ATLAS ÇAĞLAYAN • 17 yaşındaydı… 15 yaşındaki bir suç makinesi tarafından “neden yan baktın” bahanesiyle toplu olarak önce darbedildi, ardından bıçaklanarak katledildi.
Katilin adı Efe Çekli.
Bir çocuğun daha hayatı karartıldı… Atlas’ın hem okuduğu hem de çalıştığı öğrenildi. Mevcut düzenlemeler yetersiz; ne koruyucu ne de caydırıcı.
Bu cinayetler gösteriyor ki, sokağa sıçılmış bu piçlerin iflah olma şansı yok. Bunlar cezayla, eğitimle topluma kazandırılamaz. Cezaevi bunlar için ödül, kendini kanıtlama etiketi. Çünkü bu tiplerin örnek aldığı kişiler cezaevine girmiş çıkmış tipler. Suç işlemeyen erkeği adam yerine koymayan, işlediği cinayeti gururla anlatan tipler bunlar. O yüzden bunların soyunun kurutulması lazım. Artık topluca idam mı ederler, denek olarak mı kullanırlar yoksa ne kadar iti kopuğu, hapçısı, torbacısı, tecavüzcüsünü orduda isimsiz bir birlikte toplayıp savaşta mı öldürürler bilmem ama çözümü net, bir şekilde öldürülmeleri gerekiyor. Bu itleri cezaevine alıp dana gibi besleyenler de bu cinayetlerin asıl sorumlusudur.
Hakan Çakır;
10 ağustos gecesi annesi ve kız kardeşini rahatsız eden sokak serserilerine “sizin anneniz kız kardeşiniz yok mu” demesi üzerine darp edildi.
daha sonra sokak serserilerinin ailesini ve arkadaşlarını arayıp çağırması ile
Hakan Çakır ve ailesi bıçaklı saldırıya uğradı.
Aile ellerinde bıçaklarla ve çivili sopalarla geldi, kamera kayıtlarında o aile dışında
kimse tespit edilemedi, fakat birbirlerine sopa, bıçak verdikleri apaçık belliydi.
14 ve 17 yaşındaki SSÇ’lar 100-200 metre ileride olan KöfteBurg isimli hamburgerciden 2 bıçak alarak, 10 kişilik bir kalabalık ile Hakan Çakır’ın yolunu kestiler.
Hakan Çakır aldığı 2 öldürücü bıçak darbesiyle, hayata gözlerini yumdu.
Yerde savunmasız yatarken darp edildi.
Akabinde babası ve ağabeyi aldıkları bıçak darbeleri ile ölümden döndü. Annesi ise darp edildi.
Şimdi abim için ve ailem için adalet arıyorum. 15 Ocak 10.00 Sıhhiye adliyesi 12. ağır ceza mahkemesinde ilk duruşmamız görülecek. Tüm halkı bekliyorum.
#HakanÇakır
Giresun'da 68 yaşındaki emekli öğretmen Abdullah Coşkun, aracına arkadan çarpan İlhan İhtiyaroğlu adlı şahıs tarafından dövülerek öldürüldü.
▪ İddiaya göre saldırgan, küfürler ederek yanına geldiği yaşlı adamı tekme ve yumruklarla defalarca darp etti. Hastaneye kaldırılan Coşkun, kurtarılamadı.
▪ Abdullah Coşkun'un hem doktoru hem de kızı olan Ayşe Coşkun Beyan, babasının 3 yıl süren mücadele sonucu 1 hafta önce akciğer kanserini yendiğini belirtti.
▪ Coşkun'un eşi Hanife Coşkun: "Eşim camı açtı. 'Ne oluyor?' diyecekken kaşının üzerine yumruk atarak eşimi dövdü. Arabanın kapısını açıp, eşimi dışarı çıkardı. Eşimin bir hastalık öyküsü var. Kanseri yeni yendiğini katile izah etmeye çalıştım. Eşimi araçtan çıkardı. Nefes aldırmadan dövmeye devam etti. Kızınca dönüp bana da yumruk salladı, geri çekildim. Beni yakamdan tutup, silkeleyip düşürdü."
