Gümüşhane Tekke'de konuşan Özgür Özel'in duygusal anları:
"İçeride 'sabaha kadar senin için ağladık' diyorlar.
Ben bu partide kadınlar seçim akşamı sabaha kadar ağlamasın diye, yüzünüz gülsün diye geldim"
Türkiye'de çevrenin korunması adına umut verici bir gün. Bu yeni mahkeme kararının duyulmasına destek verirseniz sevinirim. Bizzat kendi adıma ve tüm memleket hayrına Aydın’daki yeni maden ocağı projesinin ruhsatının iptali için açtığım davada maden ruhsatı iptal edilmiştir.
Böylelikle, valiliğin “ÇED Gerekli Değildir” kararına karşı açtığım davada Aydın 2. Idare mahkemesinden aldığım iptal kararından sonra bu sefer de Aydın 1. İdare Mahkemesi tarafından ilgili müteahhit firmaya Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (“MAPEG”) tarafından verilen maden ruhsatı iptal edilmiştir.
Öyle orman gördüğünüz her yeri darmaduman edecek şekilde kazmayı vurup kazmaca yok. Memleketin doğasına sahip çıkan vatandaş var. Hukukçular var. Aydın'da hakimler var.
Bu kararın ilgili sayfalarını 290,000 takipçime iletiyorum. Memleketin nice yerlerindeki doğa katliamlarına karşı kullanılabilecek önemli bir karardır. Eğer duyurulmasına ve elden ele dolaşarak bilinmesine katkı verebilirseniz, koruma etkisi benim yetişebildiğim yerlerle sınırlı kalmamış ve yurt sathına yayılabilmiş olacaktır.
@kilicdarogluk Sizi yıllardır o kadar içten savundum ki arkadaşlarımla aram açıldı. Bugün geldiğimiz noktada sırtımdan hançerlenmiş gibi hissediyorum ve size hakkımı helal etmiyorum. Çok yazık.
YENİ DELİL YOKLUĞU TUTUKLULUK DEVAMINA GEREKÇE OLDU
M.M.Çalık Av. Fatih Selami Mahmutoğlu: Bu iddianame iade edilmesi gereken bir iddianamedir. Ancak içinde bulunduğumuz aşama itibarıyla bu imkân ortadan kalkmıştır.
23.03.2025 tarihinden bugüne kadar verilen tüm tutuklama ve devam kararlarını tek tek inceledim.
Mahkemelerin bu süreçte hangi gerekçelere dayandığını anlamaya çalıştım.
Gördüğümüz tablo şudur:
İlk kararlarda “somut delillerin varlığı” ve “örgütlü yapı” gibi ifadeler yer almaktadır.
Ancak hemen ardından gelen gerekçe: “Tutukluluğu ortadan kaldıracak yeni bir delilin bulunmaması.”
Bu gerekçe kabul edilemez. Çünkü tutukluluk, mevcut delillerin varlığıyla gerekçelendirilmelidir; “yeni delil yokluğu” ile sürdürülemez. #ibbdavası
Suç duyurusunda bulundum❗️
AKP’nin 2017 yılında 21-b pazarlık usulü ihaleyle, adrese teslim olarak Makyol şirketine verdiği;
Antalya-Konya karayolunun ilgili kesimlerinin yağmurda sular altında kalması ve 3-4 metre derinliğe sahip bir göle dönmesiyle ilgili suç duyurusunda bulundum.
Bu rezaletin şüphelileri⬇️
🔵Cumhurbaşkanlığı Kabinesindeki Bakan sayısının beşte biri kadar bakan;
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı, Tarım ve Orman Bakanı
🔵İhaleyi alan ve inşaatı yapan şirket MAKYOL
🔵Diğer yetkili kamu görevlileri
Peki bu rezalet neden oldu?
❌Yolun kot seçimi yanlış
❌Sanat yapıları yetersiz
❌Güzergah seçimi yanlış
❌ÇED gerekli değil kararı yanlış
❌Drenaj çözümleri yetersiz
❌Doğal su döngüsü korunmamış
❌Havza bütünlüğü gözetilmemiş
❌Yüzey ve yeraltı suları sürekliliği bozulmuş
❌Afet riski yok sayılmış
❌Su baskın ihtimali yok sayılmış
Sonuç⬇️
Bu ihale kapsamında;
KGM’nin MAKYOL şirketine ödediği toplam tutarın dolar karşılığı, iş artışıyla birlikte⬇️
179 Milyon Dolar❗️
Bunca ödenen paranın ardından yolun sular altında kalması kamu zararıdır.
