Bir tiyatro etkinlikleri içindeyiz bilet alıp seçemiyoruz bile,bize mecbur kılıyorlar “bunu seyredeceksin başka şansın yok” diye…
Bitmeyen tiyatro gösterileri…
Canım kırmızı yelekliler…
Gençlik Kolları.
Gözlerimizi yaşarttınız.
İyi ki varsınız…
İyi ki bu ocaktan, okuldan yetişmişiz dedirttiniz.
Siz bu partinin gerçek sahiplerisiniz.
Siz bu partinin vicdanısınız.
Siz yanlışın ardında durmazsınız.
Siz doğrunun peşini bırakmazsınız…
Uyumayın!
Bu gece yatağa başını koyduğunda uyuyamayan iki kişi daha var çünkü: Tayfun Kahraman ve kızı Vera.
Tayfun, şuan tek kişilik hücresinde ışığı kapatmış, gözleri tavanda, karanlıkta kızını düşünüyor. Kavuşamamanın verdiği yürek acısıyla.
Ya Vera…
Babasının yanında olmasının güven duygusunun yokluğunda ürkek bir serçe gibi…
Vera, henüz 3 yaşındayken babası ondan koparıldı. Şimdi 7 yaşında. Dört yıl geçti. Vera babasız büyüyor…
Biliyor musunuz, Vera babasının evdeki halini hiç hatırlamıyor. Hem de hiç. Bir çocuğun, babasını evde nasıl güldüğünü, nasıl sarıldığını, sabah kahvaltısında nasıl oturduğunu unutmasının ne demek olduğunu hiç düşündünüz mü?
Vera’nın hafızasında babasına dair kalan tek yer, ayda bir kez gittiği Silivri Cezaevi’nin soğuk görüş salonu. Babasını özgür bir insan olarak değil, demir kapıların ardında hatırlıyor.
Siz bir çocuğun uyuduğunda düşlerinin bile özgür olamamasının ne demek olduğunu bilir misiniz?
Ve Vera, artık Silivri Cezaevi’nden nefret ediyor.
7 yaşındaki bir kız çocuğu için cezaevi yolları, o zindan havası artık çok ağır geliyor. Bir çocuğun yüklenmemesi gereken kadar ağır…
Adaletsizlik, en çok bir çocuğun sessizliğinde büyüyor.
Uyumayın; Anayasa Mahkemesi kararının açıklanması ve uygulanması için Vera’nın sesi olun!
İBB Medya AŞ Satın Alma Müdürü Fatoş Ayık tam 450 gündür tutsak.
Tıpkı babasının seslendiği gibi: "Seninle gurur duyuyoruz." Biz de seninle gurur duyuyoruz Fatoş. 🤍✊🏻
Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Akp'lilere (Kılıçdaroğlu dahil) füzeyi atmış
*Biz Atatürk'ün partisi olarak başımızı vereceğiz, baş eğmeyeceğiz
*Asla geri adım atmayacağız
*Çünkü biliyoruz ki "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir"
1986 Gençlik Kolları
1994 Belediye Meclis Üyeliği
1995 İl Saymanlığı
1998- 2002 Malatya İl Başkanlığı
2002 Milletvekili Adaylığı
2003-2005 Yüksek Disiplin Kurulu Üyeliği
2004 Seçim Komitesi Başkanlığı
2007 Milletvekilliği Aday Adaylığı
2010-2011 Malatya İl Başkanlığı
Malatya Milletvekilliği
Gençliğimden itibaren tüm hayatımı partime ve Malatya’ya adadım. Hiçbir zaman birilerinin değil, halkın sesi oldum.
Bizim suçumuz ne?
47 yıl aradan sonra Cumhuriyet Halk Partisi’ni Türkiye’nin yeniden birinci partisi yapmak mı?
38. Olağan Kurultay’da milletin, sokağın ve değişim isteyen milyonların sesine kulak vererek “Artık değişim zamanı” demek mi?
Eğer suçumuz buysa, evet… Biz bu suçun failiyiz.
Adamcağız her gün CHP Genel Merkezi’nin önüne gidip “kurultay” diye haykırıyor.
Biz gençler olarak şu adamcağız kadar olamadık ya, kalıbımıza tüküreyim.
CHP Grup Başkan vekilleri Ali Mahir Başarır ve Gökhan Günaydının görevlerine son verilmesi,tıpkı Saray uygulaması gibi olmuş.
Demokrat olmayı yok sayan Butlan zihniyetini şiddetle kınıyorum.
Özgür Özel ve onunla yürüyüşe devam edenlere selam olsun.
Utanç verici, bir o kadar da tüm İstanbullular için korkunç ve tehlikeli bir açıklama bu.
İstanbul emniyeti bu açıklamayla diyor ki ben canımın istediğine canımın istediğini yaparım, biri bir iddiada bulursa da yalan deyip geçerim.
Siz yaptığınız hukuksuzluklar duyulmasın diye milletvekillerini emniyet binasına almaktan bile korkan, onca insanın yanı sıra yakın zamanda Sevgili Mücella Yapıcı’ya karşı aynı suçu işlemekten mensupları mahkum olmuş bir kurumsunuz, çıkmış anlamadan, dinlemeden ve de utanmadan ne anlatıyorsunuz?
