Teşekkürler Sn. Kılıçdaroğlu..
Karşınızdaki kişilerin tüm saldırgan tavırları karşısında biz evlerimizde sinir harbi yaşadık.
Siz müthiş bir sakinlik ile çok anlamlı ve yerinde cevaplar verdiniz.
Buda sizin farkınız👏👏
@kadikoybelediye hangi çağda yaşatıyorsunuz bizi? Sabahın 7’sinde büyük gürültüyle moloz mu toplanır? Her taraf cam kırıklarıyla dolu ve öyle bırakıp gittiler. Pes vallahi. Bu mu sizin çağdaşlık anlayışınız? @mesutkosedagi
@kadikoybelediye@mesutkosedagi Şehrimize ve vatandaşlarımıza sahip çıkmanızı bekliyoruz. Buna neden müsaade ediyorsunuz? Bu pislikle yaşamak zorunda mıyız? Medeni ülkelerde böyle mi yapılıyor?
📍 Miralay Tevfik Bey Sk.
Cana ve mala zarar geldince sorumluluk alacak mısınız?
Çocuk bu çukura düşerse ne olacak?
Kaç haftadır burası böyle.
Sorumluluğunuz olan işinizi yapmanızı bekliyoruz sadece, başka bir şey değil.
📍Köşk Sk-Bağdat Cd. Köşesi
@kadikoybelediye@mesutkosedagi@kadikoykaymakam
Annesi Dr. Öğretim Üyesi Özlem Çapan Özeren:
“Benim oğlum çok ahlaklı, iyi, dürüst, dünyada kimseyi incitmemiş, harika bir çocuktu. 25 yıldır bana çok güzel bir hediyeydi o.
Maalesef kaldırımda, yaya geçtiğinde kurallara uyan, ahlaklı bir insan olarak karşıdan karşıya geçmeyi beklerken, yarış yapan 2-3 tane arabanın çarpmasıyla hayatını kaybetti.
Söylenebilecek o kadar az şey var ki… Bu ölümlerin durması gerekiyor.
Berkay 25 yıldır bu memlekete hayırlı bir evlat olarak yetişti. Okullarını birincilikle bitirdi. Yazılım mühendisiydi. Çok dürüst bir çocuktu. Torpil bile kullanmadan işe girmenin çabası içerisindeydi. İyi bir evlattı. Ahlaklı yetiştirdik onu.
Memlekete, Atatürk ilke ve inkılaplarına uygun bir çocuk olarak yetiştirdik. İstedik ki bizimle beraber yaşamasını devam ettirsin. Pırlanta gibiydi.
Bu memlekete hayırlı olacak bir evlattı. Şu an yanımızda değil, aramızda değil. Acımız çok büyük, benim kalbim yanıyor. Bu durumda olan annelerin hepsine sabırlar diliyorum.”
İsyan etmemek elde değil.
Bu kadar mı vurdumduymazlık olur, bu kadar mı ilgisizlik olur.
Tek yönlü bir caddede önlem almak bu kadar zor olmamalı.
Daha ne olmasını gerekiyor ki önlem alınsın.
Çok çok üzgünüm.
@istanbul_EGM@TC_istanbul@IBBcozummerkezi@kadikoybelediye
Bakın, bu fotoğrafta gördüğünüz kişi 26 yaşındaki Berkay Şengel. Kendisi üniversite öğrencisi, pırıl pırıl bir yazılımcı gencimizdi. Bugün, "at hırsızlarının" genç kızları taciz etme ve düşürme maksadıyla Suadiye Caddesi’ne akın etmesi yüzünden, karşıdan karşıya geçerken bir serseri tarafından ezilerek hayatını kaybetti.Berkay kardeşimizi ezen şahıs Azad Baran, Berkay’ı olay yerinde can çekişirken bırakıp kaçtı. Bu Suadiye ve Caddebostan bölgelerine acilen müdahale edilmeli. Orayı genç kızları taciz etme merkezine ve drift alanına çevirdiler. İpini koparan her it o bölgeye geliyor, kendi aralarında TikTok’ta video çekme akımı başlattılar. Babalarının parasıyla aldıkları arabalarla hava atmaya çalışan, hiçbir baltaya sap olamamış bu itler yüzünden tertemiz gençlerimiz hayatını kaybetmesin.
