Sanki bilmiyorlardı köşk yerine saray yaptırmayı. Genç Mustafa Kemal’in okuduğu kitaba not aldığı “Saraylarını, azametlerini, taç ve tahtlarını başlarına yıkacağım! Halk yaşayacak. " notuydu Çankaya köşkü. Sizin anlayacağınız şey değil.
Çankaya zaten saraya benzemediği için kıymetlidir. Çankaya, saltanatın ve kulluk düzeninin kuvvetli reddi; Cumhuriyet’in kurucu makamıdır. Asıl küf de Çankaya’da değil, yoksul halkın sırtına yüklenen debdebe ile kendi cılızlığını örtmeye çalışan avam zihniyetindedir.
Rezilliğe bak. Düşman olduğunuz şey cumhuriyet sizin. Afgan f4reler gibi olmak için çırpınıyorsunuz. Biz o Şule’nin ne bok olduğunu biliyoruz. Evden çıkarmadığınız çocuklarınız yer anca bu hikayeleri
Patara plajının kumlarını çaldılar.
Öyle üç beş kürek değil, 2 bin 168 kamyon dolusu çaldılar.
Göz göre göre talana herkes göz yumuyordu. Bir kişi hariç… Namuslu bir orman muhafaza memuru, sessiz kalmadı, hırsızlığı yargıya taşımak üzere zabıt tuttu.
Akp'nin Kaş ilçe yöneticisi müdahale etti, sakın zabıt tutma, biz bölge müdürünü aradık, sen burnunu sokma dedi.
Orman muhafaza memuru kabul etmedi, “değil bölge müdürü, cumhurbaşkanı bile gelse ben bu zaptı tutarım” dedi.
Vay sen misin bunu diyen…
Kaş kaymakamı derhal devreye girdi, orman muhafaza memuru derhal görevden alındı, cumhurbaşkanına hakaretle suçlandı, apar topar lojmanından bile atıldı.
E yok öyle tabii… Bu defa, Tarım Orman İş Sendikası'nın namuslu yöneticileri müdahale etti, Kaş kaymakamı geri basmak zorunda kaldı, orman muhafaza memuru görevine iade edildi.
Olay medyaya yansıdı.
Patara kumlarının nereye götürüldüğüne dair, hangi özel plaja döküldüğüne dair haberler çıktı.
Vay sen misin bu haberlere sebep olan… Hadi bakalım, müfettiş raporu bile olmadan, orman muhafaza memuru yine görevden alındı.
Bölgedeki diğer muhafaza memurları tehdit edildi, "sesinizi kesmezseniz, sizin sonunuz da aynı olur" filan denildi.
Namuslu orman muhafaza memuru geri adım atmadı, sendika aslanlar gibi direndi. Kaş kaymakamı hakkında suç duyurusunda bulunuldu, olay iyice dallanıp budaklandı, üstü örtülemez hale geldi, mecburen savcılık soruşturması açtılar.
Böylece, hırsızlığın çok daha büyük boyutlarda olduğu ortaya çıktı.
Depolanmış halde 3 bin kamyon kum ele geçirildi.
Namuslu orman muhafaza memuru ikinci defa görevine iade edildi.
Bu memur olmasaydı,dünya varolduğundan beri duran, mitoloji hazinesi, antik çağın başkenti, insanlığın mirası, Türkiye'de eşi olmayan yer, carettaların evi Yağmalanıyordu.
Bu memurun yüreği sayesinde her şey duyuldu ve durduruldu.
Tek başına başkaldıran bu namuslu orman muhafaza memurunun ismi ne biliyor musunuz?
Umut!
Umut Utku.
Vatana millete hayırlı evlat olsun temennisiyle yetiştiren annesi babası, geleceğe dair beklentilerini isim olarak vermişler oğullarına… Oğulları da isminin hakkını vermiş.
Hani bazen karamsarlığa kapılıp soruyorsunuz ya, umut var mı diye? Var dostlarım.
Umut'ları var bu ülkenin. Böyle yiğit, onurlu şerefli insanları hala var bu ülkenin.
Bir kişi bile kalsa, her şeyi değiştirmeye gücü yeten Umut'ları var...
Sen KOSKOCA ATATÜRK ol, Atlantiği ve geometrinin kitabini yaz.4 bine yakin kitap oku.6 yabanci dil bil 783.562 km² vatan toprağnı kurtarip tekrar yurt haline getir tarihe adin altin harflerle yazilsin 90 derecelik açı çizmesini tahtaya yazmasini bilmeyen sığırlar seni eleştirsin
Tübitak'ın 3.000.000 TL'ye kadar olan bir bütçeyle desteklediği projeye bakın:
"İslam Tarihinde Katılımlı Dua Örneği Olarak Yağmur Dualarının Eko-Teolojik Analizi"
Hiç bir Türk takımının tek sezonda Liverpool, Atletico, Manchester City, Ajax, Juventus’la maç yapıp, Şampiyonlar Ligi’nde son 16’ya kaldığını asla görmedim. Müthiş bir Avrupa sezonuydu
Gündüz kuşağının sarışın kevaşesi, orospuluk yapıp milletin kocasını ayartarak eriştiği zenginliği erdem sanıp, bu ülkenin torpili olmadığı için iş bulamayan gençlerine cahil diyebilecek kadar düşük karakterli, yandaş kaltak.