İnsan, denklik hissini çoğu zaman unvan ya da gelirle ölçmeye alışık. Oysa asıl fark, yaşamaya ve değişmeye ne kadar açık olduğumuzda saklı. Ama “davranışsal klaslık” dediğiniz şey de sabit bir ayrıcalık değil; incelikle inşa edilip kolayca ziyan edilebilen bir denge. Bu yüzden kimseyi küçümsemek kadar, kimseye gereksiz boyun eğmek de gereksizdir.
Kadınlar önünde iki düşman var: modern hedonizm ve gelenekselci toksiklik. İlki kadını cinsel haz kaynağına indirgerken ikincisi de onu erkeğin ardından gelen eksik ve yarım varlık olmasını, saklanmasını ve önde olmamasını söylüyor. İkisi de kadın özgürlüğünün en büyük düşmanı.
Avokadoyu canım istediğinde değil de avokadonun canı istediğinde yiyebilmem, üstelik "aha bugün yedin yedin yoksa bana eyv" şeklinde kritik bi zaman dilimi sunması, bir meyvenin üzerimde böyle bir hakimiyet kurması can sıkıcı.
Çoğu insanın senin hakkındaki görüşleri;
Yukardayken farklı,
Aşağıdayken farklı,
İşlerine yararken farklı,
Yaramadığında farklı,
Beklentileri olduğunda farklı,
Beklentileri kalmadığında farklıdır.
Bu yüzden asıl önemli olan, senin kendin hakkındaki görüşün.
Unutmayın: bir insanı tanımanın yolu üstlerine değil astlarına, dostlarına değil karşıtlarına, menfaati olduklarına değil olmadıklarına nasıl davranıyor olduğunda gizlidir. Avantajlı konumlara gösterilen nezaket çıkar içerdiğinden ötürü kimsenin kişiliğine referans değildir.
@beyazyakagiyer Gerekli kontrollerden sonra son teknolojik lazer olan smile lazer yöntemi ile oldum. Çok çok memnunum. Sıfır acı diyebilirim. Özellikle bu yönteme uygun ise hiç düşünmeyin diyebilirim. Operasyonun sonrası da çok konforlu.
Yeni yıl için yeni kararlar vermek yerine bu yıl yaptıklarını beğenip kendine kocaman bir aferin diyenler; üzülünce tamir edenler, kızınca istediklerinin arkasında duranlar, korkunca destek isteyenler, utandırılınca meydan okuyanlar, güzel şeyler yaptıkça mutlu olanlar; bugüne kadar iyi kötü her günde kendilerine eşlik eden, esneyerek, genişleyerek, daralarak, güçlenerek, gevşeyerek değişip dönüşen bedenine onu süsleyerek teşekkür edenler; şu anda oldukları yerde bir ihtiyaçtan durduklarını kabul edip hızlı ve hazır olmadıkları adımları atmayanlar; kendilerini anlamaya emek verenler, zaman ayıranlar! Yılbaşı gecesi birbirimizi birer shot ile selamlayalım.. Kalplerimiz bir.. Bildiğimiz bir.. Karar verince değil hazır olunca olur ve insan ne zaman hazırsa doğru zaman odur..
@tarkanlar Paranın Psikolojisi kitabının tam da buna benzer bölümünü dinlerken çıktı tweet iniz karşıma. Orada da “Sonuç- Beklenti “ olarak bahsetmiş yazar . :)
��zmir Asansör’de kahvemi yudumlarken Dr. Lepera’nın @theholisticpsyc insanın kendisi ve başkalarıyla ilişkileri hakkında söylediği şeyler hakkında düşünüyorum.
💭 ☕️☺️
•İnsanların ne söylediğine, ne düşündüğüne aşırı odaklanmak travma tepkisidir. Vaktiyle öngörülemez bir ortamda bu sayede güvende kaldınız. Ruh hali veya davranışlardaki her değişimi fark etmeyi öğrendiniz zira bu değişimlerin sonuçlarıyla yüzleştiniz.
