Butlan kararıyla gelen Kılıçdaroğlu, bu geceki SÖZCÜ TV yayınında;
-Sadece CHP içinden değil,
-DEM Partisinden kendisine gelebilecek oyları da kaybetti.
-Osmanlı vurgusuyla ilgili soruya verdiği cevap, Atatürk'ün anlayışına ve "Altı Ok"a tümüyle aykırıydı.
-Türk Ordusu 1200'lerde değil MÖ 209'da kuruldu.
-NUTUK okunsa çelişkiler çözülecek ama okunmamış...
-Kusura bakmasın; açıklamlarında Atatürk'ü ve "Altı Ok"u göremedim.
Yazık...
Kılıçdaroğlu: İdianameleri okudum dersem yalan söylemiş olurum. Komisyon kurduk o komisyon inceleyecek. Benim bütün iddianameleri okuma şansım yok.
O zaman sorarlar adama: Okumadan neye dayanarak suçlu ilan ettiniz insanları?
📍AKP’li kayyum Kemal Kılıçdaroğlu’nun söylediği büyük yalanı ifşa ediyorum:
Az önce ne dedi? “— Grup toplantımız ile kurultay sürecini başlatacağız!”
Bunun tek bir amacı var: Yarın grup toplantısında konuşmak ve parti içi direnişi kırmak.
Çünkü başlatacağım dediği “kurultay süreci” en az 2 yıl sürecek bir süreç!
Mahalle delegelerinden başlayarak tüm delegeleri değiştirip ondan sonra kurultaya gidecek.
Ki zaten o zamana kadar çoktan genel seçim yapılmış, atı alan Üsküdar’dan geçmiş olacak!
Kayyum Kemal’e inanmıyoruz! 45 gün içinde kurultay istiyoruz!
İZMİR DEPREMZEDELERİ YOK SAYILAMAZ!
Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre Bayraklı TOKİ’de bulunan 225 adet 2+1 konut satışa çıkarılmaktadır. Daha öncede 196 konut lojman , 156 konut öğrenci yurdu olarak tahsis edilmişti.
Eğer bu bilgi doğruysa, bu kararın İzmir depremzedeleri tarafından kabul edilmesi mümkün değildir.
Çünkü ortada cevabı verilmesi gereken çok basit bir soru vardır:
İzmir depremzedeleri hâlâ çözüm beklerken bu konutlar neden satışa çıkarılmaktadır?
İzmir depremi üzerinden yıllar geçmiş olmasına rağmen orta ve az hasarlı konut sorunu çözülememiş, binlerce aile evine kavuşamamış, riskli yapılarda yaşayan vatandaşlarımız belirsizliğe mahkûm edilmiş, kentsel dönüşüm süreçleri ise ekonomik çıkmazlar nedeniyle tıkanma noktasına gelmiştir.
Buna rağmen Bayraklı TOKİ’de bulunan yüzlerce konutun depremzedeler için değerlendirilmesi yerine satışa çıkarılması vicdanlarda kabul görmeyecek bir yaklaşımdır.
Daha önce dönemin Başbakanı Sayın Binali Yıldırım ile yapılan görüşmelerde bu konutların depremzedeler için değerlendirilmesi konusunda olumlu yaklaşım ortaya konmuş, derneğimiz tarafından talepler toplanmış ve gerekli girişimler yapılmıştır.
Yine defalarca dile getirdiğimiz üzere; rezerv alanlarda bulunan boş konutların kentsel dönüşüm nedeniyle evlerini boşaltmak zorunda kalan vatandaşlara geçici olarak tahsis edilmesi yönündeki önerimiz de yıllardır karşılıksız bırakılmıştır.
Bugün geldiğimiz noktada ise depremzedelere çözüm üretilmesini beklerken, boş konutların satış ilanlarıyla karşılaşıyoruz.
Bu tablo bize şu soruyu sordurmaktadır:
İzmir depremzedelerinin yaşadığı mağduriyet gerçekten görülmüyor mu, yoksa artık görmezden mi geliniyor?
