TİS sürecinde Sarı sendikalar memuru satmış ama memurlar bunun hesabını sormak yerine @saglikbakanligi nın aylık en çok 3 bin olacak promosyon ihalesini konuşuyor
Sen ayda yoksulluk sınırının 20-30 bin altında maaş alacan bunun derdine yan
#memurusattınız#MemurlaraEkProtokol
Uzun zamandır yatırılmayan nöbet ücretleri, sendikamız Genel Sağlık-İş'in yaptığı basın açıklaması ve gösterdiği kararlı tepkinin ardından sabahın erken saatlerinde hesaplara yatırıldı.
Şimdi soruyoruz: Sağlık emekçilerinin alın terinin karşılığı olan ücretlerin ödenmesi için her seferinde tepki mi göstermemiz gerekiyor? Zamanında yatırılması gereken hak edişler, ancak kamuoyu baskısı oluşunca mı hatırlanıyor?
Sağlık emekçilerinin emeği de sabrı da sınırsız değildir. Hak edilen ücretlerin zamanında ödenmesi idarenin sorumluluğudur; bunun için mücadele etmek zorunda bırakılmak ise kabul edilebilir bir çalışma düzeni değildir.
Dr. Derya UĞUR
Genel Sağlık-İş Genel Başkanı
Çağrı Kaderoğlu Bulut, Kamucu Tavır 3. Sayısı için Yazdı: Kamuda Kadın Emekçiler: Güvencesizlikten Geleceğe
Türkiye’de kamu istihdamı uzun yıllar boyunca piyasanın kuralsızlığına karşı “korunaklı” bir alan olarak görüldü. Kamu, özel sektörün güvencesizliğine, kayıtdışılığına ve şiddetine karşı özellikle kadınlar için daha güvenceli ve güvenli imkânlar sundu. Ancak devletin neoliberal dönüşümüyle birlikte bu “korunaklı” alan hızla aşınmaktadır. Kamu, kadın emeği açısından güvencesizliğin ve eşitsizliklerin ortadan kalktığı değil, aksine yeniden üretildiği bir alana dönüşmektedir. Kamunun küçülmesi kadın istihdamını daraltırken, kamu hizmetlerinin piyasalaşması ise kadının bakım yükünü artırmaktadır. Kadın emeğini görece koruyan mekanizmalar tasfiye edilirken, bu yönelim kamuda da benzer biçimlerde hayata geçirilmektedir.
Bugün kamuda çalışan kadınlar; esnek çalışma modelleri, performans rejimleri ve istihdamın parçalanması yoluyla büyük bir çözülmeyle karşı karşıyadır. Kamuda yaygınlaşan 4/B’li statüler, ücretli öğretmenlik ve taşeronlaşma gibi güvencesiz istihdam biçimleri, kadın emekçileri kamusal korumanın dışına itmektedir. Bu ayrımlar kamu emek rejimini parçalamakta, bu parçalanma da kadınlar için yeni güvencesizlik biçimleri üretmektedir. Güvence, devletin asli yükümlülüğü olmaktan çıkarılırken kadın emeği, esnekleşen kamu rejiminin en kırılgan unsuru hâline gelmektedir.
Yazının devamı için: https://t.co/hcf8Bo1MTA
İŞKENCE İDDİALARI ‘AMA’SIZ VE ŞEFFAF BİÇİMDE ARAŞTIRILSIN!
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yürütülen dava kapsamında yargılanan Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker’in son duruşmada dile getirdiği, Vatan Emniyet Müdürlüğü’nde maruz kaldığı insanlık dışı uygulamalar ve çıplak arama işkencesi, toplumsal vicdanda derin bir yara açmış ve kamuoyunda büyük bir şok yaratmıştır.
Türker’in mahkeme salonunda açık yüreklilikle ve büyük bir cesaretle haykırdığı, "İnsanların onurunu, gururunu kırmak için yapılıyormuş gibi geliyor. Yapan utansın, ben utanmıyorum" sözleri, bugün Türkiye’de insan onurunun nasıl ayaklar altına alınmaya çalışıldığının açık ve acı bir vesikasıdır.
Ülkemiz, kurgu davalarla insanların dayanaksız ve hukuksuz biçimde hapsedildiği, yargının bir sopa olarak kullanıldığı karanlık bir dönemden geçmektedir. Bu adalet krizinin ortasına bir de işkence ve kötü muamele iddialarının eklenmesi tabloyu daha da karanlık, daha da kabul edilemez hale getirmektedir.
1980 askeri faşist darbe döneminde, insanları cinsiyetinden, beden bütünlüğünden ve haysiyetinden vurarak teslim almaya çalışan o karanlık işkenceci zihniyetin ve metotlarının, 2026’nın Türkiyesi’nde yeniden hortlatılması dehşet vericidir.
Unutulmamalıdır ki: İşkence; Anayasa’mıza, temel insan haklarına, Türkiye’nin imzacısı olduğu uluslararası sözleşmelere ama en önemlisi insan vicdanına tamamen aykırıdır.
Kamu-İş olarak, tüzüğümüzde de "amasız ve fakatsız" bir şekilde yer aldığı üzere; işkence bir insanlık suçudur ve asla kabul edilemez. İnsan onurunun çiğnendiği hiçbir yerde Kamu-İş’in sessiz kalması mümkün değildir.
