Bu yorum yapılmasının üzerinden onca yıl var. Şimdi bugün değerlendirmeye kalksak sanırım kahrolurlar. Ne acı bu anlamda geldiğimiz nokta. İzlerken aklıma köy enstitüleri geldi. Olsaydılar böyle olmazdık sanırım😞
İzmir bekle beni geliyorum:))
18 Nisan cuma saat 20:00
Karşıyaka / Attila İlhan 100 yaşında söyleşisi
19 Nisan cumartesi saat: 16:00
İzmir Kitap Fuarı/ Küresel Oyun ve Alaycı Kuşlar
1238'de Granada'nın mühendisleri ortaçağ tarihinin en büyük başarısını gerçekleştirdiler:
Bir dağın 200 metre yukarısına kendi kendini idame ettiren bir su sistemi inşa ettiler.
Ancak daha sonra yarattıkları sistem neredeyse fiziği sonsuza dek yok etti.
İşte tam hikaye: 🧵
Lüleburgaz Tarım İlçe Müdürlüğü ekipleri tarafından 12 tane süt buzağı itlaf edildi.
➖ Hayvanlarda hastalık yok.
➖ Sağlık taraması yapılmadı.
➖ Bulaşıcı hastalık yok.
ULAN VİCDANSIZLAR!
▪️Siz kime hizmet ediyorsunuz?
▪️Bu emirleri size hangi HAİN veriyor? @TCTarim
Kırlangıç otu bitkisi bir ismide"Gözlük Kıran,
Geçmeyen illet hastalık Migren,Sinüzit ve
karaciğer yağlanması söküp atıyor.
Gözlük kullananlarda gözlüğünü atıyor.
Para almıyorum bu işi "Allah rızası için yapıyorum"
Anadolu Türk Halk Masalları başlıklı çalışmamız 10 cilt, yaklaşık 5000 sayfa olarak yayımlandı. 1638 masal... Yaklaşık 30 yıldır köy köy, ilçe ilçe alan araştırmaları ile derleyip çözümlediğim arşiv, galiba dünyadaki en kapsamlı çalışma . Armağan olsun.
https://t.co/bFFfAK3hkQ
📌Devlete emanet yetiştirme yurtlarındaki kızları fuhuşa sürükleyen yapıya 11 Kasım 2018 tarihli “Beypazarı’nın Kadın Pazarlayanı” köşe yazımla çomak soktum. “FETÖ”den ve isim vermeden İ. Melih Gökçek’ten de bahsettim.
📌11.11.2019 tarihinde Ankara C. Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundum.
📌Şubat 2020’de jet takipsizlikle örtbas edildi. Mart 2020’de takipsizliğe itiraz ettim.
📌Haziran 2020’de Aleyna Çakır öldü⁉️
📌Eylül 2020’de Ümitcan Uygun’un annesi Gülay Uygun öldü⁉️
📌Ümitcan Uygun, annesinin cesedinin bulunduğu yerde, cenaze başında Aleyna Çakır soruşturması savcısına, dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya ve üstü kapalı olarak Müge Anlı’ya “mesajlar” verdi.
📌 Bunun üzerine mücadelemi ve o güne kadar bildiğim, bulduğum herşeyi bu mecrada ifşa etmeye başladım. Müge Anlı peşini bıraksa, ben bırakmam dedim.
📌Örtbaslar Kasım 2020’de Ankara C. Başsavcılığı tarafından hakkımda açılan ilk ve jet ceza davasıyla kumpasa döndü.
📌 Kumpaslar furyasında halen özellikle Ankara merkezi onlarca dava ve soruşturma ile adli taciz ve adli mobbing altındayım. Kendisine “FETÖ”cü denilen emniyetsizlik müdürlerinin kumpasıyla “FETÖ” iftirasına uğradım. 5 ay tutuklu kaldım. Maklube sofrası müdafimi ve Melih Gökçek adamı şahsa “FETÖ” iftirası atmaktan açılan dahil aynı şahsın 4 ayrı şikayetinde birleştirilmeyen dosyalarla sadece Beypazarı Asliye Ceza’da 4 açık ceza davasında da halen sanığım.
📌Samanyolu Koleji’nde okumuş Osman Gökçek’in iftirasıyla zorla ve işkenceyle akıl muayenesine götürülen de benim, yurtta yetişen ve eskortluğa sürüklenen biyolojik ablasına cinsel saldırıda bulunmaktan bile kumpas dava sanığı olan da.
