Adam her şeyi göze almış, belki bir çoğumuzun endişelendiği gibi başına çorap örülebileceğini de hissediyor ama geri adım atmıyor, pes etmiyor.
Bu saatten sonra, bir avuç kalmış böyle yürekli insanlara millet olarak sahip çıkamazsak, hepimize yazıklar olsun, yuh olsun.
Basına yansıyan haberlerde; Cumhuriyet Halk Partisi yönetimine hukuken son derece tartışmalı bir ihtiyati tedbir kararıyla getirilen ve kamuoyunun geniş kesimlerinin tepkilerine rağmen bu görevi kabul eden Kemal Kılıçdaroğlu yönetimi tarafından gerçekleştirileceği belirtilen bazı satışlardan elde edilecek gelirin derneğimize bağışlanmasının planlandığı öğrenilmiştir.
Derneğimiz, kuruluşundan bu yana Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda; hukukun üstünlüğünü, demokrasiyi ve hukuk devletini savunan, temel hak ve özgürlüklerin korunması için mücadele eden ve çalışmalarını partiler üstü sürdüren bir sivil toplum örgütüdür.
37 yıldır kararlılıkla savunduğumuz bu ilkeler gereği; demokratik hayatın vazgeçilmez unsurları olan siyasi partilerin, özellikle de ana muhalefet partisinin yönetimine, olağan demokratik süreçler ve kurultay iradesi dışında kayyum niteliğinde bir müdahaleyle getirilen bir yönetimden gelecek herhangi bir bağışın derneğimiz tarafından kabul edilmesi mümkün değildir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Selçuk Tepeli'den Kemal Kılıçdaroğlu'na tarihi ayar
Önce Ümit Özdağ'ı dinletti, Özdağ, (Geçerli sayılan 2.500.000 mühürsüz oyun vebali Kılıçdaroğlu'na aittir, bu rejimi Erdoğan ve Kılıçdaroğlu birlikte kurdular) dedi
Sonra bugünkü paylaşımı için O'nu rezil rüsva etti...
İzmir’in 2 Adalet ve Kalkınma Partili milletvekili birbiri ardına yarışır gibi açıklamalar yapıyorlar. Belli ki ikisi de 3. dönem milletvekilliklerinin ardından ( 3 dönem kuralı nedeniyle milletvekili olamayacakları için) Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday olmaya niyetlenmişler. Aday olurlar olamazlar bilemeyiz. Ancak 3 dönemdir İzmir’e ne kazandırdıkları elbette sorulması gereken bir soru. Daha net olarak şunu sormak daha uygun olur; Siz olmasaydınız İzmir’e hangi hizmet gelmezdi acaba?
Milletvekillerinin birbiri ardına çarpıtılmış, gerçek dışı açıklamalarından bir başkasına daha cevap vermemiz gerekiyor. Karşıyaka Zübeyde Hanım Huzurevi; Arsası Karşıyaka Belediyesine ait, binası Karşıyaka Belediyesi tarafından yapılmış ve yıllarca Karşıyaka Belediyesi tarafından huzurevi olarak işletilmiş bir sosyal tesis.
Sonrasında işletme için Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına tahsis edilmiş, Belediye Başkanı Cevat Durak zamanında. Huzurevi olarak işletilmek üzere verilmiş şartlı bir tahsis bu. 2020 yılından sonra huzurevi, bakanlığın kendi kararıyla boşaltıldı; Gerekçe depreme dayanıksız olması. O günlerde bakanlığa bina ile ilgili bir güçlendirme veya yeniden inşa etme niyetinde olup olmadıkları soruldu. Hiçbir cevap alınamadı. Artık huzurevi olarak kullanılmayan binanın bu şartlarda tahsisinin iptal edilmesi kararı alındı meclisten.
