Katillerin konforlu saraylarında kurduğu o sahte normalleşme masaları, Aksa Tufanı’nın açtığı devasa sarsıntıyla başlarına yıkıldı; ne işgalci yahudi varlığının balonları ne de o korkak rejimlerin ihanet tezgahları bu tufandan kaçabildi! #GazzeninVebali
7 Ekim Aksa Tufanı, sömürgeci düzenin tüm planlarını altüst etti. İşgalci yahudi varlığının yenilmezlik balonunu patlatan ve hain rejimlerin kirli normalleşme masalarını deviren bu kutlu direnişe selam olsun! #GazzeninVebali
İşgalci yahudi varlığının yenilmezlik balonunu patlatan ve bölgedeki rejimlerin o kirli normalleşme masalarını deviren Aksa Tufanı, batıl düzenin tüm planlarını altüst etti! #GazzeninVebali
Ordularını kışlalara hapsedip Gazze’nin çığlığına kulak tıkayanlar; tarih de ümmet de bu ihanetinizi asla affetmeyecek. İki cihanda da yakanızı bırakmayacak bu hesap! #GazzeninVebali
Diplomasi masallarıyla zaman kazandırıp işgalci yahudi varlığının soykırımını aklayanlar bu katliamın doğrudan ortağıdır. Bu utanç ve bu vebal tüm kokuşmuş düzeninizi yıkacak! #GazzeninVebali
Gazze’de masumlar katledilirken konforlu limanlarında bu vahşeti izleyenlerin ve ticaret çarklarını sürdürenlerin iki yakasındadır bu kan! Suskunluğunuz katillerin kalkanıdır. #GazzeninVebali
7 Ekim'de işgalci yahudi varlığının yenilmezlik efsanesini yerle bir eden, korku duvarlarını yıkan ve ümmete izzetin yolunu yeniden gösteren Aksa Tufanı’nın kahramanlarına bin selam olsun!
#GazzeninVebali
7 Ekim’de işgalci Yahudinin burnunu yere sürten Aksa Tufanı’nın yiğitlerine ve şehitlerine selam olsun.
Allah şehadetlerini kabul buyursun.
#GazzeninVebali
Sizin taahhüdünüz mazlumlara ölüm, katillere ise güvencedir!
Yıllardır mazlumların kanı üzerinden kurduğunuz bu batıl düzeniniz, iki yüzlülüğünüz ve vampir ruhunuz, Aksa Tufanı ile ifşa olup yerle bir olduğu için mi kudurmaktasınız?
Siz ve sömürgeci tahtınız, yok olmaya mahkûmsunuz!
De ki: “Hak geldi, bâtıl zail oldu. Şüphesiz bâtıl zail olmaya mahkûmdur.” (İsra Suresi, 81)
Türkiye genelinde büyük bir özveriyle yürütülen ve gençliğimizi seküler-kapitalist eğitim çarkının insafına bırakmayan “Neslimiz Tehlikede, Kurtuluş İslami Eğitimde” kampanyası için Köklü Değişim Gençlik Kolları’na şükranlarımızı sunuyoruz. Fikri mücadeleyi sokaklara, panellere ve dijital mecralara taşıyan bu şerefli gayretinizden dolayı Allah sizden razı olsun; ayaklarınızı sabit kılsın.
"Kampanyamız sona erdi, çağrımız sona ermedi" vurgusu, bu mücadelenin geçici bir gündem olmadığını, aksine ümmetin geleceğini omuzlayan kalıcı bir iddia ve sorumluluk bilinci olduğunu en net şekilde haykırmaktadır. Mus'ab bin Umeyr’in davasını bugüne taşıyan, gençliği başıboş bırakan batıl sistemlere boyun eğmeyen bu tavizsiz duruş; geleceği İslam ile kurma iradesinin en somut ve şerefli ilanıdır.
#GeleceğimizİslamiEğitimde
#ŞahsiyetliNesil
NESLİMİZ TEHLİKEDE, KURTULUŞ İSLAMİ EĞİTİMDE!
Köklü Değişim Gençlik Kolları olarak, Türkiye genelinde yürüttüğümüz “Neslimiz Tehlikede, Kurtuluş İslami Eğitimde” başlıklı kampanyamızı tamamlamış bulunuyoruz.
