HAGB kararı kesinleşince katılan vekalet ücretimi icraya koymuştum. Davacı da kararın açıklanmadığı gerekçesiyle takibin iptaline karar verilmesini talep etmiş, üstelik dava dilekçesine kendi aleyhine bir Yargıtay kararı koymuştu. Bugün takibin iptaline karar verildi.
6 Mayıs 1972...
Deniz’in son sözleri:
“Yaşasın tam bağımsız Türkiye!
Yaşasın Marksizm Leninizm'in yüce ideolojisi!
Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi!
Kahrolsun emperyalizm!
Yaşasın işçiler, köylüler!”
Yusuf Aslan'ın son sözleri: “Ben ülkemin bağımsızlığı ve halkımın mutluluğu için şerefimle bir defa ölüyorum. Sizler, bizi asanlar, şerefsizliğinizle her gün öleceksiniz! Biz halkımızın hizmetindeyiz. Sizler Amerika’nın hizmetindesiniz. Yaşasın devrimciler! Kahrolsun faşizm!”
Hüseyin İnan'ın son sözleri: “Ben şahsi hiçbir çıkar gözetmeden halkımın mutluluğu ve bağımsızlığı için savaştım. Bu bayrağı bu ana kadar şerefle taşıdım. Bundan sonra bu bayrağı Türk halkına emanet ediyorum. Yaşasın işçiler ve köylüler ve yaşasın devrimciler! Kahrolsun faşizm!”
Yer: Tunceli…
AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nda bir vali, aynı zamanda başmüfettiş…
İddiaya göre;
Milletin parasıyla yapılmış bir Gençlik Merkezi’nde oğluna “özel bir oda” tahsis ediyor.
Uyuşturucu kullanan oğlu, uyuşturucu kullanmayı reddeden Gülistan Doku’ya bu odada tecavüz ediyor.
Daha sonra Gülistan’ı Sarı Saltuk Viyadüğü yakınlarında, Uzi marka bir silahla kafasından vurarak öldürüyor ve Pertek ilçesine bağlı bir köyde gizlice gömüyor.
Valinin koruma polisi de katile yardımcı oluyor.
Bu korkunç cinayetin izlerini yok etmek için devletin tüm imkânları devreye sokuluyor.
Vali, aileyle görüşüp Gülistan’ın SIM kartını alıyor. Bir bilişimci polise SIM kartın şifresini kırdırıp tüm mesajları sildiriyor.
Cinayet delilleri yok edilirken 10 bin dolar harcanıyor; bu da valilik bütçesinden ödeniyor.
Gülistan’ın gömüldüğü yeri bilen vali, kolluk kuvvetlerini farklı bölgelere yönlendirerek aylarca yanlış yerlerde arama yaptırıyor.
Dönemin emniyet müdürü de tüm kamera ve istihbarat verileri elinde olmasına rağmen, aramanın doğru yerde değil, ısrarla baraj gölünde yapılmasını istiyor.
Gülistan’ın tecavüze uğradığına dair hastane kayıtları, hastane başhekimi tarafından siliniyor.
Ve bu doktora Sağlık Bakanlığı “Yılın Doktoru” ödülünü veriyor.
Vali de kendisini, yaptığı “başarılı hizmetlerden dolayı” İl Sağlık Müdürü olarak atıyor.
Bu arada Türkçe Olimpiyatları’na da katılan vali, “Gülüm Benim” şarkısını söyleyen Bangladeşli kıza övgüler yağdırıyor.
Valinin oğlu ise, babasının koruma polisiyle birlikte işlediği cinayetin devlet gücüyle örtülmesinin verdiği güvenle hayatına kaldığı yerden devam ediyor.
Altında BMW 420, lüks tatiller, eğlenceler ve uyuşturucu partileri…
Tunceli’ye kayyım belediye başkanı olarak da atanan vali, bir yandan da çok sayıda ihaleye imza atmaya devam ediyor.
Bu korkunç hikâye, aslında AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nın bir özeti.
“Dicle’nin kıyısında bir kuzuyu kurt kapsa, ondan Ömer sorumludur” diyerek samimi insanların oyunu alıp iktidara gelenlerin inşa ettiği kokuşmuş, hatta topyekûn çürümüş düzenin küçük bir resmi…
Bu korkunç cinayetin üzerinin devlet gücüyle örtüldüğü yıllarda görev yapan Adalet Bakanları, İçişleri Bakanları, savcılar ve diğer tüm yetkililer bugüne kadar tek bir kelime etmediler.
Gülistan’ın ailesinin ahı arşa ulaştı, gözyaşları pınar oldu aktı.
