Devlet, belediyelerde kadro artışını açık ve bağlayıcı kurallarla sınırlandırmadığı sürece, aşağıdaki örnekte olduğu gibi durumlar yerel yönetimlerin faydadan çok yük oluşturduğunu açıkça göstermektedir.
2019 yılında Akhisar Belediyesi’nde, AK Parti döneminde yaklaşık 525 işçi çalışırken; bugün CHP döneminde bu sayı 1100’ün üzerine çıkmış durumda. Resmi raporlara göre toplam personel sayısı yaklaşık 1160 kişiye ulaşmış bulunuyor.
Bugün bir belediye çalışanının işverene toplam aylık maliyeti (maaş + SGK payları dahil) ortalama 70–75 bin TL civarındadır.
Bu durumda:
525 personelin bugünkü aylık maliyeti yaklaşık 38,5 milyon TL iken,
1160 personelin maliyeti yaklaşık 85 milyon TL’ye ulaşmaktadır.
Aradaki fark:
Her ay yaklaşık 46 milyon TL,
Her yıl yaklaşık 550 milyon TL,
7 yılda ise yaklaşık 3,8 milyar TL ek yük anlamına gelmektedir.
Bu, ilçe ölçeğinde bir belediye için son derece büyük bir kaynaktır.
Peki bu kaynakla neler yapılabilirdi?
Tüm Akhisar’ın altyapısı baştan sona yenilenebilirdi.
Yeni yollar, köprüler ve ulaşım projeleri hayata geçirilebilirdi.
Büyük parklar, yaşam alanları ve spor kompleksleri kazandırılabilirdi.
Gençler için modern kültür merkezleri ve kütüphaneler açılabilirdi.
Sosyal konut projeleriyle yüzlerce aile ev sahibi yapılabilirdi.
Üstelik aynı dönemde Akhisar’ın nüfusu sadece yaklaşık 10.000 kişi artmışken, personel sayısının neredeyse 1,5 katına çıkması; bu artışın ihtiyaçtan ziyade plansızlık ve kadro şişmesiyle ilgili olduğu sorusunu gündeme getirmektedir.
Sonuç olarak; üretmeyen, yatırım yapmayan ve kaynaklarını ağırlıklı olarak personel giderine harcayan bir belediye anlayışı, şehrin gelişimini yavaşlatır. Aynı kaynakların doğru planlama ve önceliklendirme ile kullanılması halinde ise Akhisar bugün çok daha farklı bir noktada olabilirdi.
İran’ın Irak’taki adamı Abdülaziz el Hakim önce Amerika ile işbirliği yapıp yönetimi devirdi ve yüz binlerce Sünni Müslüman katletti ardından da Bush’a işte böyle teşekkür etti. Şimdi sağa sola Amerikancı diyorlar.
Teşekkürler @Merci_haber
MUSTAFA KEMAL SAMSUN'A GİDERKEN HOCALAR
Lord Kinross:
Mustafa Kemal, Milli Mücadele için gittiği her yerde ona İlk sahip çıkan, en büyük desteği veren hep hocalar oldu.
Not: zaferden sonra ilk şutlananlar da gene hocalar oldu maalesef. @alpsoysaid
M. Kemal'i öven kim varsa M. Kemal'in şu tavırlarına asortik bir isim bulurlar ve pragmatist biriydi gibi onu övmelere doyamazlar.
Oysa halk dilinde bunun tek bir adı vardır oda insanlara yalan söyleyip kandırmak. Çünkü M. Kemal hiç inanmadığı halde Irak şeyhülmeşayihi uceymi Sadun paşaya Haziran 1919 da aynen şunları diyen adamdır. 👇
" İslâm dünyasının iki göz bebeği olan Arap ve Türklerin ayrılığı bir kenara bırakarak birleşmesi ve Hz. Muhammed ümmetinin bağımsızlığı için çalışmasının Farz-ı Ayn olduğunu söylemiştir"
Adamın bu tarihten 5 yıl sonra ne yaptığı malum. Kimse münafıklığın adını pragmatist yaparak gizleyeceğini zannetmesin. İnsanlık için bunun adı insan kandırmaktır. İslâm dinindeki tam karşılığı ise münafıklıktır.
#5816sayılıkanunkaldırılsın
Memba. Salahi Sonyel. Kurtuluş savaşı günlerinde İngiliz istihbarat servisinin Türkiye'deki eylemleri. TTK. Yay. SF .18
Yaşar Gören dozu 2
Dangalak Enver toplanan kalabalığa Türkçe’nin yanısıra Bulgarca hitap eder…
İTTİHATÇI HAYDUT ENVER’İN TİRADI: "дълго живее свобода дълго живее нация да живее родината (Tercümesi: Yaşasın Hürriyet, yaşasın millet, yaşasın vatan…)
23 Temmuz 1908… 118 yıl önce. Makedonya'da Meşrutiyet’in ilan edildiği o gün neler yaşandığına biraz yakından bakalım. Meselenin derinine inebilmemiz için bu şart. Şevket Süreyya Aydemir anlatıyor:
Müslüman, Hıristiyan cemaat mümessilleri, ahali ve asker, hükümet önünde halkalanır. İslâm hocaları, Hıristiyan papazları oradadırlar. Enver Bey ve arkadaşları, daha hükümet binasının terasında görülünce, halk coşar, dalgalanır:
«— Yaşasın vatan, yaşasın millet!»
