Deniz’in üzerine uzun uzun ve yıllar boyu çalışarak ortaya koyduğu şey yalnızca mizah değil. Politik bir eylem aynı zamanda, bir düşünceler bütünü. “Mizah suç değildir” diyoruz, elbette değil ama politik eylem de suç değil. Onun yalnızca mizahını değil eylemini de savunabilmeliyiz.
2- Bakın Deniz Göktaş’ı nasıl tutukladılar. Espriyi hiç anlamayan ve tamamen yanlış anlayan bir hakim tarafından Deniz’in tutuklandığının diğer kanıtı yine sulh cezanın tutuklama tutanağında yer alıyor. Hakim tamamen yanlış bir sonuç çıkararak karara şöyle yazıyor: “Halkın büyük bir kesiminin benimsediği İslam dininin inanışa göre denize haşema ile giren kadınlara “S….ttiğimin dalgıçları gerçekten, gerçekten nefret ediyorum’ şeklinde söylemde bulunarak…”
Gösteriyi izleyen ya da aşağıdaki metni okuyan ve bir gram muhakeme yeteneği olan herkes Deniz’in haşema ile denize giren kadınları kastetmediğini anlar. Deniz aşağıda çözümlemesi olan espride seyirciyle zekice bir oyun oynuyor. Seyirci tepkilerinden toplumsal bir analiz yapıyor ve aslında hakimin iddiasının tam tersini söylüyor. Bakın bu tartışılabilir bir metin değil. Çok net bir metin. Ama bunu bile anlamayan yargı tarafından Deniz tutuklandı.
Eraslan Sağlam ve Ömer Madra'yla Şenlik Yayını sürüyor. Ay Carmela dinliyoruz:
"Bombalar bize bir şey yapamaz
Ne fırtına ne de yağmur
Bu şarkının duyulduğu yerde
Ay Carmela
Ay Carmela
Orada kalp kazanır
Ay Carmela
Ay Carmela"
Radyonuz açık kalsın: https://t.co/G7pKpkQTRr
ibb davasında başka çarpıcı gerçek ortaya çıktı.
mahkeme heyetindeki 2 üye kura çekerek hakimliğe mayıs 2024'te başlamış. sadece 1.5 yıllık hakimlik tecrübesine sahipler. avukat akın atalay açıkladı.
bu heyetin 400 kişinin yargılandığı, bir cumhurbaşkanı adayının tutuklu olduğu davada karar vermesi bekleniyor.
🎞️ “Kurtuluş” filmiyle Berlinale’de Gümüş Ayı Jüri Büyük Ödülü’nü kazanan Emin Alper:
“Filistin halkı, yalnız değilsiniz. Tiranlık altında acı çeken İran halkı, yalnız değilsiniz. Rojava’daki Kürt halkı, yalnız değilsiniz. Ve benim halkım, siz de yalnız değilsiniz.”
"Barışın kaybedeni olmaz" demişti, değerli Sırrı Süreyya. Evet, bugün senin de yüreğini koyduğun çabaların ilk meyvesini aldık.
Kaybeden olmadı, olmayacak.
Hayırlı, uğurlu olsun. Emeği geçen herkese selam ve teşekkürlerimle...
Ömrüm boyunca "Şimdi sırası değil. Sakın söyleme. Kimsenin bilmesine izin verme. Sence kimsenin umrunda mı? Başka özelliklerinle kendini sevdir. Açığını kapat. Evlensen en güzeli. Helak olan kavmi hatırla. Gündemimiz sen değilsin. İlgiyi üzerine çekme. Efendi ol. Öne çıkma. Şov yapma" sözlerini işittim zaten...
Sizce burdan bana yazılan o akıllar şu saatten sonra beni ırgalar mı? Çocukluktan beri okulda, sokakta duyduğum 4 harfli küfrünüz beni üzer mi?
Haziran ayı boyunca yazıp çizeceğim bu konuda kusura bakmayın. Takip etmeseniz de timeline'ınıza düşüyorsam yapabileceğim bir şey yok.
Ha neden Haziran?
Dünyanın bir yerinde bir Haziran ayında işsiz, evsiz, güvencesiz bırakılmış, hor görülmüş lgbti'lere baskılar öyle bir geri teper ki bir daha o ülkede kimse onlarca yıl kimseye değil baskı yapmak akıl vermeye dahi kalkamaz. Bir Haziran ayında...Sonra Haziranlar, o başkaldırının saygıyla anıldığı, utanç değil onur duyulan aylar olur.
Nerede otoriter bir baba figürü, ülkeyi şahsınının malı sansa karşısına önce gökkuşaklarıyla lgbti'ler dikilir...
Haydi iyi geceler.
Rüyanızda 🌈 görün.
Altından geçmekten de korkmayın.
Değil mi ki 19 Mart'tan beri her eylemde her meydanda kampüste Lgbti'ler de direniyor ve gencecik lgbti gençler bedel ödüyor siz de bu gececik kabus gibi bir rüya görüveriniz
..
Hâlâ "ne lüzum vardı şimdi bu saçmalığa?" diyorsanız da bilin ki o otoriter ana baba sizsiniz. Fırsatınız olsa ve ülkeyi yönetseniz aynı haltları yersiniz.
Merhaba,
Sonu nasıl gelirse gelsin, yaşamımdaki en güzel günlerden biriydi, umut ve inançla doldum.
Elbette tekrar buluşacağız.
Birlikte mücadele edeceğiz.
Biz kazanacağız!
Yaşasın Bir Mayıs!
Bijî Yek Gulan!
Annem benim dağ gibi bir insandı. Yoksulluğumdan utanmamayı bana o öğretti.
Yaşım 9, okulda öğretmen söyledi; “yarın fotoğraf çekilecek annenize söyleyin para göndersin”
Annem buldu parayı, avucuma sıkıştırdı. Avucum önlük cebimde, içinde para sıkılı. Kara tahta önünde sırayla fotoğrafımız çekildi.
Sıkmaktan ısınmış parayı masaya bıraktım. Hatırladım... İçimizde yaşayandan başka bir dünya var mı gerçekten.
Anneler günü kutlu olsun 🌿