İzmir’de yüz binlerce insan depremden etkilenmişken, devlet kayıtlarında on binlerce bağımsız bölümün sorunu devam ederken, emsal artışı süresinin bitmesine aylar kalmışken ve vatandaşlar dönüşüm için çırpınırken; Bayraklı TOKİ’deki boş konutların satışa çıkarılması kamu vicdanını yaralayacaktır.
Biz açıkça ifade ediyoruz:
Bu konutlar öncelikle depremzedeler ve kentsel dönüşüm mağdurları için değerlendirilmelidir.
Depremzedelerin taleplerini yıllardır görmezden gelen anlayışın yeni mağduriyetler yaratmasına izin vermeyeceğiz.
İzmir depremzedeleri yardım istemiyor.
Verilen sözlerin tutulmasını, kamu kaynaklarının doğru kullanılmasını ve yaşadıkları mağduriyetlerin artık gerçekten görülmesini istiyor.
Bayraklı TOKİ’deki konutların satışa çıkarılması kararının yeniden değerlendirilmesini talep ediyor, ilgili kurumları kamuoyuna açıklama yapmaya davet ediyoruz.
Deprem bitmiştir diyenlere hatırlatıyoruz:
Deprem belki bir günde oldu.
Ama depremzedelerin mağduriyeti hâlâ devam ediyor.
İzmir depremzedeleri unutulamaz.
İzmir depremzedeleri yok sayılamaz.
Haydar Özkan
İzmir Depremzedeleri Dayanışma Derneği Başkanı
#İzmireKulakVerin
@RTErdogan@Akparti@eyupkadirinan@CeydaBC35@kasapoglu@herkesicinCHP@MHP_Bilgi@iyiparti@zaferpartisi@akpartiizmir@chpizmiril@mhpizmirilbsk@Toki_Kurumsal@csbgovtr@murat_kurum
#deprem
#toki
Her CHP üyesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurarak,
25.7.2020 tarihinde seçilen Kemal Kılıçdaroğlu'nun "en çok üç yıl" içinde olağan kurultaya gidilmediği için,
26.7.2023 tarihinde görevinin son bulduğunu,
CHP parti sicilinin 2820 SY md 10 uyarınca hukuksal gerçekliğe uygun olarak bu şekikde düzeltilmesini isteyebilir.
CHP'yi, 4/5.11.2023 tarihinde yapılan 38'inci olağan kurultaya taşıyan ve bu tarihte "görevde olan" 37 nci olağan kurultay ekibi içinde bu durumda Kılıçdaroğlu olamayacak, (gerekirse bir tavzih kararı ile bile) tedbiren görev yapanlar kapsamı içinde de olamayacaktır.
Tarafımca başvuru yapılmıştır.
Ayrıntılar dilekçede:
#CHP #Kılıçdaroğlu
Balyoz davası sürerken Kılıçdaroğlu’na mektup yazarak davanın darbe davası olmadığını, demokrasinin tehlikede olduğunu yazdım. Cevap vermedi. Elini taşın altına sokmadı. Şimdi kalkmış ÖÖ’ye FETÖ iması yapıyor oysa ÖÖ o dönem yardım için çırpınanlardandı. Doğruya doğru! Ayıptır!
Herkesi CHP Genel Başkanı olduğunu iddia eden @kilicdarogluk hesabını takipten çıkmaya davet ediyorum. Bunu toplumsal bir harekete dönüştürebiliriz.
Sayfayı her yenilediğimde ortalama 10 takipçi düşüyor 200 bin takipçi kaybetti son 3 saatte. Haydi arkadaşlar elden ele yayalım. Başarabiliriz.
