kimseye gel beni kurtar demedim, kimsenin sırtına yük olup kendimi taşıtmadım. Bazen yoruldum, bazen yolun ortasında nefesim kesildi ama her seferinde kendi omzuma dokunup Hadi, devam ediyoruz demeyi başardım. İnsanlar gelip geçer, sözler unutulur, kalabalıklar da��ılır bunu çok erken öğrendim. O yüzden hayatımı başkalarının varlığına göre değil, kendi yokluğuma bile yetecek şekilde kurdum.
Yaralarımı kendim sardığımda canım daha az yandı. Kendi kararlarımı kendim verdiğimde, yanlış bile olsa benim yanlışım diyebilmenin gururunu yaşadım. Sırtımı yasladığım duvarın sağlam olup olmadığını kontrol etmekten vazgeçeli çok oldu; çünkü ben artık kendi sırtımı kendime yaslıyorum. Kimseye muhtaç kalmamanın verdiği o huzur, dünyanın en büyük zenginliğiymiş meğer. Azaldığım yerde kendimi çoğaltmayı, sustuğum yerde kendimi dinlemeyi çok seviyorum. Benim hikayemde kahraman da benim, seyirci de. Kendi ışığımda yürümeye alıştım bir kere, artık kimse karanlığımı aydınlatmasa da olur.
Ben dünyanın en anlayışlı insanıyım. Sakinliğim daimdir. Her daim herkese karşı iyi niyetli ve samimi olmaya çalışırım. Beni ailem düzgün yetiştirdi. Dünyada bu kadar kötülüğün olmasına hala şaşırıyorum ama içimdeki bu huzuru ve insanlara olan inancımı kaybetmemek için her gün kendime söz veriyorum. Etrafımda ne olup bittiğinden bağımsız olarak, ben yine o çocukluktaki saf niyetimle kalmaya kararlıyım.
Dikkat ettiniz mi nezaket artık çok nadir bulunuyor insanlarda. Herkes artık çok kaba. Ailem bana; ne olursa olsun iyi kalabilmeyi öğretti. Kırılsam da onarmaya çalışmak, öfke yerine anlayışı seçmek ve her şeye rağmen gülümsemekten vazgeçmemek benim yolum. Dünyadaki tüm bu karmaşanın ve kötülüğün içinde, samimiyetin hala en güçlü sığınak olduğuna inanıyorum. Belki dünyayı tek başıma değiştiremem ama kendi dünyamı güzelleştirmeye devam edebilirim. İyilik hala bir yerlerde var, biliyorum.
Kırılan söyleyecek, kızan anlatacak, açıklayacak. Açık iletişim becerisi olmayan insanların düşünce ve duygularını yorumlamayın, boşlukları kendinizce doldurmaya çalışarak zihninizi bulandırmayın.
İnsan hâlleri var. Birinin ne hâlde olduğumuzu görmesi, önemsemesi ve o hâlden çıkana kadar koşulsuz yanımızda olması, sevginin de dostluğun da en yüce formu bana göre.
Ölçülü bir hayat yaşayın.
Tüketmeyen, kirletmeyen bir hayat..
Her esen rüzgarda savrulmayacağınız,
düzenli bir hayat...
Neyi öğreneceğinize, neyi yapacağınıza kendinizin karar verebileceği bir hayat...
İlber Ortaylı
Bu yıl öğrendiğim en büyük ders şu oldu sanırım.
Hayatta her şeyi kontrol edemiyorsun. Ne insanların kalbini, ne düşüncelerini, ne de hayatın sana getirdiklerini… Bir süre uğraşıyorsun. Anlatmaya çalışıyorsun, düzeltmeye çalışıyorsun, sabrediyorsun. Belki biraz daha anlaşılmak, biraz daha değer görmek için elinden geleni yapıyorsun. Ama bir noktadan sonra fark ediyorsun ki bazı şeyler sen ne yaparsan yap değişmiyor. İnsan bazen elinden geleni yapar ama yine de her şey istediği gibi olmaz kabullenmek lazım.
Bunu kabullendiğin an bir şey değişiyor içinde. Herkesi olduğu gibi, olduğu yerde bırakmayı öğreniyorsun. Gitmek isteyenin önüne set çekmemeyi, kalmak isteyenin zaten bir yol bulup kaldığını anlıyorsun. Zorla tutulan hiçbir şeyin gerçek olmadığını da o zaman fark ediyorsun.
