OKUL ÖNCESİ ÖĞRETMENLERİMİZİN HAKLARI İÇİN MEB'E BAŞVURUMUZU YAPTIK!
Hürriyetçi Eğitim Sen Genel Merkezi olarak, okul öncesi öğretmenlerimizin yaşadığı ders saati haksızlığı ve norm kadro sorunlarının çözümü için Millî Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğüne resmi başvurumuzu ilettik.
Maddeler Halinde Taleplerimiz: Maaş Karşılığı ve Ek Ders Adaletsizliği Giderilmelidir: Okul öncesi öğretmenleri haftalık 30 ders saatinin 18 saatini maaş karşılığı girerken, branş öğretmenleri 15 saat girmektedir. Ders sürelerinin 50 dakika olmasıyla birleşen bu durum, haftalık 3 saatlik ek ders ücreti kaybına yol açmaktadır. Anayasa'nın 55. maddesindeki "Ücrette Adalet Sağlanması" hükmü ve "Eşit işe eşit ücret" ilkesi gereğince bu fark kaldırılmalıdır.
Sınıf Mevcutları En Fazla 15 Öğrenci Olmalıdır: Nüfus verileri ve okula başlayan öğrenci sayılarındaki düşüş nedeniyle öğretmenlerimiz norm fazlası olmakta, il içi ve iller arası tayinlerde ciddi mağduriyetler yaşamaktadır. Eğitimde verimliliği artırmak ve norm sorununu çözmek adına sınıf mevcutları en fazla 15 öğrenci ile sınırlandırılmalıdır.
Öğretmenlerimizin emeği ve hakları için mücadelemizi sürdüreceğiz.
Farklı bölüm mezununu Okul Öncesi Öğrt olarak atamak,
ayrı meslekleri keyfî biçimde aynılaştırmak;
OÖ öğretmenlerinin emeğini & çocuğun nitelikli eğt hakkını yok saymaktır
Her uzman kendi alanında atanmalı.
Okul Öncesi Öğretmenliği alan dışı atamalara kapatılmalıdır!
#ttk9revize
@kartanesiyabanc@cemgencoglu@talatyavuz29@ProfDrAGurcan@NazimMavis@edipuzen Sevgili öğretmenim, bu konuda sizinle aynı görüşteyim. Eğitim fakültesi mezunu öğretmenlerimiz varken önceliğin ve hakkın sizlere ait olduğunu düşünüyorum. Doğru bildiğimi de nerede olursa olsun, kimden gelirse gelsin, kimseden çekinmeden ifade ederim. TTK9revize olmalı.
@1birmuammaa@ekonomibursa@kemalozercom@basinhaber Neden evde şiddet gören çocuklar,
Alkole alıştırılan çocukları,
Dışarda dilendirilen çocukları,
Terliksiz gezen çocukları
Araştırmayıp bizim gül gibi baktığımız çocuklarımıza taktınız kafayı..
TEK HAKLI SEBEP DAHİ YOK!!!
@1birmuammaa@ekonomibursa@kemalozercom@basinhaber Neden evde şiddet gören çocuklar,
Alkole alıştırılan çocukları,
Dışarda dilendirilen çocukları,
Terliksiz gezen çocukları
Araştırmayıp bizim gül gibi baktığımız çocuklarımıza taktınız kafayı..
TEK HAKLI SEBEP DAHİ YOK!!!
Bir sağlık taraması için ailelerin evine kolluk kuvveti ve çilingir eşliğinde girilmesinin gündeme gelmesi, hukuk devleti açısından ciddi bir sorundur.
Konu yalnızca topuk kanı değil, konut dokunulmazlığı, ebeveyn haklarıdır!
@ekonomibursa@kemalozercom@basinhaber
Il Dr. Russell Blaylock: "Il vaccino contro il tetano è uno dei vaccini PIÙ RIDICOLI di sempre."
Ti sei appena fatto un taglio o una ferita da punta? Al pronto soccorso stanno per BULLIZZARTI affinché tu faccia un'iniezione TOSSICA di cui non hai bisogno.