Biz ne yaşıyoruz Allahaşkına! Ülkenin yarısından çoğunun tüm vatandaşlık hakları askıya alındı. Sadece vergi vermekle yükümlü kılındık. Söz hakkımız yok, oy hakkımız yok, seçeneğimiz yok, adalet talep etme hakkımız yok, çocuklarımızın geleceği yok, anayasanın tanıdığı tüm haklarımız gasp edildi…Sahi biz ne yaşıyoruz böyle!
Şunu iyi bilelim her hangi bir asliye hukuk mahkemesi bir siyasi partiye genel başkan tayin edemez. Kendisini seçim kurulları yerine koyarak karar alamaz. Bu çok ağır bir yetki gaspı ve anayasa ihlali olur. Kısaca butlan kararı yoklukla malüldür. Hiç doğamaz. Biz yoklukla malül bu kararı tanımayız seçim yargısının verdiği mazbatalar iptal edilemez. Biz de o mazbata kimdeyse onun yanında dururuz!
Fatih Altaylı’dan ‘Burcu Köksal’ yorumu:
• ‘Salı günü rozet takılacak’ demiştik. Takıldı. Tabii orada da çok güldüm.
• AK Parti’ye katılan, daha önce AK Parti muhalifi olan belediye başkanı ‘Ailenin kutsallığına inananlarla aynı yolda yürümek için AK Parti’ye katıldım’ demiş.
• Sanki evli bir vekil iken danışmanını Afyon’dan Ankara’ya getirip, sonra da danışmanı ile ilişkisi olduğu ayyuka çıkınca kocasını boşayıp danışmanı ile evlenen başkasıymış gibi.
• Elbette her şey insan için, bunlar olabilir ve kimsenin aşk hayatı bizi ilgilendirmez ama bunları yapıp da bize kutsal aile üzerine ahkam kesmek de hakikaten gülünç.
Bir Kayserili olarak söylüyorum Mustafa keser haklı.
Ne var bunda özür dileyecek?
Beni bilen bilir Kayserili fıkrası anlatmayı severim. Karadeniz fıkraları gibi memleketin rengidir, çok hoştur, ibret doludur.
Mustafa Keser'e bir Kayserili fıkrası da ben anlatarak destek veriyorum;
"Cehennemden Karadenizli rüşvet vererek kurtulmuş. Diyarbakırlı suçu devlete yıkmış.
Kayserili çıkmadı ne yapıyor hala diye sorulunca
Pazarlık yapıyor demişler.-)))
SEYYANEM ZAM DAVASI HAKKINDA ZORUNLU BİLGİLENDİRME;
1. 2023 yılında hükümet tarafından görevdeki memurlara 8.077,00 TL seyyanen zam verilmişti, aynı yasal mevzuata tabii olan memur emeklisine ise bu zammın verilmemesi için seyyanen zamdan damga vergisi hariç hiçbir kesinti yapılmaz şeklinde madde kanuna eklenerek Anayasa’ya ve hukuka aykırı bir şekilde memur emeklisinin seyyanen zam alması engellendi. Bu seyyanen zam her 6 ayda bir kat sayı artışı nedeniyle bugün için 23.000,00 TL civarındadır.
2. Seyyanen zamla ilgili üstat Yargıtay 7. Ceza Dairesi onursal üyesi Seyfettin ÇİLESİZ adına Anayasa Mahkemesi’nde karar bekleyen iki bireysel başvuru bulunmaktadır.
3. Bazı sosyal medya mecralarında seyyanen zam davasının reddedildiği ya da seyyanen zammın alınma umudunun bittiği şeklinde gerçekle ilgisi olmayan paylaşımlar yapılmaktadır. Bunların doğru olmadığına dair açıklama yapma zorunluluğu doğmuştur.
