"ortak hesaptan yine kendi borçlarını kapatmak için kullandı."
Nagehan Alçı: (Rasim Ozan Kütahyalı hk.)
"Rasim’in bana gönderdiği iddia edilen para hiçbir zaman benim elime geçmedi, ortak hesaptan yine kendi borçlarını kapatmak için kullandı.
Ben Rasim’den hiç para almadım. Çocuklar için çok alacağım var.
Yaşadıklarıma dair ne hissedeceğimi bilmiyorum."
(Medya Radar)
🔴 Hesabına 35 milyon liradan fazla para girişi tespit edilen Kütahyalı'nın ifadesi:
📌 Örgüt üyesi değilim, operasyonun çok isabetli olduğunu düşünüyorum
📌 Hesabıma giren paralar kendi kredi kartımdan çekildi. İşsizdim, kendi kredi kart borçlarını döndürebilmek için bu işe başladım
📌 Hayatım araştırılısın; bahis ve kumarın izine rastlanılmaz
📌 Eşim hamile, her gün ağlıyor. Düşük yapması ihtimalinden korkuyorum. 12 yaşındaki 2 kızım akran zorbalığı yaşıyor.
https://t.co/Pjs7h2rU1I
Her haberi tarafsızlıkla iletmekle yükümlü bir ana haber spikeri olduğum halde, “eski eş ile ilgili haberleri” sunmam istenmediği için görevime son verildi.
Kısa bir izin dönemindeydim. Önce iznim uzatıldı, sonraki süreçte ise aynı yerde işe dönüşümün olmayacağı tarafıma bildirildi.
Mağduru bile olmayı içime sindiremediğim bir hikâyenin kurbanı olmayı kabul etmem mümkün değil.
Büyük haksızlık…
Hukuki ve ahlaki yönden tartışma konusu edilemeyecek bir durumda olmama rağmen, “eski eş” olmanın gerekçe gösterilmesinin; suçun şahsiliği ilkesiyle oluşturduğu tezatı kamuoyunun takdirine bırakıyorum.
Meselenin bir de kadın - erkek eşitsizliği boyutu var. Söz konusu suçlamaların odağında bir kadın olarak ben olsaydım karşı tarafın işine son verilir miydi? Soru olarak dile getirdim ama aslında cevabı biliyorum.
15 senelik emek… Stajyerlik, muhabirlik, editörlük ve spikerlik ile devam eden kariyerimde, her basamağı, tüm iş arkadaşlarımın şahitliğinde, mesleki ilke ve ahlak kuralları çerçevesinde, pek çoğumuz gibi binbir mücadeleyle çıktım.
Kariyer benim. Tek başıma yaptım. Yine yaparım.
Fakat çok şaşkın ve kırgınım.
Mentionları açmaya cesaretiniz yok. Eh oda seçimleri yaklaşıyor o zaman tekno girişimcilerin size söyleyeceği bazı şeyler olacak. Rakam da veremiyorsunuz ben yardım edeyim:
"Yerli üretim koruması" diyorsunuz. Rakamlarla konuşalım.
2024'te sizin temsil ettiğiniz firmaların Çin'den ithalatı: 45 milyar dolar. Temu'nun Türkiye'deki toplam hacmi: 1.3 milyar dolar.
Siz 45 milyar dolarlık ithalatı yapıyorsunuz, sonra Temu'nun 1.3 milyar dolarina "yerli üretimi tehdit ediyor" diyorsunuz. Temu sizin ithalatınızın %3'ü bile değil. Tek farkı: Temu aracısız satıyordu, siz aracısınız. Simdi aracı olmadan ürün alamıyoruz, diyeceğim ürünleri ihtiyaca değil sürüm ve kara göre getirdiğiniz için ihtiyaç olabilecek şeylerin çoğunu alamayacağız bile.
"Büyük tehdit" dediğiniz YYP'den Türkiye'ye günlük 150.000 paket geliyordu. Yıllık 55 milyon paket. 85 milyon nüfusa bölün: Kişi başı yıllık 0.65 paket. Ortalama vatandaş yılda 1 paket bile almıyordu yurt dışından. Tüm bu düzenlemeler, vatandaşın yılda 1 kez bile yapmadığı alışveriş ama bir takım ithalatçıların tekelleşip karını maksimize etmesi için.
Alibaba'da 2 dolar telefon kılıfı, sizin "yerli markanızla" 500 TL. https://t.co/ZhYEm0dUWn'da 5 dolar ayakkabı, sizin "Türk markanizla" 2.500 TL. Ayni fabrika, ayni ürün, 20x fiyat farkı. Bu fark gümrük değil, vergi değil sizin tekel kariniz.
Muhafiyetler düşürülüp, gümrük kapandıktan sonra ne oldu? Hazır giyim ithalatı %18 artti. Üretim artmadı, kapasite %68'e düştü, 56.000 kişi issiz kaldı. Ayni ürünler geliyor sadece simdi sizin aracılığınızla, sizin fiyatınızla.
Katma değerden bahsediyorsunuz. Gerçek katma değer nedir biliyor musunuz?
Dream Games: 300 çalışanla 2 yılda 2.75 milyar dolar değer. Çalışan başı 9 milyon dolar.
Peak Games: 1.8 milyar dolarlık çıkış. Türkiye'ye net döviz girdisi.
Trendyol: 16.5 milyar dolar değerleme, 50.000 istihdam.
Sizin temsil ettiğiniz "yerli üreticiler"? Çin'den ithal et, etiket bas, 10x fiyatla sat. Çalışan başı değer: 50-100 bin dolar. 100 kat fark var. Teknoloji firmaları döviz kazandırıyor, siz döviz harcıyorsunuz. Onlar ihracat yapıyor, siz ithalat. Onlar değer üretiyor, siz rant.
Siz konteynerle Çin'den mal getirince "dış ticaret." Vatandaş kargoyla sipariş verince "vatan hainliği." Siz %1000 karla satınca "katma değer." Temu %50 karla satınca "haksız rekabet."
15 yıldır koruma üstüne koruma aldınız: 1.500 Euro, 150 Euro, 30 Euro, simdi sıfır. Her seferinde "yerli üretici, rekabet" dediniz. Sonuç: Hala net bir rakam ortaya koyamıyorsunuz, sadece fiyatları arttırıyorsunuz.
Türkiye'nin gerçek katma değer üreten teknoloji firmaları devlet desteği olmadan milyar dolarlık şirketler çıkarırken, sizin 100 yıllık ithalat/rant iş modeliniz sübvansiyonla, gümrük duvarıyla, korumacılıkla hala ayakta duramıyor.
"Yerli üretimi koruyoruz" demeyin, "ithalat tekelimizi koruyoruz" deyin. En azından dürüst olur.