Bu kampanya neslimizin nasıl bir eğitimle yetiştirileceğine, hangi değerlerle şahsiyet kazanacağına ve nasıl bir gelecek inşa edeceğine dair ortaya koyduğumuz fikrî bir mücadele ve açık bir çağrıydı.
Kampanya boyunca;
Paneller düzenledik.
Eğitim sisteminin mevcut durumunu, gençliğin karşı karşıya kaldığı problemleri ve eğitimde yaşanan yozlaşmanın sebeplerini ele aldık.
Meydanlarda ve sokaklarda broşürlerimizi halkımızla buluşturduk.
Neslimizin geleceğini ilgilendiren meseleleri gündemleştirdik, çözümün konuşulması gerektiğini hatırlattık.
Sosyal medya içerikleri hazırladık.
Gençliğin ve ailelerin karşı karşıya bulunduğu eğitim sorunlarını farklı başlıklarla gündeme taşıdık; düşüncelerimizi dijital mecralarda milyonlara ulaşabilecek bir çağrıya dönüştürdük.
Makaleler yayınladık.
Eğitimin maksadını, neslin yetiştirilmesini ve mevcut eğitim anlayışının ortaya çıkardığı sonuçları fikrî açıdan ele aldık.
Bizler, eğitimin insanı yalnızca meslek sahibi yapan bir araç olarak görülmesine karşı; akidesi sağlam, şahsiyetli, ahlaklı, sorumluluk sahibi ve ümmetin meselelerini dert edinen bir neslin yetişmesini esas alan bir eğitim anlayışının gerekliliğini ortaya koyduk.
Çağrımızı açıkça yaptık:
Neslimiz tehlikede!
Kurtuluş İslami eğitimde!
Kampanyamız sona ermiş olabilir; fakat neslimizin geleceği için taşıdığımız sorumluluk sona ermemiştir.
Bugün okullarda, yarın iş hayatında, ailede, toplumda yer alacak olan gençlerimizin nasıl yetişeceği; nasıl bir toplum ve nasıl bir gelecek ortaya çıkacağını belirleyecektir.
Bizler, gençliğin başıboş bırakılmasına razı olmayacağız.
Neslimizin fikrî ve ahlaki birikimini güçlendirecek, onu İslâm'ın ölçüleriyle yetiştirecek bir eğitim anlayışının gerekliliğini anlatmaya devam edeceğiz.
İslâm, insanı başıboş bırakmaz.
İslâm, eğitimi yalnızca bilgi aktarımı olarak görmez.
İslâm, şahsiyetli insanı ve hayırlı ümmeti inşa etmeyi hedefler.
Bugün attığımız her adım, yaptığımız her panel, dağıttığımız her broşür, yayınladığımız her makale ve ulaştığımız her genç; neslimizin geleceği için ortaya koyduğumuz mücadelenin bir parçasıdır.
Kampanyamız sona erdi.
Çağrımız sona ermedi.
Neslimizin selameti için, gençliğimizin izzeti için ve insanlığın kurtuluşu için çalışmaya devam edeceğiz.
Neslimiz Tehlikede!
Kurtuluş İslami Eğitimde!
Bu çağrı bizimdir.
Mus’ab bin Umeyr gibi gençliğin önüne İslâm’ın hakikatini koymaya,
Fatih Sultan Mehmet gibi büyük hedeflere yürümeye,
Rasûlullah’ın (sav) izinde şahsiyetli bir nesil ve İslâmî bir hayat için mücadele etmeye ahdettik.
Neslimizi İslâm ile ihya edeceğiz.
Geleceğimizi İslâm ile inşa edeceğiz.
#GeleceğimizİslamiEğitimde
#ŞahsiyetliNesil
Sessiz kalındıkça, unutuldukça ve gerçeğin üstü diplomasi oyunlarıyla örtüldükçe bu zulüm derinleşiyor. Aksa Tufanı'nın yıl dönümünde sorulan o haklı sorular, konforlu limanlarında keyif sürenlerin tüm riyakârlığını gözler önüne seriyor. Bu coğrafya korkaklığın değil, hakikatin omuzlarında yeniden ayağa kalkacaktır!
