Üzerinden aylar geçti aslında…
Bilmiyorum, bendeki yerin hiç değişmedi.
Hâlâ çok özlüyorum seni.
Fotoğrafına, fotoğraflarımıza bakıyorum — bilmiyorum, ben unutamadım seni.
Sen nasıl bıraktın beni?
Ben senin için dünyayı alırdım da, karşımda bırakmazdım seni.
Ama sen… sen neden bıraktın beni?
Özlüyorum, seviyorum…
Senden başkasını istemiyorum.
Kelime bulamıyorum, her şey boğazımda düğümleniyor.
Bir hevesim kalmadı artık.
Bugünüm, yarınım, dünüm, geçmişim, geleceğim, şimdim… hepsi yok oldu.
Her zaman “sen” geçiyor aklımdan.
Sen kala… senden sonra, senden önce, senden şimdi…
Bilmiyorum, iyi değilim sanırım.
Sensiz hep eksik kalacağım.
Tamamlanmak da istemiyorum artık.
Bazen bir şey yaşıyorum, “a bak bunu sana anlatacaktım” diyorum —
ama artık sen yoksun.
Her şey sar başa…
Yolda yürüyorum, bir şey görüyorum, bir çiçek görüyorum… yine sar başa.
Bana hiç “beni bırakmazsın” gibi geliyordu.
Dünyaları sererdim önüne, ama sen istemedin.
Beni de istemedin.
Nedenini bile demedin.
Olsun…
Sen yine de “iyi ki vardın.”
Şimdi olmasan bile, acın kaldı bana.
Ben de o acıya sarılıyorum,
çünkü senle aramda kalan son bağ o acı.
eskisi kadar konuşasım yok, ne hissettiğimden bahsedesim yok, hiç kimseyi merak etmiyorum, hiçbir hararetli konuşmayı dinleyemiyorum, hiçbir şey ilgimi çekmiyor. kendimle yalnız kalmak iyi gelecek ama kendimi de bulamıyorum.
https://t.co/tweBWa9RoD
seni affetmeyeceğim.. çünkü sana olan zaafımı kullandın.. seni affetmeyeceğim çünkü seni severken çocuk olan yanımı bana küstürdün bu cümlelerim çok şey anlatır da sen anlayamazsın..