Geçmişi ve Geleceği de Kurtaran BÜYÜK ZAFER
“Allah’ım, ne muazzam zaferdi o, ortalık hercümerç oldu; beş altı saat içinde başka bir dünya doğdu ve biz mest olduk… Artık benim ne düşünecek ne yazacak, hatta ne yaşayacak
takatim kalmıştı. Bizim dilimiz tutulmuştu, ordu bizzat yazıyordu.” (M. Akif Ersoy, 1936)
https://t.co/sYu1DVuflO
YENİ Parti'nin Bursa vekili Meclis'te şov peşinde; Kürtçe konuşma hakkı istiyor. Ankara vekili Anayasa'daki Türklük tanımına savaş açmış. Sezgin Tanrıkulu desen malumunuz... Kurucu değerlere düşman ne kadar tip varsa vitrinde!
Hâlâ, "Birkaç vekil yüzünden Özgür Özel'i harcamayın, partiyi değil şahısları eleştirin" diyen GARDIROP ATATÜRKÇÜLERİ; Atatürk'ü kripto siyasetlerine maske yapan şu adamları savunmayı bırakın artık! 👇👇👇
Evet…
Önce Ümit Özdağ @umitozdag şimdi de ben…
Şeyh Said’in ‘değerli hatırasına’ hakaret ettiğim gerekçesiyle ifade vermeye gideceğim.
Diyeceğim ki, ‘Ben hakaret etmedim, sıfatlarını saydım’…
Bir vatan haininin hatırı varmış, bize ceza yazmaya hazırlanıyorlar.
Göreceğiz.
Rudaw’da yayımlanan bir haber:
“Hakkari'nin köklü aşiretlerinden Pinyaniş Aşireti lideri Orhan Piruzbeyoğlu, Devlet Bahçeli ile yaptıkları görüşmenin ayrıntılarını anlattı. Piruzbeyoğlu, ‘Devlet Bahçeli bize bu yasanın Kürdistan’ın tüm parçalarını kapsadığını söyledi’ dedi.”
Bugüne kadar Suriyeliler ile ilgili çok haber yaptım. Ses getiren haberlerdi. Çoğu emniyet operasyonuyla doğru çıktı.
Suriyeli sayısı konusunda da gerçekleri aktardım. Esad devrildikten sonra bile...
Şimdi Türkiye'nin Şam Büyükelçisi
'Türkiye'de belli bir tarihte neredeyse 6 milyona yakın Suriye vatandaşı yaşıyordu. Şu anda bu sayı 2,3 milyona kadar inmiş durumda” diyor.
Oysa Esad devrilmeden önce resmi oran en fazla 3 milyonun üzerinde açıklanıyordu. Biz ise çok daha fazla olduğunu söylüyorduk. Buyurun; 6 milyon deniliyor şimdi...
Esad devrildikten sonra dönenlerin sayısı ise daha 800 bini bulmadı.
Bir de gidip tekrar Türkiye'ye dönenler var. Bununla ilgili yeni bir haberim yolda. Kaçak geçişler de hala sürüyor...
Türkiye'deki demografik tehlike hala devam ediyor. Hep, 'Demografik dönüşüm politik değişim getirir' dedim. 'Toplumun laik sosyolojisini dönüştürecek demografik dönüşümün anahtarıdır' dedik...
Ve haklı çıktık, çünkü Erdoğan her fırsatta 'Türk-Kürt-Arap' vurgusu yapıyor artık...
Türk halkının bilgisine...
Ne hikmetse Çin’e,İspanya’ya gidip de açılmadığı söylenen telefon dün avukatın anestezi maddesiyle felç edildiğini açıklamasıyla açıldı bugün.DNA sı bulunan 2 erkeğe rağmen intihar denen dosyada gözaltı kararı çıktı.Ucu nereye giderse gitsin o baba yalnız yürümicek bu yolu!
Rojin Kabaiş’in babası Nizamettin Kabaiş:
-Daha otopsi yapılmamıştı, Vali bana “senin kızın intihar etmiş, daha yapılacak bir şey yok” dedi. Ben itiraz ettim o bağırdı, ben itiraz ettim o bağırdı, sinirlendi çıktı gitti.