Gazze; sadece bombaların değil, soykırım, tuzak ve ihanet sarmalında büyüyen küresel bir kuşatmanın altında.
Yürekleri yakan sorulara cevap arıyoruz:
Gazze neden yalnız bırakıldı?
Gazze'nin vebali kimlerin üzerinde?
"Aksa Tufanı"nın 3. yıl dönümünde kıymetli konuşmacılarımızla birlikte "X" sohbet odasında Gazze'yi konuşacağız.
Sessiz kalmıyor, unutmuyor ve gerçekleri hatırlatıyoruz!
🗓️ 07 Ekim 🕘 22:00
Sahte gözyaşlarına, kokuşmuş reel-politiğe ve sömürgeci planlara karşı hakikati haykırıyoruz!
Aksa Tufanı'nın 3. yılında Gazze’nin çığlığına ses olmak ve gerçek çözümü konuşmak için Ankara'nın 6 ilçesinde buluşuyoruz. Tüm halkımız davetlidir!
📅 7 Ekim Çarşamba | ⏰ 20.30
📍 Altındağ, Bağlum, Çubuk, Pursaklar, Sincan, Yenimahalle
Milyonluk fonlardan hakem operasyonlarına kadar her gün yeni bir skandalla sarsılan bu düzenin adı: Kokuşmuş kapitalist çark! Liyakatin değil menfaatin, adaletin değil çıkarın egemen olduğu bu batıl nizam, kendi kirliliği içinde boğulmaya mahkûmdur.
Sporundan hukukuna, eğitiminden ekonomisine kadar hayatın her alanını kuşatan bu ahlaki ve idari çöküntü, beşeri sistemlerin iflas belgesidir.
Batıl temeller üzerine kurulu bir nizamda hakkaniyet aranamaz. Gerçek adalet, liyakat ve huzur ancak İslam Nizamı'nın bütünüyle tatbik edilmesiyle kaim olur!
#pazar
#MHK
#HerFonaAnaPara
@dailyislamist@bilalzincirkran Mazluma zindan, vurguncuya sefa! Adaleti kendi çıkarlarına göre yerle bir edenler, kurdukları bu kokuşmuş düzenin altında kalacaktır. Hakikati savunanlar susmayacak, batıl nizam mutlaka yıkılacaktır!
Mesele bir fonun batması değildir,
Mesele bir sistemin iflas etmiş olmasıdır.
Toplumun huzura, devletin adalete, insanın ise onuruna kavuşması; ancak batılın tamamen reddedilip İslami hayatın yeniden tesis edilmesiyle mümkündür...
Fon Krizine Nasıl Bakmalıyız? | Eko Vizyon
Eko Vizyon’un bu bölümünde; yaşanan fon skandalının aslında ne olduğu ve nasıl gerçekleştiği üzerinde durup, hem sürecin analizini yapacağız hem de yatırımcılar için çıkmaz sokak olan borsanın vakıasını ele alıyoruz.
Alternatif Yok Yalanı ve Hakikatin Şafağı
Zaman, kitleleri sessizliğe mahkûm eden en güçlü illüzyonu fısıldar: “Başka bir yol yok”
Bu cümle, modern çağın en sinsi prangasıdır. İnsanlar; sömürüye dayanan ekonomik çarkların, adaletsizliğin, ahlaki çöküntünün ve krizlerin pençesinde nefes alamaz hale geldiğinde, sistemin mimarları zihinlere bu zehirli teselliyi enjekte eder. İnsanlara, içinde bulundukları bu boğucu ve acımasız düzenin evrenin değişmez kanunu olduğu, alternatifi aramanın ise bir hayalperestlikten ibaret olduğu telkin edilir. Buna "TINA" dogması denir.
Bu dogma 1980'lerde Birleşik Krallık Başbakanı Margaret Thatcher tarafından özelleştirmeleri, kamunun küçültülmesini ve serbest piyasa politikalarını savunmak için popülerleştirilmiş olup kapitalist sistemin ve piyasa kurallarının insan yapımı geçici tercihler değil, yer çekimi gibi mutlak bir doğa kanunu olduğunu iddia eden bir zihniyettir.
Bu zihniyet, krizler derinleştiğinde ve mevcut düzen nefes alamaz hale geldiğinde kitlelerin karşısına aşılmaz bir duvar olarak dikilir.
