Nare: “Ben de Şahin’e çok öfkeliydim abi… Öyle bir öfkeydi ki yüzüne bakmaya bile istemiyordum, görmek istemiyordum. ‘Bırak biraz da o düşünsün, biraz da o acı çeksin’ dedim. Sanki ondan esirgeyeceğim bir bakış, bir sarılma onu cezalandıracakmış gibi…
Sonra ne oldu Şahin öldü.
Ve benim cezalandırdığımı sandığım insanın ardından, kendimi cezalandırmaya başladım. Çünkü artık yüzüne dönüp bakabileceğim bir yüz yoktu. Söyleyeceğim hiçbir sözün muhatabı yoktu. Bir kez sarılsam geçecekmiş gibi gelen o kırgınlık, ömrümün en büyük pişmanlığına dönüştü.
O yüzden Alya’yı cezalandırma Abi. Ne kadar öfkeli olursan ol, git Cihan… Git, sarıl ona. Çünkü insan toprağa girdiğinde ne öfken kalıyor ne gururun. Sadece ‘Keşke gitseydim… Keşke son kez sarılsaydım’ diyorsun. Ama o zaman hiçbir ‘keşke’ sevdiğin insanı geri getirmiyor.”
Tam o sırada Kadir’in sesi:
“Abi… Alya yenge vurulmuş. Durumu ağırmış.”
Ve Cihan’ın yüzündeki öfkenin, bir saniyede yerini tarifsiz bir korkuya bırakması… 💔
işin tuhaf yanı gonca hanım böyle bir karaktere inatla "kötü bir karakter değil" diyor?? kadın neredeyse yapılabilecek bütün kötülükleri yaptı kötü biri diyebilmemiz için daha ne yapması gerekiyordu tam olarak
Alya’nın dünyanın her yerinde ev hissini yansıtan ayakları üzerinde duran kim ne olursa olsun kendi dünyasını koruyan alanını güçlendiren güçlü bir kadın oluşuna onun dokunuşuna ruhuna hayranım ve konağa hiç ait hissedemedi şimdi sıfırdan onun ruhuna sahip olmasını istiyorum 🥹🤎
dunden beri denize olan sinirim ASLA gecmiyor.. annen aglayarak cama vurmus DENİZ İN diye sorgulamiyorsun,gozunun onunde babaannen anneni konaktan atti onu ozledim diye tutturuyosun, nasil bir pedagogla calisiyor bu dizi bilmiyorum ama seyirciye hic gecmiyor yani haberiniz olsun.