📌Ümitcan Uygun’a hakaretten bile Ankara Batı C. Başsavcılığı tarafından açılan kumpas/SLAPP dava sebebiyle halen sanığım. Üstelik RT yaptığım aynı tweetle ilgili İstanbul Anadolu C. Başsavcılığı tarafından hem Cumhurbaşkanı’na, hem Süleyman Soylu��ya, hem Ümitcan Uygun’a hakaretten verilmiş ve kesinleşmiş takipsizlik kararına rağmen‼️‼️‼️
📌Hele durun‼️ Ayhan Bora Kaplan’ın avukatı Fatih Atalay aynı zamanda İ. Melih Gökçek’in avukatı. Fatih Atalay ile Melih Gökçek beraberce Kasım 2024’te Ankara C. Başsavcısı Gökhan Karaköse’yi ziyaret ediyor.
📌Gökhan Karaköse’nin hakkımda şikayetçi olduğu İstanbul’da ve Ankara’da 2 dava, 1 soruşturma var sadece benim bildiğim. Melih Gökçek’in hakkımda şikayetçi olduğu dosyalar ise benim bildiğim 20’yi geçti ve özellikle birleştirilmiyor.
📌 Bu arada bu hafta İstanbul C. Başsavcılığı’nda hakkımda 5 kumpas dava açan bir Ankara savcısının şikayetçi olduğu dosyanın bire bir aynısı, mükerrer şikayetle ilgili yetkisiz Ankara C. Başsavcılığı dosyasına da ifade verdim. Bu skandal adli tacizden daha skandalı Cımhurbaşkanı’na hakaretten İstanbul Anadolu 64. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 25.02.2025’te beraat ettiğim bire bir aynı tweetlerle ilgili, yetkisiz Ankara C. Başsavcılığı sadece adli taciz ve mobbing amaçlı Mart 2025 başında tekrar ifademi istedi.
İY�� UYKULAR TÜRKİYE’M‼️‼️‼️
Suçluları tanıyabilmek amacıyla, polislere yüz tanıma kamerası takılmasına karar verildi.
Normalde suçlu denilen kişi sokakta ne arıyor?
Türkiye'de suçlular, sokakta cirit atıyor, bu doğru.
Belki de bilerek suçlulara tolerans tanındı.
Suçlu olmayanlar da sık sık hapishanelere, nezarethanelere sevk ediliyor, gözaltına alınıyor, Polis devleti uygulamaları gibi uygulamalarla mobinge maruz kalıyor.
Bir suç ve suçlu cennetine dönen ülkemizde, Avrupa Birliği'nin reddettiği yapay zekalı yüz tanıma teknolojili, kişisel verilerimizi ihlal eden, özel hayatımıza aykırı bu kameralarla, gözetlenmemiz için psikolojik altyapı hazırlandı.
"Aa bak sokakta ne kadar fazla suçlu var! Bu kameralar gelse hiç fena olmaz!"
Şimdiden bunu söyleyenlerin sayısı çoğunlukta.
Yani, bu sistemin çok hayırlı olacağını düşünmemiz için, ülke önce Meksika toplumu gibi olmaya sevk edildi; adalet sistemi bilerek bozduruldu.
Bu, bir Komplo teorisi gibi gelebilir. Elbette, karar sizin.
Ne demişti Erdoğan? ;
"Kuracağımız kameralar ve yüz tanıma sistemleri ile suçluları sokağa çıkamaz hale getireceğiz."
Aslında, yeni tip suçların imal edileceğini, uydurulacağını ilan eden bir beyandır bu.
Mesela ben. Hiçbir ��ekilde hakaret suçu işlemedim. Ancak Devlet Bahçeli'ye hakaret etmiş olabileceğim varsayılarak, hakkımda ihtiyati tedbir kararı alındı. İstanbul'dan dışarı çıkmam yasak!
Bakın, Türkiye'den demiyorum; İstanbul'dan!
Gelecek olan yeni sistemle birlikte, iklim suçları da imal edilecek.
Böyle giderse, çok da uzak olmayan bir gelecekte, vatandaşlık puanlama sistemi hayatımıza girecek. Puanınız uygun değilse sokağa çıkmanız sınırlandırılacak, araba kullanmanız sınırlandırılacak, hatta alışverişleriniz, yedikleriniz, içtikleriniz, giyindikleriniz sınırlandırılacak!
Paranıza, bankanıza blokajlar konulabilir ancak hakkınızda puanınızın düşüklüğü nedeniyle belli bölgelere gidememe, belli kıyafetleri giyememe, belli yiyecekleri yiyememe, belirli insanları ziyaret dahi edememe kararı alınırsa, yüz tanıma sistemi, sokağa çıktığınız andan itibaren nereye doğru yöneldiğinizi, hangi mahalleye gittiğinizi, kimin evine ulaşmaya çalıştığınızı, veri olarak değerlendirecek ve elbette kameralar burada çok işe yarayacaktır.
Hele hele 15 dakikalık şehirler projesi kapsamında bir dünya inşa edilirse Bulunduğunuz muhitten sık sık başka bir muhite geçebileceğiniz eski özgürlüğünüz artık geçersiz hale gelecek.
