Uyarımı açık ve net şekilde yapmak istiyorum: Bölgede ve dünyada geleceğin dengelerinin şekillendiği bu dönemde süreçlerin dışında kalmayın!
İsviçre’de başlayan İran-ABD müzakerelerindeki tablo bizim açımızdan son derece kaygı verici. Müzakerelerde Pakistan ve Katar’ın arabuluculuğu dolayısıyla dört ülke bayrağı birlikte yer alıyor. Pakistan ve Katar bizim en yakın dostlarımız. Onları tebrik ederken bölgeyi yeniden şekillendirecek bu masada NATO zirvesi öncesinde İran’ın tek NATO komşusu olan Türkiye’nin yer almaması sıradan cümlelerle geçiştirilecek bir husus değil.
Daha önce bize diplomatik nezaket içeren teşekkür açıklaması yapılmış olması bu eksikliği telafi edemez. 2010 yılındaki Tahran anlaşması başta olmak üzere 2006 ile nükleer anlaşmanın imzalandığı 2016 yılına kadar İran-ABD ve İran-P5+1 görüşmelerinin tümü ya İstanbul’da yapılmış ya da doğrudan Türkiye’nin arabuluculuğu ile gerçekleştirilmişti.
Kimse savaşın dışında kaldık diye avunmasın; Pakistan da savaşın dışında kaldı ama dünyanın yükselen diplomatik gücü konumunda masada. Bu sürecin dışında kalınmasının en önemli nedenlerinden birisi Trump’ı üzmemek adına takınılan çekingen tavır ve dil.
Şimdi, Trump İran ile görüşerek bölgeyi yeniden şekillendireceğini söylüyor, bölgeyle ilgili iddialı projelerden bahsediyor ama masada bizi görmek de istemiyor!
Geçen hafta yapılan G7 zirvesine bölgeden Mısır ve Katar başta olmak üzere Güney Kore’den Kenya’ya kadar ülkelerin davet edilip bir ay sonra NATO zirvesine ev sahipliği yapacak olan Türkiye’nin davet edilmemesi de bu süreç dışı kalma tablosunu tamamlar nitelikte.
Ankara NATO zirvesi öncesinde bu kritik tabloyu ciddiyetle masaya yatırmalı ve gecikmeden gereken tedbirleri almalıdır.
@muratemirchp Bu konuyu savunmayın sn. Vekil haksız çıkarsınız. Su faturalarında soyuluyoruz ama sesimiz çıkmıyor diye doğru yolda olduğunuzu sanıyorsunuz.Son faturam 3.185 TL sanki hamam işletiyorum, bahçe suşuyorum, hepi topu 4 kişilik bir aileyiz.
@edipuzen 4 kişilik bir aileyiz kullanım miktarı 30 m3 fatura 3.185 TL ve 4.000 küsürlü rakamlarıda gördüm. Ofis kullanım miktarı 2 m3 ve fatura 264 TL. Faturalardan artık gına gelmişti iyimi kötümü önümüzdeki ay faturasında göreceğiz.
"Hayret verici siyasi kehanetler"
1951'de Amerika'da yayımlanan Caucasus dergisinde "Hayret verici siyasi kehanetler" başlığı altında bir yazı yayımlanıyor. Bu yazı Atatürk'le General McArthur arasında 1932 yılında yapılmış olan bir konuşmayı naklediyor. Generalin sorusu üzerine Atatürk, gelecekteki savaş ihtimalleri üzerine şu tahlil ve tahminlerde bulunuyor:
"Almanya, kısa sürede büyük bir ordu meydana getirebilecek ve İngiltere ile Rusya hariç, bütün Avrupa'yı işgal edebilecek yetenektedir. Savaşın patlaması 1940-1945'ten daha sonraya kalmayacaktır. Fransa büyük bir askeri güç oluşturma yeteneğini kaybetmiştir. İngiltere artık, adalarının savunması bakımından Fransa'yı hesaba katamaz. İtalya Mussolini'nin yönetiminde şüphesiz önemli ölçüde yükselmiş ve ilerlemiştir. Mussolini, gelecek savaşa katılmaktan kaçınırsa, İtalya'nın dış görünüşündeki büyüklüğün yarattığı tehditten yararlanarak, barış konferansı masasında ana rollerden birini oynayabilir. Ama, korkarım ki, İtalya'nın bugünkü şefi,bir Sezar rolü oynamanın cazibesine dayanamayacak ve İtalya'nın bir askeri güç olma yeteneğinden uzak olduğu gerçeğini hemen ortaya koyacaktır. Amerika, tıpkı geçen savaşta olduğu gibi, tarafsız kalamayacak ve Almanya, Amerika'nın savaşa katılması sonucu yenilecektir. (...) Avrupa'da patlayacak savaşta, zafer kazanacak olan İngiltere, Fransa ve Almanya değil, fakat, Bolşevik Rusya olacaktır."
(Cemal Erginsoy, Atatürk'ü Araştırma Merkezi Dergisi, sayı 2, s. 538.)
Amerikan dergisi, bu konuşmayı "hayret verici kehanet" olarak vasıflandırıyor. Sonradan gelişen olayların, bu yorumları 'yüzde yüz' oranında doğrulamış olması karşısında, dergi, daha başka nasıl bir niteleme yapabilirdi?
Arnold Toynnbee diyor ki:
"Bir an için tahayyül ediniz ki: Batı dünyasındaki rönesans, reformasyon, bilim ve düşünce ihtilali, Fransız inkılabı ve sanayi devrimini, Atatürk, bir insan ömrüne sığdırmıştır." (s.559)
Prof.Dr. Herbert Melzig diyor ki:
"Büyük Yunan filozofu Platon'un, 'Krallar filozof olsa ve filozoflar kralların tahtında otursaydı...' şeklindeki dileği, iki bin yıllık tarihte gerçekleşmedi. Halbuki, 20. yüzyılda ilk defa olarak Atatürk'ün şahsında Platon'un istediği gibi kelimenin tam anlamıyla bunu görmekteyiz. O, dâhi bir fikir adamı olarak bir miletin, yani Türk milletinin mukadderatını ele almış ve bu milletiyle atıldığı Kurtuluş Savaşı, bu milletin medeni durumunu değiştirmiş bir inkılap ve diğer milletlerin haklarını da koruyan barış ile insanlığa muhteşem bir örnek vermiştir."
@AtabeyAdam Yaşanan suistimallerden dolayı sigorta şirketlerinin büyük bir kısmı en son muayene raporunu istiyor. Sigortacınız olabilecek ihtimallere karşı tecrübelerine dayanarak önlem almak istemiş ki işlemler hızlı yürüyerek mağdur olmamanızı istemiş.
@mustafaonsel Bundan yaklaşık 18 yıl önce kürt olan Erzurum Çatlı yaşlı bir amca sohbet esnasında bu topraklarda kurulacak bir kürt devletine karşı canımızı ortaya koyar yine müsaade etmeyiz bu bize atalarımızdan bir vasiyettir dedi. Her kürdün yaşadığı toprak hayallerinizi süslemesin braaa
@serkangul2234 @OmerFaMD@AXA_Turkiye@somposigorta Böyle durumlarda trafik polisi beyanları yazar hasar dosyası açıldıktan sonra kusur dağılımını sigorta şirketi yapıyor. İspatı halinde evrakları sunduğunuzda rücu işlemini yaparak basamak düzeltmesi yapılıyor.