-Benim kızımın başına ne geldiğini sonuna kadar araştıracağım. Canıma da mal olsa mücadele edeceğim.
-En son büyük bir delil çıktı; 2 erkek DNA’sı tespit edildi Rojin’in vücudunda. Onda da 1 sene bizi oyaladılar, bu “bulaş olabilir” dediler. Taşıyan kişiler, doktorlar vs. En son 195 kişiye bakmışlar, DNA’lar kimseninkiyle eşleşmedi. Akrabalar, bizim çocuklar, bizimkilerin de hepsine baktık kimseyle eşleşmedi. Bu ne anlama geliyor? Bu bir cinayettir, belli. Katiller bu DNA’ların sahibi.
-Her iki köy ve üniversite içindeki DNA’lara, hatta rektör ve akrabalarına da baksınlar dedik. Düşünün ki bir iple makarası orada, ucunu aramıyorlar makarayı komple çöpe atıyorlar, diyorlar ucu bulamadık.
-Avukatlarla ricada bulunduk, Rojin’in telefonunu bıraktığı yerde o gece saat 7’yi beş geçe kim o gece oradaymış, kimin telefonu sinyal vermişse orada da bir ipucu elde edebilirler. Onu da yapmamışlar.
-Hem ben hem Gülistan’ın ailesi, ikimiz de fakir aileyiz. Ben amelelik yapıyorum. 21 yaşına kadar o çocuğu ne eziyetle büyüttüm.
#RojiniçinBirAdım #RojinİçinAdalet #RojinKabaişİçinAdalet #RojinKabaiş #rojinölümsüzdür🥀
İstanbul Üsküdar'da Dışişleri Bakanlığı'na tahsis edilen araziye yeni hizmet binası yapılması planlanıyor.
İnşa edilecek bina için arazide bulunan 58 ağacın ihaleyle kesileceği açıklandı
Bu babaya iyi bakın. Çiçek gibi büyüttüğü, sırtında taş taşıyıp okuttuğu kızına sahilde bir kek bile yedirtmediler.
Bu babanın gözlerine iyi bakın, kızını çok ağır bir ilaçla felç ederek katlettiler.
Kızına yapılanları ortaya çıkarmak için bir an bile durmadı. Çıkardı da. Ve şimdi siz de Rojin’in adaletini bu babaya vermek zorundasınız. Daha fazla ört bas etmeye çalışmayın artık.
Rojin’i felç ederek katlettiler!
#RojinKabaişİçinAdalet
ÜSKÜP ESKİ BÜYÜKELÇİSİ, AKP’LİLERİN SAHTE ÜNİVERSİTE VE DİPLOMA AĞINI İFŞA ETTİ: “AYAKKABI KUTULARINDAKİ PARALARLA KURULDU.. SINAVSIZ DİPLOMA DAĞITTILAR.. KURULMADAN YÖK’TEN DENKLİK VERDİLER”
Türkiye’nin Üsküp eski Büyükelçisi Hakan Okçal, AKP’lilerin Makedonya’da kurdukları Uluslararası Balkan Üniversitesi hakkında çarpıcı itiraflarda bulundu: “Ayakkabı kutularındaki paralarla kuruldu, sınavsız diploma verdiler…”
Türkiye’de 270’in üzerinde devlet kurumunu sarsan sahte diploma skandalının odağında bu kez Kuzey Makedonya’daki Uluslararası Balkan Üniversitesi var. Eski Üsküp Büyükelçisi Hakan Okçal’ın sosyal medya paylaşımları, AKP’ye yakın isimlerin bu üniversite aracılığıyla nasıl sınavsız diploma sahibi olduklarını ve kamuya nasıl sızdıklarını gözler önüne serdi.
SAHTE DİPLOMA SKANDALINDA YENİ PERDE: AKP’NİN “ÇAKMA ÜNİVERSİTESİ”
2008-2010 yılları arasında Üsküp’te büyükelçilik yapan Hakan Okçal, Uluslararası Balkan Üniversitesi’nin, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu ve dönemin Orman Bakanı Veysel Eroğlu başta olmak üzere AKP’li akademik kadrolar tarafından kurulduğunu açıkladı. Okçal’a göre bu sözde üniversite, “içi boş bir tabela üniversitesinden” ibaretti.