Bazı şeyleri tutarak değil, bırakarak mutlu oluyorsun fark et. Çünkü bazen hayat senden bir şey almak için değil, seni rahatlatmak için bazı şeyleri senden uzaklaştırıyor. Ve şüphesiz insan bunu anladığında biraz daha sakinliyor.
Her şeyi çözmek zorunda olmadığını, herkesi yanında tutmak zorunda olmadığını kabul ediyor. O zaman hayat da, insanın içi de biraz daha ferahlıyor.
Kavgadan çok yoruldum. Sürekli bir şeyleri açıklamak, kendimi savunmak, niyetimi ispatlamak zorunda kalmaktan yoruldum. İnsan her tartışmada biraz daha eksiliyor sanki. Meseleler büyüdükçe değil, tekrar ettikçe ağırlaşıyor. Aynı cümleleri farklı tonlarla söylemekten, anlaşılmadığını fark edip yeniden anlatmaya çalışmaktan, bir noktadan sonra insanın içi daralıyor.
Haklı çıkmak artık eskisi kadar cazip gelmiyor bana. Eskiden bir şeyi kanıtlayabilmek önemliydi belki ama şimdi anlıyorum ki haklı olmak huzur getirmiyor. Bazen sadece dinlenmek istiyorsun. Cümlenin ortasında sözün kesilmeden, savunmaya geçmeden, sesini yükseltmeden konuşabilmek istiyorsun. Bu kadar basit bir şeyin lüks gibi gelmesi insanı daha da yoruyor.
Tartışmaların çoğunda konu kayboluyor. Başladığın yerle vardığın yer arasında hiçbir bağ kalmıyor. Geriye yalnızca kırgınlık, yanlış anlaşılmalar ve yorgun bakışlar kalıyor. Kimse gerçekten duymuyor karşısındakini; herkes cevap vermek için bekliyor. Oysa insan anlaşılmadığında değil, anlaşılamayacağını fark ettiğinde yoruluyor.
Sürekli tetikte olmak ağır bir yük. Yanlış bir kelime seçersem mesele çıkar mı, sustuğumda suçlu olur muyum, konuştuğumda fazla mı gelirim diye düşünmek insanın iç huzurunu kemiriyor. Sevdiğin insanlarla bile temkinli olmak zorunda kalmak en acısı. Yanında gevşeyemediğin birinin yanında ne kadar kalabilirsin ki?
Artık mücadele etmek istemiyorum. Her yanlışı düzeltmek, her tartışmayı kazanmak, her meselede son sözü söylemek zorunda değilim. Bazen geri çekilmek, bazen susmak, bazen de sadece konuyu kapatmak en sağlıklısı. Çünkü insan enerjisini korumayı öğrenmediğinde, haklı olduğu savaşlarda bile kaybediyor.
Ben artık sakinlik istiyorum. Yanında sesimin tonunu ayarlamak zorunda kalmadığım, cümlelerimi tartmadan konuşabildiğim bir hayat istiyorum. Kavgadan çok yoruldum; biraz da yorulmadan sevilmenin, açıklama yapmadan kabul edilmenin mümkün olduğu bir yerde durmak istiyorum.
Bir insanın kendisine yapacağı en büyük kötülük, kapasitesine denk olmayan insan ve ortamlarla vakit geçirmektir. Buradaki denklik CV, statü veya gelir değil; zihinsel uyum, karşılıklı hoşgörü ve ahlaki derinliktir. Bu konularda seçici olmazsanız, kendinizi heba edersiniz.
Yolda kaldım, hallettim.
Kapıda kaldım, hallettim.
Hastalandım, hallettim.
Param bitti, hallettim.
Çok üzüldüm, hallettim.
Halledemedim ama onu da hallettim.
Kendi kendime hallettim… yine hallederim.
Teşekkür ederim.
Ağlayıp sızlamayı bırakın. Bu dünya insan kılığında gezen mahlukatlarla dolu. Güzel insanlar var, çok azlar. Sert olun, sağlam durun. Bırakın ukala, kibirli, hatta kötü desinler. Siz kendinizi bildikten sonra sorun yok. Herkese hak ettiği gibi davranın.
Her zaman dinlediğin dostunu artık dinlememeye başladığında dostluğun; sürekli destek verdiğin yakınına destek vermeyi kestiğinde akrabalığın; hep alttan aldığın partnerine tepki vermeye başladığında da ilişkin bitecektir. Bu hep böyle olur. İnsanlar onları alıştırdığın şeyi artık bulamadıklarında; seni suçlayacak, değersizleştirecek ve sonunda kötü biri ilan edecekler.