uçaklardan inen milyonluk topçular, yoksul bir halk, tasfiye edilen muhalefet. akp’nin yeni rejimi filmlerdeki tiksinti uyandırıcı yozlaşmış rejim karikatürlerine dönüşüyor.
Üniversiteye hoca olmak için başvuranların konunun uzmanları önünde seminer vermesi şartı vardır. Böylece kişinin hakkında makale yazdığını iddia ettiği konuları bilip bilmediği denetlenebilir, "sahte akademisyen" ise oracıkta anlaşılır.
Boğaziçi'nde bu seminer şartı kaldırıldı.
Ayıp, rezalet ve facia arasında gidip geliyorduk, sonunda faciada karar kıldığımız kesinleşti. Artık her yaptığımız şey facia olmaya başladı. Çok yazık.
“Suç örgütüne üye olmak” iftirasıyla tutuklandım. Oysa benim üye olduğum tek örgüt, Türkiye Barolar Birliği ve İstanbul Barosu’dur. Yani bu ülkenin onurlu savunma geleneğidir. Ne bir suç yapısının, ne bir kumpas senaryosunun parçası oldum. Olmam.
Bu açık bir yargı kumpasıdır. Tek nedeni de herkesin bildiği üzere Ekrem İmamoğlu’nun avukatlığını yapmamdır. Amaçları korkutmak, susturmak, yalnızlaştırmaktır. Boşuna uğraşıyorlar. Çünkü biz avukatlar teslim olmayız.
İmamoğlu’na avukatlık yapmayı suç sayan bu çarpık zihniyete sesleniyorum: Eğer bu görevi “ateşten gömlek” ilan ediyorsanız, bilin ki biz o gömleği çoktan giydik, yanmayız. Ben giderim, yerime yüzlercesi gelir. Çünkü biz haklının yanındayız. Çünkü biz eğilmeyiz, susmayız, vazgeçmeyiz.
Çünkü bizim avukatlık pratiğimiz boyun eğmez.