Bu bir doğal afet değil, sorumsuzluğun, kâr hırsının, kanun tanımazlığın bir sonucudur❗️
⬇️⬇️⬇️⬇️
BİZİ ŞOK EDEN ESNAF KARDEŞİMİZ BÜŞRA'YI SİZLERE ANLATMAK İSTEDİM. Önceki gece sabaha karşı vardığımız Karaburun'da gerçekleşen Nergis Festivali sahnemizden hemen sonra akşam 6-7 gibi bir saatte henüz kahvaltı dahi edemediğimiz için bişeyler atıştırabileceğimiz bir yer aradık ekip arkadaşlarımızla. Yol üzerindeki Gülbahçe'de 1 lokantaya girdik. Kendimizi kısaca anlatarak günün ilk yemeği/kahvaltı edemediğimizi basitçe hemen her dükkanda bulunabilecek peynir, zeytin, domates/salatalık, ekmek, çay gibi bir servise ihtiyaç duyduğumuzu belirttik. VEREMİYORUZ diyerek geri çeviren bir arkadaş? tan sonra girdik Karacasu Pide'ye. Güler yüzüyle ışıl ışıl bir genç kardeşimiz karşıladı bizi. Servislerinde ikram olarak yağ ve lor peyniri olduğunu, sıcacık balon ekmek verebileceğini söyleyip servise bir başladı ki sorma...Domates, salatalık, kaşarlı ekmekler, büyük bardak çaylar, çiğköfteler, lahmacunlar derken gönlümüzü pek hoş etti. Karnımızı doyururken gözümüzün ucuyla seyrediyorduk Büşra'yı. Arı gibi çalışmaya, koca salonu tek başına çevirmeye, bir yandan masalara servis yapmaya bir yandan da kasada hesap almaya yetişiyordu. Tüm bunları tek başına yaparken yüzünde gülücükler, bedeninden yayılan müthiş bir enerji ve ışıklar. O kadar içtenlikle bizi ağırladı ki, keyifle ve şükranla ayrıldık dükkanlarından. Kazandıkları para analarının ak sütü kadar helal olsun. Yolu Gülbahçe'ye düşenler Karacasu Pide'ye mutlaka uğrasın, Büşra'ya ve ailesine selamlarımızı ulaştırsın.
Sevgiler, ÇELİK.
Not: Reklam değil tavsiyedir.
Basın ve kamuoyunun bilgisine…
Müvekkil Mehmet Murat Çalık, boyun bölgesinden kısa süre önce ikinci kez cerrahi operasyon geçirmiştir. Operasyon bölgesinde dikişler henüz alınmamış, yara iyileşmesi tamamlanmamış olup, bölge enfeksiyona açık durumdadır.
Katip Çelebi Üniversitesi Hastanesi tarafından daha önce yapılan kapsamlı tetkikler sonucunda, ilgili uzman hekimlerin katılımıyla düzenlenen sağlık kurulu raporunda, müvekkilin geçmişte geçirmiş olduğu lösemi ve lenfoma hastalıkları nedeniyle bağışıklık sistemi açısından enfeksiyonlara karşı daha hassas olabileceği; bu nedenle cezaevi koşullarının enfeksiyon riskini artırabileceği yönünde tıbbi bir değerlendirmeye yer verilmiştir.
Dün akşam saatlerinde operasyon bölgesinde gelişen şişlik, kızarıklık ve akıntı nedeniyle müvekkil cezaevi revirine başvurmuş; yapılan ilk değerlendirme üzerine 112 Acil Servis çağrılmıştır. Saat 21.30 sıralarında gelen ambulans ekibi tarafından yapılan muayenede, yaranın henüz kapanmadığı, dikişlerin alınmadığı ve enfeksiyon riskinin devam ettiği tespit edilerek hastaneye sevkin gerekli olduğu ifade edilmiştir.
Müvekkil, ameliyatının gerçekleştirildiği ve tedavi sürecinin başlatıldığı sağlık kuruluşunun Katip Çelebi Üniversitesi Hastanesi olduğunu, bu nedenle tıbbi kayıtların ve önceki tetkiklerin aynı merkezde bulunmasının tedavinin sürekliliği açısından önem taşıdığını belirtmiştir. Katip Çelebi Üniversitesi Hastanesi’nin mesafe bakımından uygun olmaması hâlinde, en yakın tam teşekküllü devlet hastanesine sevkin de mümkün olabileceğini ifade etmiştir.
