Savcıların ve hakimlerin kim olduğunu ve neden böyle kararlar verdiklerini anlamamız için paylaşıyorum.
Çünkü her biri ‘’Arifcim’’ gibiler..
Arifcim başladın mı emir almaya?
Buradan CHP’li yetkili ve milletvekillerine sesleniyorum! Orada sizin için eylemlere katılan gençleri dövdürtmeyin! Sahip çıkın kardeşim! “Hadi eylem bitti!” Deyip sıcak yuvalarınıza koşmayın! Sahip çıkın çocuklarımıza, ayıptır! Yakışmıyor! @herkesicinCHP
Merhaba ben Dezenfektan Hanım;
Kendi Bakanlığıma ,kendi şirketim üzerinden yüksek fiyatla dezenfektan aldım. Ve kendi bakanlığımı zarara uğrattım.
Fakat hakkımda hiçbir işlem yapılmadı…
Hayırlı Ramazanlar 🌙
Psikolojide “projeksiyon yapmak” deniyor ,
yani kendindeki suçu ya da eksikliği karşındakine yansıtmak .
Diploma sorana, diploman yok de
128 milyar dolar sorana, yolsuzluk yaptın de
Seçilmişe laf edilmez deyip, seçilmişi engelle
Terörist başı denilen mahkum ile mektuplaşırken, “sayın” derken , “Önder” kabul ederken , karşındakini teröristle konuşmakla suçla
Gibi gibi…
doğal hali gerçek hali bu …..
Emeklerin bayram ikramiyesi 3000’den 4000 yaptık daha ne olsun…
Ülkede yaşayan hiçbir insan umrumda değil tavrı nasıl da belli oluyor
Topluma ülkeye bakış tarzı aynen böyle
Misal; ben bu fotoğraftaki evimin üstüne kaç ev değiştirdim hatırlamıyorum. Yurtdışında yap masterını dediğim evladımın, "ev değiştirmekten bıktım anne" cümlesindeki yerleşik ev düzeni umudu hakkını nasıl vereceksiniz kızıma mesela?
Bu fotoğraftaki apartman; ki Platin apartmanıydı tam 9 şehit verdi; bazılarına gittim, bazıları uzaktı gidemedim. Bu fotograf tarihi itibariyle evliliğimizin 7, beraberliğimizin 9. yılıydı. Üzerine sayısız görev, sayısız ayrılık, sayısız şehit, kendim ve kendiminki dahil sayısız yalnız kadın ve babasız büyüyen çocuk tanıdım. Benim kızım mesela babasını 20 yaşında tanıyabildi. Tanıyamayanları ne yapıp, acılarını nereye sığdıralım? Ömrünün baharında evlere sığmayan kocasını, oğlunu, kardeşini kara toprağa sığdıran eşleri, anaları, bacıları hangi umut hakkına sığdıralım?
Bu fotoğrafta 57 kiloydum ben. Gencecik ve nispeten daha az travmalıydım. Bir başıma hem evimi, hem işimi, hem çocuğumu, hem de kalan her şeyi idare ediyordum. Tahammülüm, sabrım vardı, olaylara hoşgörü ile bakabiliyordum. Eşimin eve nadiren geldiği zamanların sonlarında, ardından bir damla gözyaşı döktüğümü göstermeden dimdik yolcu edebiliyordum dağlara. Şimdi defalarca ev taşımaktan, market poşeti yüklenmekten Arnold gibi kol kaslarım var. Bitmeyen psikolojik açlıklarım, tedavisi olmayan hasimatom ve erken yaşta yüklendiğim menapoz yükü sayesinde aldığım 15 kilo var. Kaldı ki kızımdan bile fırça yedim bu kilo meselesinden. 40 yaşından sonra alerjik astımlar falan geliştirdim. Sonsuz öfke doluyum, kimseyi dinlemeye tahammülüm yok. Etrafımda insan bırakmadım bu yüzden. Bunların tamamı için doktor stresten uzak dur dedi. "Sen dur, kolaysa" dedim. Zira mesleki kaygılar bizden gitti ama biz mesleki kaygılardan gidemedik ailecek.
Sağlık içinde yaşlanabilme umudumun hakkını verebilecek misiniz bana mesela?
Bu fotoğraftan sonra Eğirdir, Kıbrıs maceralarımız da oldu bizim; ki biz şanslı gruptandık aslında. Eşlerimiz göreve giderken biz sabit kalanlardandık. Mesela ben lojman taranmasına, lojmana komşu kışlalardan kalkan al bayraklı helikopterleri bilmem hiç. Ama o albayraklı tabutları karşılamışlığım çoktur. Nizamiyeden giren ambulans ve siyah araba hangimizin kapısına gelecek diye asırlar gelen saniyeleri geçirmişliğim ziyadesiyle fazladır mesela. Çalan kapı ve telefonlarda sıkışan kalbimin, taşikardiden kurtulma hakkını verebilecek misiniz bana mesela?
