@karargah_haber Tarihte ilk olmadı son da olmayacak.
Fakat hep olan bir şey vardı. Türk’ün düşmanı hep tökezledi hep çukura düştü hep mağlup oldu.
Bir gün Mete çıktı, bir gün Atilla çıktı, bir gün Mustafa çıktı. Ama illaki biri çıktı.
Yine çıkacak. Adı farklı olacak ünvanı aynı.
BAŞBUĞ
@tuketicideney Son iki senedir Skoda’nın yaşattığı mağduriyeti kitleler ile ifade etmeye başladık artık. Sanırım bu iş distribütör firma ile alakalı. Gerekli teknik ekipleri yok ve aksiyon alabilecek kapasitede olmayanlar tarafından yönetiliyor.
Sıfır alınan Skoda Superb’de 3 servis güncellemesine rağmen 11 farklı yazılımsal/elektronik arıza yaşandığı belirtildi.
♦️Takipçi şikâyeti:
“01.08.2024 tarihinde İstanbul Avek Otomotiv Tekstilkent şubesinden sıfır kilometre olarak 2024 model Skoda Superb 1.5 TSI Premium araç satın aldım.
Aracımda teslim tarihinden itibaren hayati tehlike oluşturabilecek yazılımsal ve elektronik arızalar yaşanmaktadır.
Aynı sorunlar nedeniyle araç 3 kez servis güncellemesi görmesine rağmen arızalar kalıcı olarak giderilemedi.
Bugüne kadar 11 farklı arıza olayı kayıt altına alındı.
Yaşanan arızalar arasında seyir hâlindeyken veya engelsiz yolda sebepsiz sert ani frenleme, geri viteste engel yokken otomatik fren yapıp vitesi ‘P’ konumuna alma, sebepsiz emniyet kemeri gerdirmesi, farların sürüş sırasında kendiliğinden sönmesi, klimanın kontrol dışı açılması ve müdahaleye izin vermemesi, ‘Proaktif Yolcu Koruma Sistemi kısıtlı’ uyarısı ve tekrarlayan sistem hataları bulunmaktadır.
Bu arızalar sürüş ve can güvenliğimi doğrudan tehdit ediyor.
Video kayıtları ve servis raporlarıyla belgeli olmasına rağmen sorunlar çözülemedi.
Sıfır kilometre alınan bir araçta, servis onarımları ve yazılım güncellemelerine rağmen aynı arızaların tekrar etmesini kabul etmiyorum.
Bu durum hem araca olan güvenimi ortadan kaldırdı hem de aracın ikinci el değerini olumsuz etkiledi.
Artık tekrar servis onarımı veya yazılım güncellemesi kabul etmiyorum.
Skoda Türkiye’den, yaşadığım mağduriyetin giderilmesi için aracımın 2026 model, aynı veya bir üst donanım seviyesindeki sıfır kilometre misliyle değiştirilmesini talep ediyorum.”
@gusholderhaber Milli Takım denen zevatlar kafilesi yurda dönerken bu beyfendiyi Romanya dolaylarında bir kaç plastik mandal ile değiştirme imkanımız varsa süper olur.
@yirmiucderece Kaynağın belirsiz parayı sisteme sokmanın en kolay yollarından biri. Bütün para bu kişilerin cebine girmiyor. Bir şirket kurularak hesapları bu şirkete bağlıyorlar. Bir çok hesap açılarak oralardan para bu hesaplara aktarılarak temizleniyor.
Ortaya atılan “heykele saygı dayatması” iddiası tutanakla çelişiyor.
El yazısı belgede konu açık: bayrak törenine katılmama.
Gerçekleri çarpıtıp olayı Atatürk karşıtlığı üzerinden bayrak ve devlet değerlerine saldırıya çevirmek açık bir algı operasyonudur.
Mesele heykel değil, bayraktır. 🇹🇷
@Lumi7n3@captainblack566 Bence bu iki karakter de aşırı ezik. Ama bu tarz iki kişinin meç olması çok ta mantıklı. Doğal seleksiyon için gerekli meçleşmeler kesinlikle böyle olmalı. Bir kabul bir inkar eşleşmesi daha kötü olurdu.
İstiklal Harbi’nde yanımızda koca bir İslam coğrafyası yoktu. Yanımızda; Müslüman Türk toplulukları, gayrimüslim Türk unsurlar ve bugünkü Pakistan’ın tarihî köklerini oluşturan Hindistan Müslümanları içindeki Hilafet Hareketi gibi samimi destekçiler vardı. Geri kalan geniş coğrafyanın önemli bir kısmı ise ya İngiliz ve Fransız sömürgesi altındaydı ya da onların ordularında cepheye sürülüyordu. Kuzey Afrika Müslümanları Fransız saflarında, Hindistan’daki çok sayıda Müslüman İngiliz ordusunda, Sahra Altı Afrika’daki Müslümanlar ise Fransız ve İngiliz sömürge birliklerinde yer aldı.
Bu yüzden İstiklal Harbi’ni yalnızca “İslam adına verilmiş bir savaş” gibi göstermek, tarihî gerçeği eksik okumaktır. Bu mücadele, her şeyden önce Türk milletinin vatanını, bağımsızlığını ve egemenliğini koruma savaşıydı. Elbette bu milletin mayasında iman vardı; fakat bu savaşın adı din adına fetih değil, işgale karşı millî direnişti.
Bu millet, İstiklal Harbi’ni kalabalıkların desteğiyle değil; imanıyla, iradesiyle, aklıyla, teşkilatlanmasıyla ve kendi kanıyla kazandı. O yüzden bu zafer yalnızca bir savaşın değil; esarete boyun eğmeyen bir milletin, tarih sahnesine yeniden çıkışıdır.
@ebilememartikk@ZamHaberAjans Bu olayın öfke kontrolü ile alakası yok. Burada tamamen bencillik ve başkasını aptal yerine koymaya çalışmak var. Bu bir hata değil bile isteye yapılmış bir yanlıştır. Bir insan şiddete ya da bağırmaya başvurduğu için durumun meşruluğu kaybolmaz. Kendinize gelin artık.
Soyadı kanunu ile topluma karışmış gibi söylemek tarihe hakarettir. Hilali Ahmer'i tekrar açıp ayağa kaldıran adamdır. Sakarya Muharebesi'ne yüksek miktarda nakit yardımı yapan adamdır. Hatay meselesinde meşhur meclis konuşmasını söylemeye bile gerek yoktur. Ermeni asıllı olup Türk milliyetçisi olduğu için zamanında çok yadırganmış ve yargılanmış bu kahramanı şimdi de sizin gibi kendini bilmezler yargılayamaz.
Kuru ayazda tir tir titreyerek andımızı okuyan çocuklardan zarar gelmedi.
23 Nisan’da gururla koreografi sergileyen çocuklardan zarar gelmedi.
Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden yürüyen çocuklardan zarar gelmedi.
Yerli Malı Haftası’nı heyecanla bekleyen çocuklardan zarar gelmedi.
Cumhuriyete sahip çıkmaya çalışan çocuklardan zarar gelmedi.
Ama bütün bunları yasaklayan, her fırsatta unutturmaya çalışan sizlerden çok zarar geldi.
Unutmadık…
Unutmayacağız…
Ve asla unutturmayacağız!
@e_liff_gibi_sin Bir kere de bir olaya yanlış deyin. Bir kere de burada hata yapıldı deyin. Bir kere de bizimkiler sorumlu deyin. Memleketin anası sikildikçe alkışınız artıyor.