Sevgili Ahmet ile bundan 30 yıl kadar önce o yine gazeteci ben öğrenciyken bizimle söyleşi yapmaya geldiğinde tanışmıştım. O gün bugündür hep aynı yolda dosdoğru yürüdüğünü gördüm, sonra birlikte yürümekten de gurur duydum.
Güç merkezleri değişse de, Ahmet Şık'a dönük tahammülsüzlük ve saldırılar değişmiyor. Ona boşuna "her devrin istenmeyeni” demiyoruz: Halkına, ülkesine ve gerçeklere olan sarsılmaz bağlılığı, hangi devirde olursak olalım Ahmet'i bu ülkeye ve bu halka düşmanlık eden egemenlerin karşısına dikiyor.
Bir kez olsun haysiyeti menfaatine üstün gelmemiş olanların, Ahmet'i hedef haline getirmesi normaldir. Ahmet'te sütteki kadar leke bulamayanların onun eşini dostunu, ailesini ve arkadaşlarını alçakça hedef alması normaldir. Daha önceden sayısız kez yaptıkları gibi yalan beyanlarla kamuoyunda algı çalışması yapmaya kalkmaları normaldir.
İktidar, bu alçak saldırıları belirli bir amaç uğruna yapıyor kuşkusuz. Bulaştıkları pislikleri, burnumuzun direğini çatlatan lağım kokusunu, yolsuzlukları konuşmayalım diye.
Gözümüzün önünde emekliler “para için değil onurumuz için” diyerek yaşamına son veriyor.
75 yaşında inşaatta çalışmak zorunda kalanlar, 14-15 yaşında MESEM'lerde çalıştırılanlar, sadece yaşamak isteyen kadınlar öldürülüyor.
Yaşadığımız sürece susmamız mümkün değil ama meraktan soruyorum: Biz sussak, bu yaşananlar bir daha yaşanmayacak mı? Ahmet sussa, yüzbinlerce emekçinin mağduriyeti yok mu olacak? Biz susunca, sizin yanınızdaki yörenizdeki yolsuzlar yola mı gelecek?
Bizden susmamızı, sinmemizi boşuna beklemeyin.
Gördüğümüz ne varsa en güçlü sesle haykıracağız.
Tüm bu hırsızlıkların hesabını er ya da geç soracağız.
AKP yönetimini ve milletvekillerini uyarıyorum. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'u göreve çağırıyorum. Muhalefet partilerine ve milletvekillerine dayanışma çağrısında bulunuyorum:
Anayasa gereği kendisine sorduğumuz soruları yanıtlaması gereken Bakan, bunu yapmak yerine milletvekiline karşı komplo tertip ediyorsa bu görmezden gelinebilecek, susulabilecek bir konu değildir!
Son olarak kayıtlara da girsin diye yurttaşlarımıza sesleniyorum;
Eğer suçsuz olsalardı çıkar çatır çatır açıklarlar ve bizi rezil ederlerdi, bunun yerine susturmak için bu kadar alçakça saldırılar tertip etmeleri de başlı başına bir delildir.
Siyasetten bürokrasiye kadar pek çok kurumun karıştığı fon vurgunu skandalının faturasını birkaç “çürük elmaya” çıkarıp işin içinden sıyrılamazsınız.
Yüzbinlerce emekçinin mağduriyetinin giderilmesi için aşağıdaki taleplerin derhal karşılanması zorunludur!
2 Temmuz Sivas Madımak olmasına bir kaç adım kalmış.
Ahmet Taner Kışlalı’nın sözü geliyor aklıma;
"Şeriatçılar özgürlük istemiyor, kendilerinden farklı düşünenlerin özgürlüğünü ellerinden almak istiyorlar. Laiklik yoksa bağnazlık vardır, yobazlık gemi azıya almıştır. Laiklik yoksa akıl, bilim zincirlenmiştir."
Her 13 günde bir özel kalem müdürü değiştirmek neyin nesidir ya? Yemelere doymadınız. 60 kişi “bakanın özel kalem müdürüyüm” diye şimdi kim bilir ne işler çeviriyorlardır.
Fatma Betül Sayan Kaya'dan özel kalem oyunu
AKP'den istifa eden Fatma Betül Sayan Kaya, 776 günlük bakanlığı döneminde 60 kez özel kalem müdürü değiştirdi
Özel kalem müdürlüğü KPSS'siz memur olma imkânı sunuyor
Haberin tamamı:
https://t.co/g8ni5qb7Sm
Avukat çift Gökhan Koçyiğit ve Yasemin Koçyiğit, Katılımevim hisselerine 2.3 milyar TL yatırıp hisseler düşmeden hemen önce 4.8 milyar TL’ye sattı. Avukat çiftin 2.5 milyar TL’lik vurgununun arkasında 28’lik AKP’li Muhammed Yarız var. Paraları o götürdü. Acaba Yunanistan’a kaçtığı süper lüks yatında bu paralar da var mıydı? Paraları bırakıp geri mi geldi?