“Üniversiteye Türkiye’de sınav kazanamayan herkes kabul ediliyor, yüzeysel bir eğitimle, devam zorunluluğu olmadan diploma veriliyordu. Dahası, fakülte ve bölümler henüz tam kurulmadan YÖK tarafından denklik aldı.”
AKP’Lİ İSİMLER VE 17-25 ARALIK BAĞLANTISI
Büyükelçi Okçal’ın en çarpıcı iddiası ise üniversitenin kuruluş finansmanıyla ilgili. Okçal, 2008-2010 yılları arasında Üsküp Büyükelçiliği yaptığı dönemde, üniversitenin eski Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Veysel Eroğlu gibi AKP’li isimlerin öncülüğünde kurulduğunu belirtti. 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarında ayakkabı kutularında yakalanan paraların bu üniversite için toplandığını iddia eden Okçal, “Üniversite, Türkiye’de giriş sınavını kazanamayan herkesi kabul ediyor, devam zorunluluğu olmadan yüzeysel eğitimle diploma veriyordu. Kurumun amacı; AKP’ye yakın isimlere sınavsız, zahmetsiz diploma vererek kamuya yerleştirmekti.” dedi. TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un üniversitenin “sahibi” olduğu iddialarına karşın, Şentop yalnızca “manevi destek” sağladığını savundu.
YÖK DENKLİK VERDİ, MAKEDONYA POLİSİ BASTI
Okçal’ın iddialarına göre üniversite, Makedonya yasalarını hiçe sayarak öğrencileri turistik vizeyle kabul etti. Devam zorunluluğu olmayan, göstermelik derslerle verilen diplomalarla Türkiye’de doğrudan denklik sağlandı. Hatta Makedonya polisi, yasa dışı öğrenci alımları nedeniyle okulu basarak birçok öğrenciyi tutukladı. “Bu yasa dışılıklar yüzünden Sn. Ahmet Davutoğlu ile aramda sert tartışmalar yaşandı. Üniversite, ev sahibi ülkenin yasalarını bile tanımadı.”
KAMUYA SIZAN DİPLOMALI YANDAŞLAR
Uluslararası Balkan Üniversitesi’nden mezun olan çok sayıda kişinin Türkiye’de hâkim, savcı, bürokrat ve kamu personeli olarak görevlendirildiği belirtiliyor. Bu kişilerin diplomalarının geçerliliği ise YÖK’ün verdiği tartışmalı denklik belgelerine dayanıyor. “Bu üniversite sahte diploma dahil her türlü kumpasın içinde olabilir. İddialar bana hiç tuhaf gelmedi.”
AKP’YE AKADEMİK KILIF: YARGIYA VE DEVLETE SIZMA ARACI
Yolsuzluk soruşturmalarında ortaya saçılan paralarla kurulan bu yapı, AKP’nin devlete yerleşme stratejisinde eğitimi nasıl araçsallaştırdığını bir kez daha gösterdi. Sınavsız, denetimsiz ve denklikli diplomalarla donatılan bu kişiler, liyakat yerine sadakat sisteminin birer taşıyıcısı olarak kamuya yerleştirildi.
Bu iddialar, sadece sahte diploma değil, devletin tüm yapılarının parti çıkarlarına göre dizayn edildiğini de gözler önüne seriyor. AKP’nin “eğitim” adı altında kurduğu bu paralel sistem, adalet ve liyakat kavramlarını yerle bir etmiş durumda.
104 yıl önce bugün, 26 Ağustos 1922 sabahı Kocatepe’de Türk topçusunun gürleyen ateşi yalnız düşman mevzilerini değil, Türk’ü Anadolu’dan söküp atmak isteyen emperyalizmin hayallerini de parçaladı.
Mustafa Kemal, Türk milletinin esir edilemeyeceğine, aman dilemeyeceğine ve en karanlık anda bile kendi kaderini değiştirecek büyük enerjiyi içinden çıkaracağına inanarak taarruz emrini verdi.
Dört gün sonra Dumlupınar’da ateş ve ihanetle imtihan edilen Türk, tarih sahnesine yeniden ve büyük bir zaferle çıktı; 9 Eylül’de işgal ordusunu denize dökerek Sevr paçavrasını tarihin çöplüğüne attı.