Maymun bebek Punch’ ın yaşadığı hayvanat bahçesi dünkü olaylarla ilgili açıklama yaptı:
“Dün çekildiği düşünülen “Punch’ın kuyruğunun çekildiği video” hakkında:
Şu anda internette yaygın olarak dolaşan birkaç videoyu gördük. Punch, sürüdeki diğer bir yavru maymunla iletişim kurmaya yaklaşmışken, o yavru maymun tarafından kaçınılmış/uzaklaştırılmış. Punch iletişim kurmaya çalışıp oturduğu yerde, yetişkin bir dişi maymun tarafından kızdırılarak kuyruğundan çekilmiş gibi görünüyordu.
Bu sefer Punch’ın kuyruğunu çekenin, Punch’ın iletişim kurmaya çalıştığı yavrunun annesi olduğu düşünülüyor. Muhtemelen anne maymun, yavrusuna “hoş olmayan bir şey” yapıldığını düşünüp, Punch’a karşı “yavruma kötü davranma” diye öfkelenmiş ve bunu yapmış olabilir.
Punch bugüne kadar da birçok kez azarlanarak veya benzer tepkiler alarak, maymun olarak yaşamak için gerekli iletişim yöntemlerini öğrenmiş durumda.
Videoda kuyruğu çekildikten sonra pelüş oyuncağın içine kaçıp saklanıyor, ancak biraz zaman geçtikten sonra her zamanki gibi pelüşten çıkıp diğer maymunlarla iletişim kurmaya devam etmiş.
Video büyük ihtimalle 19 Şubat öğleden önce çekilmiş olsa da, saat 12:00 ve 15:00’teki yem verme zamanlarında Punch’ın hali tavrında her zamankinden farklı herhangi bir değişiklik gözlenmemiştir.
İkinci kez sürüye katılan maymunlar konusunda, böyle olayların yaşanabileceğini fark etmiş durumdayız. Bugüne kadar da defalarca sürüdeki maymunlar tarafından azarlanmışlığı var, ancak ciddi şekilde saldırıya geçmeye çalışan bir maymun olmadı.
Punch azarlanmasına rağmen, çabuk toparlanma ve mental dayanıklılık gibi güçlü yanları da taşıyor. Çeşitli maymunlarla iletişim kurmaya çalışmasının sonucunda sürüdeki maymunlardan dışlanma/soyutlanma gibi durumlar yaşanıyor olsa da, bu sadece acınası bir durum olarak görmek yerine, Punch’ın çabasını desteklemek gerektiğini düşünüyoruz.”
Aynı şikayetime, 3 gün arayla 232004 ve 232586 numaralı şikayetime gelen cevabı taktirlerinize bırakıyorum.
Müteahhide sorduk, cevabından tatmin olduk demek ha!
“Aktif olmayan” borunun resmi ekte ve şikayetimin ekinde de vardı
@kadikoybelediye@mesutkosedagi
Kaydı kapatmışsınız. Sizin görev ve sorumluluk anlayışınız bu mu? Bugün sabahki (24 saat sonra) durum hala bu. Vatandaşın başına bir zarar gelmesini bekliyorsunuz sanırım.
Bilim Sk.-Kantarcı Rıza Sk. köşesindeki inşaat.
@kadikoybelediye@mesutkosedagi@kadikoykaymakam
Burdan her gün yüzlerce çocuk ve yaşlı geçiyor. Başlarına her an bir şey gelebilir. Ayrıca kamu malına zarar var. Bu uygunsuz duruma müdahale ve gerekli idari ceza talep ediyorum.
Bilim Sk.-Kantarcı Rıza Sk. köşesindeki inşaat.