Buna rağmen, sevk işleminin Buca Cezaevi’ne en uzak sağlık kuruluşlarından biri olan İzmir Şehir Hastanesi’ne yapılacağı, müvekkile sevk süreci sırasında bildirilmiştir. Sevk kararına ilişkin önceden bilgilendirme yapılmadığı ve hasta onamına ilişkin sürecin işletilmediği anlaşılmaktadır.
Katip Çelebi Üniversitesi Hastanesi tarafından önceden düzenlenen sağlık kurulu raporunda ortaya konulan risk değerlendirmesine, İzmir Şehir Hastanesi tarafından düzenlenen raporda herhangi bir tıbbi karşılık veya değerlendirme getirilmediği görülmektedir. Aynı hastaya ilişkin mevcut tıbbi verilerin birlikte ele alınmaması, sağlık hizmetlerinde süreklilik ve bütünlük ilkeleri bakımından objektif bir belirsizlik oluşturmaktadır.
Anayasa Mahkemesi kararlarında da açıkça vurgulandığı üzere, kamu otoritesinin gözetimi altındaki kişilerin sağlık durumları bakımından yalnızca anlık müdahale yeterli olmayıp; kişinin tıbbi geçmişi, mevcut risk faktörleri ve tedavi sürecinin sürekliliği dikkate alınarak düzenli ve etkili biçimde takip edilmesi gerekmektedir. Bu yükümlülük, özellikle enfeksiyon riski bulunan ve bağışıklık sistemi açısından hassas bireyler yönünden daha da önem arz etmektedir.
Operasyon bölgesi açık olan ve enfeksiyon riski devam eden bir hastanın sevk ve tedavi sürecinde, tıbbi geçmişinin ve risk faktörlerinin bütüncül biçimde değerlendirilmesi gerektiği açıktır.
Müvekkilin sağlık durumuna ilişkin süreci bu çerçevede yakından takip ettiğimizi, yaşam hakkı ve sağlık hakkının korunması amacıyla gerekli tüm hukuki başvuruların yapılacağını ve gelişmelerin kamuoyuyla şeffaf biçimde paylaşılacağını saygıyla bildiririz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Gazeteci Furkan Karabay, duruşmada savunma yapmayı reddederek sanık kürsüsünde iddianameyi yırttı.
Karabay, mahkemede şu sözlerle protesto etti:
“Fatih Altaylı’ya verilen ceza ve tutukluluğunun devamına karar veren, siyasi saikle hazırlanan İBB iddianamesini maddi hata ve hukuksuzluklara rağmen kabul eden, Tayfun Kahraman hakkında AYM kararını uygulamayan mahkemeleri; insanları keyfi gerekçelerle hukuksuzca tutuklayan sulh ceza hâkimliklerini ve bu iddianameyi kabul eden, beni yargılayacak olan mahkemenizi PROTESTO EDİYORUM.
Bu iddianameyi yırtarak, savunma yapmayı reddediyorum.”
İYİ Partili Buğra Kavuncu mecliste konuştu, genel kurul buz kesti!
“Daha bu sene Mehmetçiklerimiz dronla şehit şehit edildi. Kim yaptı dedik, cevap verilmedi. Sürece saygıdan dolayı.
Bunlara sabrederken 40 bin kişinin katilinin adını mecliste tezahürat ettirmek hiç mi gururunuza dokunmuyor?”
Şişli’ye 72 katlı gökdelen yapmak isteyen müteahhit şikayetçi, gökdelen inşaatını mühürleyen Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan tutuklu. O cezaevindeyken inşaat yükseliyor. Bu sorgu tutanağı sistemi gözler önüne seriyor. Onlar’da anlattık. 👇
İlahiyatçı Mustafa Öztürk:
“Cehalet içinde yüzen islamcılar, içki alemleri yapan padişahları evliya mertebesine yükseltirken bu ülkede rahat içinde yaşamanızı sağlayan Atatürk'e sövmeniz, saymanız, nankörlük etmeniz kanıma dokunuyor.”
CHP ve başka muhalefet partileri artık sokağa tamamen hakim.
19 Mart olumlu hiçbir şeye yol açmasa bile bunu sağladı.
Bunu da iktidar bizzat kendi eliyle yaptı.
İktidar salonlara sıkıştı, kendini alkışlıyor.
Geniş kitleler meydanları taşırıp sesine ses olan muhalefeti alkışlıyor.