O sabah Kocatepe’den yükselen ses, aslında yok edilmek istenen bir milletin dünyaya ilanıydı: Biz buradayız, teslim olmayacağız, yeniden ayağa kalkacağız!
Bugünümüzü Mustafa Kemal Atatürk’e, onun liderlik ettiği kahraman ordumuza ve cephe gerisinde varını yoğunu ortaya koyan büyük Türk milletine borçluyuz.
Bugünler de geçer. Çünkü Türk, tarihi boyunca ateşle ve ihanetle sınandı; düştü ama yeniden ayağa kalktı, kuşatıldı ama teslim olmadı. Kocatepe’nin ateşi sönmedi; 104 yıldır yolumuzu aydınlatıyor. Büyük ve Kutsal Taarruz’un 104. yılı kutlu olsun.
"Eğitim dili Kürtçe olsun." söylemi yayılıyor. Aşağıdaki bilgiler elinizin altında bulunsun, çünkü konu büyüyecek.
İtalya
Alman, Fransız, Ladino, Sloven asıllı topluluklar kendi dillerini de öğrenir, ama anayasanın 139'uncu maddesine göre eğitim dili İtalyancadır.
Bir büyükelçi, kendi temsil ettiği ülkeyi eleştirip, temsile gittiği ülkeyi över mi? Aidiyeti tekkelere olan bu arkadaşın kamu görevlerinden el çektirilip git Suriye'de tekkede derviş ol tebligatı alması gerekir.
İlber Ortaylı: “Dağın başına çocuk yollanır mı üniversite okutuyorum diye?
Bir sürü barlar açılmış o Çanakkale'de falan. Yani böyle bir kepazelik tasavvur edemiyorum.
Bunun hizmetle falan alakası yok. Ben size açık söyleyeyim, aşağı yukarı 40 yıldır bütün Türkiye hükümetlerinin ortak kusurudur.
Her yere gidip üniversite kurulur mu ya, böyle bir şey olur mu? Bu bir ahlaksızlıktır, bunu anlattık.
Evvela bakkal çakal çocukları kandırıyor. Ondan sonra efendime söyleyeyim oradaki ev sahipleri, ahlaksızlar kazıklıyor çocuğu.
Ondan sonra her şehirde vardır onlardan, altında araba bir sürü pis herifler genç kızları kovalıyor."
Pervin Buldan, kendisiyle ilgili Engin Balım'ın söylediklerini paylaştığımız videoyu mahkeme kararı ile sildirdi.
Sonra ben tekrar yayınladım.
Tekrar mahkemeye başvurdu.
Yine Türkiye'den engelletti ve sildirdi.
Silinirse tekrar yükleyeceğimi söylemiştim.
Yine engelletmesi ve sildirmesi için tekrar paylaşıyorum.
Yeniden sildirdikten sonra bir daha paylaşacağım.
105 yıl önce bugün Sakarya’da Türk tarihinin akışı değişmeye başladı.
Millet kurtaran ve devlet kuran Büyük Türk’ün ölümsüz Başkomutanı Mustafa Kemal Atatürk ‘’ün dünya tarihine malolan ünlü “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır.❞ direktifi ile yürütülen ve sadece nüfusun %1’i ile başarılı bir savaştan bahsediyoruz.
Bu yalnızca bir savaş emri değildi. Bir milletin vatanı nasıl savunacağının doktriniydi.
105 yılın öncesinde emredilen yurt sathında bugün MAVİ VATAN sathı da yerini almıştır.
Sakarya’dan Cumhuriyet’e uzanan yolu açan Ebedî Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve kahraman ordumuzu minnetle anıyorum.
Cumhuriyet'in bu haberi kimsenin ilgisini çekmemiş...
Haber diyor ki MEB'in yayınladığı genelgeyle yeni eğitim yılında "PKK/KCK'yı kurma veya yönetme, örgüte üye olma, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme, örgüt propagandası yapma suçları ile örgütün faaliyeti kapsamında işlenen suçlarla" ilgili meclisten yeni geçen Çerçeve Yasanın okullarda yıl boyunca milyonlarca çocuğa anlatılması ve etkinlikler düzenlenmesi şart koşulmuş.