ELAZIĞ'DAN HUKUKSUZLUĞA KARŞI SESLENİYORUZ!
10 Ekim 2025'teki "Selahaddin Eyyubi ve Kudüs'ün Fethi" konferansımızın duyurularında maruz kaldığımız saldırıları ve bugün Elazığ Adliyesi’nde yaşanan haksızlıkları kınamak için Elazığ PTT Meydanı’ndayız!
Baskılara ve zincirleme hukuksuzluklara karşı sessiz kalmayacağız!
Basın açıklamamızın tamamı videoda:
SistematikZulüm Devam Ediyor
#ElazığZabıtası
KAMUOYUNA DUYURU!
10 Ekim 2025’te Alparslan Kuytul Hocaefendi’nin katılımıyla gerçekleştirilecek olan “Selahaddin Eyyubi ve Kudüs” konulu konferansın duyurusu amacıyla asılan afişlerin Elazığ Belediyesi zabıta ekipleri tarafından toplatılması, hukuki dayanağı bulunmayan keyfi ve ayrımcı bir uygulama olarak hafızalara kazınmıştır.
Afişler toplatılırken, brandaların daha sonra zabıta müdürlüğünden teslim alınabileceği ifade edilmiş; ancak yapılan başvurulara rağmen brandalar sahiplerine verilmemiştir. Böylece konferansın duyuru faaliyetleri fiilen engellenmeye çalışılmıştır.
Brandalarını teslim almak amacıyla zabıta müdürlüğüne giden Furkan Hareketi mensupları ise müzakere süreci devam ederken ani ve haksız bir müdahaleye maruz kalmıştır. Olay sırasında bazı zabıta görevlilerinin demir korkulukları kırarak ellerine aldıkları ve bu şekilde müdahalede bulundukları, yargılama sürecinde kendi beyanlarıyla da ortaya çıkmıştır.
Yaşanan gerginlik sırasında olay yerine gelen polis ekipleri dahi zabıta görevlilerini sakinleştirmeye çalışmış, tarafların arasına bariyer kurmuştur. Buna rağmen, saldırıya uğradığını ifade eden kişiler değil; saldırıya maruz kalan Furkan Hareketi mensupları hakkında “görevi yaptırmamak için direnme” suçlamasıyla dava açılmıştır.
Davanın ilk duruşmasında izletilen görüntülerde, olaylara karışan zabıta görevlileri videolardaki kişilerin kendileri olduğunu kabul etmiş; kamu malına zarar verildiği iddiasına konu olan demir korkuluğun da bir zabıta görevlisi tarafından kırıldığı mahkeme huzurunda ikrar edilmiştir.
Öte yandan olay anına ait çok sayıda polis ve zabıta kamerası kaydı bulunmasına rağmen, müşteki olarak yer alan zabıtalara yönelik herhangi bir saldırıyı gösteren somut bir görüntü ortaya konulamamıştır.
Kamuoyunun vicdanına bırakıyoruz:
Konferans afişlerinin toplatılmasıyla başlayan süreçte, duyuru faaliyetlerinin engellenmesi, sert müdahaleler, sonrasında açılan davalar ve ortaya çıkan görüntüler birlikte değerlendirildiğinde, yaşananların tüm yönleriyle adil ve tarafsız bir şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
SistematikZulüm DevamEdiyor
#ElazığZabıtası
Elazığ’da Yaşanan Hukuksuzluklar Hakkında Kamuoyuna Duyuru!
10 Ekim 2025 tarihinde Elazığ’da gerçekleştirilen Kudüs konulu konferansın duyuru çalışmaları sırasında yaşanan saldırıları, sonrasında maruz kalınan hukuksuzlukları ve dün görülen dava sürecindeki haksızlıkları kamuoyunun vicdanına sunuyoruz.
SistematikZulüm DevamEdiyor
#ElazığZabıtası
Hem brandalarımızı haksız bir şekilde topluyorlar, hem brandalarını isteyen kardeşlerimizi darp ediyorlar üstüne de dava açıp şikayetçi oluyorlar. Zulüm üstüne zulüm!