@kadikoybelediye@mesutkosedagi@kadikoykaymakam
KEMAL KILIÇDAROĞLU’NUN FATİH ALTAYLI İÇİN KALEME ALDIĞI O YAZI SOSYAL MEDYADA TEKRAR VİRAL OLDU!
CHP 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu:
Merkepler Adam Olur, Sen Adam Olmazsın.
Güç, Fet�� terör örgütündeyken her organizasyonlarına koşup yalakalık yapan Kepaze.
Doğan Grubunda çalışırken Ciner'e küfür eden, Ciner daha çok para verince oraya geçen, patronların Satılık elemanı.
İnsan Hakları Derneği Başkanı bir Hanım için;
"Gördüğüm yerde cinsel tacizde bulunmazsam namerdim"
diyen NAMERT Kadın Düşmanı.
Saray talimatıyla oynanmış anketler yayınlayan İş birlikçi.
"Eline sağlık" paylaşımından ötürü sadece ama sadece savcılığa çağrıldığın için,
"Ben anket yaptım" diyerek özür dileyen Korkak.
Muhalifmiş.
"Gocuklu celep kaldırınca sopasını, sürüye katılmaya koşan" besili bir koyundan farkın
yok.
Kalemin satılık.
Ruhun satılık.
Hatta küfür yuvası ağzın bile satılık.
Belinde tabancayla gazetecilerin grev çadırını basan,
Çalıştığın kurumda gazeteci kıyımı yapılırken "Ne yapabilirdim" diyen,
Yanında çalışan kadın gazeteciye beyzbol sopası gösteren,
Onurlu gazeteci düşmanı, paranın kölesi bir Çukursun.
Gezideki tutumunu da unutmadım!
Ve daha niceleri.
Şimdi gelelim, senin "Akp için çalışıyor - Dış devletlerin Ajanı" iftiralarına ve vicdansızca
söylediğin
"Ayağı asfalttan başka yere değmez" sözüne,
Be Gafil!
Ben, Bu partiyi senin gibi "elinde viski kadehleriyle partime yön veren" alçakların elinden aldım ve
Halkın Partisi yaptım.
Bina görevlileri ile oturdum.
Kağıt toplayıcıların arkadaşı oldum.
Evlere temizliğe giden kadınlara yoldaş oldum.
Çok fakir sofrasına oturdum.
Emekliyle, işçiyle, garibanla hemhal oldum.
Sarayın değil, yoksulun sofrasına oturdum.
Be Müptezel!
"Akp işbirlikçisi-Dış Devlet Ajanı" diyorsun.
Terör örgütü kurşunladı beni, kucağımda Asker Şehit verdim.
İki polis kardeşim yaralandı, ölümden döndük.
Acıları hala ağır geliyor yüreğime.
Be Paranın Emrindeki tetikçi!
Defalarca linçlere uğradım, ölümlerden döndüm.
"Yakın o evi" dediler, santim geri adım atmadım.
Adalet için 70 yaşımda 500 km yol yürüdüm.
Senin gibi kaç tane namerdin hakaretlerine uğradım.
Hayatım tehditlerle ve saldırılarla geçti.
Ne zaman korktum?
Ajan veya işbirlikçi bir adamın parası olur, mal varlığı olur.
Oğlunun Amerikalarda çiftliği, Gemicikleri, Vakıfları olur.
Cevap ver!
Namusum ve Mücadelemden başka
NEYİM VAR?
Ajan ve İşbirlikçi olduğumu ispatlamaz isen,
Namussuz ve Alçaksın!
Beni daha fazla konuşturma!
Bak Fatih!
Bu güneşin altından,
Parayla işi olmayan çok adam geçmedi.
Sen bu Ruhu ve Mücadeleyi anlayacak kapasitede değilsin.
Parayla işim olsa, seni satın alır,
Saraya karşı bağlardım.
Ama benim Parayla-Pulla işim yok.
Müesses Nizamın adamları ve
Sermayenin tetikçileri,
Çarkınız kırılacak-Düzeniniz bozulacak.
Hodri Meydan!
Bu Memleketi ve Partimi Sizlerden kurtarıncaya kadar BURDAYIM.
