Ana muhalefet partisi içindeki çatışmanın giderek makul zeminden çıkıp “kavgada yumruk sayılmaz” mantığına evrilmesi son derece yanlıştır.
Bunda Alevi canlarımızın kullanılmak istenmesi ise çok daha büyük bir yanlıştır.
Geçmişte yaşanan acıların mimarı olan ana muhalefet partisinin ülke için bu meselede yapacağı en hayırlı iş, eğer gerçekten cesaretleri varsa kötü sicilleriyle hesaplaşmalarıdır.
Alevi vatandaşlarımızın hassasiyeti üzerinden kimse siyaset yapmamalı, hele hele istismara tevessül etmemelidir.
Nifak siyaseti, bu ülkeye geçmişte sadece zarar vermiştir.
Kutuplaştırma siyaseti, bu millete çok büyük acılar yaşatmıştır.
Bunların tekrarlanmasına Allah’ın izniyle müsaade etmeyiz.
Bin yıllık kardeşliğin örselenmesine, yaralanmasına, zayıflatılmasına göz yummayız; böyle bir siyasete ne prim veririz ne de geçit veririz.
Bugün hamdolsun diplomaside güçlü bir Türkiye vardır, savunma sanayisinde destan yazan bir Türkiye vardır.
Ekonomide, enerjide, ticarette söz ve etki sahibi bir Türkiye vardır.
Bölgesel gerilimlerin ortasında istikrar adası olan bir Türkiye vardır.
Bunların gerisinde de milletimizin duası ve desteğinin yanı sıra tecrübeli, dirayetli, vizyoner kadroların Türkiye’de 23 yıldır iş başında olması vardır.
Bunun kıymetini sınırlarımızın hemen ötesinde her gün bir yenisi patlak veren krizlere baktığımızda hepimiz çok net anlayabiliyoruz.
İktidar ve ittifak olarak tarihî değişimlerin yaşandığı bir dönemde tarihî bir sorumluluk üstlendiğimizin gayet idrakindeyiz.
Dolayısıyla bizim öfkeye, kavgaya ayıracak vaktimiz yok.
Biz her sataşana cevap vermek gibi bir lükse de sahip değiliz.
Tek derdimiz vardır; o da Türkiye’dir, Türkiye Yüzyılı’nın inşasıdır.
Biz kökümüzü unutmayız, özümüzü unutmayız.
Nereden geldiğimizi de çok iyi biliyoruz nereye gittiğimizi de çok iyi biliyoruz.
Bizimle aynı yolda olan milyonlarla birlikte eğilmeden, bükülmeden, yılmadan ve yorulmadan yürümeye devam edeceğiz.
Soluksuz soluğa geçti Sayın Genel Başkan!!!
Yüreğinizden kopup geldi cümleler!!!
Geriye dönmek istemem ama bunu da sormam lazım efendim!!
Allah aşkına bunlar gazeteci sorusu mu? Hani kimseyi beğenmiyor “Sadece biz gazeteciyiz” diye ahkam kesiyorlar ya!!
Özgür Özel bile “Bu ne diyor” gibi bir yüz ifadesiyle dinliyor.
Yanındaki iki kadın gazeteci doğru düzgün soru soruyor. Bu arkadaş gazeteciden çok tiyatro oyuncusu gibi takılıyor. Acaba neden?
Türkiye; devleti ve milletiyle yaklaşık yarım asırlık başarılı mücadelesinin ardından terörden kurtulma iradesini ortaya koymuş, Terörsüz Türkiye için çok net bir duruş sergilemiştir.
Bu iradenin temelinde vatanı ve milleti için canını feda eden kahramanların aziz hatırası, kutlu emaneti vardır.
Bu iradenin temelinde “vatan sağ olsun” diyerek evlatlarını kara toprağın bağrına veren, acısını kalbine gömen anne ve babaların metaneti vardır.
Bu iradenin temelinde şehit eşleri, şehit çocukları, şehit yakınlarımız vardır; gazilerimizin fedakârlıkları vardır.
Allah’ın izniyle bundan geriye dönüş yoktur ve olmayacaktır.