SistematikZulüm DevamEdiyor
#ElazığZabıtası
*Olayın tanıklarından biri yaşadıklarını anlattı:*
“O gün sadece brandalarımızı geri istemek için gittiğimiz zabıta müdürlüğünde, zabıtaların demir sopalı saldırısına maruz kaldık. Hem suçlular hem güçlüler! Bu kadar şahide, bu kadar kamera kaydına rağmen bir de utanmadan şikayetçi olup dava açtılar. Arkalarında güvendikleri bir güç olmasa bu kadar cüretkar olabilirler miydi? Şu memlekette zerre kadar adalet olsa bunu yapabilirler miydi? Bu yaşananları halkımızın vicdanına sunuyoruz. Ahiret var, hesap var!”
SistematikZulüm Devam Ediyor
#ElazığZabıtası
Bu hareket son 11 yıldır birçok engellemelerle karşılaştı. Fakat bugüne kadar hiçbir engelleme bu hareketi durduramadı. Allah'ın durdurmadığını kimse durduramaz.
SistematikZulüm Devam Ediyor
#ElazığZabıtası
Bu hareket son 11 yıldır birçok engellemelerle karşılaştı. Fakat bugüne kadar hiçbir engelleme bu hareketi durduramadı. Allah'ın durdurmadığını kimse durduramaz.
SistematikZulüm Devam Ediyor
#ElazığZabıtası
Elazığ zabıtası 10 Ekim günü brandasına sahip çıkmak isteyen kardeşlerimizi darp etmişti.
Gerçekler saptırıldı mağdurlar sanık durumuna düşürüldü zabıta kardeşlerimizden şikayet oldu!
SistematikZulüm DevamEdiyor
#ElazığZabıtası
Furkan Hareketine Yönelik Sistematik Zulüm Devam Ediyor!
Engellemeler, haksız cezalar, hukuksuz uygulamalar ve açılan davalarla yıldırılmak istensek de bizler, hak bildiğimiz yolda meşru mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz!
SistematikZulüm DevamEdiyor
#ElazığZabıtası
Elazığ’da Kudüs Konferansı için asılan brandalara el koyan, brandalarını geri almak isteyen kardeşlerimize demir sopalar ve biber gazıyla müdahale eden zabıta ekipleri gerçekleri çarpıtarak kardeşlerimizden
"şikayetci oldu! "
SistematikZulüm DevamEdiyor
#ElazığZabıtası
Hem darp ettiler! Hem şikayetçi oldular!
Elazığ zabıtası 10 Ekim günü brandasına sahip çıkmak kardeşlerimizi darp etmişti.
Gerçekler saptırıldı mağdurlar sanık durumuna düşürüldü zabıta kardeşlerimizden şikayet oldu!
SistematikZulüm DevamEdiyor
#ElazığZabıtası
ELAZIĞ'DAN HUKUKSUZLUĞA KARŞI SESLENİYORUZ!
10 Ekim 2025'teki "Selahaddin Eyyubi ve Kudüs'ün Fethi" konferansımızın duyurularında maruz kaldığımız saldırıları ve bugün Elazığ Adliyesi’nde yaşanan haksızlıkları kınamak için Elazığ PTT Meydanı’ndayız!
Baskılara ve zincirleme hukuksuzluklara karşı sessiz kalmayacağız!
Basın açıklamamızın tamamı videoda: 👇
SistematikZulüm Devam Ediyor
#ElazığZabıtası
OSMANİYE ADLİYESİNDE YAŞANAN SKANDAL HAKKINDA ALPARSAN KUYTUL HOCAEFENDİ'DEN AÇIKLAMA
Osmaniye’de, Asliye Ceza Mahkemesinde görülen dava, artık bazı mahkemelerin adalet dağıtan makamlar olmaktan çıkarılıp siyasi talimatların uygulandığı yerlere dönüştürüldüğünü bütün açıklığıyla göstermiştir. Bu dava, haksız yere tutuklanan Furkan gönüllülerinin 19 Eylül 2022’de tahliyesi sonrası onları karşılamaya giden arkadaşlarımıza Osmaniye Emniyetinin yaptığı hukuksuz müdahalenin devamıdır.
Karşılama ve uğurlama kanunen suç değildir. Fakat Osmaniye Emniyeti zulmen hapse attırdıkları arkadaşlarımızın karşılanmasını hazmedememiş, karşılamayı suç kabul ederek insanlara sert şekilde müdahale etmiş, kardeşlerimizi darp ederek gözaltına almış, yetmemiş bir de Emniyetin yönlendirmesiyle Savcılık tarafından 14 kişi hakkında dava açılmıştır.
