@AhmetAYDIN_02 3500 günle 40 yaşında emekli oldular. 8600 günüm var ve 50 yaşında hala prim ödüyorum. Eğer emekli olabilirsem katsayı sebebiyle daha fazla prim ödeyip daha az maaş alacağım. Bu adaletsizliğin giderilmesini istiyoruz.
@HaberReport Trollerin bu kadar bu olaya saldırıp gündem değiştirmesinin altında başka bir şey var, tamam her dönemde yolsuzluk her kanatta yapıldı da Haluk’a değil de adama destek verenlere saldırılıyor.
Bir tarafta özel bir maç için sadece bir saatlik (!) mesafeye özel uçakla giden futbolcular, diğer tarafta tarafta 10+ saatlik Amerika seferine tıklım tıklım dolu uçakta buldukları boş koltuklara dağıtılan voleybolcular.
Bir tarafta 48 takım arasına girdi diye şımartılan erkekler diğer tarafta şampiyonluk üstüne şampiyonluk kazandıkları halde duruşları yüzünden eleştirilen kadınlar.
Başarıyı değil, şımarıklığı ödüllendiriyoruz!
Bu ülkede yaşayan her bir yurttaş Pelin kardeşimize destek olmak mecburiyetindedir! Çünkü o, bizlerin hakkını ve hukukunu savunduğu için mağdur oldu!
— Pelin Gümüşdağ. Boğaziçi Üniversitesi’ne Türkiye 18.’si olarak girdi. Tarih bölümünü yüksek onur derecesiyle, bölüm BİRİNCİSİ olarak bitirdi.
— Hocaları tarafından yüksek lisansa kabul edilen Gümüşdağ’ın kaydı, Ekrem İmamoğlu’nun tutuklandığı 19 Mart sürecinde anayasal hakkını kullanarak eylemlere katıldığı bahane edilerek üniversite tarafından kabul listesinden ÇIKARTILDI!
— Gümüşdağ bu süreçte yalnız değil. Aynı şekilde 5 muhalif öğrenci de mağdur edildi! Haklarının ihlal edildiğini belirten öğrenciler konuyla ilgili dava açtılar.
— Mahkeme, 4 öğrenci hakkında üniversitenin işlemini “hakkaniyete aykırı” buldu ancak kayyum yönetimi mahkeme kararını UYGULAMADI; öğrencileri yeniden kabul listesine almadığı gibi kampüse girişlerine de İZİN VERMİYOR!
Üniversiteler iktidarın arka bahçesi değildir. Kayyum rektörler, iktidara yaranmak için keyfi kararlar alamaz; öğrencilerin emekleriyle kazandığı haklara el uzatamaz! Okulları kendi siyasi ajandalarına göre yönetemezler!
Özellikle öğrencilerinin çoğu muhalif olan üniversitelerde öğrencileri cezalandırmak oldukça sıradan bir rutin haline geldi. Yurttan atmalar, kredi bursunu kesmeler, kazandığı programı iptal etmeler gibi birçok hukuksuz karar normalleştiriliyor.
Anayasa, her yurttaşa protesto hakkı vermiştir. Hal böyleyken bir öğrenciyi sırf muhalif diye cezalandıramaz okul yönetimi. Bu eğitim hakkının gaspıdır, kabul edilemez!
Pelin ve arkadaşlarının sesini duyuralım! @YuksekogretimK
Deniz Zeyrek'ten Mehmet Şimşek'e:
"Onu izlerken öfkemden çıldırdım."
"Yabancılara, 'Türkiye'ye gelin, 20 sene vergisiz para kazanın' diyor."
"20 sene ne demek ya?"
"Sen burada 3 sene varsın, yoksun..."
"2028'deki seçimi kazanamazsan gideceksin."
"İngiliz vatandaşısın, İngiltere'de yaşamaya devam edeceksin."
"Benim adıma yabancılara 20 yıl vergisiz para kazanma hakkını sana kim veriyor?"