•Bir psikolog olarak, yoksulluk içinde yaşayan, ay sonunu zor getiren ve yaratıcılığa veya bir hedefe ayıracak vakti olmayan danışanlarımla görüştüğümde, depresyonun hastalık modeli benim için bir anlam ifade etmemeye başladı. Depresyon esasında bir tepkidir.
•Temel ihtiyaçlar karşılanmadığı müddetçe, ruh sağlığı da mümkün değildir.
•Duygusal istismara yahut ilgisizliğe uğrayan yetişkin, takıntılı biçimde insanları okumayı öğrenmiştir. Ruh hali, ses veya yüz ifadesindeki her değişikliği fark eder. Bilinçaltımızda bağı yitirdiğimize ya da birini üzdüğümüze dair bir işaret ararız.
•Aşırı bağımsızlık, yani neredeyse hiç kimseden yardım istememe durumu, hiç kimsenin bizi umursamadığına ve eninde sonunda terk edileceğimize inandığımız için herhangi bir bağ kurmaktan ümidimizi kestiğimiz bir travma tepkisidir.
•Sağlıklı ilişkiler kendiliğinden kurulmaz. Emek ister. Aynı zamanda kırılganlığın, egonun üstesinden gelmeyi gerektirir. Pek çok insana, doğru kimseyle tanıştığında, her şeyin anında halloluverdiği aşkın sahte, romantize edilmiş bir versiyonu pazarlanmıştır.
•Birileri bunu bilmeli: Mükemmel partner diye bir şey yoktur. Mükemmel ilişki yoktur. İnsanlar kusurludur. Hepimiz elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışırız. Mükemmellik yanılsamasından kurtulun ve aşk dediğimiz çetrefilli, incinmeye müsait yolculuğu kucaklayın.
•İnsanları düş kırıklığına uğratmayı normalleştirin. Yaşamımızdaki herkes tarafından beğenileceğimiz ve onaylanacağımız düşüncesi bir yanılsamadır. Yetişkin insanlar düş kırıklığına uğrayabilir.
•Başarılı bir ilişki, birlikte geçirdiğiniz hayatın bir peri masalını çağrıştırması anlamına gelmez. Başarılı ilişki daha çok, zor zamanları birlikte atlatmak ve ihtiyaç duyduğunuzda birbirinize destek olmaktır.
•Sağlıklı ilişkiler kendiliğinden oluşmaz, birlikte inşa edilirler. Rahatsızlık verici konuşmalarla, iki tarafın kırıldığı hususları ve çocukluk travmalarını anlamaya ve bunlar üzerinde düşünmeye istekli olmalarıyla inşa edilirler.
•Çocukluk travmalarınız size gerçek sevgiyi veren insanları kendinizden uzaklaştırmanıza ve sevgi için sizi uğraştıran, yoran insanların peşinden koşmanıza sebep olacaktır.
•Kimi zaman yapılacak en iyi şey bu mesele hakkında konuşmayı bırakmak ve her şeyi oluruna bırakmaktır. Bırakın duygularınız yitip gitsin. Bırakın bedeniniz sakinleşsin.
•Bunu söylemeyi normalleştirin: ‘Fikrimi değiştirdim.’ Seçimleriniz ömür boyu süren sözleşmeler değildir. Yeniden toparlanmak, ihtiyaçlarınızı daha iyi kavramak ve daha derin bir anlayış ile yeni kararlar almakta hiçbir sakınca yoktur.
•Bir partnere bağlandığınızda onun geçmişine, mücadele tarzına ve iletişim biçimine de bağlanırsınız. Akıllıca seçim yapın. Partner seçimi genel zihinsel sağlığınız üzerinde en büyük etkiye sahip seçimdir.
•Sarılmak iyileştiricidir. Güvendiğiniz biriyle alabildiğine birbirinize sarılın. Sinir sisteminiz size minnettar kalacaktır.