11 Mayıs 2026’da görülen duruşmada ise hukuk adına büyük bir skandal yaşanmıştır. Mahkeme Hâkimi sanıklara ve avukatlara karşı baştan beri kötü davranmış, sanıkları dinlememiş, sürekli sözlerini kesmiş, söylenenleri zapta geçmemiş, avukatlara hakaret etmiş ve savunma hakkını fiilen engellemiştir. Bir mahkeme salonunda sanık dinlenmezse, avukat susturulursa, ifadeler zapta geçirilmezse orada adaletten değil ancak tiyatrodan bahsedilebilir.
Masanın uç kısmında oturması gereken Savcının duruşma boyunca Hakimle yan yana oturarak sürekli fısıldaştığı ve Hâkimi yönlendirdiği görülmüştür. Hâkimin Savcının yönlendirmesiyle zapta geçen bazı ifadeleri sildirdiğine sanıklar ve avukatlar şahittir, sosyal medyaya düşen videoda da görülmektedir.
En büyük skandal ise mahkeme kâtibinin ekranı yanlışlıkla aşağı kaydırmasıyla ortaya çıkmıştır. Savunmalar henüz bitmeden, sanıklar ve avukatlar tam olarak dinlenmeden kararın önceden yazıldığı görülmüştür.
Bu ne demektir? Demek ki savunmalar dinlenmemekte; sanıkların, avukatların ve şahitlerin ne dediğine önem verilmemektedir. Demek ki karar, mahkemenin sonunda ve Hâkim tarafından verilmemekte, daha önceden ve talimatla verilmektedir. Demek ki bu dosyada hukuk değil, talimat işlemiştir.
Avukatlar bu açık hukuksuzluğu görünce haklı olarak redd-i hâkim talebinde bulunmuştur. Hâkim ise şahitlerin huzurunda defalarca bu talebi kabul ettiğini söylemiş, hatta “sana söz veriyorum” diyerek dosyadan el çekeceğini beyan etmiştir. Fakat sanıkları ve avukatları dışarı çıkardıktan sonra büyük ihtimalle Savcının ve Emniyetin yönlendirmesiyle sözünden dönmüş ve herkesin gözü önünde kabul ettiği redd-i hâkim talebini reddettiğini zapta geçirmiştir.
Bir Hâkim kendi verdiği “redd-i hâkim talebini kabul” kararından niçin döner? Bu karardan dönmesi Hâkimin başka güçlerin talimatıyla karar verdiğinin apaçık delilidir.
Duruşma boyunca yaşananlar gösteriyor ki bu dosya bir hukuk dosyası değil, siyasi bir dosyadır. Bu dava, Furkan gönüllülerini cezalandırma ve sindirme davasıdır.
Biz bu hukuksuzluğu Hâkimler ve Savcılar Kurulu’na taşıdık, söz konusu Hâkim ve Savcı hakkında şikayetçi olduk. Eğer bu dosya bu Hâkimde kalmaya devam ederse bu zulme sessiz kalmayacağız ve bu hukuksuzlukları tüm dünyaya duyurmaya devam edeceğiz.
Bir ülkede suçlu olan Emniyet olduğu halde savcılar Emniyetin talimatıyla suçsuz insanlar hakkında iddianame hazırlarsa, mahkemeler talimatla hareket ederse, savunmalar dinlenmeden kararlar yazılırsa, hâkimler savcıların ve Emniyetin yönlendirmesiyle hareket ederse, sanıkların ifadelerinden hoşuna gideni ve işine geleni yazar işlerine gelmeyeni yazmazsa orada hukuk devleti yok demektir.
Osmaniye’de yaşanan bu olay sadece 14 kişinin meselesi değildir. Bu mesele, Türkiye’de adaletin ne hale getirildiğinin açık bir göstergesidir. Zulme razı olmayacağımızı, haksızlığa boyun eğmeyeceğimizi ve adalet yerini buluncaya kadar bu davanın takipçisi olacağımızı buradan ilan ediyoruz.
OsmaniyeAdliyesinde Skandal
#OsmaniyeAdliyesi