Siz bir, ben bir.
Rahmetli Levent Kırca'yı saygıyla ve özlemle anıyorum.
En başta Sevgili Gençlerimiz olmak üzere yukarıdaki yazımı okuyan bütün Kardeşlerimden
o lafları benden duydukları için özür diliyorum.
İnanın bunlarla baş etmenin başka bir yolunu bulamadım.
Affınıza sığınıyorum.
Dostlar,
Bu yapılanmalar bir günde oluşmadı.
Koca koca sermayeler ve
Milletimizi felakete sürüklemek,
Vatanımızı bölmek için kurulan koca bir düzen var ortada.
Müesses Nizam!
Bunlar da bu yapının parçacıkları.
Lütfen dikkat edin!
Bu yapılar ne yapıyor?
Sözde muhaliflermiş gibi hem Partimizi hem de muhalefet bloğunu bölmeye uğraşıyorlar.
İşimiz gerçekten kolay değil.
Sadece daha net anlaşılabilmek için bir örnek vereyim.
Yukarıda bahsettiğim zat şimdilerde çıkmış meydana,
"Şu ilçe Belediye Başkanı Cumhurbaşkanı adayı olsun."
"Bu belediye başkanı, şu başkandan daha iyi" gibi cümleler kuruyor.
Partimizde ve muhalif seçmende kafa karışıklığı oluşturmak,
Saraya olan öfkeyi başka
alanlara dağıtmak için operasyon yapıyorlar.
Bunlar Psikolojik Harp Uzmanları.
Bunlar Suret-i Haktan görünen İblisler.
Hep birlikte Başaracağız.
Başarmak Zorundayız.
@CetinSgsz@mustafabalbay bir cevabınız olacak mı acaba? Eğer gerçekten doğru değilse söylediğiniz, sizce bu sorun değil mi? Size inanan ve güvenenlere saygısızlık olmaz mı?
LEVENT KIRCA'NIN ÖLÜM DÖŞEĞ��NDEKİ SON SÖYLEŞİSİ..
"Babam, İsviçre’de akademide bir profesördü. Heykeltıraş ve ressam. Hiçbir zaman bir baba-oğul ilişkimiz olmadı. 35 sene sonra kapımıza geldiğinde, annem Cüneyt Gökçer geldi zannetmiş.
Geldi, beni uyandırdı ve “Cüneyt Hocan geldi” dedi. Gördüğün gibi annem de yabancılaşmış. Annem olayın farkına sonra vardı. Bizi tanıştırdı, “Oğlum, bu senin baban” dedi. Tokalaştık. Babam da “Sarılmayacak mısın?” dedi. Dedim ki, “Valla hiç içimden gelmiyor. Çünkü siz benim için herhangi bir adamsınız şu anda.!”
Sanatçı genlerim babamdan. Makyaj yapmalarım, heykele merakım filan hep ondan gelmiş.
BİR AYAKTA DURABİLSEM...
Kırca sözlerine şöyle devam ediyor:
“Bir ayakta durabilsem, çıkıp oyun da oynarım ama ayakta duramıyorum. Yürüyemiyorum. Şu koltuğa gidip orada oturuyorum, sonra yatıyorum. Genelde de yatıyorum. Ama bunlar normal. Birileri ölecek, birileri yaşayacak. Ölmek zorundasın ki, başkaları doğsun. Hayatın diyalektiği bu. Ben yapacağımı yapmışım. Yaşadığım sürece de mücadele ederim. Yaşarsam, bir-iki oyun daha koyarım. Ama tiyatromu güzel yaptım, onu görmeni istiyorum. Hemen alt katta. Oraya bir okul da yaptık. Ücretsiz bir okul. 250 öğrencimiz var. Gençlerle bildiklerimi paylaşmak istiyordum. Öğrencilerimi filmde de oynattım. Ama filmi dağıtmıyor kimse. Elimizde donumuz, torbamız dolaşıyoruz kapı kapı. Tiyatrom benden sonra da devam etsin istiyorum. Bülent Demir’e devrediyorum, çok sağlam çocuktur Bülent. Başından itibaren beni hiç yalnız bırakmayan kişidir.