4. Seyyanen Zam davası kanunla düzenlendiğinden dolayı ve kanun maddesini İdare Mahkemeleri iptal edemediğinden dolayı seyyanen zam davasını düzenleyen kanun maddesinin öncelikle Anayasa Mahkemesi tarafından iptali gerekmektedir. İptali için de Ankara 9. İdare Mahkemesinde seyyanen zammı düzenleyen kanun maddesinin memur emeklisine zammın verilmemesi için eksik düzenleme olduğu bunun da Anayasanın hukuk devleti, eşitlik, Anayasanın bağlayıcılığı, sosyal devlet- sosyal güvenlik, mülkiyet hakkına, ayrımcılık yasağı hak ve ilkelerine açıkça aykırı olmasından dolayı Ankara 9. İdare Mahkemesinden kanun maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvuru yapılması istenmiş idare mahkemesi ise seyyanen zammın memura verilip memur emeklisine verilmemesinin hukuka aykırı olmadığı şeklinde Anayasa’ya aykırı bir gerekçe ile Anayasa Mahkemesine başvuruyu reddetmiştir. İdare Mahkemesinin hukuka aykırı bu kararı tarafımızca istinaf edilmiş aynı zamanda Anayasa Mahkemesi’ne doğrudan bireysel başvuruda da bulunulmuştur. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuruyu incelemek için dosyayı gündemine almış ancak henüz bir karar vermemiştir. İstinaf incelemesini yapan Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. İdari Dava Dairesi ise istinaf incelemesinde başkan emeklilerin lehinde görüş bildirerek seyyanen zammın memur emeklisine verilmemesinin Anayasanın eşitlik ve ayrımcılık yasağı ilkelerinin ihlal edildiğine dair kanaat getirmiş, iki üye hakim ise Anayasaya başvuruyu kabul etmediklerinden istinaf başvurusu kabul edilmemiştir.
5. İstinaf mahkemesinin başvuruyu kabul etmemesi üzerine ikinci defa üstat Seyfettin ÇİLESİZ adına Anayasa mahkemesine bireysel başvuru yapılarak memur emeklisinin hakkı olan seyyanen zammın verilmesi için bir an önce Anaysa Mahkemesinin bu haksız ve Anayasaya aykırı kanun maddesinin iptal edilmesi talep edilmiş ayrıca yeni yapılan başvuru ile daha önceden yapılan başvurunun birleştirilmesi istenmiştir.
6. Her iki başvuru da Anayasa Mahkemesinin gündeminde olup bir an önce Anayasa Mahkemesinin seyyanen zam davasıyla ilgili başvuruları inceleyip karara bağlaması için tüm emeklilerimizi çok yakın bir tarihte Anayasa Mahkemesine kendi durumlarını da belirten, kendisinin memur emeklisi olduğu kanun maddesinin iptal edilmesi halinde kendisinin bu haktan yararlanacağı dolayısıyla menfaatinin olduğu, seyyanen zammın emekliye verilmemesi nedeniyle her ay eksik ödeme aldığını almış olduğu emekli maaşı ile geçinemediği dengeli beslenemediği dolayısıyla sağlık sorunlarının olduğu vs gerekçelerle bir an önce dosyaların incelenerek karara bağlanmasını talep etmeleri gerekmektedir.
7. Anayasa Mahkemesine verilecek dilekçe örneği ile dilekçelerin nereye verileceği hakkında ayrıntılı açıklama ile dilekçe örneklerini paylaşacağız. Emeklilerimiz lütfen bizi takip etsin, emeklilerimizin Anayasa Mahkemesine verecekleri dilekçeler karşısında Anayasa Mahkemesinin kayıtsız kalamayacağını bir an önce dosyaları görüşüp karara bağlayacağı dolayısıyla bu haksızlığın da sona ereceği emekli memurun da hak ettiği zammı alması için gereken tüm hukuki çalışmaları sonuna kadar yapacağımızı emeklilerimize saygıyla duyururuz.
Seyfettin ÇİLESİZ
vekili
Av. Ali Erdem GÜNDOĞAN
KIYMETLİ EMEKLİLER
Bilindiği gibi Seyyanen zam davası Ank 9. İdare Mahkemesince Ocak ayı içerisinde reddedilmesi üzerine bu karara karşı hem Bölge İdare Mahkemesine itirazda, hem de Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuş idik.
Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. Dairesi itirazımızı Mahkeme başkanının karşı oyu ile 2/1 oyla reddetti.
Bu karara kaşı da Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunduk.
Anayasa Mahkemesinin bu başvurularımızı bir an önce inceleyerek karara bağlaması için adı geçen mahkemeye dilekçe vermek suretiyle siz kıymetli emeklilerimizin desteğini talep ediyoruz.
Kıymetli emekliler sona doğru yaklaşıyoruz. Anayasa Mahkemesinin başvurumuzu bir an önce lehimize karara bağlamadı en büyük arzumuzdur. Bu mümkün olmadığı takdirde davamızı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine taşıyacağız ve kazanacağız.
Avukatımız Ali Erdem Gündoğan bir kaç gün içerisinde dilekçe örneğini, dilekçenin nereye ve nasıl verileceğini belirten açıklamayı buradan paylaşacağım.
Yılmak yok, mücadeleye devam ediyoruz.
Bilgilerinize sunarım.
İyilik ve sağlık dileklerimle.
Yargıtay Onursal Üyesi Seyfettin Çilesiz @scilesiz52 yıllar önce TÜİK'in enflasyon ölçümüne ve memurlar ve emeklilerin uğradığı kayba ilişkin olarak adeta tek başına bir mücadeleye girişti.
Avukat Ali Erdem Gündoğan @av_gundogan Çilesiz'e destek verdi, davaları üstlendi.
Sevgili dostum, meslektaşım Erdoğan Süzer @erdogansuzer bu konuyu bıkmadan usanmadan haber yaptı.
Memur ve emekliler bir gün daha fazla hak elde ettiklerinde, ki edeceklerdir, bu üç ismi unutmasınlar...
Günlerdir takip ettiğim ancak soruşturmanın selameti için sessiz kaldığım SKANDAL bugün gün yüzüne çıktı.
Kimse helal olsun demesin. Konu arefe gününden bugüne gündemde. Çürütmek istediler ve bugün kokusu ortaya çıktı.
Durum şöyle:
Gaziantep’te arife günü 18 yaşından küçük bir kız çocuğunun babası adliyeye geliyor ve bir katibi işaret ederek bu adam benim çocuğumu uyuşturucuya alıştırdı diyor. Babanın taciz ve hatta tecavüz iddiası da var. Katip gözaltına alınıyor sonra tutuklanıyor. Tutuklanınca hırslanıyor ve bildiğim her şeyi anlatacağım diyor.
“Ben tek başıma değildim. Başsavcıya bağlı müdürler ve bazı katipler (yaklaşık 25 kişi) ara ara adliyenin konferans salonunda ve muhtelif yerlerinde uyuşturucu kullandık ve cinsel suçların konusu edilecek fiiller yapıldı.” diyor.
Bunun üzerine soruşturma genişletilerek bazı katipler ve başsavcıya yakın müdürlerle ilgili açığa almalar oluyor. Bu isimler T., A, ve İ. Başsavcı önce olayın duyulmaması için çaba sarf ediyor. Dosyayı da Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz’ı aklayan savcıya teslim ediyor. Duyulmaması en büyük çaba iken bu gayretleri ancak bugüne kadar sonuç veriyor.
Diğer yandan, bu soruşturma kapsamında AG isimli Sulh ceza hakiminin ve katibi M.’ın usulsüz tahliye, yakalama kararları almak üzere organize suça karıştıkları ortaya çıkıyor. Katip M da tutuklanıyor.
Olayla ilgili. İki kişi ise firari. Firari olanlar üstümüze gelir gelirseniz biz de bildiklerimizi anlatırız iş daha yukarılara gider diyor.
Takipçisi olacağız.
Uyuşturucu testi pozitif çıkan iş adamı Kaan Kalyoncu serbest, testleri negatif çıkan Dilek İmamoğlu’nun ağabeyi Ali Kaya tutuklu.
Buna adalet deniyor.