Annem panik ataktır benim biraz. Mütemadiyen bir endişe halindedir. "Emel ben uyuyamıyorum, sen nasıl dayanıyorsun 1 ay haber alamamaya" diye sordu bir gün bana. "Kötü bir haber olsa anında bulurlar beni anne" dedim o an. Çünkü kötü haberi, iyi haberden 40 kat hızlı ulaştırıyorlardı canım memleketimde... sahi, bu vakit oldu, memleketin saçmalıklar deryası yüzünden hâlâ bir kulağım postacıda. Memleketin başını yiyen bu çakal it sürüsü teröristler yüzünden, benim iyi haber alma umudumun hakkını nasıl ödeyeceksiniz?
Daha dün "nasıl uyuyorsun" diye sordu biri bana. "4-5" saat dedim. O da her saat başı uyanarak. "Hastalanacaksın" dedi, "sağlam mıyım ki" dedim. Çünkü kolay değildir, günlerdir haber alamadığın, operasyondaki eşinden bir mesaj olsun beklerken; rüyanda kapında bekleyen al bayraklı tabutu görüp, ciğerlerinde sızlamayla uyanmak.Aylarca bir gelse de yanyana yürüsek şu şehirde diye beklediğin adamın elini, eşi görevdeki komşularına ayıp olacak diye tutamamanın umut hakkı ne olacak mesela?
Hem eşimden, hem geniş ailemden ayrı geçen, karşılığında ise bütün bunlara sebep olan adam için "gelsin mecliste konuşsun" cümlesini işittiğimiz 20 küsur yılımı bana geri verecek bir umut hakkı planınız var mı Devlet bey? İlahi adalet diye bir züğürt tesellisinde mi arayalım yoksa biz bu hakkı?
Tüm gayretime rağmen "Babama bir şey olmasından korkuyorum anne" diyen evladıma 20 yıl söylediğim yalanlar da af kapsamında mı, ilahi güç mü ilgileniyor bu mevzuyla?
Kalınız sağlıcakla. AH'sız günler diliyorum size...
10.01.2025
Emel
Bir 10 Kasım’da daha, sensiz,
Sonsuz Özleminle Bizim
#HerGünümüzSENSİN!
Bir ömrü bir vatana adamış,
Her nefesini milleti için almış,
Adı kalbimize, mirası akıllarımıza kazınmış Büyük Atatürk;
Bu veda, seninle var olmuş bir ülke ve bir millet için yaşanmış en erken ayrılıktı…
Ve biz, o vedaya inat, senin sonsuz özleminle #HerGünümüzSensin! diyen,
her gün seni yaşayan bir milletiz!
Her 10 Kasım’da, milletçe hissettiğimiz en büyük duygu “Seni Özlemek!”
Seni Özlemek, vatanımıza daha çok sarılmayı,
Seni Özlemek, uğruna canlar verilen bayrağımızı korumayı,
Seni Özlemek, yarınlar için sorumluluklarımızı,
Seni Özlemek, emanetin olan her şeye sahip çıkmayı bize anlatıyor!
Seni Özlemek, Cumhuriyet’i,
Seni Özlemek, Hürriyet’i,
Seni Özlemek, İlkelerini bize yaşatıyor!
Ve biz, sensizliğin sonsuz özlemiyle, #HerGünümüzSensin! diye haykırdığımız bir 10 Kasım’da daha;
“Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz. Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk Gençliği bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir.” sözlerinle aydınlanıyoruz!
Seni özlediğimiz bir 10 Kasım’da daha aynı hissi yaşıyoruz; Bizim #HerGünümüzSensin!
Gücümüzü senden, sorumluluğumuzu vatanımızdan, umudumuzu bize emanetin olan ay yıldızlı bayrağımızdan alıyoruz!
Ebediyete intikalinin 86. yıl dönümünde,
Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü sonsuz özlem ve saygıyla anıyor;
Fenerbahçe Spor Kulübü olarak Atamızı ve ilkelerini, ilelebet göğsümüzde taşıyacağımızı bir kez daha haykırıyoruz!
Bu ulus için yaptıklarıyla, eşsiz vizyonuyla, ülkemize en büyük mirası olan Cumhuriyet’le hala yolumuza ışık tutan, bizde sevgisi her gün büyüyen, değerini bu zamanlarda daha çok anladığımız Atamızı saygı ve minnetle anıyorum.
#10Kasım
Anıtkabir Derneği; Atatürk’ün okuduğu tüm kitapları, altını çizdiği yerlerle beraber, PDF hâline çevirmiş.
Müthiş bir arşiv çalışması, ilgilenenlere duyurulur.
https://t.co/mI8hf3IQXm
Hapse de atsanız kurşuna da dizseniz oğlumun katilini affetmenize sessiz kalmayacağım. O caniye af getirdiğinizi, mecliste ağırladığınızı görüp kahrımdan öleceğime o meclisin önünde direne direne, onurumla şerefimle, bir Türk’e yakışır şekilde ölmeye razıyım…++