Ormanlar yanar sorumlu yok, dereler kurur sorumlu yok, yüzlerce işçi ölür sorumlu yok, gıda enflasyonu rekor kırar sorumlu yok, insanlar geçim sıkıntısından intihar eder sorumlu yok, deprem olur evler yıkılır ve yüzbinler enkaz altında kalır sorumlu yok, sel olur insanların cesedi bile bulunamaz sorumlu yok, kadınılar sokak ortasında öldürülür sorumlu yok, metro inşaatı nedeniyle bina çöker ve bir aile yok olur sorumlu yok, tren kaza yapar onlarca insan ölür sorumlu yok, uçak düşer sorumlu yok, çocuklar çetelerin ve mafyaların eline düşer sorumlu yok, uyuşturucu kullanımı alır başını gider sorumlu yok, zengin daha zengin fakir ise daha da fakir olur sorumlu yok, insanlar açlık sınırı altında yaşar sorumlu yok, okula saldırı olur sorumlu yok, öğretmenler öldürülür sorumlu yok…
Dışarıda tam sevgiliyle el ele gezmelik hava var, ama bilin bakalım ne yok? Evet, cumhurbaşkanı adayımız sayın Ekrem İmamoğlu hakkında savcılığın oluşturduğu dosyada herhangi bir suç unsuru.
Ulan siz yıllardır bizi boykot ediyorsunuz. Akp’li olmayıp, savcı, hakim, memur, kaymakan, vali olabilen var mı? Seçtiğimiz belediye başkanlarına bile akp’li kayyumlar atıyorsunuz biz kendi paramızla sizi boykot edince faşist oluyoruz öyle mi? Sie
Ekrem İmamoğlu’na ilişkin emniyette alınan iki ifade tutanağını okudum. Biri 121 sayfa (örgüt, yolsuzluk vs.), diğeri 18 sayfa (terör).
24 yıllık avukatım. Terör, uyuşturucu, örgüt, dolandırıcılık, bilişim suçları gibi ağır ceza dosyalarında müdafi olarak onlarca ifadeye ve sorguya katıldım. Meslektaşlarımla sayısız dosya tartıştık, kararlar inceledik. Bu kadar zorlama, bu kadar acemice kurgulanmış bir soruşturma ve sorgulama görmedim.
•Terör soruşturmasına dair tutanakta, ifadeye geçilmeden önce şüpheliye neyle suçlandığı bile anlatılmamış. CMK m.147/1-b’ye aykırılığı bir yana, standart ifade formlarında bile bulunan bölüm düpedüz atlanmış. Basit bir şey değil, bu durum ifade tutanağını geçersiz hale getiriyor.
•Terör soruşturmasındaki sorular zorlama, bağlantılar yapay. Bunun “terör” başlığı altına sokulması tesadüf değil; İBB’ye kayyum atamak için kurgulanmış siyasi bir zemin oluşturulmaya çalışılıyor.
•Tutanaklarda yer alan sorular o kadar özensiz ki, soruşturmayı yürütenlerin ve ifadeyi alanların bile bu iddialara ne kadar inandığı ciddi şekilde tartışmalı.
•Her adımı izlenen bir belediye başkanına, belediyedeki teknik işleyişe dair detaylar soruluyor. Oysa onlarca müdür, encümen, meclis var. Sayıştay ve bakanlık denetimleri zaten yapılıyor. Bu kadar ayrıntıya bir belediye başkanının birebir hâkim olması beklenemez. Bırakın belediyeyi, orta ölçekli bir şirketin yönetim kurulu başkanı bile şirketindeki tüm detaylara hâkim olamaz.
•Ve yine karşımızda bir gizli tanık vakası var. Önce “X Muhbir” denirdi, şimdi “Gizli Tanık” deniliyor. Aslında ortada, bir yerlerde yazılmış senaryonun oyunculukla sahnelenmesinden başka bir şey yok. Gizli tanıklık kurumu, Türkiye’de hukuku araçsallaştırmanın başlıca aracı haline geldi. Bütün siyasi saikli davalarda standart bir uygulama.
•Yargı, Türk Milleti adına karar verir. Savcıların soruşturma amacı budur, mahkeme kararlarının en başında bu yazar. Ama artık çok net görüyoruz ki, yargının bir kısmı Türk Milleti adına değil, majesteleri adına karar vermeye fazlasıyla meyilli.
•Sandıkta yenemediklerini yargı sopasıyla saf dışı bırakma çabası olduğu çok açık. Ve bu girişimin bedelini hukuk sistemi, ekonomi, kamu vicdanı ve toplumsal adalet duygusu ödüyor.