#varolusgunlukleri@ecapa_aklinizi
Bir ülkenin çöküşü her zaman gürültüyle başlamaz. Kimi zaman bir üniversite sıralamasında sessizce düşer. Bir laboratuvarda ışıklar daha erken kapanır. Bir hocanın odası boşalır. Bir öğrencinin gözündeki merak, sınav sisteminin dar koridorlarında yavaşça söner.
ODTÜ’nün 85’inci sıradan 801’e,
Boğaziçi’nin 139’dan 601’e,
İTÜ’nün 165’ten 801-1000 bandına düşmesi... sadece akademik bir veri değildir.
Bu, memleketin akıl damarlarında yaşanan tıkanmadır. Çünkü üniversite dediğin yer yalnızca diploma veren bina değildir; bir ülkenin geleceğiyle yaptığı en ciddi sözleşmedir. O sözleşme bozulduğunda, geriye yalnızca kalabalık sınıflar, yorgun hocalar, ezbere sıkışmış öğrenciler ve kendine güvenini kaybeden bir toplum kalır.
Ekonomi bozulur, yeniden toparlanabilir. Para yanar, yeniden kazanılır. Sistem çöker, değiştirilebilir. Hukuk yara alır, irade varsa onarılabilir. Ama eğitim başka bir şeydir. Çünkü eğitim, insanın içindeki zamanı biçimlendirir. Bir çocuğun merakını, bir gencin düşünme biçimini, bir toplumun hakikatle kurduğu bağı şekillendirir. Yanlış verilen eğitim sadece bugünü bozmaz; yarının aklını da sakatlar.
Üniversiteden mezun olmuş birine dönüp “Senin eğitimin eksikti, baştan başlayalım” diyemezsin. Liseyi bitirmiş bir genci yeniden çocukluğuna gönderemezsin. İnsan ömrü geri sarılan bir kaset değildir. Kaybedilen her yıl, yalnızca takvimden kopan bir yaprak değil; zihinden, hayalden, üretimden ve karakterden eksilen bir parçadır.
Asıl mesele sıralama kaybetmek değil. Asıl mesele, düşünmeyi öğretemeyen bir düzenin insanı sadece yarışmaya, ezberlemeye ve hayatta kalmaya zorlamasıdır. Oysa eğitim insanı özgürleştirmelidir. Soru sormayı, itiraz etmeyi, bağ kurmayı, üretmeyi, yanılmayı ve yeniden denemeyi öğretmelidir.
Bugün Türkiye’nin en derin yarası bütçe açığı değil, bilinç açığıdır. Çünkü ekonomi kasadır, hukuk terazidir, siyaset sahnedir; eğitim ise insanın kendisidir. İnsan bozulduğunda bütün sistemler eninde sonunda aynı karanlığa düşer. Bir ülkeyi gerçekten ayağa kaldırmak istiyorsan önce sınıfa bakacaksın. Orada ışık yoksa, gerisi sadece dekor olur.
Abi üzüntüden kalp krizi geçireceğiz artık. Lütfen yeter, durun artık. Dünya'nın en güzel coğrafyası ve insanı yaklaşık 4-5 bin kişilik bir aç gözlüler ordusu tarafından sömürülüyor
Antalya Kemer Göynük’te 71 dönüm orman, 49 yıllığına 1000 yataklı 5 yıldızlı otel için yatırımcılara açıldı.
Ormanlar şirketlere değil, halka aittir. #OrmanlarSatılamaz
mehmet cengiz’in satın aldığı seydişehir eti alüminyum, cevher çıkarmak için antalya akseki’deki gidengelmez dağı’na çöktü.
cengiz holding 2.633 m²’lik maden sahasını 1700 kat büyütmek için yabani keçilerin yaşam alanını dinamitlerle patlatacak.
Av. Sevdagül Tunçer’den müthiş bir fikir
Bir kanun teklifi yapıp, milletvekili maaşları öğretmen maaşına eşit olsun ve bu seçilmişler, yedi göbek sülalesi de dahil, hiçbir ihaleye giremesin desek; bugün siyasettekilerin %90’ı kalmaz diye düşünüyorum.90 iyimser bir sayı olabilir.