▪ Abdullah Coşkun'dan geriye, dövülerek öldürüldüğü olaydan kısa süre önce sağlığına kavuşma anlarını ailesiyle kutladığı görüntüler kaldı.
KATİLİN ADI İLHAN İHTİYAROĞLU • Abdullah Coşkun, 68 yaşında emekli bir öğretmendi. Kanseri yeneli sadece bir hafta olmuştu. Öğretmen maaşıyla iki çocuğunu tıp okutan, kızının tedavisiyle kendi hastalığını da atlatan amcamız; yara almadan kurtulduğu maddi hasarlı kazanın ardından çıkan kavgada, 38 yaşındaki bir cani tarafından demir levye ile katledildi.
Kızının çağrısı: “#AbdullahÖğretmen için adalet. Bu katilin en ağır şekilde cezasını alması için bize destek olun. Duyun, duyurun sesimizi!!”
Rojin davası geçmişte yaşanıp öldürülen kadınların intihar denilip üzerinin örtülmesine karşılık bir kırılım noktası olmuştur.
Dava çözülüp failler yakalanmadan gündemden düşmemelidir.
Rojin davası sadece ailenin değil artık bütün insanlığın vicdan adalet davası haline gelmiştir.
#RojinİçinAdalet
Perişan ailenin hali ortada. Yine de metanetlerini korudular. Nihayetinde anne dayanamadı; bu kadar acının ortasında soğukkanlı kalmak kolay değil.
Karşımızda hem suçlu hem de küstah bir tavırla davranan bir topluluk var. Neye, kime güvendikleri belli değil. Ama bir şey dikkatimi çekti; Türkiye’de hâlâ sesini yükselten, adalet isteyen, iyi ve vicdanlı bir kitle var.
Geçen haftalarda şöyle demiştim: İnşallah dava, anne ve babanın acısını dindiremese de, en azından kamu vicdanına seslenen adil bir kararla sonuçlanır. Çünkü bu dava sadece bir ailenin değil, toplumun adalet duygusunun da sınavıdır.
Maalesef bu gerçekleşmedi. Minguzzi ailesinin avukatı Ersan Barkın; "4 tane sanığın, Minguzzi’nin etrafını nasıl sardığını mahkemeye sunmuş olmamıza rağmen, 2 sanık delil yetersizliği nedeniyle tahliye edildi." diyor. Dava henüz bitmedi. Takipçisi olacağız.
6 Şubat depremlerinde Ezgi Apartmanı’nda hayatını kaybeden gelini Nesibe Kaya Zabun’un diploması çalınan Nurgül Göksu:
"İddianameyi okursanız kendi aralarında birbirleriyle şakalaşıyorlar. 'Ya işte rahmetlinin de diplomasını kullanıyoruz' ama utanmazlar. Utanmazlar. Depremde 6 aylık bebeğiyle hayatını kaybeden bir annenin diplomasını kullanıyorsun sen. Bunu konuşurken, şakalaşırken hiç mi vicdanın sızlamadı senin? Hiç mi vicdanın sızlamadı?"
Alçaklar, 6 Şubat Depremi’nde Ezgi Apartmanı’nda hayatını kaybeden Nesibe Kaya Zabun’un Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi diplomasını sahte diploma yapıp satmışlar. Kahramanmaraş Barosu açıkladı. Oğlu Ahmet Can Zabun, gelin Nesibe Kaya Zabun ve 6 aylık torunu Asude depremde ölen Nurgül Göksu’ya daha nasıl işkence edecek bu ülke. Ezgi Apartmanı’nın altını oyan Kervan Pastanesi’nin sahipleri halen firari. Adaletsizliğe mahkum edilen Nurgül Göksu ile konuştum. “Ben hangi kötülükle mücadele edeyim. Evlatlarımı öldürenler bir gün hapis yatmadı. Şimdi gelinimin diplomasını bile çaldılar. O benim evlatlarımın diploması” diyerek gözyaşı döküyor.