Yani kendi mahallenizden, başka bir mahalleye geçmeniz için bile belirli günler, belirli puanlar olacak.
Sokak başında yüz tanıma kameralarının olması işte bu yeni dünya düzeni için çok önemli.
Onlar yeni dünya düzeninin adeta temeli.
Nakitsiz toplum, çipli sistem, yüz tanıma kameraları. Muhteşem üçlü!
Yalnız bu aralar AB, yüz tanıma sistemini yasaklama kararı aldı.
Çünkü bu sistemler vasıtasıyla Yapay Zeka davranışları analiz ediyor, sosyal puanlama sistemi için veritabanı oluşturuluyor, insanların profillerine göre eğilimleri tespit ediliyor ve suçlu olmasalar bile bazılarına suçlu muamelesi yaplılabiliyor; tıpkı Azınlık Raporu filmindeki gibi! Adamına göre muamele devri puanına göre muamele devri ile taçlanıyor!
Avrupa Birliği direniyor, Amerika Birleşik Devletleri direniyor. Peki Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti amiyane tabirle adeta her hıyarım var diyene neden tuzlukla koşa koşa gidiyor?
City of London bizim babamız mı?
Herkes Bilsin! Hak Birliği Hareketi Partileşiyor!
Çoğunluğun gücünü değil azınlığın haklılığını; insan onurunu ve hakkını gözetip halka millet olma şuuru kazandırmak amacıyla çıktığımız bu yolda mücadelemizin gözbebeği Hak Birliği Hareketimizi artık paritleştirme zamanı geldi!
İlk aşamada partimizin kurucular kadrosu oluşturulacaktır.
Partimizin kurucular kadrosunda yer almak isteyen kişiler 0506 573 13 13 no'lu hat ile iletişime geçmelerini rica ediyorum.
HAYDİ BAŞLIYORUZ!
Yaklaşık on yıl önce bir fuar programı için İngiltere’ye gitmiştik. Bu ziyaret sırasında, İngiltere’nin en başarılı okulu olan Eton College’a gittik. 1441 yılında Kral VI. Henry tarafından kurulan okulda sadece erkek öğrenciler vardı. Ve hepsi yatılı okuyordu.
Okula girerken, çimenlere uzanmış geyik yapan veya gitar çalan gençler göreceğimi zannetmiştim. Çünkü yurt dışı eğitim firmalarının gönderdiği broşürlerde hep böyle manzaralar görmüştüm. Ama okula girdiğimizde hiç böyle bir ortamla karşılaşmadık.
Öğrenciler asker gibiydi. Teneffüs saatinde bile alçak bir ses tonuyla konuşarak etrafta geziniyorlardı. Hepsinin yüzünde büyük bir ciddiyet vardı.
Okul müdürüne bir ders gözlemi yapmak istediğimizi söyledim. Adam çok net bir şekilde itiraz edip, “Dersleri bölemeyiz” dedi. “Hayırdır, içeride atomu mu parçalıyorlar?” diyecektim ama demedim.
Daha sonra Abbey School’a gittik. Bu okul da 1887 yılında kurulmuş bir kız lisesiydi. Ortam yine benzerdi. Okulun geneline büyük bir ciddiyet hâkimdi. Kütüphanede onlarca kız hiç konuşmadan ders çalışıyorlardı. Okul müdürü ülke genelinde not ortalaması en yüksek öğrencilerin o okuldan çıktığını büyük bir gururla anlattı. Bu okulda da sınıflara giremedik.
Okul müdürüne, “İngiltere eğitim broşürlerinde, hep bir parti havası var. Ama burada hiç öyle bir ortam yok” dedim gülerek.
Kadın, “O broşürler genelde yabancı öğrenciler için hazırlanıyor. Dışarıdan gelen öğrenciler öyle bir ortam istiyorlar demek ki” dedi. Sonra da “Biz bu okullara zaten pek yabancı öğrenci almıyoruz. Burası Birleşik Krallığın geleceğine önemli insanlar yetiştirmek için var” diye de ekledi.
Hasıl-ı kelam, bazı gelişmiş ülkeler, kendi ülkelerini yönetecek insanları işte böyle ortamlarda yetiştiriyorlar. Ama diğer ülkelerden eğitim için gidenlere bol partili ve bol kahkahalı ortamlar sunuyorlar.
Küreselleşmenin özünde zaten bu var. Dışarıya eğlence ihraç et. Bol bol eğlensinler. Ama sen kendi elit grubunu büyük bir ciddiyetle yetiştir.
Sonra ciddiyetle ve derin tarih bilinciyle yetiştirdiğin bu insanlar, eğlenceyi bir ihtiyaç olarak gören ve geçmişinden kopuk olanları yönetsin.
Onların eğlencesi de bu demek ki!