Bakanlık gerçekte hiçbir hakkı olmadığı hâlde mahkeme yoluyla bu kararın yürütülmesini durdurma kararı çıkardı ve binaya kelimenin tam anlamıyla “çöktü. Bakanlık o binayı huzurevi olarak kullanımını bitirdikten sonra huzurevini yenileme veya güçlendirme kararı hiç bir zaman almadı. Arsası ve konumu çok değerli bu huzurevini kaldırıp yerine başka bir şey yapma niyetleri olup olmadığını da anlayamadık. Karşıyaka’yı da kendi yaptırdığı huzurevinden ettiler.
O günlerde Karşıyaka Belediyesinin yararını gözeterek “o şartlar altında” SGK’ya devredebilmek için satış kararı alındı. Başka bir kişi veya kuruma satışı zaten mümkün değildi. Kabul ettiler ama belirledikleri rakam alay eder gibi çok düşük bir rakamdı (sadece 13 milyon TL). Rakama itiraz edildi, yeni bir değerleme istendi ama ne yazık ki cevap alınamadı. O gün bugündür o bina bomboş. Huzurevi kapalı ve bakanlık tek bir olumlu, çözümcül bir adım atmadı.
Plan değişikliği yapmaya çalışıldığı iddiası tamamen uydurmadır. O parsel zaten turizm ve sosyal tesis plan kararı olan bir yerdir. Plan değişikliği yapılmamıştır.
Sayın milletvekilinin iftirası, İzmir’de maruz kalınmış bir başka çökme hikâyesini bizlerin hatırlamasına vesile olmuştur sadece. Tüm belge ve bilgiler kayıtlardadır, arşivdedir. Bakanlıkça el konulmuş boş ve terk edilmiş huzurevi binasını görmek isteyen herkes gidip bizzat yerinde görebilir.
Biz İzmir’in hakkını hukukunu her yerde korumak için mücadele ettik ve etmeye devam ediyoruz. Tutkulu bir şekilde belediye başkanlık hayali kuran sayın vekiller gerçekten İzmir halkının desteğini mi almak istiyorlar;
1. İzmir’in malına çökmeye kalkanlara dur diyecekler.
2. Sürekli gerçek dışı, uydurma beyanlarda bulunmayı bırakacaklar.
3. İzmir’e gerçekten (vaat ve hikâye değil) hizmet getirecekler.
Öyle olacak ki “Siz olmasanız bu hizmet gelmezdi.” diyebileceğiz kendilerine.
Sayın İzmir’i çok düşünen Akparti milletvekili Konak’ta yapacağımız hizmet binası için “ortak akıl” çağrısı yapmış. Belediye hizmet binamızı biz yaparız, çok teşekkür ederiz. Biz sizin ortak aklınızı şehrimizin çok önemli altyapı, ulaşım ve kentsel dönüşüm çalışmaları için sizden bekliyoruz.
2. Çevreyolu için buyrun ortak akıl geliştirelim.
2 yıldır onay vermenizi beklediğimiz altyapı (Aliağa Şakran kanalizasyon ve arıtması, Dikili kanalizasyon ve arıtması gibi) ve ulaşım projeleri (400 elektrikli otobüs alımı, tramvay araç alımı gibi) için yatırım bankalarından bulduğumuz dış kredilerin onayı için buyrun ortak akıl geliştirelim.
Gediz nehrini kirleten sanayi kuruluşlarını nasıl durduracaksınız buyrun akıl geliştirin de artık bir adım atın.
Körfezi temizlemeye bir kuruşluk katkınız olmadı, ona da akıl geliştirseniz.
Kentsel dönüşüm deyince aklınıza rantdan başka birşeyler de gelsin. Mesela İstanbul’da verdiğiniz “yarısı bizden” desteğini İzmir’de kentsel dönüşüm ihtiyacı olan yurttaşlarımıza da verseniz, ortak aklınızı oralarda da görsek güzel olmaz mıydı?
Bunları 2 yıldır biz söylüyoruz biz dinliyoruz.. Bilmem ki bu sefer siz de duyar mısınız? Ya da boş verin siz sosyal medya vekilliğinize devam edin.