Ecco cosa non ti diranno:
L'iniezione che ti impongono NON è un semplice vaccino contro il tetano — è la combinazione completa DTaP [DTPa], carica di: • Alluminio (fino a 0,625 mg — una nota neurotossina) • Formaldeide • 2-fenossietanolo + Triton X-100 • Proteine del latte (caseina) e residui di lattice che possono scatenare l'anafilassi o CREARE nuove allergie ai latticini/lattice
Il tossoide tetanico contenuto all'interno non è MAI stato adeguatamente testato per la sicurezza in uno studio in doppio cieco controllato con placebo. Il CDC lo ammette.
Viene coltivato su infusione di cuore di bue, con un rischio reale di contaminazione da prioni della Mucca Pazza.
La tua reale probabilità di contrarre il tetano? 1 su 11 MILIONI.
Le spore vivono nel letame, NON nella ruggine. Pulisci la ferita correttamente — l'ossigeno le uccide. Il 95% del calo [della malattia] è avvenuto PRIMA di qualsiasi vaccino grazie all'igiene.
Se sei già stato esposto, l'iniezione è inutile — occorrono 3-8 settimane per sviluppare gli anticorpi.
Ma la vitamina C ad alto dosaggio (1–3 g/giorno) ha curato il 100% dei casi negli studi con ZERO decessi. Economica. Sicura. Ignorata.
Perché veniamo terrorizzati affinché facciamo questa iniezione combinata non testata e piena di veleni per una malattia che è praticamente estinta nei paesi puliti?
Perché la paura vende.
Non cascarci nel mito del chiodo arrugginito. Pulisci la ferita. Monitorala. Rifiuta la puntura.
Sei mai stato indotto a sentirti in colpa per fare un "vaccino contro il tetano"? Ti è mai stato detto che si trattava in realtà del DTaP completo?
(Paylaşalım arkadaşlar)
🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳🕳
İŞTE TOPUK KANI İÇİN MAHKEMEYE ÇIKANLARIN SAĞLIK BAKANLIĞINA (Mahkeme aracılığı ile) SORMASI GEREKEN SORULAR.
1-) Klinik bulgu (hastalık belirtisi) gösteren insanlarda dahi hastalıkların teşhisi; bir tahminden ve görüşten ibarettir, bu görüş de doktordan doktora göre farklılık arz edebilmektedir. Her insanın fizyolojisinin farklı olması sebebi ile doğruya en yakın teşhis yönteminin “klinik bulguların ortaya çıkmasından sonra testler ile teşhisin kuvvetlendirilmesi” olduğu bilinmektedir. Topuk kanı testleri hakkında ise;
“Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğünce” yayınlanan; Yenidoğan Metabolik ve Endokrin Tarama Programı sf.15 de; “Kesin bir tanı yöntemi olmadığı, (Pozitif çıkmasının) sadece hastalık şüphesi verebileceği.” açıkça belirtilmektedir.
Yine Sağlık Bakanlığınca da otorite kabul edilen “National Institutes of Health” kuruluşunun (ABD Sağlık ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı olarak biyomedikal ve halk sağlığı alanlarında temel araştırmalar yapan kurum.) yayınladığı “Yenidogan Taraması” adlı makalesinde; “Bazen bu testler “Yanlış pozitif” üretirler, yani test sonucu pozitif olsa bile, bebekte aslında hastalık yoktur.” Demektedir.
Bu bilgi de bizi iki sonuca götürmektedir;
a-) Topuk kanı ile testi ile taranan hastalıklara ileride yakalanması ihtimali olan çocuk bu testler ile tespit edilemeyebilir, bu durumda testlerin sonucuna garanti veremeyen idare “İleride oluşacak hastalıkları, ölümleri, kamu zararını” engellediğini nasıl iddia edebilmektedir ve daha da önemlisi (zaten taranan hastalıklara yakalanma ihtimali çok zayıf olan) bu testlerin zorunlu olduğunu nasıl iddia edebilmektedir?
b-) Yanlış tanı ve tedavi uygulanmasından doğan zararlardan ve ölümlerden kim sorumlu olacaktır? Bu Türkiye de çok rastlanan bir durumdur ve basına yansıyan çok sayıda haber ve dava mevcuttur, Sağlık Sektörü ise bu gün “hayat kurtarır” dediği bir ilaç veya tedaviden, yarın “Bilim ilerledi, ilaç-tedavi yanlışmış” diyerek vazgeçebilmektedir. Pekiyi idare bu konudaki cezai ve hukuki sorumluluğu üzerine almakta mıdır?