15 yıldır herhangi bir yılda Türkiye'de benden fazla vergi ödeyen avukat yok. Tüm vergi verenler arasında da her sene ilk 10'a veya ilk 20'ye giriyorum. Hal böyleyken, ben bile tek bir yatırım enstrümanına 47 milyon ABD doları yatırım yapmayı aklıma bile getirmem.
2 milyar 320 milyon TL, 47 milyon ABD Doları eder. @cumhuriyetgzt1 haberi doğruysa, sadece vurguna değil, o vurguna temel taşı olan sermayenin hukukiliğine de bakmak gerekir. Bu avukatlar bugüne kadar ne kadar vergi ödemiş? Bu para sisteme ne şekilde girebiliyor? Başıboş ve hesabı verilmemiş böylesi tutarlar nasıl dolaşımda olabiliyor?
Senelerce kendi ödediğim vergiye dikkat çekerken hava attığımı zannedenler, dikkat çekmenin bedel ödettiği bir ülkede yaşadığımızı bilmiyor olabilirler. O bedeli ödüyorsam, bu soruların sorulmasına temel olabilmek içindi.
Para akışının takip edilemediği ve anlamlandırılamadığı hiçbir rejimde küçük yatırımcı asla korunamaz. Temiz temas temin edilemez. Adalet sağlanamaz. Hava atmak vergiyle değil yatla mücevherle olur. Her hava atana "bunun kaynağı benim cebim mi senin emeğin ve başarın mı?" sorusunu sorma adeti gelişmedikçe toplum geneli hakkaniyetsiz sonuçlar içinde kanayıp durur.
Bu yazıyı okuyup da ilk iki cümleme takılacak olanların duyma kabiliyetleri olduğunu düşünmüyorum. Duymak kabiliyetini yitirmemiş tüm gerçek ve iyi niyetli insanlar şu aktarmaya çalıştıklarımı iletmekte bana yardımcı olurlarsa, belki daha temiz ve adil bir gelecek için, dişinden tırnağından bir şeyler arttıran insanların emeklerine kolayca el uzatılamadığı günler için, arpa boyu yol alabiliriz.
Emekçilerin, yoksulların, bilcümle halkımızın, adalete aç olanların duyulmayan sesini duyurmak ve Anayasa’ya uyulması, Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanması, görevimi yapmamın önündeki engelin kaldırılması için TBMM’nin yeni yasama yılının başlangıcı vesilesiyle yaptığım 24 saatlik açlık grevini bitiriyorum.
Sesime ses katarak eylemime destek veren, adalet talebini yükselten ve yanımda olduğunu belirten tüm yurttaşlarımıza teşekkür ediyorum.
Dün Soma’da yaşamını yitiren maden işçilerini saygıyla anıyor, ailelerine başsağlığı diliyorum. Yaralanan işçilere ise geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
Yeryüzünün yeniden utanmadan yaşanılacak bir yer haline gelmesi için, ayağı kalkmış insanlığın, harekete geçmiş sınıfın yayacağı utanmaya ve korkuya ihtiyacı var...
Karşı devrim ve işbirlikçileri
https://t.co/2UO87yqOKD
Ucu nereye giderse gitsin dokunacağız!
Nereden bulduğu belli olmayan 163 Milyoncuk birikimini 4 ayda 2.2 milyar yapan ya da misal oğluşu 5 yılda 1,8 Milyar TL kazanmayı başaran yetenekli “dava arkadaşlarımızı” gerekirse whatsapp gruplarından çıkartacak ve hatta bir adım daha ileri gidip instada sessize alacağız!
İçimiz kan ağlasa da Rolexleri, Hermesleri bi süre dolaplarda, zırhlı mersoları, A8’leri falan garajda tutacak, mümkünse dişimizi sıkıp üç beş ay daha ıstakoz paylaşmayacağız.
Belediye başkanlarını ve kalan son gazetecileri tutuklamaya devam edersek bi süre sonra unutulur gider zaten.
Malum, suç ve cezada orantılılık esas.
Sevgili yurttaşlar,
Aralarında benim de olduğum yüzlerce seçilmiş, siyasetçiler, gazeteciler, sanatçılar sadece siyasi tutumları nedeniyle, haksız hukuksuz biçimde cezaevlerinde tutuluyor.
Bizden tüm yaşananlara razı olmamız, olan biteni talihsizlik sayıp susmamız bekleniyor.
Susmayacağım. Hatay halkı beni, kendisi adına söz söylemem ve hesap sormam için seçti. O görevden vazgeçmeyeceğim.
Artık bıçak kemiğe dayanmıştır.
Meclis’in açıldığı bugün, Hatay halkının gasp edilen temsil hakkını ve emekçilerin, yoksulların, bilcümle halkımızın, adalete aç olanların duyulmayan sesini duyurmak için 24 saatlik açlık grevine başlıyorum.
Bu aynı zamanda, Anayasa’ya uyulması, Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanması ve görevimi yapmamın önündeki engelin kaldırılması için bir çağrıdır.