Muhabbet iklimini çok sağlam bir şekilde tesis edip kardeşlik bilincini güçlendirerek…
Husumet duvarlarını tek tek yıkıp fitnelerin kökünü kurutarak…
Terörün kanlı ve karanlık gölgesini sebepleriyle birlikte bu toprakların üstünden tamamen kaldırarak aziz şehit ve gazilerimizin fedakârlıklarının boşa gitmediğini tüm dünyaya inşallah göstereceğiz.
İnanıyoruz, Allah’ın izniyle başaracağız.
Kararlıyız, inşallah hedefimize ulaşacağız.
Paradan, ranttan, şahsi çıkarlarından başka siyasi kıblesi olmayanlar her fırsatta vakıf ve derneklerimizi hedef alsalar da insanlığa hizmete adanmış yürekleri mücadelelerinden vazgeçiremiyorlar.
Onlar ne yaparsa yapsın, biz iyilikte yarışanları desteklemeye devam edeceğiz.
“Hizmet eden izzet bulur” prensibi, bizim siyasetteki pusulamızdır.
Bizim gerilim siyasetiyle işimiz olmaz, ülkeyi kutuplaştıran polemiklerle işimiz olmaz, sahte ve sanal tartışmalarla işimiz olmaz.
Biz bunların hiçbirinde yokuz, olmadık ve asla olmayacağız.
Bizi arayan açılışta bulur, şantiyede bulur; devasa yatırımların temelini atarken, bitmiş eserleri hizmete açarken bulur; iş ve icraat üretirken bulur.
Bizi arayan, milletimizin gönül sarayının başköşesinde bulur.
Bizi arayan, bu milletin derdiyle dertlenirken, sevincine ortak olurken bulur.
Milletimiz bize inansın, milletimiz bize güvensin. Biz bu güveni evelallah boşa çıkarmayız.
Rabb’im ömür verdikçe milletimizin hayallerini gerçeklere dönüştürmeye devam edeceğiz.
Bölgemizin yeniden dizayn edilmeye çalışıldığı; Türkler, Kürtler, Araplar ve Farsların arasına yeni duvarlar örülmek istendiği bu dönemde oynanan oyunları ancak Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge vizyonunun temsil ettiği değerlerle etkisiz hale getirebiliriz.
Bu hassas günlerde söz söyleyen herkesin dikkatli olması gerektiğinin; bu ülkede kardeşliği perçinleyen, birlik ve beraberliğimizi güçlendiren, sürecin yükünü azaltan yapıcı bir üslupla hareket etmesi gerektiğinin altını tekrar önemle çizmek istiyorum.
İktidar ve ittifak olarak biz omuzlarımızdaki sorumluluğun idraki içinde, büyük devlet vizyonumuza yakışır biçimde süreci titizlikle yöneteceğiz.
Şunu hiçbir vatandaşımız unutmamalıdır:
Bizler Türk’üyle, Kürt’üyle, Arap’ıyla, Laz’ıyla, Alevi’si ve Sünni’siyle 86 milyon olarak hep beraber büyük bir aileyiz.
Bilhassa içinde bulunduğumuz günlerde birlik ve beraberliğimizi ne kadar sağlam tutarsak geleceğimize o derece güvenle bakabiliriz.
Ama iç kalemizin duvarlarında bir gedik açılmasına müsaade edersek başka ülkelerin yaşadığı sıkıntılarla Allah korusun biz de karşılaşırız.
Rabb’im milletçe dayanışmamızı muhafaza eylesin, ülkemizi ve milletimizi her türlü fitneden korusun diyorum.
Diliyor ve umuyoruz ki sürecin sonunda kazanan tüm Türkiye olsun, barut kokusuna boğulmuş bölgemiz olsun, bölgedeki tüm kardeş halklar olsun.
14 Mart Tıp Bayramı münasebetiyle sağlık çalışanlarımızla iftar sofrasında bir araya geldik.
İftar vaktinde bile görevinin başında olan; yaşatmayı, iyileştirmeyi, yaralara merhem olmayı hayatının merkezine alan sağlık camiamızın tüm mensuplarına muhabbetlerimi iletiyorum.