•İnsanlar ne yaparsanız yapın sizi yargılayacaktır. Kendinizi bu gerçeğe ikna edip kendi yolunuza baktığınızda, hayatta endişelenecek çok az şey kalır.
•İlişkiler ancak insanlar konuşmadıkları için sona erer. Tahmin yürütürler, tepki verirler fakat buna karşılık asla gerçek anlamda zor konuşmalar yapmazlar.
•İşte size kabullenilmesi zor bir gerçek: Duygusal açıdan sağlıklı olmak, bazı ilişkilerin sona erebileceği ya da değişebileceği anlamına gelir. Ve bu hiç sorun değildir.
Çeviriler @avuntusaati ‘ne aittir.
Işığın adını koyabilmek gölgenin de varlığında mümkün olur.. Birinin ne kadar iyi bir insan olduğu, ona zamanında yapılmayan iyilikleri, zorluklarla bir başına kalışını, sesini çıkaramayışını, kimseye bunu yaşatmamaya ant içişini bilince anlamlı hale gelir.. Berikinin utanmazlığı, geçmişte her yaptığının aşağılandığını, çabasının görmezden gelindiğini, ne biçimsin böyle ol diye çekiştirildiğini, utanmaya isyan edişini bilince şefkat uyandırır.. Bugün sizde görünen ne varsa, dün size yapılanları hatırladığınızda, ihtiyacınız olup da verilmeyeni farkettiğinizde, o müşkülden çıkmak için kendinize neler öğrettiğinizi bir bir gözünüzde canlandırdığınızda varlığınızın bir parçasına dönüşür.. Gölge yumuşak, gölge kuytu, gölge ev.. Kendinizi eviniz yapmanız için kucak açmış orada bekliyor..
İş bir avukatın can güvenliğini tehdit eder boyutlara nasıl geliyor akıl almaz bir şey bu. Feyza hanımı tanımayız, ama beyanları araştırmaları gerçekten doğru bilgiye ulaşma yönünde, gözlemliyoruz ve gerçekten tarafsız araştırma yaptığını görüyoruz.
Bundan 10 sene önce kozmetik üreten, satan 10-20 marka vardık, kah iyi kah kötü işimizi yapmaya çalışıyorduk, hepimiz de birbirimizi bilen saygı duyan insanlardık.
Sonra bu instagram üzerinden kozmetik influancer çılgınlığı ortaya çıktığından beri son 4-5 senedir iti kopuğu uğursuzu bu işlere girmeye başladı. Ne kadar çok reklam o kadar çok satış, bir sürü algı çalışmaları, kah ürün yüceltmeler kah karalama kampanyaları yapıldı.
İşin ucu öyle bir kaçtı ki, kurşunlamalar, tehdit etmeler, daha bir sürü saçmalık. Şu tartışmalar olmadan önce de aylardır yazıyoruz, bu çılgınlığı durdurun, özellikle instagramda çok övülen sürekli anlatılan ürünleri almamanız faydanıza diye.
Bu kadar marka neden var sanıyorsunuz, bir sabah kalkıp insanların cildi bozuk bunları düzeltmek istiyoruz diye yola çıkmıyorlar, fasonda 20-30 liralara yapılan ürünler, 150-200-300 liralara satıldığı için. Karı duyan şansını deniyor. Ama kimse kusura bakmasın bu bizim mesleğimiz ve kimsenin kar hırsına, araba sevdasına, lüks tutkusuna kurban etmeyiz.
Mesleğimiz ve işimiz üzerinden kimsenin mafyacılık oynamasına, her türlü itin kopuğun bu işten rant devşirmesine, hele hele kamu sağlığını tehdit etmesine izin vermeyiz.
Tüketicileri bu sosyal medya tanıtımlarına karşı uyanık olmaya pirim vermemeye davet ediyoruz.