Ülkenin sorunlarını kendi sorunu bilen herkesi sesini yükseltmeye çağırıyorum. Bizi kendimizden başkası kurtarmayacak. Haklarımızı, ülkemizi ve geleceğimizi birlikte kazanacağız.
Ş. Can Atalay -Seçilmiş Hatay Milletvekili-
Bir kadının mahremini tekrar tekrar ihlal etmemek için SUÇ MAHİYETİNDEKİ o “sızma” görüntüleri paylaşmayacağım.
Adalet ve Kalkınma Ponzisinin yüzyıllık vurgununu konuşmayın diye apar topar önünüze düşürülen videolarda ya da lağım medyasında istemeseniz de göreceksiniz zaten.
Milyar milyar çalan hırsızların kapısını bile tıklatamayanlara dönün iyi bakın.
Dün çöktükleri Mersin Belediyesinin operasyonlarında gece yarısı evi basılan bir kadın. Kim olduğunu bilmiyorum, zerrece de önemi yok.
Pijamalı.
Kamerayı görünce haliyle rahatsız oluyor, eliyle göğsünü kapatmaya, bedenini kapıyla gizlemeye gayret ediyor, rahatsız oluyorum diyor.
Devletin polisi ise “sıkıntı yok sadece bilgi amaçlı” diyerek bu yurttaşı temin ediyor.
Sonra bu görüntüler 24 saat geçmeden servis ediliyor.
Kimdir bu hukuk ve kadın düşmanı aparat!?
Polis midir?
Savcı mıdır?
Sözde Bakanlıklar mı?
KİM?
AKP’nin ya da MHP’nin kadın milletvekilleri mesela, şu görüntüyü izleyince hiç rahatsız olmuyorlar mı? O kadının tedirginliğini gerçekten hissetmiyorlar mı?
Dönüp fısıltıyla da olsa yanına yöresine “ya şu kadarı da ayıptır” diyebilen bir tek kişi kalmadı mı ya aranızda?
Yoksa halkın öfkesi bir kaç dakikalığına da olsa “dava arkadaşlarınızdan” uzaklaşır umuduyla sadece izliyor musunuz başka bir kadına yapılanları?
Hani derler ya Allah düşmanın bile mertini nasip etsin diye.
İşte tam o günlerden geçiyoruz.
@mayrukcouture@DikenComTr “Onu seviyorum o da beni seviyor” cümlesi suç mu, hakaret mi sayıldı? Savcıya sormak lazım, sevmek ne zamandan beri suç sayılıyor? Neyse geçmiş olsun @mayrukcouture elleşme, ne halleri varsa görsünler
“Şimdi Akın Gürlek’e sorularımıza geçelim:
1-) Davut Yasin Bilen’in veya yakınlarından birinin Süzer Plaza’da dairesi var mıdır?
2-) Akın Gürlek ve eşi Elif Gülşah Gürlek bu dairede kiracı mıdır?
3-) Dairenin aylık 750 bin TL kira bedeli ödenmekte midir? Kim tarafından? Dekontları var mıdır?
4-) Dairenin 30 milyon TL tutan tadilat ve dayanıp döşenmesi maliyeti kim tarafından karşılanmıştır?
5-) Tapuda evin sahibi olarak görünen Davut Yasin Bilen‘le ne tür bir ilişkiniz vardır?
6-) Aynı zamanda SPK’nin yönetiminde olan Elif Gülşah Gürlek’in plazada bulunan “Nobu” isimli restorandaki yediği yemeklerin aylık 250 bin TL’nin faturası kendisi mi Bakan bey mi yoksa Süzer holding mi ödemektedir?”
Fon vurgunu suç örgütünün ilişkiler ağını deşifre ediyoruz!
Emre Tezmen ile Sayan ailesi arasındaki kritik bir bağlantıyı ortaya çıkardık.
Emre Tezmen’in Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK)��in Türkiye-Finlandiya İş Konseyi Başkanı yapılmasının ardından;
Fatma Betül Sayan Kaya’nın ablası Ayşe Hilal Sayan Koytak’ın da 5 Eylül 2026’da Finlandiya Büyükelçisi olarak atandığını tespit ettik.
Peki Emre Tezmen, devletin finans piyasalarındaki kozmik odası olan;
Merkezi Kayıt Kuruluşu’nun yönetim kurulunda kiminle birlikte yer alıyordu?
DEİK Finlandiya sürecinin yürütücüsü olan Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu ile!
Yani hepsi birbiriyle bağlantılı, hepsi bir ekip ve hepsi her şeyi biliyordu!
Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu ve Finlandiya Büyükelçisi Ayşe Hilal Sayan Kotak da derhal görevden alınmalıdır!
Para mı aranıyor?
Tera'nın fonundaki 8 milyar, tasfiyeden 15 gün önce yan fona taşındı!
MTL – Aura Portföy. 15 yatırımcı!
TEFAS'ta yok, SPK'nın listesinde yok, tedbirde yok.
Kaynak: TLY'nin KAP'a verdiği 4 Eylül 2026 tarihli rapor...
Verin ben tasfiye edeyim fonları 🧐