2-) Yine yenidoğan Metabolik ve Endokrin Tarama Programına göre “Her 100 kişiden 4 tanesi FKÜ (Fenilketonüri) hastalık geni taşımaktadır” (Sf.7), FKÜ ise 10.000/1 çocukta görüldüğüne göre her 10.000 çocuktan 400 tanesi (Sağlık Bakanlığına göre) hastalık geni taşımaktadır! ancak testler ile sadece bir maddenin varlığı veya hatalı bir genin varlığının tespit edilmektedir, bilindiği üzere hastalık geni taşımak ise (Bozuk gen taşımak) ileride hasta olunacağı anlamına gelmemektedir.. (Doç.Dr.Cüneyt Konuralp-Bağışıklığın Arka Bahçesi Sf.89-120)
Bu da bize her 10.000 çocuktan 399 tanesine yanlış tanı ile tedavi-ilaç uygulanabileceği anlamına gelmektedir. (Taranan diğer 5 hastalıkta da durum benzerdir, örneğin Sağlık Bakanlığına göre SMA da bu oran 1/160) O halde idare yaptırdığı testler ile ileride hasta olacak çocuğu tespit edilebileceğini mortaliteyi vs. engelleyeceğini nasıl iddia edebilmektedir?
3-) Ülkemizde Anne-babalar evlenmeden önce SMA testi yapılamaktadır, anne ve babada taşıyıcı olmadığı hallerde dahi (Anne-babanın ikisi birden fozitif ise çocuğun SMA olma ihtimali ¼ olarak görülmektedir) Pekiyi neden SMA testi son yıllarda topuk kanı testlerine eklemiştir ve neden anne-baba SMA pozitif olamayan aile çocuklarını da SMA taraması yapmaktadır?
4-) Anayasa Mahkemesinin 29.06.2016 K. tarih, 2014/4077 (Muhammed Ali Bayram) Başvuru numaralı dosyasına sunulan ve kararın 3. Sayfasında da geçen, Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 13.03.2009 tarih, 2009/17 sayılı genelgesinde; “…Topuk kanı alma işleminin ise çocuğun doğumundan hemen sonra ve bir hafta sonra olmak üzere yapıldığı, bir ayı geçmesi halinde ise koldan kan alınarak tahlil yapıldığı…” belirtilmektedir.👇
(Devamını okumak için haber sitesine gidiniz)👇 https://t.co/RHTqPmI1at
ZORUNLU TOPUK KANI UYGULAMASININ HUKUKA AYKIRI OLDUĞUNU KANITLAYAN BİR MAKALE YAZDIM.🇹🇷
Bu konudaki başarımız KAMUOYU OLUŞTURMAMIZA, HAKLILIĞIMIZI HALKA ANLATMAMIZA BAĞLIDIR.
O yüzden:
🇹🇷........PAYLAŞALIM lütfen........🇹🇷
https://t.co/SiBCcFFtiG
⚫️ İsimleri Aynıydı, Kaderleri De Aynı Güne Yazıldı
Aynı şehirde, aynı gün…
Aynı isimle toprağa verilen iki kadın.
Öğrencisinin bıçaklı saldırısıyla hayatını kaybeden öğretmen Fatma Nur Çelik…
Ve cinsel istismara uğradığı için
8 yaşındaki kızıyla birlikte denizde ölü bulunan anne Fatmanur Çelik…
Biri sınıfta, görev başında.
Diğeri bir anne olarak, çocuğuyla birlikte.
İkisi de aynı ismi taşıyordu.
İkisi de aynı gün hayattan koparıldı.
Bu sadece bir isim benzerliği değil.
Bu, aynı ülkede art arda yaşanan ihmallerin, şiddetin ve korunamayan hayatların acı bir özeti.
Biz iki “Nur”u da koruyamadık.
Allah rahmet eylesin.
Esra Erol, #mügeanlı programları, 6284, Tiktok, Instagram ve bu garabet diziler olduğu sürece ve gerekli önlemler alınmadığı müddetçe; Brain Rot, aile içi şiddet, toplum normlarında bozulma, kavgalar ve boşanmalar artacaktır.
#altın Antalya KardaKışta Ehliyetsizİşsiz #SONDAKİKA