HİLAFET-LOZAN İLİŞKİSİ & COK NET BELGE 5 MART 1924
ABD Dışişleri Bk Hughes imzası ile;
Hilafetin ilgasının, Batılı güçlerin (İngiltere, Fransa, İtalya) Lozan Antlaşması'nı onaylama sürecini nasıl etkileyeceğini hızlıca bildiriniz.
>"Gizli kod ile gönderilmiştir, dikkat ediniz"
İTTİHATÇI GENETİĞİ & ŞANTAJ ve TEHDİT
Dr ünvanlı bu ittihatçı kemalist arkadaş, @mustafarmagan Hocayı tehdit ediyor.
Alıntı belgede, CHP kendisi kendi evraklarında örtük hac yasağını itiraf ediyor zaten.
Ama yok! Bunlar tehdit, darbe ve şantaja alışkın, duramıyorlar!
Hiç bir yalan yoktur ki sonsuza dek sürsün. Sabetayistlerin Türk kılığına girerek yıktıkları ne varsa geriye alınacak.
Hilafet ilga edilmeden Lozan'ı M. Kemal'in gizli ortakları imza etmemişti. Hilafet kalkınca hızlıca imzaladılar ve böylece Batı'nın altı asırlık rüyası gerçeğe dönüştü.
#5816sayılıkanunkaldırılsın
Mss Eur F112/280/1- Kapitülasyonlar hakkında resmi İngiliz Bildirisi/1922-23/Lozan'a yakın/İngilizler, Şeriat Mahkemelerini kötüleyerek kaldırılması gerektiğini söylüyor:
— "Osmanlı Mahkemeleri,..eski yasalar(Şeriat) ve 'modası geçmiş(!)' prosedürler nedeniyle aşağılıktır."
İsmail Haniye'nin öldürülmeden önce El Cezire'ye verdiği röportaj:
• ''Bizim ailemiz Türk kökenlidir.''
• ''Yavuz Sultan Selim tarafından Filistin topraklarına, Hac yolunun korunması için, Yozgat yöresinden getirilmiş Türk bir ailenin torunuyum.
• "Türk kökenli olmakla iftihar ediyorum."
BELÇİKA HALKINA HİZMET İÇİN
TEMAPARK AÇAR,
MANSUR YAVAŞ KISKANÇLIĞINDAN VE VİZYONSUZLUĞUNDAN MEVCUT TEMAPARKI KAPATIR…
İÇERDE 3 MİLYARLIK TAHRİBATA İZİN VERİR…
BU ADAMDAN BU KAMU ZARARININ HESABI SORULMAYACAK MI?
Mss Eur F112/280/1- Kapitülasyonlar hakkında resmi İngiliz Bildirisi/1922-23
—"Yabancı için tehlike şuradadır: Şeriat'ın dini hukukuna dayanan Türk kanunları, Batı medeniyetinden çok farklıdır ve Batılı halklara uygulanamaz."
Altay yanlış konuya çattın benden sana söylemesi..
Fransız bir aktivist:
-Hiç kimse ünlü oyuncu Anne Hathaway'i kapalı mayo giydiği için plajdan kovmadı.
-Hatta "güneşten koruyan şık bir plaj modası" olarak övüldü.
-Ama aynı mayoyu Müslüman bir kadın giyince plaja alınmıyor.
📍 Sene 1994 – İstanbul
Şehir 5 yıldır CHP belediyeciliğiyle yönetiliyor…
🚰 Musluklar kurumuş, insanlar çareyi tanker kuyruğunda arıyor.
➡️ Beyaz plastik bidonlarla su taşıyan bir şehir…
📍 Aradan 31 yıl geçiyor…
📍 Sene 2020’ler – Yine İstanbul
🚰 Manzara değişiyor mu?
➡️ Bu kez beyaz bidon yok…
➡️ Yerine şeffaf PET bidonlar var
🧠 Değişen sadece plastik…
❗ Peki ya yönetim anlayışı? Ya zihniyeti?
@volkan_giritli GİRİTLİ BİRİNDEN DE AKIL ALMAYACAK KADAR AKILLILAR DEMEKKİ DEĞİL Mİ BUNDAN MI RAHATSIZ OLUYORSUN YOK OLMUYORSAN BU ADA LOZANDAN BERİ İŞGAL ALTINDA DEĞİL Mİ 1923-1950 ARASI ÜLKEYİ HAR VURUP HARMAN SAVURAN SENİN PARTİN DEĞİL MİYDİ ÜLKEYİ KIÇI GİBİ GELENE PEŞKEŞ ÇEKENLER KİMLERMİŞ