Herkesin bin bir türlü derdi var, herkesin debelenip kafasını dolduran sorunları var. Rica ediyorum artık her ayrıntıda bir kötü niyet arayıp insanları boğmayın. Özellikle de gerçek niyetini bilecek kadar iyi tanıdığınız insanları.
Bebeğimi kaybettiğimde hiç ağlamamıştım,sanki olaylar başkasının başına geldi de ben üzülmüşüm geçmişim gibiydi. Üç ay sonra güzel ve eğlenceli bir günün ardından akşam çay içerken panik atak geçirdim.Günlerce,dokunsalar ağlardım.Yas bazen de sızıntı olarak değil,oluk oluk gelir.
Haluk Bilginer, babasının yasının üç ay sonra bir mutfakta geldiğini anlattı:
🔹 “Babam vefat ettiğinde sahneye çıkmam gerekiyordu.”
🔹 “Çıktım, oynadım.”
🔹 “Cenazede de ağlamadım.”
🔹 “İnsanlar belki duygusuz olduğumu düşündü.”
🔹 “Üç ay sonra Londra’da mutfakta domates kesiyordum.”
🔹 “Bıçak domatese girdiği an hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım.”
🔹 “Mutfakta yere çöktüm, dakikalarca ağladım.”
🔹 “O zaman anladım; yas öyle ‘şimdi’ olan bir şey değil.”
🔹 “Yas bir sızıntıdır.”
🔹 “Nereden, ne zaman sızacağı belli olmaz.”
🔹 “Babamın ölümü beni üç ay sonra o mutfakta yakaladı.”
(2023, Ahmet Mümtaz Taylan)
Doktorlar ne kadar erkek dese de ben hep içimde bi yerlerde kız olduğunu hissetmiştim zaten, hatta rüyamda bile kız görmüştüm. Güzel kızım kavuşamasak da ben seni çok seviyorum…