Feyza Altun da bu satten sonra kız kardeşimizdir, ona gelebilecek en ufak bir şeyi kendimize yapılmış sayarız. Belki milyon liralarımız, arkamızda karanlık kişilerimiz yok ama, milyonlarca insan var haklılığımızı bilen, gücümüzü de bu haklılığımızdan alıyoruz.
Sizi çok seviyoruz. Eğer bizim de başımıza bir iş gelirse bizi de unutmayacağınızı biliyoruz.
Son yılların en çok kazıklayan sektörü kozmetik ve bakım bence. Bitmek bilmeyen ürünlerle dolduruyorlar evleri. Asitler, temizleyiciler, serumlar, nemlendiriciler, maskeler… asla sonu gelmiyor bunların.
Açıldıktan sonra kullanım süresi 6 ay genelde. Paketler de 6 ay kullanım süresinden önce bitemiyor.
Influencer önerisi ürün her ay değişiyor. Her ay farklı bir ürün alıp önceki ürüne kaka diyorlar. 20’li yaşlarında asite başlayan, göz altı ürünleri kullanıp şimdiden cildini kırıştıranlar var. Çünkü sektör sürekli bu bakımları yapmak için geç kaldın diyor.
Bu kadar ürüne, bu kadar çok ürüne para vermeye gerek yok sanıyorum. Toplu bir kandırmanın içinde ses çıkartmadan ilerliyoruz gibi hissediyorum
İnsanların davranışları sizi değil kendilerini betimler. Size kaba mı davranıyor? Demek kişiliği böyle. Durduk yere düşmanlık mı yapıyor? Demek sizi sindiremiyor. İnsanlar özel olarak size karşı değil, aksine kendilerini geliştirememiş durumdalar. Yani sorunları kendileriyle.
KARDEŞİM!
Dünkü seçimlerin sonucunu doğal karşılamayanlara, hele “Allah Allah kim, nerede yanlış yaptı?” diye sorgulayıp, bir de suçlu arayanlara çok şaşıyorum!
Dönüşmek zor şeydir!
Kendinize, yaşamınıza bir bakın! Hangi güzellik emeksiz, kendiliğinden?
Ben tüm genç kardeşlerime yazayım: Bu ülkeye yapacağın��z en büyük iyilik kendinizi geliştirmektir.
Sen kendini değerli kıl, meslek sahibi ol, sanatçı ol, bilim insanı ol, sporcu ol, tüccar ol, işçi ol..
Ne olursan ol, en iyisi ol!
Değerli ol! Varlığın, yaptıklarınla istensin!
Tamamen iyi ya da tamamen kötü var mı !?
Kim size “dikensiz gül bahçesi” vadetti?
Dünkü seçim istediğin gibi olsaydı sanıyor musun ki farklı bir dünyaya uyanacaktık, ya da sonuçlar istediğin gibi olduysa yaşantımızda bu sabah ne değişti?
Dünyayı seçimler değil, herkesin kendisini her gün daha iyiye taşıması daha güzel bir yer yapar. Seçim sonuçtur.
Genç kardeşim, kızım, oğlum; sen şunu düşün : “Nasıl daha iyi ve güzel bir dünya yaratabiliriz? Buna benim katkım ne olur?”
Kendisini, kazanmış ya da kaybetmiş hisseden herkes, ne kazandın ne de kaybettin!
Sadece yaşıyorsun. Ömrünü değerli kılmak siyasileri seçmekle değil, çalışmakla, yaşam içindeki kendi seçimlerinle olacak. Küçük, başlangıçta kimsenin sezmediği, kişisel yaşantı seçimlerinle.
Başını kaldırıp bu güzel mayıs gününü hisset, kendini değerli kılacak “küçücükmüş” gözüken yaşantı seçimlerini yap. Kendini değeri kıl.
Sen değişirsen, toplum da, dünya da değişir.
“Olmak” bir “seçimle” olmaz, herbiri önemsizmiş gibi gözüken sayısız yaşantı seçimleriyle yavaş yavaş olur.
“Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek” !
#Penceremdenİstanbul