Ne zaman iddiaları araştırdınız da “mevzuata aykırı bir durum olmadığını” tespit ettiniz?
Şöyle bir durumda ortalama bir “devlet” kurumunun yapabileceği tek açıklama “duyduklarımız karşısında utanç içindeyiz, derhal araştırıp tüm sorumlular hakkında gereğini yapacağız” olabilirdi!
Ama kolluk kuvvetleri Anayasa’ya ya da hukuka ya da halka değil Saray’a bağlı çalıştığı için belli ki işkence yapmaktan da bir kadının işkence iddialarıyla ilgili şu dille açıklama yapmaktan da ne korkuyor ne de utanıyorlar.
Lakin kimse aklından çıkarmasın,
işkence zaman aşımı olmayan bir suçtur.
İmamoğlu’nun eski danışmanı İbrahim Özkan:
“Mutlak butlan öyle bir şeymiş ki; milletvekili ihraç etmeye gelince yetki sonsuz, kurultay kararı almaya gelince yetki sıfır.
Hem genel başkanım de, hem kongre yapamam de… Sevsinler sizin butlanınızı!”
İHA’lar, SİHA’lar, füzeler, TOGG’lar, savaş uçakları… Dünya Kupası’na mı gidiyoruz, savaşa mı? Milli Takımımız, siyasi propagandanın değil, 86 milyonun ortak sevinci ve değeridir. Futbola siyaset sokup da milletin hevesini kaçırmayın.
AK MİLLİ TAKIM olmuş bu!
Hiçbir hükümet devlet değildir!
Cumhuriyetimizle yaşıt A Milli Futbol Takımımız sadece iktidar partisini, sadece bir siyasi partiyi veya bir siyasi lideri değil, ay yıldızlı bayrağın gölgesinde birleşen tüm Türk ulusunu, hepimizi, Türkiyemizi temsil ediyor. 🇹🇷
Oysa bu klip AKP icraatın içinden kilibi, AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başkanlık seçim klibi gibi olmuş! Demek ki seçim de yakın!
Her şeyi siyasete araç yapmak, alet etmek zorunda mısınız? Zaten hemen her konuda ayrıştırılmış toplumumuzu kulüp ayrışmalarına karşın en kolay birleştirebildiğimiz bir konuda "milli takımlar" konusunda da ayrıştırmayın. Yapmayın!
Yok, bunu "Artık Türkiye'de parti - devlet özdeşliği var; AKP demek devlet demektir, Türkiye demektir!" anlayışıyla yaptıysanız, şu gerçeği çok iyi bilmisiniz ki, hiçbir hükümet "devlet" değildir, her hükümet gelip geçicidir, "ilelebet payidar kalacak olan" Türkiye Cumhuriyeti Devleti'dir.
Marşa ve yapılan klibe gelince, Türkiye bir savunma sanayi fuarına gitmiyor, Dünya Kupası'na gidiyor, orada futbol oynayacak. Bir spor organizasyonunda Türkiyemizi dünyaya tarihiyle, kültürüyle, doğasıyla, özellikle de misafirperver insanıyla; insanının o engin hoşgörüsüyle, bilime, sanata, spora, hukuka, adalete, demokrasiye, kadın haklarına, çocuk haklarına ve barışa verdiği önemle tanıtmak gerekir. Ne o? Bunlar iyi durumda değil mi? O zaman önce bunları iyileştirmek gerekir.
Bu arada bizi birleştiren, ayrıştırmayan bir milli takım marşımız var. 🇹🇷
A Millî Takımımız için, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatları doğrultusunda, AK Parti Tanıtım ve Medya Başkanlığı tarafından hazırlanan “Siz Hepiniz Biz Türkiye” marşı sizlerle.
Millî Takımımızın Dünya Kupası yolculuğunda birliğimizi, beraberliğimizi ve ortak heyecanımızı yansıtan bu anlamlı çalışma; milyonlarca vatandaşımızı ay-yıldızlı formamızın etrafında buluşturan güçlü bir mesaj taşımaktadır.
Bu kıymetli eser için başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Ak Parti Tanıtım ve Medya Başkanlığı’na, katkı sunan, emeği geçen herkese teşekkür ederiz.
Özgür Özel, kendisine "Makamdan vazgeçiyor" diyen ve de 6 dönemdir CHP'den milletvekilliği yapan Faik Öztrak'a efsane cevap verdi:
"O, ‘Biz meclis kurulmadan buradaydık, biz buradaydık, üstümüze meclis kuruldu, ben dededen babadan buralara kadar geldik’ diyor.
Ondan sonra, ‘Özgür Özel kim diyor, bir bahçıvanın torunu, emekli öğretmen çocuğundan genel müdür mü olur’ diyor…
O Faik beyin o kibri var ya, o yukarıdan bakışı, milletin bana evlat gibi bakması, o kibirli bakışın telafisidir. O Faik beye sorarsanız kimse hiçbir şey hak etmez."