Siz ey sorumlular, gece başınızı yastığa nasıl koyuyorsunuz?
Bir gün hesap vermeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?
Tam 8 yıldır Çırpına çırpına Adalet Aradım Bu Ülkede
Bedeller Ödeyerek
Bir avuç vicdanlı İnsanlar Hariç Herkes Sustu.
Susmayın dedim Susmayın
Biz Yaşadık Siz de Yaşamayın Dedim
Katilleri koruyorlar bu suçu övmeyin, karşısında durun
Allah aşkına dedim yıllarca.
Katilin, tecavüzcünün
Partisi, siyaseti, makamı, mevkisi olmaz, olamaz dedim
Çocuklar için SUSMAYIN
DEDİM
SUSULDU BU ÜLKEDE
Bir taraftan Cinayetlerin ardındaki Örtbaslar gündemde
Bir Taraftan İse yine Çocuklar Katledildi
Öğrenci Çocuklar bu ülkede
Artık SUSMAYIN ALLÂH AŞKINA...
Şüpheli kadın ölümü yoktur, aydınlatılmayan kadın cinayetleri vardır!
6 yıldır tüm kanıtlara, görgü tanıklarına ve bilirkişi raporlarına rağmen çözülemeyen Gülistan Doku dosyasındaki yaşanan yeni gelişmeler, adalet mücadelesini sürdürenlere yeniden umut oldu.
Bu dosya, yıllarca görmezden gelinen, ilerletilmeyen ve unutturulmak istenen davaların ancak kamuoyu baskısıyla yeniden gündeme gelebildiğini açıkça gösteriyor.
Gülistan Doku için adalet aramak, yalnızca bir kişi için değil; susturulmak istenen tüm dosyalar için ses çıkarmaktır.
İmparatorluğunun en güçlü zamanında “İmparatorluğa dil uzatan bir avukatın dilinin kesilmesini isterim.” diyen Napolyon’a karşı çıkan avukatlardı. Napolyon tutuklandığı zaman “Avukat istiyorum.” dediğinde haklarını savunmak için yanında olan yine avukatlardı.
Hukukun olduğu andan itibaren vardık, hukuk var oldukça da var olacağız. Adaleti savunacağız.
5 Nisan Avukatlar günümüz kutlu olsun.
Tutuklu Avukat
Mehmet Pehlivan
Avukatlar, gününüz kutlu olsun canlarım.
Yokluğunuz boğazımda bir yumru gibi; yutkunamıyorum ve yokluğunuzu hâlâ kabul edemiyorum. Göz yaşlarım ise çektiğim acılardan değil, yarım kalan hayalleriniz ve hayatlarınız için…
İstanbul Barosu’nun düzenlediği “Adil Yargılama ve Savunma Hakkı” uluslararası sempozyumuna beni de konuşmacı olarak davet ettikleri için çok teşekkür ediyorum.
İstanbul Barosu’na kayıtlı bir erkek avukatın, İstanbul’daki genç kadın avukatlara yönelik sistematik biçimde taciz içerikli sahte hesaplar açarak itibar zedelemeye yönelik girişimlerde bulunduğuna ilişkin ciddi iddialar ve somut emareler bulunmaktadır.
Bu yöntemle hedef alınan ve mağdur edilmeye çalışılan birden fazla kadın meslektaşımız vardır. Söz konusu kişi, geçmişte kendisi hakkında yapılan ifşalar nedeniyle mağduriyet beyanında bulunmuş olsa da, bugün benzer içerik ve yöntemlerle kadınları hedef aldığı yönünde kuvvetli şüpheler bulunmaktadır.
Fakülte döneminden itibaren benzer davranış örüntülerinin konuşulduğu, süreç içinde yapılan görüşmeler ve edinilen bilgilerle şüphelerin belirli bir kişi üzerinde yoğunlaştığı görülmektedir.
Kadın meslektaşların mesleki itibarı ve güvenliği açısından gerekli hukuki ve mesleki başvurular yapılmaktadır. Yeni mağduriyetlerin yaşanmaması adına sürecin takipçisi olunacaktır.
Hiçbir kadın meslektaşımız bu tür saldırılar karşısında yalnız değildir.
Bugün 8 yıl önceki ekiple adliyede buluştuk, Şişli’de yemek yedik ve en sevdiğimiz yerden tatlı alıp tıpkı 8 yıl önceki gibi ofiste çay ve kahkahalar eşliğinde yedik. Yıllar hiç geçmemiş gibi, ben hala onların minik stajyeriymişim gibi sıcacık bir gün. 🤍