Oysa tarih, insan iradesinin bu sahte duvarları defalarca yerle bir ettiği anlarla doludur.
"Alternatif yok" yalanı, sadece mevcut düzenin ömrünü uzatmak için uydurulmuş bir korku politikasından ibarettir.
Krizler derinleştiğinde, yozlaşma her kurumun kökünü sardığında ve adalet duygusu tamamen yara aldığında, mesele artık mevcut çarkları yamamak değil; o çarkları tamamen söküp atmaktır. Çünkü çürümüş bir yapıyı makyajlamak, çürümenin kendisine ortak olmaktır.
Bu alternatifsizlik psikolojisi kırılmaya başladığında sistem, toplumsal öfkeyi ve değişim talebini zararsız bir mecraya hapsetmek için kendi emniyet supaplarını devreye sokar. Nizamın değiştirilmesi gerektiği gerçeğini unutturup, sorunu sadece "yöneticiler veya hükümetler değişimi"ne indirgemektir.
Mevcut düzenin sömürü çarkları tamamen yerli yerinde dururken; sadece koltuktaki aktörlerin değişmesi nizamı değiştirmez. Bu, çürümüş bir binanın taşıyıcı kolonlarını onarmak yerine sadece duvarlarını farklı bir renge boyamaya benzer.
İktidar değişimi adıyla sunulan bu döngü, kitlelerin "değişim yaptık" tatminiyle yeniden aynı sömürü çarkının içine hapsolmasını sağlar.
Hakiki bir değişim, mevcut mekanizmanın içinden yeni bir figür çıkarmakla değil; o mekanizmanın tamamını söküp atarak insanı, adaleti ve hakikati merkeze alan yeni bir nizamı inşa etmekle mümkündür. İnsanlık, maddi refahın zirvesindeyken ruhsal bir çölleşme yaşıyorsa, bu durum bizzat nizamın kurgusundaki kökten bir sakatlığın sonucudur.
İşte tam bu noktada, alternatifsizlik masalını ve sığ iktidar döngülerini bitirecek olan yegâne hakikat; insana insanlığını, emeğe karşılığını, mülkiyete ve toplumsal hayata ise mutlak bir adaleti veren İslam Nizamı olacaktır.
İslam nizamı; hayatı parçalayan, dini sadece vicdanlara hapsedip ekonomiyi, siyaseti ve hukuku sömürüye teslim eden seküler hurafelere karşı yekpare bir adalet çağrısıdır.
Bu nizamda mülk, sınırsız bir zenginleşme aracı değil, Yaratıcı'nın insana emanet ettiği bir sorumluluktur. Zekat ve infak mekanizmalarıyla servetin belirli ellerde tekel olmasını engeller; faiz ve borsa çarkıyla emeği sömüren finansal engizisyonu tarihe gömer. Gücü ve otoriteyi adaletin üstün kılınması şartına bağlar; ne bir zenginin ne de bir yöneticinin adaletin ve hakkaniyetin üzerinde olamayacağını tescil eder.
Bugün Türkiye'den başlayarak küresel ölçekte yaşanan her çoklu kriz aslında bu köklü nizam değişiminin doğum sancılarıdır. İnsanlar alternatifsiz değildir; sadece o alternatifin sesi bilinçli olarak bastırılmış, zihinlerden silinmeye çalışılmıştır.
"Başka bir yol var" demek, sadece bir slogan değil, insan onuruna yakışır bir hayatın inşası için en acil vicdani sorumluluktur.
Sahte putların ve sömürü düzenlerinin sunduğu alternatifsizlik yalanı yıkıldığında, hakikatin o adaletli ve huzur veren iklimi yani İslam Nizamı, sökülüp atılan o karanlık düzenin yerini almaya hazır bir şekilde başını uzatacaktır.
#HayırlıCumalar
Müfredat yalnızca bilgi aktaran bir program değil; devletin dayandığı temel fikre göre insanı şekillendiren bir araçtır. Laik ve Batı kaynaklı esaslarla şekillenen eğitim gençlerde şahsiyet karmaşasına ve toplumsal bunalımlara yol açarken; çözüm yalnızca İslam akidesine dayalı bütüncül bir nizamdır…