“Jübile yapar mısın?” diye soruyorlar. Yapmam, prensip olarak bana aykırı. Zenginlerden bilet karşılığı para toplamak istemem ama tiyatromuza bağış yapmak isteyen olursa da başımızın üstünde yeri var. İsteyen istediği katkıda bulunabilir. Mesela bir işadamı dostum, biraz maddi yardımda bulundu, buradan teşekkür ediyorum kendisine. İsmini verirsem vurur beni, keşke verebilsem.
Onun ve Aslı’nın sayesinde ustaların paralarını filan ödeyebildim. O iş adamı arkadaşım aradığında da, bir güzel ağladım. İnsanlar size iyilik yapınca ağlıyorsunuz."
"Zeki Alasya o kadar telaşla öldü ki, dört günde içinde öldü çocuk. Şu benim yaşadığım şeyleri yaşayamadı, gözlemleyemedi. Bunları ancak ölüm döşeğinden gözlemlersin. Bu bile Allah’ın bir lütfu. Etrafına bakabiliyorsun, sevgiyi görüyorsun" diyen Kırca sözlerini şöyle tamamlıyor:
“Seneler evvel bir arkadaşım çok ağır kanserdi. Hastaneye ziyaretine gittim. Hiç unutamam, pencereyi açtı ve gökyüzüne bağırdı, “Neden ben?” diye. Sesimi çıkarmamıştım ama yadırgamıştım. “Neden ben?” demek, bana bencillik gibi geliyor, kibir gibi geliyor. 18 yaşında çocuk da şehit düşüyor, var mı bunun açıklaması? Yok. Neden o ölüyor da başkaları ölmüyor? Yok bunların açıklaması. Kemoterapiye, sosyal sigortalar hastanesinde, herkesle birlikte giriyorum, küçücük çocuklar görüyorum. Onlar acı çekerken benim şikayet etmem, “Ölmek istemiyorum. Gitmeyeceğim, kazık çakacağım!” diye tutturmam ayıp değil mi? Bu son olaylar çok sarstı beni, her an ağlayabilirim. Bu vatanın evladına şehit olarak gelen ölüm, bana kanser olarak gelmiş çok mu? Yanlış anlama, bu politik bir konuşma değil. Bunları ölüm döşeğinde söylüyorum sana...”
-Işıklarda uyu sevgili Levent Kırca..
https://t.co/elEpwKddKs
DEVLETİ VE REJİMİ ORTADAN KALDIRMANIN TEMSİLİYETİ OLMAZ!
1:Efendim mecliste kurulan sözde "milli birlik ve dayanışma" komisyonunun çok yüksek bir temsiliyeti varmış! Geçiniz! Peki neyin temsiliyetiymiş bu? Bu arada kime sordunuz?
"TERÖRSÜZ TÜRKİYE (!)" -II
DİLİN ALTINDAKİ BAKLALAR! : “EŞİT YURTTAŞLIK!”, “ORTAK VATAN!”, ”ANA DİLDE EĞİTİM”
BİRİNCİ BÖLÜM
1: Son dönemde, çok masummuş gibi gösterilmeye çalışılan akıl ve bilim dışı iki kavram var: “Eşit yurttaşlık” ve “Ortak vatan”.
Merhaba ben Kirpi! Beni öldürmeyin, ben zararsızım. Neslim tükenme tehlikesi yaşıyor. Beni bahçede, yolda görürseniz korkmayın, zararsızım. Ok, diken de fırlatmam, bu şehir efsanesi. Bana kesinlikle süt vermeyin, süt benim için öldürücü nitelikte, benim midem sütü sindiremiyor. Bana mama ve su verebilirsiniz. Ben sebze ve meyvenize zarar veren bahçenizdeki böcekleri yerim. Hayatta kalmama lütfen yardım edin. Bu mesajımı herkese yayın, beni tanımıyorlar....