AKP kanadından Fatoş Pınar Türker’in iddialarına ilişkin gelen "kabul edilemez" açıklaması, ilk bakışta umut verici bir söylem gibi görünse de kamuoyu hafızası gerçektir. Bu işkenceci düzeni ve cezasızlık iklimini inşa edenin bizzat AKP iktidarı olduğu gerçeği ortadadır. Dolayısıyla bu kınama açıklamasının samimiyeti, lafta kalıp kalmayacağıyla değil; ancak ve ancak bu korkunç iddiaların üzerine kararlılıkla gidilmesi ve iddiaların tamamen aydınlığa kavuşturulmasıyla anlaşılacaktır.
Kamu-İş olarak iktidara ve adli makamlara çağrıda bulunuyoruz:
· Fatoş Pınar Türker’in dile getirdiği işkence ve kötü muamele iddiaları, şeffaf, tarafsız ve bağımsız bir biçimde acilen araştırılmalıdır.
· Sorumlular, unvanlarına bakılmaksızın derhal açığa alınmalı ve yargı önünde hesap vermelidir.
Her zaman insan haklarından, demokrasiden, evrensel hukuk ilkelerinden ve insan onurundan yana saf tutan Kamu-İş, sürecin sonuna kadar takipçisi olacaktır. İnsan onuru, işkenceyi ve bu karanlığı mutlaka yenecektir!
KAMU-İŞ MERKEZ YÖNETİM KURULU
Aynı kurumda,aynı idari izin uygulamasında farklı hesaplama yapılmıştır.
Nöbetli çalışan sağlık emekçileri, idari izin kapsamında değerlendirilmesi gereken 13 saatlik süre için ücret alamamıştır.
Bu uygulama eşitlik ilkesine ve hakkaniyete aykırıdır.
Bu uygulama sağlık emekçilerinin alın terinin karşılığının verilmemesidir.
Genel Sekreterimiz Veli Can Karabacak, Genel Örgütlenme Sekreterimiz Özcan Arslan,
Genel Hukuk ve TS Sekreterimiz Yalçın Çiftçi, Antalya Şube Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Cirit, Tekirdağ İl Temsilcisi Bülent Yılmaz ve il yönetiminin katılımlarıyla Tekirdağ ilimizde örgütlenme ziyaretlerinde bulunduk.
Genel Başkanımız Orhan Yıldırım ve Genel Örgütlenme Sekreterimiz Sadık Doğrul, Ulaşım-İş Sendikamızın yeni Genel Merkezini ziyaret ederek, Ulaşım-İş Sendikası Genel Başkanı Yusuf Yalçın ve MYK üyeleri ile bir araya geldi.
Ziyarette sendikal mücadeleye ve güncel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu.
Milletin derdini dert edinmeyen Mecliste gündeme getirmeyen için mantıklı.Kamuda tasarruf ?Alın size tasarruf .Milleti aç yada yoksulken vekili neden tok ?
Emekli+vekil maaşı yaklaşık 450 Bin En düşük #memur maaşı 58 Bin
Yoksulluk sınırı 114 Bin
DEVLETİN
#MemurGeçinemiyor ‼️
Nöbet ücreti adaletsizliği ile emek sömürüsü Sağlık çalışanlarının çilesi bitmeyen fazla mesailer gecici görevler bitmez çile, dile getirdiğimiz için ağzınıza sağlık başkanım @akturkq
ANKARA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİNDE SAĞLIK EMEKÇİLERİNİN HAKLARI ÖDENMİYOR!
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastaneleri’nde görev yapan sağlık emekçilerinin aylardır ek ödeme ve nöbet ücreti ödemelerinde gecikmeler ve düzensizlikler yaşanmaktadır. Yoksulluk sınırı altında ücretlere mahkûm edilmiş sağlık emekçileri zaten yaşamını sürdürmek için borçlanmak zorunda kalmaktayken bir de hak edişlerinin zamanında ödenmemesi geçim zorluğunu derinleştirmektedir.
Sağlık çalışanları gece gündüz demeden hizmet üretmekte, ancak emeklerinin karşılığı olan nöbet ücretlerini iki aydır alamamaktadır. İdare tarafından gayri resmi olarak işaret edilen farklı tarihler bildirilmesine rağmen bugün hala nöbet ücretleri hesaplara yatırılmamıştır. Bu durum, emekçilerin alın terinin hiçe sayıldığını göstermektedir.
Yaşanan mağduriyet karşısında sağlık emekçileri günlerdir resmi bir açıklama beklemektedir. Ancak ne hastane yönetiminden ne de yetkili sendika temsilcilerinden tatmin edici, şeffaf ve sorumluluk alan bir açıklama yapılmıştır.
Ankara Üniversitesi Hastaneleri’nde sağlık emekçilerine yaşatılan bu mağduriyet acilen giderilmelidir.
Dr. Derya UĞUR
Genel Sağlık-İş Genel Başkanı
@deryaugur19@AnkaraUni
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastaneleri’nde görev yapan sağlık emekçilerinin aylardır ödenmeyen ek ödeme ve nöbet ücret derhal ödenmelidir!
#ankaratıptahakgaspı#emektentasarrufolmaz
Yoksulluk sınırı altında ücretlere mahkûm edilen sağlık emekçileri, yaşamını sürdürmek için borçlanmak zorunda kalmaktayken bir de hak edişlerinin zamanında ödenmemesi kabul edilemez!
#ankaratıptahakgaspı#emektentasarrufolmaz